Ana içeriğe atla

Suriyeli Kürtler IŞİD saldırılarında Türkiye ile İran’ı suçluyor

Suriye’deki başlıca Kürt örgütü Demokratik Birlik Partisi’ne göre IŞİD’in Kürt gruplarla savaşması, Suriye hükümetine yarıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Demonstrators hold Kurdish and Syrian opposition flags during a protest against Syria's President Bashar al-Assad in Kobani, near Aleppo, July 16, 2012. Picture taken July 16, 2012. REUTERS/Shaam News Network/Handout (SYRIA - Tags: POLITICS CIVIL UNREST CONFLICT) FOR EDITORIAL USE ONLY. NOT FOR SALE FOR MARKETING OR ADVERTISING CAMPAIGNS. THIS IMAGE HAS BEEN SUPPLIED BY A THIRD PARTY. IT IS DISTRIBUTED, EXACTLY AS RECEIVED BY REUTERS, AS A SERVICE TO CLIENTS - RTR350D5

KAMIŞLI, Suriye — Kürt Halk Savunma Birlikleri (YPG) Sözcüsü Redur Xelil, kuzey Suriye’deki Kürtler ile El Kaide’den kopan Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) arasında yoğunlaşan çatışmaları Al-Monitor’a değerlendirdi. YPG, ilk defa Suriye dışındaki Kürtlere de harekete katılmaları için açıkça çağrı yaptı.

Daha önce El Kaide’nin kolu olarak bilinen IŞİD, 15 Mart’tan bu yana Halep vilayetindeki Kürt nüfuslu Kobani kentine saldırılar düzenliyor. Kobani, Kürtlerin özerk kanton yönetimi ilan ettiği Türk sınırındaki üç bölgeden biri.

Kobani, Kürt güçlerin Kürt nüfuslu bölgeleri kontrol etme mücadelesinde 19 Temmuz 2012’de ele geçirdikleri ilk kent olarak simgesel öneme sahip. YPG’nin kuruluşu da 2012’de bu kentte ilan edilmişti. Xelil “Kobani, Rojava’da rejimin elinden kurtarılan ilk şehirdi.” diyor.

Xelil’e göre Kobani’ye yönelik saldırıların iki ana gerekçesi var. Birincisi, IŞİD’in bölgedeki etkinliğini yayma hedefi. İkincisi de Kürtler karşısında zorlanan rejim, “Kürtlerin yeni demokrasi tecrübesini ortadan kaldırmak için” onları zayıflatmaya dönük bir kampanyanın içinde olabilir.

Saldırıların arkasında rejimin olduğunu düşünenler, sadece YPG ve Demokratik Birlik Partisi (PYD) gibi PKK bağlantılı Kürt grupları değil. Onlara rakip olan ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin desteklediği Kürt Ulusal Konseyi (KUK) de rejimin bu saldırılarda parmağı olabileceğini düşünüyor.

KUK üyesi İsmail Heme, Al-Monitor’a şöyle konuşuyor: “Rejim, aynı anda hem IŞİD’i hem PYD’yi zayıflatmak için bu oyunu oynuyor olabilir.”

Kamışlı’da sivillerin hayatına mâl olan IŞİD intihar eylemlerinin ardından Suriye hükümet güçleri de 12 Mart’ta aynı kentte bir YPG mensubunu öldürdü. Xelil “Rejim, Kürtleri zayıflatmaya çalışıyor. IŞİD’le mücadele ettiğimizi biliyorlar. IŞİD’le savaşıyor olmamız, hiç kuşkusuz ki rejimin işine geliyor.” şeklinde konuşuyor.

Aralarında PYD lideri Salih Müslim’in de olduğu kimi Kürt siyasiler, IŞİD saldırılarından Türkiye ile İran’ı da sorumlu tutuyor. Xelil de “Bu işin içinde İran parmağı olduğunu düşünüyorum. IŞİD’in Kobani’deki saldırısını böyle izah edebiliriz.” diyor.

YPG, Cezire olarak da bilinen Haseki eyaletini tecrit edilmiş Kobani bölgesine bağlayan yolu, diğer Kürtlerin desteğiyle alabileceklerine inanıyor. Xelil “Bize destek verirlerse Cezire-Kobani yolunu açabiliriz.” diyor.

YPG, 24 Mart’ta İran, Irak, Türkiye ve Suriye’deki tüm Kürt gruplarına Suriye’deki Kürt bölgelerini tehdit eden cihatçılara karşı birleşme çağrısı yaptı. Xelil, bu konuda şöyle diyor: “Saldırılar, genel anlamda Kürt varlığını hedef alıyor. Bunların Kobani ile sınırlı kalacağını sanmıyorum. Kürt halkının tamamı tehdit altında. Bu nedenle, Kürtlerin IŞİD’e karşı birleşmesi için açıklama yaptık.”

YPG, şu ana dek bölgedeki diğer Kürt gruplardan sahada herhangi bir fiili destek almış değil. Bir tek YPG’nin kuruluşuna yardım eden PKK, destek vereceğini açıkladı. Irak’ın sarp Kandil dağlarında konuşlu bazı PKK gerillalarının Kobani’ye doğru yola çıktığı söyleniyor.

PKK komutanı Murat Karayılan, bu konuda alışılmamış bir açıklama yaparak şöyle dedi: “Başta Rıha (Türkiye’nin Urfa ili) gençliği olmak üzere, kuzey (Türkiye’nin Kürt nüfuslu bölgeleri) gençliği, yönünüzü Kobani’ye verin ve gidip Kobani direnişine katılın.”

Urfalı bir Kürt olan YPG savaşçısı İbrahim Kıvık, Kobani’de IŞİD’e karşı savaşırken 19 Mart’ta hayatını kaybetti.

Urfa, Kürt hareketi için simgesel bir önem taşıyor. Kobani bölgesine komşu olan Urfa, aynı zamanda PKK lideri Abdullah Öcalan’ın memleketi. Türkiye’deki Kürt yanlısı Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), 30 Mart yerel seçimlerinde Urfa’yı almak istiyor.

YPG sözcüsü Xelil’e göre, başka ülkelerden Kürtlerin Suriye’de Kürt özerkliğini pekiştirmek adına mücadeleye katılması, meşru bir talep: “Nitekim Kürtlere kaşı savaşan IŞİD’de dünyanın dört bir yanından savaşçılar yer alıyor. Dolayısıyla Kürdistan’ın her tarafından insanların bize katılmasını istemek de bizim hakkımız.”

Başka ülkelerden Kürt savaşçıların YPG’ye katılımı, şu ana dek münferit bir olaydı. YPG de genelde Suriye dışındaki Kürtleri saflarına katma gibi bir yaklaşıma sahip değildi. Xelil, durumun şimdi değiştiğini söylüyor: “Artık tüm Kürtlerin katılımına açığız. Çünkü Kürt halkının varlığını tehdit eden bir savaş söz konusu.”

Ancak Barzani destekli KUK’un içinde yer alan Suriye Kürt Demokrat Partisi’nin (KDP-S) lideri Abdulhakim Beşar, Suriye’de YPG bayrağı altında savaşmayacaklarını, bunu sadece Kürdistan bayrağı altında yapacaklarını söyledi.

KUK’taki partilere göre Suriyeli Kürtler, Barzani destekli KUK ile PKK destekli PYD arasında kasım 2012’de Erbil’de varılan anlaşmayı temel alarak birleşik bir ordu kurmalı.

Al-Monitor’a konuşan YPG’nin kadın savaşçılarından Heval Mizgin, Barzani’nin Suriye ve Irak’ın Kürt bölgeleri arasındaki sınırı kapattığını, dolayısıyla YPG’yi desteklemesinin beklenmediğini düşünüyor: “Onlar Rojava devrimini kabul etmiyor ki ona destek olsunlar.”

Kobani’deki Kürtlere yardımı zorlaştıran bir diğer etmen, bölgenin üç yandan IŞİD tarafından sarılmış olması ve Ankara’nın da Kobani yönetiminden bir heyetin bu konuda Türkiye’yi ziyaret etmesine rağmen bölgedeki sınır kapısını hâlen kapalı tutuyor olması.

Dahası, Suriye’deki Kürt bölgeleri, yekpare bir alan oluşturmuyor. Aralarında Kürt, Arap ve Türkmenlerin yaşadığı karışık nüfuslu bölgeler var ve bunların çoğu, IŞİD tarafından kontrol ediliyor.

Mizgin, “Afrin ve Kobani’ye giden tüm yolları (IŞİD’den) temizlemek istiyoruz.” diyor.

Suriyeli Kürt gruplarının tümü, Suriye-Türkiye sınırındaki çoğu kenti tarihsel Kürt anayurdunun parçası olarak görüyor ve Azaz, Manbic, El Bab, Carablus ve Tel Abyad gibi bölgelerin Suriye devleti tarafından Araplaştırıldığını söylüyor.

Xelil, konuya ilişkin şöyle diyor: “Bu bölgelerin, bilhassa da Afrin’den Derik’e kadar Türk sınırındaki yerlerin Kürt oluşu, tarihsel gerçeklere dayanıyor. Ancak Baas rejimi sırasında bu topraklar Kürtlerin elinden alındı ve Arap nüfusu arttı.”

YPG bu bölgeleri almaya çalışırsa, Arap ve Türkmenlerin yaşadığı yerleri işgal etmekle itham edilebilir. Bu durum, daha önce yaşandı. 22 Şubat’ta Arap nüfuslu Tel Brak kasabasını ele geçiren YPG, Arapların insan haklarını ihlal etmekle suçlandı. IŞİD, kasabayı Kürtlere yönelik saldırılar düzenlemek için kullanıyordu. Neticede YPG, güvenliği yerel Arap aşiretlerine devrederek bu kadim kasabadan çekildi ve Afrin, Kobani, Haseki, Halep ve Rakka’daki askeri harekâtlarını durdurdu.

Xelil, konuya ilişkin şöyle diyor: “Tüm bu hassasiyetlerden dolayı siyasi çözüme ihtiyaç var. Ancak Kobani örneğin şu an kuşatma altında. Dolayısıyla, gerekirse güç kullanabiliriz, her ne kadar bu, bölgede yaşayanlarla aramızda sorun çıkarabilecek olsa da.”

Xelil, sözlerini IŞİD’i uyararak tamamlıyor: “Kürtlere karşı saldırılar devam ettikçe biz bu mücadeleyi bırakmayacağız.”

More from Wladimir van Wilgenburg (Syria Pulse)