Rusya ve Orta Doğu

Türkiye ve Rusya’nın geçici İdlib mutabakatı

By
p
Article Summary
Suriye rejim güçlerinin İdlib’deki muhalif gruplarla hesaplaşmasının an meselesi olduğu konuşulurken Moskova’yla Ankara böyle bir taarruzun olmayacağı konusunda şimdilik mutabakata vardı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

MOSKOVA — Rusya’nın Suriye temsilcisi Alexander Lavrentiev geçtiğimiz günlerde İdlib’de büyük çaplı bir operasyonun gündemde olmadığı konusunda güvence verdi. Rus TASS haber ajansının aktardığına göre Lavrentiev Astana grubunun Soçi’deki 10. toplantısından sonra şöyle dedi: “Kente yönelik bir taarruz veya operasyondan bahsetmekten ben imtina ederim. Pek çok söylenti var ve bunlar asılsız. İdlib’e yönelik büyük çaplı bir operasyon söz konusu değil. (...) Biz bu bölgede istikrarı sağlamak için sorumluluk üstlenen ılımlı muhalefet ile Türk ortaklarımızın bunu hâlledeceğine dair hâlâ umutluyuz.”

Şam’dan gelen sert mesajlar ve askeri hazırlıkların sürmesi İdlib’de büyük bir savaşın çok yakın olduğu beklentisini son haftalarda iyice yükseltti. Suriye’de oluşturulan dört gerilimi azaltma bölgesinden biri olan İdlib Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın kontrol sağlayamadığı tek bölge. Astana anlaşmalarına göre bölgedeki güvenliği Türkiye sağlayacak ve Türk ordusu burada en az 12 tane gözlem noktası kurdu.

Soçi’de Suriye heyetine başkanlık eden Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşar El Caferi Rus Kommersant gazetesine 31 Temmuz’da verdiği demeçte Türkiye’yi, Astana sürecindeki taahhütlerine uymayarak Suriye’nin egemenliğini zedelemekle suçlamıştı. Caferi’ye göre muhalif gruplar Şam’la uzlaşma yoluna gitmezse İdlib’deki düğüm askeri yöntemlerle çözülebilir. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise böyle bir taarruzla “Astana mutabakatının özünün tamamen yok olabileceği” uyarısında bulunmuştu.

Çeşitli muhalif grupların Suriye’nin diğer bölgelerinden İdlib’e tahliye edilmesiyle İdlib Esad, İran ve Rusya’ya karşı savaşan unsurların “döküldüğü” bir alana dönüştü. Tahliyeler ileride daha makul bir çözüm bulmak üzere geçici bir uygulama olarak düşünüldü. Başka cephelerde operasyonel aciliyet daha yüksek olduğu için İdlib sonraya bırakıldı. Hükümet güçlerinin diğer cephelerde dengeyi kendi lehine değiştirmesiyle sıranın şimdi İdlib'e geldiği anlaşılıyor.

Rusya ise son dönemde bölgedeki bir başka büyük sorunla, İsrail-İran gerilimiyle uğraşıyor. Moskova Golan Tepeleri’ni içeren bir çözüm önermiş durumda. Taraflar bu öneriye uyarsa Suriye’nin güneyindeki tansiyon en azından kısa vadede düşebilir.

Kuzey Suriye’nin ön plana çıkması Rusya’nın Türkiye ile beraber çalışmasını gerektiriyor. Bu, Esad’ın menfaatlerinden ziyade Rusya’nın kendi menfaatlerini ilgilendiriyor. Moskova ve Ankara’nın Suriye karnesinde hem başarılar hem başarısızlıklar var. İdlib ise iki tarafın birbirlerinin menfaatleri ve hareket tarzları hakkında ne öğrendiğinin turnusol testi olacak.

Al-Monitor’da önce de vurgulandığı gibi İdlib’in Moskova için başlıca önemi, Rusya karşıtı Kuzey Kafkasyalı militanların burada toplanmış olmasına dayanıyor. İdlib ayrıca Hmeymim’deki Rus hava üssüne doğru uçarak Rus askerleri için tehlike yaratan insansız hava araçlarının havalandığı bir bölge haline geliyor.

Rusya kökenli militanlarla Rusya dışında hesaplaşmak Devlet Başkanı Vladimir Putin’i Suriye müdahalesine sevk eden güvenlik gerekçelerinden biriydi. Putin bu hedefi gerçekleştirmeye kararlı. Ancak bunun yöntemi pazarlığa açık ve işte bu noktada Moskova Ankara’dan iş birliği bekliyor. Soçi toplantısından önce Lavrentiev, Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin ve Savunma Bakanlığı yetkilileri ile birlikte Lübnan ve Türkiye’ye gitti. Ankara’da diplomatlarla, askeri ve istihbarat yetkilileriyle bir araya gelen Rus heyeti, İdlib’deki seçenekleri görüştü.

Bu ziyaret, İdlib’de en sert seçeneğin Rusya için şu an öncelik olmadığının bir başka işaretiydi. Zira büyük bir taarruz Türkiye ile ilişkilerde pek çok sıkıntı yaratacak, yeni bir insani krizi tetikleyecek ve büyük bir mülteci dalgasına neden olacak. Bu da mültecilerin dönüşü için Rusya’nın önayak olduğu ve Türkiye’nin kritik ortak olarak görüldüğü girişimi baltalayacak.

Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan konuya vakıf bir kaynak kimliğinin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a şöyle konuştu: “İdlib’e yönelik hemen bir taarruz olmayacağı konusunda Türkiye ile belli bir mutabakat sağlanmış durumda. Türk ortaklarımızın olası bir mülteci dalgasına ilişkin kaygılarını dikkate aldık. Soçi görüşmeleri temelinde oradaki teröristlerle mücadelede iş birliği yapacağız ve neler olduğunu göreceğiz.” Diplomat bu sözleriyle Rusya, İran ve Türkiye’nin Soçi toplantısında kabul ettiği sonuç bildirgesinin birinci maddesine işaret ediyordu.

Açıklamaya göre taraflar “DAEŞ/IŞİD, Nusra Cephesi ve BM Güvenlik Konseyi’nin belirlediği şekilde El Kaide ya da DAEŞ/IŞİD ile bağlantılı diğer tüm şahıs, grup, girişim ve oluşumları nihai olarak ortadan kaldırmak için Suriye’de terörle mücadele kararlılığını” teyit ettiler.

Rusya’nın ayrıca Suriye ordusunun yakaladığı ivmeden yararlanarak İdlib’e taarruz etmek için can atan Esad’ı dizginlemesi gerekecek. Bu siyasi ve diplomatik açıdan kolay bir iş değil ama Şam da bu denli yoğun nüfusa sahip, çok sayıda ağır silahlı militanı barındıran bir yere Moskova’nın askeri desteği olmadan taarruz düzenleyemez. Yine de zaman zaman bazı çatışmalar çıkabilir ve Suriye ordusu Türk askerleriyle karşı karşıya gelmekten kaçınarak muhalefetten bazı mahalleleri almaya çalışabilir.

Rus diplomata göre “Suriye muhtemelen İsrail Savunma Kuvvetleri’nin hareket tarzına benzeyen bir yaklaşım izler. Yani İdlib’deki militanların attığı her füzeye onlarca füzeyle karşılık verir.”

Dış İlişkiler Konseyi Başkanı Richard Haas zamanında “Türkiye (ABD için) müttefik olabilir ama bir ortak değil” demişti. Rusya açısından ise bu iki yönlü ilişkinin tersi geçerli: Türkiye müttefik olmayabilir ama ortak.

Dolayısıyla Moskova Ankara’yla ilişkilerinde daima tetikte olmalı ama karşılıklı fayda sağlayan ortaklıklar adına her zaman diyalog arayışında olmalı. Rusya ile Türkiye’nin İdlib’deki geçici mutabakatı, aralarındaki menfaat çatışmasını çözmemiş olabilir ya da Şam’ın kısa vadeli taleplerini karşılamıyor olabilir ama iki yönlü ilişkileri yansıtma bakımından örnek teşkil ediyor. Türkiye ve Rusya bölgedeki uzun vadeli sorunlarına da ileride bu sayede çözüm bulabilir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Özel etkinlikler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Lobbying newsletter delivered weekly
Bu bölümlerde bulundu: Suriye savaşı ve yansımaları

Maxim A. Suchkov, Al-Monitor’un Rusya-Orta Doğu bölümünün editörüdür. Doktora derecesine sahip olan Suchkov, Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi’nde görev almakta, ayrıca Kuzey Kafkasya’daki Pyatigorsk Devlet Üniversitesi’ne bağlı Uluslararası İlişkiler Okulu’nda öğretim görevlisi ve araştırmadan sorumlu müdür yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Fullbright programı kapsamında 2010-2011’de Georgetown Üniversitesi’nde, 2015’te de New York Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olan Suchkov, “Kafkasya ve Orta Doğu’daki Rus Dış Politikası Üzerine Denemeler” isimli kitabın yazarıdır. Twitter hesabı: @Max_A_Suchkov

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept