Ana içeriğe atla

Suriyeli mülteci sorunu kontrolden çıkıyor

Suriyeli mülteciler düzenli olarak yerel halkın öfkesine maruz kalırken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu gidişattan muhalefeti sorumlu tutuyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Türkiye’nin Suriyeli mülteciler sorunu büyüyüp, derinleşirken, ufukta bir çözüm görünmüyor. Ülkenin dört yanında toplumsal gerginliklere yol açan sorun kontrolden çıkabilir.  Suriyeliler ile yerel halk arasındaki gerginlik yalnızca Suriye sınırındaki kentler ya da kasabalarda yaşanmıyor. Suriye sınırından uzakta ve geniş nüfusu sayesinde dışarıdan gelenleri hazmetme kapasitesi daha büyük olan kimi şehirlerde de benzer bir durum söz konusu.

İstanbul da 14 milyonluk nüfusuyla bu şehirlerden biri. İstanbul Valisi sokaklarda yaşayan ve dilencilik yapan mültecilerin şehirden sınır dışı edilerek Suriye sınırındaki kamplara geri gönderilmesi de dahil katı tedbirler içeren bir uygulamanın başlatılacağını açıkladı.

Ancak bu açıklama sınır bölgelerindeki şehirlerde rahatsızlık yarattı. Bu arada tüm bu gelişmeler, Türkiye’nin Suriye’deki Beşar Esad rejiminden kaçan mültecilere yönelik açık kapı politikasının devam edeceğini vurgulayan hükümeti zora sokuyor.

Suriyeli mülteciler konusu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da yarışacağı cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhalefetin eline koz veriyor. Erdoğan ise isim vermese de kendinden emin bir şekilde Gaziantep, Adana ve Kahramanmaraş gibi şehirlerde yaşanan olayların arkasında kimler olduğunu bildiğini söylüyor.

Sakarya’daki mitingde bu konuya değinen Erdoğan, 1 milyon 150 bin Suriyelinin Türkiye’ye sığındığını anımsatarak şöyle konuştu: “Biz bunları bombalara mı terk edelim? Son günlerde Suriyeli kardeşlerimize yönelik maalesef bazı yerlerde provokatif eylemler var. Ben kimler tarafından bunların yapıldığını biliyorum, bunu bu süreçte bunu seslendirmeyeceğim. Ama gerekirse açıklarım".

Adana’da yaşanan olaylarda, bazıları satırlı ve yüzleri maskeli bir grup Suriyelilerin dükkanlarına saldırdı. Gaziantep’te ise Suriyeli bir sürücünün yaya bir kadın ve yanındaki 5 yaşındaki kızına kazayla çarpıp yaralaması üzerine çıkan gerginlik Suriyelilere yönelik bir diğer saldırıya yol açtı.

Suriyeli plakalı araç Türk bayrakları taşıyan ve milliyetçi sloganlar atan öfkeli kalabalığın elinden zar zor kurtulurken, bu öfkeden çevredeki Suriyeli esnaf da nasibini aldı.

Yerel yetkililer ise bu tür olayları büyütmemeye çalışıyor. Yerel basında çıkan haberlere göre, Adana’daki yetkililer olaylardan Suriyelilerden haraç toplamaya çalışan bir çetenin sorumlu olduğunu açıkladı.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) Gaziantep milletvekili ise saldırganların dışarıdan gelen ve yerel halkı Suriyelilere karşı kışkırtmak isteyen kişiler olduğunu söyledi.

Bu kentlerdeki gözlemcilere göre ise gerginliğin altında mültecilerin gelmesiyle ortaya çıkan ekonomik sıkıntılar ve toplumsal sorunlar yatıyor. Zira, Suriyeliler yalnızca iş yerlerini almakla değil, istihdamı azaltmak ve asgari ücretin altında çalışmaya razı olarak maaşları düşürmekle de suçlanıyor.

Örneğin, Gaziantep’teki yetkililer, resmi verilere göre 1.8 milyon nüfuslu şehirde 200 bini aşkın Suriyelinin yaşadığını, ancak yerel halka göre bu sayının yarım milyona ulaştığını belirtiyor.  

Çevre kasabalar ve köylerden gelen göçmenler Gaziantep ve diğer Güney Doğu Anadolu kentlerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Zira bu kentlerin iç göçü hazmetme kapasiteleri sınırlı. Al-Monitor’dan Mehmet Çetingüleç de 9 Temmuz’daki yazısında bu konudaki sorunları ayrıntılı bir şekilde anlatmıştı.

Bu arada, Suriyeli mültecilerden kaynaklanan toplumsal sorunlardan sadece Güney Doğu değil, başka şehirler de etkileniyor. İstanbul’un sokaklarında yaşayan ve dilencilik yaparak geçinmeye çalışan Suriyelilerin sayısındaki artış da yerel nüfusu rahatsız etmeye başladı. İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu konuya ilişkin “ciddi bir uygulama” başlatılacağını açıkladı.

Valinin verdiği bilgilere göre şu an İstanbul’da 67 bin Suriyeli yaşıyor. Mutlu bu sayının artmasının beklenmediğini söylerken, pek çok kişi bu konuda resmi bir sayım yapılmadığına işaret ederek, bu rakamı inandırıcı bulmuyor. Kimi iddialara göre kente gelen Suriyeli sayısı 200 bini bulmuş durumda.

Bu aşamada gerçek verilere ulaşmak mümkün görünmüyor ve toplumsal hissiyat gerçeklerden ziyade algıyla besleniyor. Mutlu ise İstanbul’a gelen Suriyelilerin büyük bölümünün iyi eğitimli ve kendi ayakları üzerinde durabilen Suriyeliler olduğunu kaydetti.

Mutlu’ya göre, sokaklarda dilenen mültecilerden maddi durumu iyi olan Suriyeliler de memnun değil, zira bu durum, bütün Suriyelilerin itibarına zarar veriyor. Sokaklarda yaşayan yüzlerce Suriyelinin İstanbul yakınlarında kurulan kamplara yerleştirildiğini belirten Mutlu 500’den fazla Suriyelinin ise Şanlıurfa’ya gönderildiğini kaydetti.

Mutlu ayrıca şehri terk etmemekte direnen ve kamplara gitmeyi reddeden Suriyelilere ilişkin yeni bir düzenleme üzerinde çalıştıklarını da belirtti. Bu sözler ise Suriyelilerin kentten sınır dışı edilerek, Suriye sınırına yakın kamplara gönderileceği şeklinde yorumlandı.

Resmi verilere göre, şu an Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin sayısı bir milyonu biraz aşmış durumda. Toplumsal algı ise bu sayının 1.5 milyona ulaştığı hatta bunu aştığı yönünde. Mültecilerin 220 bini çoğu Suriye sınırında bulunan 24 mülteci kampında yaşıyor.

Uluslararası gözlemciler, bu kamplardaki yaşam koşullarının dünya standartlarının üzerinde olduğunu doğruluyor. Ancak Türkiye’nin sorunu kampların dışında çoğu Güney Doğu’da ve kötü koşullarda yaşayan Suriyelilerle ilgili.  

Orta Doğu uzmanı akademisyen ve köşe yazarı Sedat Laçiner de 18 Temmuz’da bu konuya değinerek, Suriyelilerin ülkeye daha homojen bir şekilde dağılmaları halinde hazmedilmelerinin daha kolay olabileceğini ve sorunların belli bölgelerde yaşanan yoğunlaşmadan kaynaklandığını yazdı: “Doğru, Türkiye 76 milyon nüfuslu büyük bir ülke olarak Ürdün ve Lübnan kadar zayıf değil. Ancak 1-1,5 milyon mülteci hiçbir ülkenin kolayca karşılayabileceği bir rakam da değil... Bu manzaraya baktığımızda Türkiye’nin çok ağır güvenlik riskleriyle karşı karşıya olduğunu söyleyebiliriz.”

Hükümetin Suriye’ye ilişkin tahmin ve beklentileri oldukça ters gitti. Ufukta, Suriye sorununa, Türkiye’nin mülteci problemini rahatlatacak bir çözüm görünmüyor ve Laçiner gibi düşünen Türkiyelilerin sayısı giderek artıyor. Bu arada, sokakların Suriyelilere yönelik öfkesi de yükselişte ve Erdoğan’ın bu konuda, içerideki rakiplerini töhmet altında bırakan üstü kapalı suçlamaları bu gerçeği değiştireceğe benzemiyor.

More from Semih Idiz