Ana içeriğe atla

Mısır’daki Darbenin Ardından Gazeteciler Saldırıya Uğruyor

Mısır'da görev yapan gazeteciler, cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'yi deviren darbenin ardından güvenlik güçlerinin hedefi oluyor.
Photographers hold up placards as they protest against government policies and the Muslim Brotherhood's treatment towards photographers, in Cairo March 19, 2013. REUTERS/Khaled Elfiqi/Egyptian Photo Journalistic Society/Pool (EGYPT - Tags: POLITICS MEDIA CIVIL UNREST) - RTR3F6WN

Mısır’daki gazetecilere yönelik hak ihlalleri, ordunun cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi devirerek yönetime el koyduğu 3 Temmuz’dan bu yana aralıksız sürüyor. Bunlara şiddet de dâhil. Gazetecileri hedef alan şiddet, sokak gösterilerinin yanı sıra sokağa çıkma yasağının ilan edildiği 13 Ağustos’tan sonra da sürdü. Ordu yasağı ilan ettikten bir gün sonra Rabiatül Adeviyye ve Nahda meydanlarındaki darbe karşıtı gösterileri bastırmıştı.

Mısır Gazeteciler Sendikası, taciz ya da saldırıya maruz kalan üyelerinin sayısına ilişkin henüz bir açıklama yapmış değil. Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) de henüz 30 Haziran'dan bu yana tutuklanan ya da saldırıya uğrayan gazetecilere ilişkin toplam bir sayı açıklamış değil. Ancak CPJ'nin 19 Ağustos'ta açıkladığı raporda bu ihlallerin bazıları belgelendi.  Rapora göre ihlaller, gazetecilerin görevini engellemek ya da bilgisayar ve fotoğraf makinelerini kırmakla sınırlı kalmıyor, onları öldürmeye kadar varıyor. CPJ'ye göre Mısır'da 1992'den bu yana 10 gazeteci öldürüldü ve bu ölümlerin beşi, 30 Haziran'dan sonra gerçekleşti. Öldürülen beş gazeteciden üçü, 14 Ağustos'ta oturma eylemlerinin dağıtılması sırasında hayatını kaybetti.

Hürriyet ve Adalet gazetesi çalışanı Ahmet Asım, bu gazetecilerden biriydi. Askerle Müslüman Kardeşler destekçileri arasında Mısır ordusunun Kahire'deki merkezi önünde çıkan çatışmalar sırasında hayatını kaybeden Asım’ın ölümü, kendi kamerası tarafından da kaydedildi. Asım protestoyu görüntülediği esnada askerlerden biri ona dönüp ateş açtı.

El Ahram gazetesinin büro şefi Tamer Abdül Rauf da sokağa çıkma yasağı sırasında bir güvenlik noktasından geçerken askerlerin arabasına açtığı ateş sonucunda öldürüldü.

Ne var ki o sırada Abdül Rauf'un yanında olan El Cumhuriye gazetesinde çalışan meslektaşı Hamit El Babari, olayın bu şekilde yaşanmadığını söylüyor. Babari'nin resmi makamlara verdiği ifadeye göre ikili, güvenlik noktasına sokağa çıkma yasağı başladıktan bir iki dakika sonra ulaşmış. Askerler gazetecilerin geçişine izin vermeyerek geri dönmelerini istemiş. Askerlerin emrine uyup geri dönen gazetecilere aniden ateş açılmış ve başından vurulan Abdül Rauf, olay yerinde hayatını kaybetmiş.

Askerin Rabiatül Adeviyye ve Nahda meydanlarındaki oturma eylemlerini dağıttığı 14 Ağustos, en çok sayıda gazeteci ve foto muhabirinin öldürüldüğü, dövüldüğü ve tutuklandığı gün oldu.

Bilgi Teknolojilerini Destek Enstitüsü'ne göre, İngiliz Sky News televizyonu kameramanı Mick Deane dâhil beş gazeteci, bu olaylar sırasında askerler tarafından vuruldu. Ayrıca 18 gazeteci tutuklandı. Otuz üç gazeteci ise, çatışmalar esnasında ya da polis saldırısı nedeniyle yaralandı. Kırılan ve el koyulan teçhizatın ise haddi hesabı yok.

Al-Masrawy haber sitesinin fotoğrafçısı Mustafa El Şami de Nahda Meydanı’nda protestoculara ait cesetleri görüntülerken polisin saldırısına uğradığını anlatıyor. Şami'yi yere deviren polisler, sırtını ve karnını tekmelemiş ve onu omuzundan yaralamış. Fotoğraf makinesini de parçalamışlar. 

Ülkenin genelinde süren şiddetle birlikte gazetecilere karşı hak ihlalleri de devam ediyor. Darbe karşıtı göstericilerin öldürülmesini protesto etmek isteyen Mısırlılar, 16 Ağustos'ta ülkenin farklı şehirlerinde sokaklara döküldü. Ordudan destek alan polis, gösterileri göz yaşatıcı gaz ve plastik mermi kullanarak engelledi. Çıkan çatışmalarda, El Badeel gazetesinin foto muhabiri Muhammed İbrahim bacağından vuruldu.

Polisin protestocuları kovaladığı sırada, aralarında gazetecilerin de olduğu yüzlerce insan, Ramses Meydanı’ndaki camide şehir eşkıyaları ve güvenlik güçleri tarafından 24 saati aşkın bir süre kuşatıldı. Protestocularla birlikte camide olan Türkiye merkezli Anadolu Ajansı'nın muhabiri Hibe Zekeriya, Al-Monitor'a insanların polis ve askerin açtığı yoğun ateş sebebiyle camiye sığındıklarını söylüyor.

Zekeriya ve orada bulunan diğer insanlar, eşkıyaların camiye girmesini engellemek için kapıları kapatmış. Zekeriya'ya göre camideki insanlar, güvenlik güçlerinden kendilerini korumalarını isterken polis, caminin etrafını saran eşkıyaları korumuş. İçeridekilerin yardım çağrıları hiçbir sonuç vermemiş. Ertesi gün camiye giren askerler, TRT muhabiri Metin Turan dâhil bir grup yabancı ve yerli gazeteciyi Zekeriya ile birlikte araçlara bindirip götürmüş. Askerlerin küfür ve saldırısına maruz kaldıklarını anlatan Zekeriya, kendisinin de gözüne ve yüzüne vurulduğunu belirtiyor. 

Saldırıların ardından Gazeteciler Sendikası yönetimini aramadığını söyleyen Zekeriya, "Sendika bir işe yaramaz." diyor. El Shorouk gazetesinde çalışan Nada El Kavli de bu görüşe katılıyor. Kavli, haziranda Müslüman Kardeşler protestolarını takip ederken, göstericilere bıçakla saldıran eşkıyalar tarafından dövülmüş. Olayı bildirmek için Gazeteciler Sendikası Başkanı Diya Raşvan'a ulaşmaya çalıştığını söyleyen Kavli, başkanın kendisiyle görüşmediğini belirtiyor. Başkan, gazetecilerin hakları ve düşük maaş sorunuyla meşgul olduğu gerekçesiyle Kavli’ye vakit ayıramamış.

Gazetecilere ve fotoğrafçılara saldıranlar, sadece güvenlik güçlerinden ibaret değil. Bazı gazeteciler, Mursi yanlısı gösterileri takip ederken de sorun yaşadıklarını belirtiyor. El Shorouk gazetesinin foto muhabiri Sabri Halit, çok sayıda protestocunun polis tarafından öldürüldüğü katliamın ardından Rabiatül Adeviyye Meydanı’nda kurulan revirde fotoğraf çekmekle görevliymiş. Halit, Al-Monitor’a hastaneye vardığında doktorların fotoğraf çekmesine izin vermediklerini anlatıyor. Doktorlar ona Mısır medyasının taraflı olduğunu ve güvenlik güçlerince öldürülenlere dair tek kelime etmediğini söylemiş. Halit’i de fotoğrafçı olduğu için halkın yanıltılmasına katkı yapan biri olarak görmüşler. Onlara itiraz edemediğini belirten Halit şöyle devam ediyor: “İçerideki durum gergindi. Çok sayıda insan öldürüldüğü ya da yaralandığı için çok büyük bir öfke vardı. Bir şey açıklamaya çalışmadan oradan hızla çıktım.”

Mursi'nin devrilmesinin ardından saldırıya maruz kalan gazetecilerin sayısı hâlen net değil. Gazeteciler Sendikası, görevini yaparken saldırıya uğrayıp öldürülen, yaralanan ya da tutuklanan gazetecilerin sayısına ilişkin resmi bir açıklama yapmış değil. Sendika başkanına ulaşmak için pek çok girişimde bulunuldu ancak sonuç alınamadı. Şu ana kadar ortaya çıkan rakamlar, sivil toplum kuruluşlarının ya da hiçbir resmi görevi olmayan aktivistlerin kişisel girişimleri sonucunda toplanan verilerden ibaret.

Enhas Hamed, Kahire’de dünyaya gelmiştir. Lisans eğitimini Kahire Amerikan Üniversitesi’nde Kitlesel İletişim bölümünde tamamlamıştır ve aynı üniversiteden basın tercümanlığı diploması almıştır. Shorouk gazetesi araştırma bölümünde çalışmış olan Hamed, Al-Shark Al-Awsat radyo istasyonunda da program editörü olarak görev yapmıştır. Hamed, şu an Shorouk gazetesinin internet haber ekibinin başındadır. 

More from Enas Hamed

Recommended Articles