Ana içeriğe atla

Türkiye’de enflasyon alarm veriyor

Nisan ayı rakamlarıyla birlikte Türkiye’de çekirdek enflasyon yüzde 10.05’e ulaştı. Enflasyonda bu seviye korunur ya da yukarı doğru gitmeye devam ederse, hükümetin şikâyet ettiği yüzde 10’luk faiz oranı bile enflasyona set çekemeyebilir.
A vendor sells potatoes and other vegetables to a customer in an open market in central Ankara February 5, 2014. The humble potato has become a factor in Turkey's political and economic turmoil as prices of the staple soar, hurting the living standards of poorer Turks just before the ruling AK Party's toughest election test in a decade. At a market in the lower-income Istanbul suburb of Kucukcekmece, potatoes sell for between 3 and 4 lira ($1.33 and $1.77) a kilogramme, up from slightly more than 1 lira at

Türkiye’de Nisan ayı enflasyon rakamlarında rekor üstüne rekor kırıldı. Tüketici fiyatları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9.38 arttı, “çekirdek enflasyon” ise yüzde 10.05’e ulaştı.

Peki, bu rakamlar ne anlama geliyor?

Tüketici fiyatları 2012 Nisan ayından beri bu seviyeye çıkmamıştı. Son 2 yılın rekoru kırılmış oldu. Çekirdek enflasyonda ise 2008 yılının Ekim ayından bu yana en yüksek rakama ulaşıldı. Yani son 6 yılın rekoru kırıldı.

“Çekirdek enflasyon” mevsimsel ve dış etkilerden arındırılmış olduğu için “gerçek enflasyon” olarak adlandırılıyor. Çünkü bu rakamlar “özel imalat sanayi fiyat endeksini” yansıtıyor. Çekirdek enflasyondaki yükseliş, “enflasyonda görünümün bozulduğunu ve fiyat artışlarının yayılma eğilimine girdiğini” gösteriyor.

Mart ayında çekirdek enflasyon yüzde 9.3’le 2007’den bu yana en yüksek seviyeye ulaşmıştı. Nisan ayında ise çift haneli rakama yükseldi.

Yüzde 10.05 seviyesindeki çekirdek enflasyon, yüzde 10’luk faiz barikatını aştığı için ayrı bir önem taşımakta. Bu rakam aşağı inmeden, faizleri aşağı çekmek oldukça zor. Enflasyon yüksek seyrederken piyasanın faizle test edilmeye çalışılması halinde, döviz kurunda yeni bir dalgalanma riski bulunuyor.

Aylık enflasyonda beklentiler aşıldı

Piyasadaki genel beklenti tüketici fiyatlarının Nisan ayında yüzde 1’in altında artacağı yönündeydi. Ama yüzde 1.3’lük artış en kötümser tahminleri bile geride bıraktı.

Böylece Mart ayında yüzde 8.4’e yükselen yıllık tüketici fiyatlarındaki artış, Nisan ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9.38’e çıkmış oldu.

Kuraklık ve don tehdidi

Fiyat artışında Nisan ayının rekortmeni yüzde 13.10 ile giyim ve ayakkabıda. Gıda ve alkolsüz içeceklerde aylık artış yüzde 1.42, yıllık artış yüzde 13.15’e ulaştı. Böylece geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13.85 ile en yüksek artışı gösteren ulaştırma grubundan sonraki en büyük fiyat artışı gıda ve alkolsüz içeceklerde görülmüş oldu. 

Bu yıl Türkiye’de yaşanan kuraklık ve don gıda fiyatları için pusuda bekleyen bir tehdit durumunda. Nitekim Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar, dondan zarar gören ürünlerin hasadına henüz başlanılmadığını, bu ürünler piyasaya çıktığında fiyatların daha da artabileceğini söyledi.

Şimdi ne olacak?

Merkez Bankası bundan sonra piyasa ile siyasi irade arasında iyice sıkışacak gibi görünüyor.

Ancak çekirdek enflasyonun altında olan yüzde 10 seviyesindeki “politika faizi” en azından bir iki ay daha aynı seviyede kalabilir. Zaten piyasada günün en çok işlem yapılan faiz seviyesi (gösterge faiz) yüzde 9’lara düşmüş durumda. Merkez Bankası herhangi bir indirime gitmese dahi piyasa gelişmelere göre kendi ayarını yapıyor.

Eğer Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın geçen hafta söylediği gibi “Mayıs ayı zirve seviyesi” olacak ve daha sonra düşmeye başlayacaksa iki ay sonra indirim gündeme gelebilir. Ama enflasyonda bu seviye korunur ya da yukarı doğru gitmeye devam ederse, yüzde 10’luk faiz oranı bile enflasyona set çekemeyebilir.

Nitekim açıklanan son rakamlar yatırım kuruluşlarının enflasyon beklentilerini yenilemelerine yol açtı. Tahminler revize ediliyor.

İş Yatırım, yıl sonu için Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) tahminini yüzde 7.6’dan, yüzde 8.3’e yükseltti. Raporda “çekirdek enflasyondaki yükseliş ve süregelen kuraklık tüketici enflasyonu için yukarı yönlü sinyaller verirken, beklentilerin üzerinde büyüyen bir ekonomi, üreticilerin maliyet artışlarını tüketici fiyatlarına yansıtmaları için elverişli bir ortam oluşturuyor” denildi. 

OdeabankHYPERLINK "http://uzmanpara.milliyet.com.tr/haber-detay/gundem/1778/" raporunda ise yılsonu beklentilerinin yüzde 7.5’ten yüzde 8.2’ye yükseltildiği bildirildi. Raporda “22 Mayıs’taki toplantıda Merkez Bankasının faiz indirim olasılığını tartışsak da enflasyon görünümü düzelene kadar bir değişiklik yapmayacağını düşünüyoruz” görüşüne yer verildi. 

Hükümet ne düşünüyor?

Yükselen enflasyona Hükümet cephesinden gelen yorum ise “ekonomistleri” şaşırtacak nitelikte. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi yüksek enflasyonun yüksek faizden kaynaklandığını söyledi.

Faizlerdeki artışın döviz kurundaki ateşi düşürüp fiyatların daha fazla şişmesini önlediği düşünülürken, Ekonomi Bakanı’nın yaptığı açıklama şöyle: “Yaşadığımız olumsuzluklardan kaynaklanan bir sonuçtur. Yaşadığımız o ateşli dönemle ilgili bir sonuç. En son dönemde, yaklaşık olarak 27-28 Ocak itibariyle Türkiye’de faizlerin beklentilerin üzerinde yukarı doğru çıkmasının da enflasyon üzerinde etkisi olmuştur. Faiz oranları doğrudan katlanılan bir maliyettir.”

Özetle Nisan ayı enflasyon rakamlarının yüksek çıkması, Türkiye’de yeniden faiz tartışması başlatmış durumda. Yaygın kanı, Mayıs ayında artış devam edeceği için Merkez Bankası’nın bu ay sonunda yapacağı Para Politikası Kurulu toplantısından da “faiz indirimi” kararının çıkmayacağı yönünde.

Çünkü 2 yıldır gerçekleşen enflasyon oranları Merkez Bankasının tahminlerini bile aşmış durumda. Geçen yıl 31 Ekim’de enflasyon raporunu açıklayan Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı “enflasyon yüzde 70 olasılıkla 2013 yılı sonunda yüzde 6,3 ile yüzde 7,3 aralığında, 2014 yılında ise yüzde 3,8 ile yüzde 6,8 aralığında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir” demişti.

2013 yılı enflasyonu yüzde 7,4 oranında gerçekleşirken, Merkez Bankası 2014 yılı enflasyon rakamını geçen hafta yüzde 6,6 ‘dan 7, 6’ya revize etmek zorunda kalmıştı.

Hükümet ve bürokrasi ne derse desin, sonuçta piyasa belirleyici olmaya devam ediyor.