Ana içeriğe atla

Suriye hükümeti üniversitelere Kürtçe dersi koydu

Suriye yönetimi Kürt azınlığa başka bir havuç daha önerdi: üniversite müfredatında Kürtçe dersi.
Syrian Kurds practise reading the Kurdish language at a school in Derik, Al-Hasakah October 31, 2012. Iraqi Kurdish President Masoud Barzani warned Kurds in Syria against being sucked into the "fires of discord," urging them to preserve Kurdish unity as tensions between rival factions threaten to spillover into violence. Syria's Kurds see the war ravaging their country as an unprecedented opportunity to gain the kind of freedoms enjoyed by their ethnic kin in neighbouring Iraq, where they live autonomously

Suriye'nin Kürt bölgeleri, savaşın kol gezdiği ülkenin diğer kesimlerinden gittikçe soyutlanıyor. Çoğu Arap olan isyancıların kalelerine bombardımanı sürdüren Şam yönetimi, kasım 2013'te Kürtlerin geçici özerk yönetim kurmasına izin verdi. 50 yılı aşkın süredir Baasçı ayrımcılığına maruz kalan Kürtler, bir yıl önce hayal bile edilemeyecek bir hak kazandı: 18 Aralık'ta devlet üniversitelerinde Kürtçe derslerinin konduğu duyuruldu. Oysa Suriye Eğitim Bakanlığı daha kasım 2012'de ülkenin kuzeydoğusunda bulunan Haseki'de Kürt partilerin girişimiyle Kürtçe dersi konan tüm okulları geçici olarak kapatmıştı.

Suriye’de Kürtçe öğretiminde hâlen aksaklıklar söz konusu.  Kürtler Latin alfabesi kullandığı hâlde, sadece üniversitelerle sınırlı olan Kürtçe derslerinde Arap alfabesi kullanılıyor. Ayrıca bu yeni uygulamanın Cenevre-2 Konferansı öncesinde Kürtlerin ve uluslararası toplumun desteğini kazanmaya dönük taktiksel bir hamle olduğuna ilişkin yaygın bir kanı mevcut. Yine de bu akademik reform, Kürtlerin rejimin kendilerine yönelik kültürel ve siyasi husumetini tersine çevirme becerisini göstermesi açısından olumlu. Kürt milliyetçilerin ulusal emelleri, Suriye'deki isyanın başından bu yana hep canlı kaldı. Kürt halkı da kendi menfaatleri uğruna hükümetle uzlaşma fikrini büyük ölçüde kabul eder oldu.

Yekiti Kurdi Partisi üyelerinden Badran Masto, Rasulayn'dan Skype aracılığıyla Al-Monitor'a yaptığı açıklamada şöyle konuşuyor: "Bu, olumlu bir adım. Ama Suriye'de Latin alfabesi kullanmamıza rağmen Arapça alfabede karar kıldılar. Bu durum, karar alırken bize hiç danışmadıklarını gösteriyor, yani düpedüz yukarıdan gelen bir dayatma." 

Şu an Türkiye'de yaşayan Rasulaynlı bağımsız gazeteci Piroz Perik de Skype üzerinden yapılan söyleşide şöyle diyor: "Bedirhan'ın çalışmalarının da kanıtladığı gibi Arap alfabesi Kürtçenin fonetiğini yansıtmakta yetersiz. Rejim, Paris Kürt Enstitüsü ile iş birliği yaptığını iddia ediyor, ama onların tüm çalışmaları Latin harfleriyle olduğuna göre bu nasıl mümkün oluyor?"

Celadet Ali Bedirhan, 1930'larda Kürt dilini Latin harflerini kullanarak standartlaştıran bir editördü. Suriye ve Türkiye'de Bedirhan'ın Kürtçesi kullanılırken, Irak ve İran'daki Kürtler Fars-Arap alfabesi kullanır. Perik’e göre "Rejim, Kürt dilini Arap kültürünün bir yansıması hâline getirmeye çalışıyor."

Suriye devlet televizyonu El İhbariye, Kürtçe müfredatın "üniversitelerde, okullarda ve enstitülerde" uygulanacağını duyursa da kanalın akademisyenlerle yaptığı röportajların da yansıttığı gibi, projeyi yürüten komisyon konuyu sadece üniversiteler bağlamında ele alıyor.

Demokratik Birlik Partisi (PYD) yanlısı bir grup olan Demokratik Toplum Hareketi’nin (TEV-DEM) üyelerinden Abdül Kerim Ömer Kamışlı'dan, Skype üzerinden Al-Monitor'a yaptığı değerlendirmede şöyle diyor: "Yalnızca Şam'daki Dil Fakültesi’nde Kürtçe bölümü açtılar, tıpkı diğer tüm dillerde olduğu gibi." Bu, Kürtçeyi ülkenin ikinci resmi dili değil, üniversitelerde okutulan yabancı bir dil kategorisine sokuyor.

Kimileri, Kürtçe derslere ilişkin cılız bir kurumsal iradenin olduğunu bizzat tecrübe ediyor. Arapça ve Kürtçe öğretmenliği yapan Joan J.S.A. Ferso, şikâyetini Amuda'dan, Skype üzerinden anlatıyor: "Kalifiye bir Kürtçe öğretmeni olarak iş ararken, Şam Üniversitesi'nin Diller Yüksek Okulu'nun yöneticisiyle görüştüm. Orada, öğretmenlik diploması olmayan Kürtleri işe aldıklarını anladım. Maaşları da çok düşük yani ayda 100 dolar ki bu üniversitede ders vermeye yeni başlayan bir yüksek lisans öğrencisinin aldığı maaştır."

Çoğu Kürt, hükümet reformunun samimiyetine şüpheyle bakıyor.  Onlara göre bu, Cenevre-2 öncesi Kürtlerin desteğini artırmayı ve rejimi Suriyeli azınlıkların koruyucusu olarak göstermeyi amaçlayan bir hamle. Kamışlı'da internet kafe işleten Tevfik El Hüseyini de onlardan biri. Al-Monitor'un sorularını yazılı olarak yanıtlayan Hüseyini, şöyle düşünüyor: "Rejim Kürtler arasında bir toplumsal taban kazanmak ve dışarıya azınlıkların koruyucusuymuş gibi görünmek için beyhude bir çaba içinde."

Gazeteci Piroz Perik de şöyle diyor: "Nisan 2011'de ‘ecnebilere’ vatandaşlık verilmesi, devrimin başında Kürt halkını kazanmayı amaçlıyordu. Kürtçe dersler ise sadece belli bazı Kürt partilerin konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor." Perik’in atıfta bulunduğu “ecnebiler” 1962'de yapılan nüfus sayımı sonucu vatandaşlıktan çıkarılan Kürtlere verilen bir isimdi.

Öte yandan, PYD gibi rejime yakın görünen Kürt partileri bile Kürtçe derslerin ardındaki saiki açıkça kınıyor. TEV-DEM'den Abdul Kerim Ömer şöyle diyor: "Önümüzde Cenevre-2 olduğu için Kürtçe açılımı bir medya manevrasıdır, bu kanlı rejimin uluslararası toplum nezdinde kendini temize çıkarma çabasıdır."

Kürt siyasi aktörlerin çoğu, rejimin son Kürt kazanımlarına nasıl olanak tanıdığı sorusu üzerine, rejimle herhangi bir anlaşma olduğunu reddediyor. Ne var ki sıradan insanlar, Kürt menfaatlerinin korunması uğruna şaibeli ittifakları hiç tereddütsüz onaylıyor.

Ömer ise sözlerini şöyle sürdürüyor: "Rejim bize bir şey vermedi. Biz rejimin zayıflığından faydalandık. Ancak bizler hâlâ muhalefetin bir parçasıyız ve Şeyh Maksut'ta da (Halep'te bir mahalle) hükümet güçlerine karşı savaşıyoruz.”

Kürtlerin en pragmatik olanları ise rejimle olan "ateşkesi" Kürt menfaatlerini ön planda tutarak ve bu sayede kan dökülmediğini söyleyerek meşrulaştırıyor.

Al-Monitor'un sorularını yazılı olarak yanıtlayan Amudalı Ala Hüseyin, bu konuda şöyle düşünüyor: "Suriyeli Kürtler, bölgelerini kan gölüne dönmekten kurtardı. Ancak rejimin işlediği suçlara iştirak etmeyerek de devrime sadık kaldı. Siyasette kendi halkınızın iyiliği uğruna düşmana el uzatabilirsiniz."

Bir başka Suriyeli Kürt de şu görüşü dile getiriyor: "Ben rejimin şu an önerdiklerini ya da göz yumduklarını uzun vadede faydalı görüyorum. Bu, Kürtlerin menfaatleri için tarihi bir fırsattır."

Bu tip milliyetçi emellerin canlanması PYD'nin, Kürtlerin güçlenmesini ve yerel özerklik hedefleyen gündemine hizmet ediyor. Özerklik, Suriye'nin kuzeydoğusunda yaşayan diğer etnik grupları da cezbediyor.

Ömer bu konuda şöyle diyor: "Bizimkisi milliyetçi bir proje değil, muhaliflerin Suriye'nin dört bir yanında kurduğu yerel yönetimlere oldukça benziyor." Perik de aynı fikirde: "Bu, Suriye’deki tüm toplulukların ifade ettiği bir şey.”

Görünen o ki ekonominin vahim bir hâl aldığı mevcut durumda PYD’nin siyasi vizyonu,  yüksek maliyetli rejim değişikliğine kıyasla çok daha fazla destek toplamış durumda.

More from Andrea Glioti