Ana içeriğe atla

Erdoğan’ın C Planı işliyor

Erdoğan’ın büyük bir kumar oynadığı söylenebilir. Kürt barış süreci kritik önem taşıyor. C Planı, Kürt seçmenini de bir anayasa kurgusuna çekmek üzerine kurulu.
Turkish Prime Minister Recep Tayyip Erdogan (L) listens as U.S. President Barack Obama (R) addresses a joint news conference in the White House Rose Garden in Washington, May 16, 2013.   REUTERS/Kevin Lamarque (UNITED STATES  - Tags: POLITICS)   - RTXZPBL

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın artık iyice ustalaştığı alan, siyasi akışı beklenmedik açıklama ve çıkışlarla yönlendirmek. Kalabalık ekibiyle yaptığı son Washington ziyareti sadece Suriye, Irak, enerji ve ikili ticaret konularıyla sınırlı kalmadı, ülkenin iç siyasetinin gelecek iki-üç yıllık yol haritasına dair kuvvetli ipuçlarıyla da beslendi.

 

Gözler hassas Suriye krizi ve kırılgan Kürt barış sürecine odaklı olsa da, esas meselenin yeni anayasa, reformlar, sistemik köklü değişimler, yeni bir başkanlık modeli ve güçlü AKP’nin yeniden şekillenmesi olduğu aşikâr.

 

Çünkü 2014 - 2015’te zaman aralığına sıkışan üç seçim (yerel, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri), Türkiye’nin 100’üncü kuruluş yıldönümü olan 2023’e gidişini kesin olarak tayin edecek.

 

Erdoğan ABD’den dönüş yolunda ağzındaki baklayı çıkardı. Anayasa taslak çalışmalarıyla ilgili soruya ‘dolu’ bir cevap verdi:

 

‘Ben de umudumu yitiriyorum. Şayet sonuç alınmazsa C planı olur, biz kendi taslağımızı sunacağız. Bizim 326 milletvekilimiz var. Biliyorsunuz kapalı oylama olacak. Belki arada parti baskısına rağmen civanmertler çıkar. Referanduma gideriz sayıyı bulabilirsek. 2014'te 3 seçim gelebilir.’

 

Özetle şunu anlatmış oluyor Erdoğan: Artık sabrım taşıyor. Dört partiden kurulu Anayasa Komisyonu bir konsensüse varamayacak. Değil dört parti, üç parti bile ortak anlayış zemini bulamaz. Dolayısıyla biz, Kürt partisi BDP istesin istemesin, partimiz adına bir taslak metin hazırlayıp parlamentoya getireceğiz.  550 sandalyeli parlamentodan doğrudan anayasa onaylayacak 367 sayıya sahip değiliz. Taslağı halkoylamasına götürmek için en az 330 oy gerekiyor, bizde ise 326 milletvekili var. Kanun gereği genel kurul oylaması kapalı olacak. Demek ki, bize beş cesur milletvekili başka partilerden katılırsa, bunu referanduma götürürüz. Bu durumda, 2015’te yapılacak ulusal seçimleri 2014’e de alabiliriz.

 

Yani, muhalefet ne yaparsa yapsın adım adım siyasette ilerleyeceğiz. Söylediği bu.

 

Kemalist kimlikli anamuhalefet partisi CHP’ye göre Erdoğan anayasadan kaçmak için taktik adımlar peşinde. Aşırı sağ MHP’ye göre başbakan anayasa sürecinde muhalefete şantaj yapmaya çalışıyor. Kürt partisi BDP ise seçimlerin öncesinde reformların ve anayasanın mutlaka yapılmasını istiyor.

 

Bu noktada, Erdoğan’ın yine ABD dönüşündeki bazı başka sözleri önem kazanıyor. Uzlaşma Komisyonu’nun her şeye rağmen bir sonuç alması durumunda yeni anayasayı 2013 sonuna kadar parlamentodan partilerin çoğunluk oyuyla geçirebileceğini de söyledi Erdoğan.

.

Aksi halde? ‘Kıyamet kopmaz. Olmadı, bugünkü anayasa ile de hizmet sunarız’ diye ekledi uçakta

 

Başbakanın zihninde netleşen bir hareket planı olduğu açık. Erdoğan’ın hemen ardından konuşan AKP sözcüsü ve yardımcısı Hüseyin Çelik bir ipucu daha verdi önceki gün. Buna göre, tüm hesaplar anayasa taslağını referanduma ulaştırmak üzerine kurulu. Dedi ki: ‘Referanduma gittiği zaman şu partinin, bu partinin hazırladığı olmaktan çıkar, vatandaş desteklerse milletin anayasası olur. Sayın Başbakan’ın oldum olası söylediği budur. Eğer böyle bir zeminin olacağını biz hissedersek, bunun bulguları, emareleri olursa, bunu Meclis’ten çıkarabileceğimizi düşünürsek yaparız.’

 

Peki, ne olacak? ‘C planı’ ve ötesi nedir? Erdoğan’ın büyük bir kumar oynadığı söylenebilir. Öncelikle, Kürt barış süreci bir ‘oyun kurucu’ unsur olarak işliyor ve önem taşıyor. Eğer başarılı olursa halk desteğini anayasa arkasında daha güçlü olarak toplayacak. (Hatta başarı, 2015’te bir Ermeni kıyımı özrüne kadar kapıları açabilir.) C Planı, Kürt siyasi hareketi ve seçmenini bir anayasa kurgusuna çekmek amacını da içine alıyor.

 

Ama esas olan, bu planın yepyeni bir başkanlık sistemini de sonuna kadar zorlama amacı taşıması. Erdoğan bu yolda her kozu kullanacak, eldekilerin tamamen tükendiğinden emin olmadan vazgeçmeyecek. Öte yandan, siyasi anlamda tek dişli rakibi olan Kürtlerin, demokratikleşmeyi başkanlığa ‘satmaması’, heba etmemesi çok yüksek ihtimal. Kürtlerle pazarlık, CHP’nin içinde bulunduğu bıktırıcı kimlik bunalımı düşünülürse, ülkenin kaderini belirleyebilir.

 

C Planı AKP’nin taşıyıcısı olduğu, ama tartışmalı bir anayasa sürecini ifade ediyorsa, bununla ilgili iki senaryo var. Biri, AKP açısından başarı ifade ediyor: Bu yılsonuna kadar kısmi bir anayasa değişikliği ardından Mart’ta yerel seçimlere gidiş ve alınacak sonuç iyi olursa, yeni bir hamleyle başkanlık sistemini de kapsayan birtakım adımlarla, 2014 yazında erken genel seçim ve başkanlık seçimlerini yan yana getiren ikili seçimle devam etmek. Bu, kabaca Erdoğan’ın oyun planı. Tabii ki kimse içeriğini bilmediği için ülkeye yeni problemler sunan bir ‘ucube’ anayasa da söz konusu olabilir.

İkincisi, ‘kıyamet kopmaz’ dediği senaryo. Buna göre, BDP de AKP’yle uzlaşmayı reddeder, başkanlık sistemine geçiş ortada kalırsa, Erdoğan bazı yetkileri güçlendirilmiş, belki de Fransa’daki gibi parti aidiyeti açık olan bir yarı-başkanlık uygulamasıyla seçimlerde aday olabilir. Kazanacağı kesin gibi. Böylece, hükümeti uzaktan kumandayla yöneten bir lider olarak devam eder.

 

‘Milletvekili bile olmayan Numan Kurtulmuş’u durup dururken niye Beyaz Saray’a getirdi?’ diye soranlar için pek çok cevap burada saklı. Kurtulmuş, Erdoğan’ın zihninde başbakanlık için en uygun aday. Formasyonu iyi, Amerika’yı tanıyor, dile ve ideolojiye hâkim. Bu Davutoğlu ve başkaları için üzücü bir haber olsa da, C Planı’nın bir parçası.

 

Cesur bir kumar üzerinden Erdoğan neyi ne kadar değişime tabi tutarsa kazanç sayacağı bir oyuna kalkışmış durumda. PKK barış süreci ve Suriye riskleri ifade ediyor. Ama gerisi, lehine çalışıyor. Eğer Kürtleri ustalıkla, aşırılığa kaçmadan, yani başkanlıkta ısrar etmeden yanına çekerse onu kimse tutamaz. Bu koşuda en önemli yardımcısı da, onu ‘okumayı’ başaramayan veya reddeden ‘devletçi’ muhalefet.

 

Şans, hala Erdoğan’ın en sadık arkadaşı.

More from Yavuz Baydar

Recommended Articles