Ana içeriğe atla

Türkiye İsrail ilişkileri 'normalleşmeyi' bekliyor

Türkiye ve İsrail şu an için mevcut durumun devamını tercih ediyor olabilir.
Pedestrians look at billboards with the pictures of Turkey's Prime Minister Tayyip Erdogan (R) and his Israeli counterpart Benjamin Netanyahu (L), in Ankara March 25, 2013. Turkey's Prime Minister Tayyip Erdogan said on Saturday an Israeli apology for the 2010 deaths of nine Turkish pro-Palestinian activists that was brokered by U.S. President Barack Obama met Turkey's conditions and signalled its growing regional clout. The billboard reads, "Israel apologized to Turkey. Dear Prime Minister (Erdogan), We ar

İsrail Başbakanı Benjamin Netenyahu'nun gururunu bir kenara bırakıp 2010'daki Mavi Marmara baskınından dolayı özür dilemek için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı aramasının üzerinden dokuz ay geçti. ABD Başkanı Barack Obama'nın baskısıyla Erdoğan'ı arayan İsrail Başbakanı bu telefon görüşmesinin ilişkileri normalleştirmesini umuyordu. Lakin, bu henüz gerçekleşmedi. Ankara'nın bölgedeki gücünü yeniden kazanmak için dış politikada başlattığı yenilenme de henüz İsrail'i kapsamıyor.  

Sertlik ve inatçılık açısından Erdoğan'dan aşağı kalmayan Netenyahu'nun özrü Ankara'yı hazırlıksız yakaladı ve büyük bir siyasi ödün olarak değerlendirildi. Diplomatlar da bunu milat kabul ederek, Mavi Marmara konusundaki temel talebi karşılanan Türkiye'nin bu adıma olumlu yanıt vereceğini öngördü.

Netenyahu, Türkiye'nin konuya ilişkin bir diğer şartı olan tazminat talebini de kabul etmişti. Ankara'nın ortamın şartlarına göre bazen ileri sürüp bazen rafa kaldırdığı üçüncü şart ise Gazze'ye yönelik ablukanın kaldırılmasıydı.

Pek çok kişi, Erdoğan'ın bu açık özrü İsrail ile ilişkilerde yeni bir sayfa açmak için kullanacağını düşünüyordu. Zira istikrara duyulan ihtiyacın her gün arttığı Orta Doğu siyaseti pragmatik bir yaklaşım gerektiriyor. Erdoğan ile Netenyahu arasındaki görüşmenin ardından iki ülkenin 22 Mart'ta eş zamanlı olarak yaptığı ortak açıklama da umut vericiydi.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Türk ve Yahudi halkları arasındaki ortak tarihe dayanan ve yüzyıllardır süregelen güçlü dostluk bağlarına ve işbirliğine değer verdiğini söylemiştir. Bölgenin barış ve istikrarı için hayati stratejik öneme sahip olarak gördüğü ilişkilerin son dönemde bozulmuş olmasının üzüntü verici olduğunu ifade etmiştir.”

Ne var ki, bu gösterişli sözlere rağmen Türk-İsrail diplomasisinde halen soğuk rüzgarlar esiyor. Bunun sebebi de Mavi Marmara baskınında hayatını kaybeden insanların ailelerine ödenecek tazminatlar konusunda bir anlaşmaya varılamaması ve bir ölçüde hafifletilmesine karşın halen süren Gazze ambargosudur.

31 Mayıs 2010'da Doğu Akdeniz'de uluslararası sularda  gerçekleşen Mavi Marmara baskınında dokuz Türk vatandaşı İsrail komandoları tarafından öldürülmüştü. Gazze'ye yönelik ambargoyu deniz yoluyla delmeyi amaçlayan Mavi Marmara'ya yönelik baskın Türk-İsrail ilişkilerini bir anda tepe taklak etmişti.

Erdoğan'ın Ocak 2009'daki Davos Ekonomik Forumu'nda İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e yönelik "siz öldürmeyi iyi bilirsiniz" çıkışı nedeniyle ilişkilerde zaten bir gerginlik söz konusuydu.

Erdoğan'ın bu çıkışının sebebi ise İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik Aralık 2008'de yaptığı ve kadın ve çocuklar da dahil çok sayıda Filistinlinin ölümüyle sonuçlanan askeri harekata duyduğu öfkeydi. Ülkesinin masumların öldürülmesi konusunda bir uzman olduğunu dünya kamuoyunun gözü önünde İsrail Cumhurbaşkanı'nın yüzüne haykıran Erdoğan, bir gecede Arap dünyasının kahramanı olmuştu.

Türkiye'nin, Arap liderleri tarafından Orta Doğu için yararlı ve de değerli bir müttefik olarak değerlendirildiği zamanlar Arap Baharı'nın öncesinde kaldı. Bu liderler arasında Erdoğan'ın şimdi can düşmanı olan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad da vardı. Yine de Erdoğan'ın Davos çıkışı Türk-İsrail ilişkilerinin diplomatik olarak seviyesini düşürmemişti. Bu aşamaya Davos'un yaklaşık bir yıl ardından Mavi Marmara baskınıyla gelindi.

Erdoğan'ın İsrail karşıtı söylemi ona ve partisi AKP'ye içeride, bilhassa İslamcıların nezdinde siyasi kazanç sağladı. Daniel Wagner ve Giorgio Cafiero International Policy Digest dergisinde 13 Aralık'ta yayımlanan yazılarında bu konuya değindi.

Yazarlar şu ifadeleri kullandı: "AKP'nin İsrail karşıtı İslamcı tabandan aldığı önemli destek açısından Ankara'nın tepkilerinde içeriden gelen baskının da önemli bir  payı vardır. Özellikle de Türkiye'nin gelecek yılki seçimleri düşünüldüğünde..."

Esasında, Netenyahu'nun özrü Erdoğan için siyaseten yanlış bir zamanda geldi. Erdoğan'ın İsrail'e yönelik din temelli ideolojik antipatisi de yakınlaşma nosyonuyla pek örtüşmedi. Ne var ki, çoğu uzman, Orta Doğu'daki kargaşanın yayıldığına işaret ederek, iki ülkenin arasındaki anlaşmazlıkların çözülmesinin önemine vurgu yapıyor.

Ankara, artık etkinliğinin ve söyleyecek sözünün kalmadığı bölgede yaşanan beklenmedik gelişmeler nedeniyle bugün birden fazla ikilemle karşı karşıyadır. Bilhassa da Suriye konusu Türkiye için çok kötü seyretti.

Bunun yanı sıra Ankara şimdi İsrail ve Suudi Arabistan'ı kızdıran ABD-İran ilişkilerindeki yeni iklimi de doğru değerlendirmek durumunda. Zira bu iki ülkenin birbirlerine yakınlaştıklarını gösteren tek şey basına yansıyan inanılması güç haberler değil.  

Erdoğan'ın Mısır'a ilişkin beklentileri de hiç beklenmedik bir şekilde ters gitti.  Bilhassa, Arap güçlerinin Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ve Müslüman Kardeşleri deviren Mısır ordusuna övgü ve destek sunmasının ardından...

Bütün bunlar Ankara'yı bölgesel dış politika çehresini değiştirmeye zorladı. Ankara'nın bu yeni yaklaşımı ise İran, Irak ve Şii bölgelerinin aksine İsrail'i kapsamadı.

Uluslararası çevreler yaklaşık üç ay sonraki yerel seçimler ve bunu takip edecek genel seçimlerle, 2015'te yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminin Türkiye-İsrail normalleşmesine engel teşkil ettiğine inanıyor.  

Bu arada Kasım sonu Meclis'te verilen bir soru önergesini yanıtlayan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Erdoğan'ın özürden sonra Netenyahu ile hiç bir şekilde görüşmediğini bildirdi. Lakin Erdoğan yine de son haftalarda İsrail karşıtı söylemini yumuşattı, bilhassa da Mısır'daki darbeden  İsrail'i sorumlu tutup, Ağustos'ta uluslararası arenada zor bir duruma düştükten sonra.

Türk ve İsrailli bakanların bazı beyanları ise iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesi için perde arkasında daha fazla gelişmeler yaşandığının kanıtı olarak gösteriliyor. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da 15 Aralık'ta yaptığı bir açıklamada ilişkilerde Mavi Marmara öncesi duruma dönülmesi için umudunu dile getirerek, bu ilişkileri "önemli" diye tanımladı.  

Babacan Monako'da katıldığı Dünya Siyaset Konferansı kapsamında İsrail Radyosu'na bir demeç vererek, Türkiye ile İsrail arasında "Bölgedeki ve dünyadaki durum göz önüne alındığında müşterek çıkarlara sahibiz" dedi.

Dört gün süren BM Akdeniz Konferansı için 4 Aralık'ta İstanbul'a gelen İsrail Çevre Bakanı Amir Peretz de ilişkilere dair olumlu konuştu: "Türkiye ile İsrail arasındaki sorunların yakında çözüleceğine inanıyorum."

Bu tür diplomatik jestler Türkiye-İsrail siyasi ilişkilerinin yükselişe geçtiğine ilişkin somut bir kanıt sunmuyor. Bu aşamada Erdoğan tarafından açığa düşürülen Netenyahu'nun istekliliği de tartışılır. Zaten Netanyahu’nun özrü İsrail'deki herkesi memnun etmiş değildi.  

Öte yandan, Türkiye-İsrail arasındaki ticari ilişkilerin kendi mantığında devam etmesi ve gelişme kaydetmesi ilginç bir durum. Taraflar arasındaki ticaret bu sürece rağmen 2012'de 4 milyar dolara ulaştı. Bu arada İsrail kara sularında keşfedilen geniş doğal gaz kaynakları da İsrail ile yakınlaşmayı hızlandırabilir. Zira Türkiye'nin enerjiye İsrail'in de bu gazı Avrupa'ya taşımak için güvenli ekonomik yollara ihtiyacı var.  

Ayrıca iki ülke arasındaki ilişkilerin tamamen durmadığına yönelik  işaretler de var. Bunlara güvenlik sanayisi alanında bilgi paylaşımı ve iş birliği de dahil.

International Policy Digest'teki makalelerinde bu ikiliğe işaret eden Wagner ve Cafiero Ankara'nın NATO ve İsrail ile müttefikliğini sürdürmesinin Türkiye'nin uzun vadeli çıkarları açısından en iyi seçenek olduğunu şöyle dile getirdiler: "Söylem bu gerçeği hiç bir şekilde değiştirmeyecektir. Yani Erdoğan yapabildiği sürece iki tarafa da oynamaya devam edecektir."

Çok büyük bir gelişme olmadığı sürece Türkiye-İsrail ilişkilerindeki öngörülebilir bir gelecek içinde mevcut durum korunacak. Böylesi şu an için  Erdoğan ve Netenyahu için de uygun görünüyor.  

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial