Ana içeriğe atla

İsrail’de Çalışma Hayatı Tahsilli Arap Kadınlarına Kapalı

Arap kadınlarının çoğunun istihdam edilmemesinden dolayı İsrail ekonomisinin yılda 30 milyon İsrail şekeli kaybettiği tahmin ediliyor.
Mariam Aborkeek mixes plants with olive oil for her "Desert Daughter" soap in the Bedouin village of Tel Sheva, near the southern Israeli city of Beersheba, February 11, 2013. The cosmetics line, set up in 2005, is the brainchild of Aborkeek, a Bedouin. Brought up by the female members of her family, Aborkeek said she decided to share her Bedouin beauty secrets by transforming them into a variety of lotions and cosmetic products, using ingredients like desert melon, cumin, and bitter apple. Picture taken Fe

İsrail'de üniversite ve yüksekokula giden Arap kadınların sayısında geçen beş yıl içinde yüzde onlarla ifade edilen bir artış gözlendi. Öyle ki kadın mezunların sayısı, Arap erkek mezunlarını geçmiş durumda. Ne var ki İsrail’deki gerçekler, Başbakanlık tarafından derlenen bu etkileyici verilerin üzerine soğuk duş etkisi yapıyor. Zira öğrenci sayısındaki artışa karşın Arap kadınların sadece yüzde 27'si istihdam ediliyor.  Bu oran Yahudi kadınlar için yüzde 74'ü buluyor.

Bu duruma neden olan çeşitli etmenler arasında kültürel ve dini unsurlar önem sırasının altlarında yer alıyor. Listenin başlarında ise toplu taşımanın yetersizliği, kentsel istihdam alanlarına erişim zorluğu ve yetiştirme imkânlarının eksikliği gibi bir dizi nesnel neden bulunuyor. Başbakanlık, 29 Ekim'de Arap kesime yönelik beşinci, yıllık konferansını düzenleyecek. Başbakan Benjamin Netanyahu ve hemen hemen tüm bakanların katılacağı konferansta, istihdam sorunu başlıca gündem maddelerinden biri olacak.

Araplar, Dürziler ve Çerkezleri kapsayan ve Başbakanlığa bağlı olan Azınlıkların Ekonomik Gelişimi Kurumu’nun Başkanı Ayman Sayif, konferans öncesinde güncel anketlerin de yer aldığı planlama dosyasını tamamlıyor. Sayif, beş yıl önce Ehud Olmert hükümetinin son günlerinde kurulan bu birimin başkanlığını kuruluşundan bu yana yürütüyor. İşletme mezunu olan 45 yaşındaki Sayif, eşi ve üç çocuğuyla birlikte Vadi Ara bölgesinde Arara kasabasında yaşıyor. 1994 yılında Başbakanlık’ta çalışmaya başlayan Sayif, dönemin başbakanı İzak Rabin'in İsrail tarihinde ilk defa Araplara kamu kurumlarında 80 kadro ayırmasıyla bu imkâna kavuşmuş. Bugün bakanlıklarda çalışan Arapların sayısı 4 bin 600’ü buluyor.

Al-Monitor: Sizce İsrailli Arapların istihdam alanında karşılaştığı en büyük engel nedir?

Sayif: Yahudi istihdam alanı, özellikle de üniversite mezunları açısından maalesef bize oldukça kapalı durumda. Bugün Arap nüfusunun iş gücü piyasasına katılımı yüzde 50 oranında, Yahudilerin ise yüzde 70. Kadınlar açısından sorun daha da büyük. Yahudi kadınların yüzde 74'ü istihdam edilirken, Arap kadınlarının sadece yüzde 27'si çalışıyor. Müthiş bir değişim potansiyeli barındıran alan da budur.

Arap kadınların iş gücüne katılımları tam olarak sağlanamadığı için İsrail ekonomisinin yılda yaklaşık 30-40 milyar İsrail şekeli (8.3-11 milyar dolar) kaybettiğini tahmin ediyoruz.

Al-Monitor: Arap ülkelerinde istihdam edilen kadın oranlarına kıyasla İsrail’deki durum nasıl görünüyor?

Sayif: İsrail'deki oran, bölgedeki Arap ülkelerine kıyasla daha düşük. Oralarda kadınların iş gücüne katılımı yüzde 45 dolaylarında. Bu rakam, Arap kadınların kültürel engeller yüzünden çalışmadıkları savını da boşa çıkarıyor. Arap ülkelerinde kadınlar kamuda, sağlık ve eğitim sektöründe çalışıyor. Arap kadınları İsrail'de de evden dışarı çıkıp çalışmak ve topluma entegre olmak istiyor, ama karşılaştıkları başka engeller var.

Kadınların çalışma hayatına daha fazla katılması ve aile gelirine katkıda bulunması gerektiği bilinci, Arap toplumunda bugün yükselmiş durumda. Bu nedenle çok daha fazla Arap İsrailli kadın, üniversiteden mezun oluyor. Ayrıca, son yıllarda eğitim için Ürdün'e ya da Doğu Avrupa'ya giden genç kadınların sayısında da bir artış söz konusu. Eskiden çoğu genç kadın, öğretmen olmak için okurken bugün, iş hastalıkları uzmanlığı, eczacılık ve doktorluk gibi yeni mesleklere yöneliyor. Nitekim sırf Eğitim Bakanlığı'nda yeterli kadro olmadığı için şu an yaklaşık 8 bin kadın öğretmen işsiz durumda.

Bu, hem umut verici hem de kaygılandırıcı bir durum. Ben, kadınların bir taraftan okumaları için teşvik edilip bir taraftan da okulu bitirdikten sonra işsiz kalmalarından çok endişe ediyorum. Yurt dışında eğitim almanın yıllık bedelinin yaklaşık 100 bin İsrail şekeli (27 bin dolar) olduğunu bilmemiz gerekiyor. Bu koşullar, hüsran dolu bir tahsilli nesil yaratıyor olabilir.

Al-Monitor: Hükümet bu koşulları iyileştirmek için duruma ne kadar müdahale edebilir?

Sayif: Pek çok açıdan bu zaten yapılıyor. Trachtenberg Komisyonu’nun ardından (2011'deki sosyal haklar protestolarından sonra kurulmuştu) 50 bin Arap kadınının beş yıl içinde iş gücüne katılması hedeflenmişti. Bu basit bir şey değil.  Karşılaştığımız sorunlar, Arap nüfusunun yoğun olarak yaşadığı bölgelerde erişilebilir iş yerlerinin yetersiz olması ve insanların toplu taşıma imkânlarından mahrum olması.  Bu, erkekler için de geçerli ama kadınları daha çok etkiliyor.

Bunu nasıl çözebiliriz? Sanayi bölgeleri kurarak, ulaştırma imkânlarını geliştirerek, servisle toplu taşıma imkânları sağlayarak ve çocuklar için gündüz bakım evleri kurarak.  Bunların hepsi için hâlihazırda bütçe ayrılmış durumda. Mesela Arap sektöründe sanayi bölgeleri için 400 milyon şekellik (111 milyon dolar) bir yatırım öngörülüyor. İlerlemenin sürekli devam ettiğini görüyoruz, ancak başlangıçta çok büyük bir dezavantajla yola çıktığımız için bu ilerleme yeterli değil. Üç yıl öncesine kadar Arapların yaşadığı yerlerde hemen hemen hiç toplu ulaşım yoktu. Um El Fehim gibi 50 bin kişilik bir kent, toplu ulaşımdan neredeyse tamamen mahrumdu ve bu büyük bir engeldi.

Ultra Ortodoks kesimde ise, kadın istihdamı daha hızlı artıyor, çünkü bu kadınlar hem ulaşım imkânına sahip hem de büyük şehirlerde, ekonomik merkezlerin yakınında yaşıyor. Arap nüfusu ise ülkenin kuzey ve güneyindeki uç bölgelerde yoğunlaştığı için doğal olarak daha az olanağa sahip oluyor. Hükümetin belirlediği hedefleri tutturmak için on binlerce yeni iş yaratmamız lazım, ama bu konuda yeterli hızda ilerleyemiyoruz.

Al-Monitor: Hedeflere ulaşmak mümkün mü?

Sayif: Tabii ki, ama yapılması gereken pek çok şey var. Sadece ulaşım ve gündüz bakım evleriyle olmaz. Yahudi iş dünyası daha çok iş birliği yapmalı ve kapılarını yüksek tahsilli Araplara açmalı. Aradaki uçurumu anlamak için verilere bakmanız gerekiyor. Yüksek teknoloji alanında istihdam edilenlerin sadece yüzde 2'si Arap. Bunun sebebi Arap mühendislerin olmaması değil, Yahudi işverenlerin onları işe almaması. Peki, neden almıyorlar? Çünkü iş dünyasında insanlar arkadaşlarını işe sokuyor, Arapların ise ya iş tecrübesi yok ya da ordunun pek çok yüksek teknoloji uzmanı yetiştiren 8200 biriminde askerlik yapmamışlardır.

Hükümetin devreye girmesiyle birlikte işler değişim yoluna giriyor. Son iki yıldır hükümet, Arap istihdam eden her fabrikaya teşvik veriyor ve iki buçuk yıl boyunca maaşların yüzde 25'ini sübvansiyon yoluyla karşılıyor.

Al-Monitor: Kamuda işler daha mı kolay?

Sayif: Bu alanda da ilerleme söz konusu. Bugün kamu çalışanlarının yüzde 8'ini Araplar oluşturuyor. Lakin burada da 2012 yıl sonu hedefi olan yüzde 10 oranını tutturamadık. Nitekim bu konuyu başlıca öncelik olarak ele almayan kamu kurumları var. Bir başka sıkıntı ise kamu kurumlarının çoğunun Kudüs bölgesinde olması ve coğrafi mesafeler burada bir kez daha engel olarak ortaya çıkıyor.

Mazal Mualem,  Al-Monitor yazarlarından biridir. Geçmişte, Maariv ve Haaretz gazetelerinde baş siyasi yorumcu olarak görev alan Mualem, İsrail ordusunun haftalık gazetesi Bamachane’de de çalışmıştır.

More from Mazal Mualem

Recommended Articles