Ana içeriğe atla

Suriye muhalefeti bıçak sırtında

İstanbul’da toplanan Suriye Ulusal Koalisyonu’nda Cenevre’ye katılım konusunda üç eğilim var: “Gitmeyelim”, “Gidelim”, “Gidelim ama…” Cenevre’ye gitme kararı alınsa bile bundan sonuç çıkacağına inanan ise neredeyse yok.
President of the Syrian National Coalition, Ahmad Al-Jarba (L), looks on during a meeting with Arab League Secretary General Nabil al-Arabi (not pictured) in Cairo, November 2, 2013. Arab League Foreign Ministers will meet in Cairo in an emergency session to discuss the ongoing crisis in Syria on Sunday. REUTERS/Stringer (EGYPT - Tags: POLITICS) - RTX14XDS

“Suriye Ulusal Koalisyonu (SUK) ya Cenevre-2 Konferansı’na katılmayı reddederek uluslararası toplumu kaybedecek ya da katılmayı kabul ederek Suriye’yi (yani silahlı muhalefeti) kaybedecek.” 114 üyeli SUK’un 9 Kasım’da İstanbul’daki toplantısı bu işte böylesine bıçak sırtı bir denklemle başladı. O yüzden ‘ikisinden birini kaybetmektense kararı zamana bırakalım’ hissiyatına sarılanlar çoğunlukta. Belki Suriye içinde Esad yönetimine karşı savaşan silahlı grupların “Otel odalarında yiyip içip bizim adımıza karar veriyorlar” diyerek temsil kabiliyetini sorguladığı toplantılardan biri daha. Ama bu kez Rusya ile anlaşan ABD’nin tarafları Cenevre’de buluşturmak konusundaki hissedilen baskısı bu toplantıyı biraz daha özel kılıyor. Nitekim büyük bir gazeteci ordusu toplantı için seferber olmuş durumda. Toplantıda muhalefetin gündeminde Cenevre’nin yanı sıra Ahmet Tuma’nın liderliğindeki ‘geçici hükümet’ ve Kürt Ulusal Konseyi’nin (KUK), koalisyona katılımının onaylanması da var.

Al-Monitor’un edindiği kulis bilgilerine göre, birçok toplantıda olduğu gibi en kritik konulara girmeden önce ‘Esad’ı deviremeden kendi içinde defalarda devrilen’ SUK’un üyelik yapısı tartışıldı. Üye olup da sahada grubunu kaybeden ya da sonradan grup toplayıp SUK’ta daha fazla koltuk isteyenlerin durumu konuşuldu.

Muhalefette üç istikamet 

Tabi herkesin odaklandığı soru ‘Cenevre’ye gidilecek mi, gidilecekse hangi koşullarda gidilecek?’ Al-Monitor’a durum değerlendirmesi yapan eski Suriye Ulusal Konseyi Başkanı Abdulbasit Seyda salondaki havayla ilgili şöyle bir tablo çizdi:

“Cenevre konusunda üç tavır var: Birinci grup Cenevre’ye kesinlikle gitmeyi reddediyor. İkinci grup ‘Gidelim’ diyor. Üçüncü grup ise ‘Gidelim ama…’ diyor.”

Bütün mesele işte bu ‘ama’da gizli. Seyda’ya göre üç grup da Esad’ın gidişini garanti edecek siyasi bir süreç istiyor. Bu önkoşul. Ancak Cenevre’nin Esad’a zaman tanımaktan başka bir şeye yaramayacağına inanan silahlı gruplar ile sivil kanatta Cenevre’ye gitmeye karşı çıkanlar rejim değişikliğini garanti edecek bir mekanizma görmek istiyor. Esad’dan samimiyet gösterisi beklentisini ilk seansın ardından düzenlenen basın toplantısında SUK Sözcüsü Halid Salih de dile getirdi: “Ateşkes uygulayabilir, kuşatmayı kaldırabilir ya da tutukluları bırakabilir. Ama bunların hiçbirine yanaşmıyor.”

Bazıları da sahadaki mevcut koşulların muhalefetin aleyhine geliştiği bir dönemde muhalefetin eli zayıf bir şekilde masaya oturmanın kaygısını taşıyor. Elbette en büyük meydan okuma Cenevre’ye gitmeyi ihanet olarak değerlendiren silahlı gruplardan geliyor. Askeri kanadın yayımladığı deklarasyonlar iki kez düşünülmesine neden oluyor. 

"Askeri kanadı ikna edilir"

Al-Monitor’a konuşan SUK üyesi Halid Hoca ise askeri kanadın tutumuna dair daha iyimser:

“Eğer Esad’ın gideceğine dair bir perspektif konulursa askeri kanat ikna edilebilir. Cenevre’ye gitmek ihanettir açıklamasına takılmayın. Esad’a güvenlik çıkış şansı tanıyabiliriz. Biliyorsunuz daha önce (eski SUK Başkanı) Muaz el Hatib ‘Esad ve ailesi 400 kişiyle yurtdışına çıkabilir’ demişti. Ama burada hiç kimse Esad’ın kalmasını kabul etmez. Fakat yeni bir durum da sözkonusu. Daha önce sonuna kadar gitmekten bahsediyorduk. 22 Ekim’deki Londra toplantısında aslında yeni bir çerçeve çizildi. Bu işin silahla olamayacağı sonucu ortaya çıktı. Londra toplantısı bu fikrin teyididir. O çerçevede Esad’ın Suriye’nin geleceğinde olamayacağının altı net olarak çiziliyor. Bunu ABD, Suudi Arabistan ve Türkiye de bu çerçeveye destek verdi. Biz bu çerçevede Cenevre’ye gidebiliriz. Tabi Rusya bunu kabul etmiyor.” Malum Rusya, 2012’de benimsenen ‘Cenevre Mutabakatı’nın Esad’ın kaderine dair bir şey vaaz etmediğini savunurken Şam yönetimi de Esad’ın görev süresinin sonuna kadar iktidarda kalacağını, 2014’te de aday olabileceğini belirtip “Esad gitmeli” önkoşulunu reddediyor.

Askeri kanadı sürece çekmek için SUK’ta Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) 15 koltuk ayrılmıştı. Ancak ÖSO, Kaide ve Selefi gruplar karşısında giderek eriyor. Üçü ÖSO’da yer alan 13 grup, 24 Eylül’de SUK’u tanımadığını deklare etti. 29 Eylül’de ise Suudi Arabistan’ın güdümündeki İslam Tugay’ı birçoğu ÖSO’da yer alan 50 kadar grupla İslam Ordusu’nu kurdu. Haliyle SUK içinde askeri kanada verilen koltukların sahayı temsil ettiğini söylemek zor. Temsil sorununun ötesinde Kaide ve Selefi gruplar giderek inisiyatif kazanıyor. Ve ayrıca sahadakiler ‘geçici başbakan’ın kurtarılmış bölgelerde hiçbir etkinlik gösterememekle’ suçluyor. Halid Hoca dahil birçok kişi askeri kanadın itirazlarına hak veriyor. SUK’un bir diğer üyesi Kemal Lebvani de Al-Monitor’a SUK’un Cenevre’ye gitmemesi halinde uluslararası desteğini yitireceği tespitini “Uluslararası destek zaten yok, olsaydı bu halde olmazdık. Bu yüzden uluslararası bir kayıptan da bahsedemeyiz” diyerek önemsemezken bütün konuşmaları anlamsızlaştıran başka bir çıkmaza parmak bastı:

“Bu toplantıdan hangi karar çıkarsa çıksın uygulanamayacak. Çünkü gerçek aktörler Suriye içinde savaşanlardır, biz değil. Bizim onları temsil etme gücümüz yok.”

Ortak çatı hedefi 

‘Suriye’nin Dostları Çekirdek Grubu’nun da iradesini yansıtır şekilde ister üye olsunlar ister olmasınlar bütün muhalif grupların SUK çatısı altında gidilmesi bir diğer prensip. Ancak bu prensibin karşılanması mevcut koşullarda imkânsız gözüküyor. Kürtler, ‘Demokratik Değişim için Koordinasyon Kurulu’ ve Esad’ın ‘ulusal uzlaşı hükümeti’nde yer alan dahili muhalefet tek çatıya sığmıyor. Henüz resmileşmese de KUK ile imzalanan ‘siyasi belge’ Kürtlerin bir kısmıyla Cenevre’ye ortak gitme olanağı sunuyor. Ama KUK’un sahada var olamama ve temsiliyette kifayetsizlik gibi sorunları var. Rojava’da kontrolü sağlayan Demokratik Birlik Partisi (PYD), Rusya’nın açtığı kanalla Cenevre’ye Kürt Yüksek Konseyi olarak gidecek. KUK’un SUK’la geleceği de son derece belirsiz. Kürtlere ‘Suriye Arap Cumhuriyeti’ ismindeki Arap’ın silinmesi ve federasyon gibi taleplerine garanti verilmedi. Siyasi belge sadece Kürt kimliği ve kültürünün tanınmasını öngörüyor. Kürt kökenli Sayda işe olumlu tarafından bakıyor: “Kürtler Cenevre’ye SUK’la gitmeyi kabul ediyor. PYD hariç. Kürtlerin Arap ismine itirazını gidermek için 1950 Anayasası temelinde ‘Suriye Cumhuriyeti’ ismine dönülmesi önerisi var. Yeni Suriye’nin tüm etnik yapıları kucaklaması gerekiyor. Federasyon talebi zaten olmadı. Böyle bir talep kabul görmez de. Burada bunları değil KUK’a SUK içinde verilecek koltukları konuşuyoruz.”

Sadece kendilerine 11 koltuk vaat edilen Kürtler değil Türkmenler de tatmin edilmek istiyor. Al-Monitor’a konuşan Suriye Türkmenleri Meclisi üyesi Abdurrahman Mustafa, Cenevre tartışmalarında oyun bozan pozisyonunda olmak istemeseler de memnuniyetsizliklerini şöyle dile getirdi: “Bütün derdimiz Türkmenlerin geleceği. Bize 4 üyelik verdiler, halbuki 3 milyon nüfusumuz var. 15 koltuk istiyoruz. Kimliğimizin tanınması ve haklarımızın garanti altına alınması önemli. Taleplerimizi değerlendirmek için komisyon kurdular ama henüz sonuçlanmadı.”

İran’ın Cenevre2’ye katılımı da toplantının en can alıcı tartışmalarından biri.

 nükleer gerilimi düşürmek için girdiği sürecin Genel eğilim şu: “Eğer İran katılacaksa masanın karşısında yer almalı. Çünkü Esad güçleriyle aynı safta savaşıyor. Ama İran güçlerini Suriye’den çekerse o zaman tarafsız oyuncu olarak konferansa katılabilir.” ABD’nin İran’la diyaloga paralel olarak Tahran’ı Suriye’deki çözüm sürecine dahil etme niyeti muhalifler üzerindeki baskıyı artırıyor. SUK Başkanı Ahmet Jarba’nın İran’ı işgalci olarak niteleyen tutumu da Suudi Arabistan’la ilişkisine bağlanıyor. Burada özellikle Suudi Arabistan’ın rolü tartışılıyor. Suudi Arabistan ve ABD’nin aslında rejimi değişikliği istemediği yönünde bir kanaat hasıl oluşmuş durumda. Bir SUK üyesinin tespiti şöyle: “Körfez ülkelerini hiçbiri rejimin değişmesini istemiyor. Esad’ın gitmesi rejim değişikliği anlamına gelmiyor, o yüzden Esad gitmeli diyebiliyorlar. Özgür Suriye kurulursa bundan Körfez ülkeleri etkilenecek. Suriye’de Sünni bir rejim onların işlerine gelse de Körfez’de oluşacak rejimler ya Şii ağırlıklı olacak ya da Şiiler iktidar ortağı haline gelecek. Esad’ın gitmesi ise rejim değişikliği anlamına gelmiyor. ABD ve Suudi Arabistan paraşütle ama indirip SUK’u yeni üyelerle genişletti.” Aynı üye Suudi Arabistan’ın Cenevre’ye taş koyduğunu, bunu da ABD’nin İran’la yakınlaşmasına misilleme olarak yaptığını, SUK’u ABD ile hesaplaşma alanına çevirdiğini düşünüyor: “Cenevre’ye karşı çıkan kanat da Suudi Arabistan’ın etkisinde. Sayıları 15’i buluyor. Ama genel eğilim uluslararası toplumu karşısına almama yönünde. Karar almak riskli. Biz önce askeri kanadı ikna edelim diyoruz. Londra’da çizilen çerçeveyi askeri kanadın iyi okumadığı kanaatindeyiz. Kararı ertelemekten yanayız.”

Sonuç olarak devrim hayallerinin kurulduğu önceki toplantıların aksine yarından kimse umutlu değil. Başından beri muhalif yapılanmanın içinde olan bir SUK üyesinin gelinen noktaya dair tespiti kasvetli: “Bu işi 2 ayda, 6 ayda, 1 yılda biter dedik, 3 yıl oldu. Bana göre 15 yıl daha böyle gider.”

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial