Ana içeriğe atla

ABD’nin Suriye Harekâtı Bölgedeki Hristiyanları Ürkütüyor

Suriyeli ve Lübnanlı Hristiyanlar, ABD’nin Suriye’yi vurması halinde kendi cemaatleri için ortaya çıkacak sonuçları görüşmek üzere bir araya geliyor. 
Christian clerics hold candles during a candle-lit vigil at the Balamand Monastery in Koura, near the north Lebanese city of Tripoli, to call for the release of bishops kidnapped in northern Syria two months ago, June 22, 2013. Greek Orthodox Patriarch John Yazigi led the candle-lit vigil on Saturday for Greek Orthodox archbishop Paul Yazigi and Syriac Orthodox archbishop Yohanna Ibrahim, appealing to their kidnappers to free them and urging Syrian security forces to do more to win their release. REUTERS/Om

Beyrut'a 20 kilometre uzaklıkta Lübnan Dağı'nda bulunan bir Hristiyan manastırında 2 Eylül’de yapılan kapalı toplantıda katılımcıların sesleri gür ve kararlıydı. Lübnan'daki 11 kilisenin temsilcilerinin yanı sıra, bu satırları yazan Al-Monitor muhabiri dâhil bir grup Lübnanlı Hristiyan aydın ve siyasetçi de toplantıda yer aldı.

Şam'a yönelik olası bir ABD harekâtı karşısında Suriye ve Lübnan Hristiyanlarının akıbeti, toplantının en can alıcı konusuydu. Piskoposlardan biri, keskin ifadeler kullanarak muhataplarına şöyle seslendi: "Sözlerime kulak verin ve dediklerimi not edin. ABD'nin Suriye saldırısının sonuçlarını ne askeri ne siyasi ne diğer alanlarda kimse garanti edemez. Kesin ve kaçınılmaz tek bir sonuç vardır: NATO'nun Suriye'ye fırlatacağı ilk füze, bu ülkedeki Hristiyanların sonu olacak. Zira onlar, ya katledilecek ya da yurtlarından sürülecekler."

Söz alan diğer piskoposlar da genelde Batı’nın ve özelde ABD'nin Suriye konusundaki tutumunu eleştirerek meslektaşlarına hak verdi. Bunlardan biri, şu ifadeleri kullandı: "Bu, Irak'ta yaşanan tecrübenin tekerrürüdür. Amerikalılar, Saddam Hüseyin'i devirme ve demokrasi getirme bahanesiyle Irak'a girdi. Ne var ki,  müdahale tam bir kaosa yol açtı,  Irak İslam Devleti örgütünün ortaya çıkmasına, bitmek bilmeyen Sünni-Şii katliamlarına ve en önemlisi de Iraklı Hristiyanların neredeyse tümünün yerinden edilmesine sebep oldu."

Hararetle Suriye’de barışçıl çözümü savunan piskopos, sesindeki ıstırabı bastırmaya çalışarak şöyle devam etti: "İlgili Vatikan çevreleriyle de koordine ederek, Suriyeli ve Lübnanlı Hristiyanlardan oluşan bir heyetle birkaç hafta önce Avrupa'ya gittik. Avrupa Birliği ve NATO yetkilileriyle görüştük. Durumumuzu ve bizi bekleyen kaçınılmaz tehlikeyi anlattık. Ne var ki hiçbir yanıt alamadık, hatta acılarımıza anlayış bile göremedik. Lakin asla umutsuzluğa kapılmayacağız. Davamızı görüşmek için tüm Avrupa kiliselerini bir araya getirecek bir konferans düzenlemeye karar verdik. Aslında durum daha bu kadar vahim hâle gelmemişken, ABD'nin Suriye’ye müdahale etme olasılığını göz önünde bulundurarak bir konferans düzenlemeyi kararlaştırmıştık. Bu konferansı, Avrupa kiliselerinden 200'ü aşkın temsilcinin katılımıyla ekim ayında Kıbrıs'ta düzenlemeyi düşünmüştük. Şimdi işler daha da çetrefilli, daha tehlikeli ve daha ivedi bir hâl aldı."

Kapalı toplantının bir üçüncü konuşmacısı, Batı’nın Suriye konusunda ve ülkede yaşayan Hristiyanlara ilişkin tutumunu daha da ağır ifadelerle eleştirdi. Piskopos, Batının Doğu Hristiyanlarının yer değiştirmesini gerçekten istediğine artık inanmış olduğunu söyledi. Cihatçılar, tekfirciler, El Kaide, El Nusra ve Batı'nın Suriye'de arka çıktığı diğer radikal Sünni gruplardan Suriyeli Hristiyanlara yönelen tehdidi Batılılara anlattığını aktaran piskopos, aldığı yanıtların sorunun nedenleriyle değil, hep sonuçlarıyla ilgili olduğunu anlattı.

Piskopos, devamında şu bilgileri açıkladı: "Bazı Avrupalı yetkililer, son Almanya örneğinin umut verici olduğunu söyledi. Berlin, yerinden edilmiş yaklaşık 5 bin Suriyeli Hristiyan’a kapılarını açmıştı. Buna benzer adımlar, Avusturya, Danimarka ve diğer Avrupa ülkeleri tarafından da atılacak. Bu ne anlama geliyor? Bu, iki milyondan fazla insanı kapsayan bir cemaatin yer değiştirmesi demek.”

Bu toplantının sadece 48 saat sonrasında Suriye'nin en eski Hristiyan köyü olan Malula'dan o acı haberler geldi. Sünni cihatçılar, Şam'ın 50 kilometre kuzeybatısında yer alan köye saldırı düzenlemiş, Doğu'nun en eski Hristiyan manastırlarından birini ateşe vermişti.

Bu olay, Suriye'deki savaşın sıradan bir ayrıntısıymış gibi değerlendirilmedi. Al-Monitor'un 4 Eylül akşamı gelen Malula saldırısı haberleri üzerine görüştüğü kilise yetkililerinin tümü, bir yandan gözyaşlarına hâkim olmaya çalışırken, bir yandan da öfkelerini dile getirdi. 

Malula, Suriyeli, Lübnanlı ve diğer Doğulu Hristiyanlar için tam anlamıyla bir sığınaktır. Ayrıca dünya üzerinde Hz. İsa'nın dilini konuşmaya devam eden son cemaate ev sahipliği yapması açısından eşsiz bir yerdir. Bu cemaat, çocuklarına hâlen bu dili öğretmeye devam etmektedir. Kadim Arami dili, Malula’nın ve Sünni cihatçıların tehdidi altında yaşayan komşu Saidnaya köyünün hazinesidir.  

Bu makalenin yazarı 2008'de Malula'yı ziyaret ettiğinde köy sakinlerinden biri, ABD'ye göç etmiş akrabalarının isimlerini ve adreslerini bu yazara vermek için ısrar etmişti. Zira Mel Gibson’un “Tutku - Hz. İsa'nın Çilesi” isimli meşhur filminde İsa'nın konuştuğu gerçek dili düzeltmeleri için o akrabalardan yardım istediğini kanıtlamak istiyordu.

Hristiyanların, Suriye'ye olası bir ABD harekâtına karşı haykırışları gittikçe yükseliyor. Malula'da olanların kınanması için, Lübnan'daki tüm Hristiyan derneklerine 6 Eylül günü için ortak bir basın toplantısı çağrısı yapıldı. 7 Eylül akşamı ise tüm Hristiyan cemaatlerinin mensupları, Lübnan Dağı'nın merkezinde bulunan Harissa’daki Meryem Ana Bazilikasında bir araya gelip Suriye'de barış için topluca dua edecek. Marunî patriği tarafından yönetilecek ayin, Papa I. Francis’in Suriye'de barış için tüm inananlara 7 Eylül için yaptığı bir günlük oruç ve dua çağrısı kapsamında düzenlenecek. Papalık temsilcisi de ayinde hazır bulunacak.

Öte yandan, yukarıda bahsi geçen toplantıya katılan bir Katolik piskoposun, bir Vatikan yetkilisine dayanarak verdiği bilgilere göre Papalık, 7 Eylül çağrısıyla G-20 Zirvesi’ne mesaj göndermekle yetinmeyerek daha güçlü bir tutum benimseyecek ve Suriye'de savaştan kaçınılması için çağrıda bulunacak.

Boynundaki haça sımsıkı sarılan piskopos, sözlerini şöyle tamamladı: "Sessizce ölmeyi ya da öldürülmeyi beklemeyeceğiz."

Jean Aziz, Al-Monitor’un Lübnan’ın Nabzı bölümünün yazarlarındandır.  Lübnan’ın El Akbar gazetesinde köşe yazarı olan ve OTV kanalında haftalık bir siyaset programı sunan Aziz, Lübnan’daki Amerikan Teknoloji Üniversitesi ve Saint-Esprit De Kaslik Üniversitesi’nde iletişim dersleri vermektedir.

More from Jean Aziz (Lebanon Pulse)

Recommended Articles