Ana içeriğe atla

Erdoğan nefret söylemini görmezden geldi

Hükümet sessizliğini korurken, Yıldız Tilbe’nin anti semit tweetleri AKP çevrelerinden destek aldı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
BsQtHl2CUAAa7fa.jpg

Güzel bir yüze sahip olmak acımasız bir ırkçı olmaya engel değil. İsrail’in aşırı sağ Yahudi Evi partisinin parlamento (Knesset) üyelerinden Ayelet Shaked Facebook’ta Filistinliler hakkında paylaştığı yorumlarla bunu kanıtladı. Öyle ki, bu yorumlar üzerine Yahudi bir köşe yazarı İsrail pasaportunu yakmak istediğini açıkladı. İsrail’in Gazze’ye düzenlendiği ve bölgede yaşayanları sivil ayrımı gözetmeden toplu olarak cezalandırdığı elim operasyonu Türkiye’deki ırkçılığın ve anti-Semit söylemin en kötü yansımalarından birini ortaya çıkardı, yani şarkıcı Yıldız Tilbe’nin tweetlerini.  

Kürt asıllı şarkıcı Tilbe’nin İsrail operasyonu üzerine attığı oldukça saldırgan tweetler liberal kesimlerden tepki çekti. Ne var ki, Tilbe’ye Adalet ve Kalkınma Partisi’nden (AKP) gelen destek önemliydi. Bu, Türkiye’de anti-Semitizm’in her zaman tetikte beklediğini gösteriyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Tilbe’nin açıklamalarına sessiz kalması ise anlamlı. Zira, Başbakan geçmişte anti-Semitizm ile İslamafobiyi aynı derecede kötü suçlar olarak tanımlamıştı.   

Tilbe’nin 10 Temmuz’daki tweetleri şöyleydi: “Allah hitlerden razı olsun, bunlara az bile yapmış, ne kadar haklıymış adamcağız (...) Bu Yahudilerin sonunu gene Müslümanlar getirecek Allah’ın izniyle az kaldı az”. Liberal çevrelerin tepkisi gecikmedi ve çoğu tepkisini gösterirken İsrail operasyonunu kınadıklarını da vurguladı.

Kimileri Tilbe’ye İsrail’in Filistin politikalarıyla, anti-Semitizm arasında ayrım yapamadığı için çıkıştı. Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek ise hızla Tilbe’nin avukatlığına soyundu.

Tilbe’nin tweetlerinin hemen ardından “Bütün sağ duyulu arkadaşlarımı da atacakları mesajlarla Tilbe’yi alkışlamaya davet ediyorum” diye yazan Gökçek, diğer sanatçıları aynı hassasiyeti göstermedikleri için eleştirdi.

Tilbe, öfkeli liberal takipçilerinin, zekasını sorgulayan tepkileri üzerine Hitler’li tweetini sildi ve ona atıf yaptığı için pişmanlık duyduğunu açıkladı. Ancak İsrail konusunda geri adım atmadı ve 14 Temmuz’da şöyle yazdı: “Musevilere saygım sonsuz ama Allah İsrail’in belasını versin! Amin!”. Ancak olan olmuştu ve geri atmaya çalıştıysa da Tilbe takipçilerinin gözünde kaybettiği itibarı yeniden onaramadı.

Radikal’in Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Can, “Ayelet Shaked mi Yıldız Tilbe mi?” başlıklı 15 Temmuz’daki yazısında bu konuya değindi. İki ülkede de Tilbe’nin mantığıyla düşünen pek çok insan bulunduğunu yazan Can, Tilbe’nin bu nedenle pişmanlık duymak yerine, konunun üzerine gittiğini kaydetti.

İsrail politikalarını eleştirmekle -Batı’nın da yaptığı gibi- anti-Semitizm’i reddetmek arasındaki farkı vurgulayan Can şöyle yazdı: “İsrail hükümetinin Gazze’de yaptığı insanlık dışı katliamlara karşı çıkmak için illa Yahudi düşmanı mı olmak gerekiyor? Irkçılık, ayrımcılık yapmadan bir ırka-ülkeye-topluluğa mensup insanların yaptığı yanlışları yerden yere vuramaz mıyız? Bu kadar mı zor?”.

Türk Musevi Cemaati de Tilbe’nin paylaşımlarına resmi internet sitelerine yüklenen bir açıklamayla tepki gösterdi: “Irkçı ve nefret yayan sözleri ve yaklaşımı esefle kınıyor, Türk Ceza Kanunu’ndaki nefret yasası kapsamında  bu söylemlerin değerlendirilerek gereken hukuki işlemlerin yargı yetkilileri tarafından bir an evvel başlatılacağına inanıyor ve bekliyoruz.”

İsrail Başkonsolosu Moshe Kamhi de Tilbe’nin paylaşımlarına karşı sert çıktı. Erdoğan gibi Kasımpaşa doğumlu olan ve ailesi İsrail’e göçünceye kadar çocukluğunun bir bölümünü orada geçiren Kamhi şöyle konuştu:“Bu sözde sanatçı bozuntusunun lafları ciddiye alınmayacak kadar aşağılık, kınanacak ifadeler ve son derece vahimdir”. Kamhi, Yahudi Soykırımı’nın son yıllarda Türkiye’deki müfredata dahil edildiğini ve Uluslararası Yahudi Soykırımı’nı Anma Günü’nün 26 Ocak’ta Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın katılımıyla düzenlenen bir törenle anıldığını hatırlattı.  

Kamhi Tilbe’nin paylaşımlarına ilişkin yasal işlem başlatılması gerektiğini de belirterek, bunun bir nefret suçu olduğunu söyledi. Ancak yargının bu çağrıya kulak verip vermeyeceği belirsiz. Ülkede kendilerini kısmen güvenli hisseden Türkiyeli Musevilerin konuyu yargıya taşımayacakları ise açık.

Erdoğan ve hükümet üyelerinin konuya sessiz kalması da manidardı. Geçmişte Türkiye’deki anti-Semit söylemlere ilişkin açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı’ndan da ses çıkmadı. Ne var ki, Erdoğan Mayıs’ta Köln’de yaptığı konuşmada, Türkiye'nin evrensel değerlerinin, Avrupa değerlerinin güçlenmesine en büyük katkıyı sağlayacağını kaydederek, İslamofobi, anti-Semitizm gibi nefret suçlarıyla mücadelede Türkiye'nin örnek teşkil edeceğini belirtmişti.

Erdoğan’ın Tilbe’ye yönelik sessizliği bu iddiayı baltalıyor, başkentin belediye başkanının şarkıcının sözlerine verdiği destek de durumu daha da vahimleştiriyor.

Siyaset arenasında Tilbe’yi kınayan tek parti ise CHP oldu. Partinin genç isimlerinden Aylin Nazlıaka şöyle konuştu: “Bu sanatçımız son derece nefret kokan ırkçı bir tweet atabiliyor. Buna şaşırmamız gerekli. Hatta demokrasi ile yönetilen ülkelerde bu kişiye dava açılması gerekir”

Nazlıaka’nın açıklamaları da bir sanatçının kolayca anti-Semit beyanlarda bulunmasına kitlesel bir tepki olmamasının ve hatta başkentin belediye başkanının bu sözlere verdiği desteğin yarattığı şaşkınlığı yansıtıyor.

Kimilerine göre, Türkiye’nin 2. Dünya Savaşı’nın yıkımına maruz kalmaması genç nesillerin Hitler ve Nazi Rejimi’nin caniliklerini öğrenememesine neden oldu. Bu da anti-Semit beyanların aldığı toplumsal desteği açıklamayı kolaylaştırıyor, bilhassa da Filistinliler’in İsrail’den eziyet gördükleri bir dönemde… Ancak, Başbakanın anti-Semitizm’le mücadele edeceğini açıkça ilan ettiği bir ülkede bu  teori mevcut gerçekliği tam olarak açıklamaya yetmiyor. Son olaya ilişkin tepkisini ortaya koyması gereken Erdoğan sessiz kaldı.  

More from Semih Idiz

Recommended Articles