Seçimler Türkiye’yi ‘siyasi savaş alanına’ dönüştürdü

By
p
Article Summary
Türk liderler, dikkatleri iç siyasi krizden çekmek için Suriye’ye yöneliyor. ABD Kongresi’nde Hizbullah’a karşı yeni yaptırımlar gündeme gelirken Al-Monitor, Rusya’nın Orta Doğu politikası konusunda ayrı bir bölüm başlatıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

‘Dengesi bozulan’ Türkiye

Türkiye’yi çalkalayan siyasi kriz ve sosyal medya tartışmaları, yerel seçim kampanyasını gölgede bıraktı.

27 Mart’ta YouTube’a yüklenen bir ses kaydında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve istihbarat şefi Hakan Fidan dâhil ulusal güvenlikten sorumlu dört tepe yönetici, Suriye sınırının hemen ötesinde bulunan Süleyman Şah türbesine yönelik bir saldırı planladıkları izlenimi veriyor. Kayıttaki konuşmalar, Türk toprağı sayılan ve Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusunun dedesine ait olan türbeye yönelik bu saldırının Suriye’ye karşı bir askeri harekâtın gerekçesi olarak düşünüldüğü izlenimi bırakıyor.

Kaydın sızması üzerine hükümet, YouTube sitesine erişimi engelledi. Bir gün önce ise bir mahkeme, hükümetin daha önce Twitter’a koyduğu yasağın kaldırılmasını hükmetmişti.

Türkiye’ye ait bir F-16, 23 Mart’ta Suriye’ye ait bir MiG-23 uçağını düşürmüştü. Kadri Gürsel, bunun seçim öncesi dikkatleri başka yöne çekip Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP) desteği artırma hamlesi olabileceğini yazıyor.

 

Fehim Taştekin’in belirttiği gibi, Türk ordusunun Irak-Şam İslam Devleti’nden (IŞİD) gelen tehdit üzerine türbeyi savunmak için hazırlık yapması da Suriye’ye müdahale gerekçesinin yoğun bir şekilde gündemde olduğunu gösteriyor. Davutoğlu daha önce IŞİD’in Suriye hükümetiyle iş birliği yaptığını iddia etmişti.

Ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise bu hafta Amberin Zaman’a şöyle konuştu: “Erdoğan gittikçe zora girdiğini biliyor. Savaş istemesinin temel nedeni bu. Biz Süleyman Şah türbesini gündeme getirince hemen uçağı vurdular. Suriye ile savaşmak, bizi o batağa sokmak için her yolu deniyorlar. El Kaide ile danışıklı dövüş durumu var. ‘Sen saldır, (türbedeki) bayrağımızı indir ki bizim de girmek için gerekçemiz olsun.’ diyorlar. Suriye, Türkiye için tehdit değil. Tüm dünya bunu biliyor. Suriye uçağı, El Kaide unsurlarının yerlerini saptamaya çalışan bir keşif uçağıydı. O uçağı vurmakla El Kaide’ye hizmet etmiş oldular.”

Twitter ve YouTube’un yasaklanması, Avrupa ve ABD’den de tepki çekti. Cengiz Çandar’ın yazdığı gibi, “Erdoğan ve çevresi, yaşanan sıkıntılardan Gülen hareketini sorumlu tutma tavrını sürdürerek ‘Suriye savaş planı’ toplantısının dinlenip sızdırılmasından dolayı da onları suçluyor, olayı bir ‘casusluk saldırısı’ olarak tanımlıyor. Bu da 30 Mart yerel seçimlerinden sonra olası bir cadı avına işaret ediyor.”

Mustafa Akyol ise şöyle yazıyor: “Türkiye’nin otoritarizme doğru baş aşağı bir sarmala girdiği tartışılmaz. Bunun bir sebebi, hükümetin, gizli kamera ve telefon dinlemeleri gibi etkin taktikler kullanan gizli düşmanlarca tehdit edildiğine inanması. Böyle olunca da Twitter ve YouTube’u engellemek gibi aşırı tedbirlerle tepki veriyor.”

Akyol şöyle devam ediyor: “30 Mart seçimlerini bu denli önemli kılan, hükümetin bu gizli düşmanlara karşı verdiği alarmın halk tarafından ne kadar destek gördüğünü gösterecek olmasıdır.” Akyol, makalesini şöyle tamamlıyor: “Erdoğan büyük bir zafer kazanırsa, suçladığı tüm ‘hainler’ için karanlık bir dönem başlayacak. Öte yandan, Erdoğan siyaseten gerileme yaşarsa, kendisine karşı bu yıpratma savaşını yürütenler, bilhassa da dinlemelerin arakasındaki örtülü güçler, muhtemelen Erdoğan’ı daha da geriletmek için bastıracak. Her hâlükârda Türkiye, önümüzdeki aylarda, en azından ağustos 2014’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar siyasi bir savaş alanı olmaya devam edecek.”

Türkiye’nin “Farenheit 451 yolunda” ilerlediğini düşünen Henri Barkey ise şöyle yazıyor: “Türkiye’den alınacak ders şudur ki gizli kapaklı işler çeviren, şeffaf olmayan bir hükümet, adeta bir anda başlayan özgür bilgi akışıyla dengesini kolayca kaybedebilir ve bu akışın önüne geçmek için imkân dâhilindeki tüm yöntemlere başvurur. Bunu da hiç kuşkusuz ki başaramaz ve gitgide daha zalim yöntemlere yönelir.”

GÜNCELLEME: Bu yazının 29 Mart sabahında yayına girmesinden sonra Türkiye’deki bir mahkeme, sızan ses kaydına ilişkin basına yayın yasağı koydu. Şimdi soru şu: Erdoğan, ne pahasına olursa olsun kazanmaya kararlı göründüğüne göre, medyayı kontrol etme veya başka usulsüzlükler 30 Mart seçimlerine gölge düşürecek mi? Bir sonraki soru da şu: Al-Monitor’un da daha önce aktardığı gibi Suriye krizi ve sosyal medyaya baskı gibi konularda Erdoğan’la arasına ince ama aşikâr bir mesafe koyan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, başbakanın Türkiye’yi bölen ve istikrarsızlaştıran tutumlarına karşı tavır koyacak mı? Eğer Gül bunu yaparsa, gözler ABD ile Avrupa’nın tepkisine dönecek. Zira görüldüğü kadarıyla hem ABD hem Avrupa’nın Türk demokrasisini aşındıran başbakana karşı sabrı tükeniyor.

İran’a yeni yaptırım cephesi

Julian Pecquet, bu haftaki özel haberinde, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin Hizbullah’a verdiği destek nedeniyle İran’a yönelik yeni yaptırımları gündemine aldığını bildirdi.

Komitenin Cumhuriyetçi Başkanı Ed Royce ile birlikte bu girişimin başını çeken kıdemli Demokrat üye Eliot Engel, Al-Monitor’a şöyle konuştu: “İran, nükleer programı konusunda oturup müzakere ettiğimiz bir dönemde Hizbullah gibi terör gruplarıyla sorun yaratmaya devam ediyor. Bu beni rahatsız ediyor.”

İran ile Hizbullah, hâlihazırda da birçok yaptırıma tabi. Dolayısıyla soru şu: Daha fazla ne yapılabilir? Hizbullah ne şekilde hedef alınmalı ki Lübnan’ın bankacılık sektörü zarar görmesin ve dolayısıyla ülkenin kırılgan ekonomisi çökmesin?

Nükleer müzakereler sürerken İran’a yeni yaptırımlar uygulamama konusunda iki parti arasında var olan genel uzlaşı, kimi Kongre üyelerini rahatsız ediyor. Bu üyelere göre, İran’a nükleer programı konusunda en ufak bir geri adımı attırmak için bile ekonomik baskının artması gerekiyor.

Engel, konuya ilişkin şöyle konuştu: “Hep söylediğim gibi, ümit ederim ki müzakereler iyi gider, işe yarar ve altı ay sonra elimizde iyi bir anlaşma olur. Birçok kuşkum var ama umarım haksız çıkarım. Yine de hâlâ İranlıların iyi niyetle hareket ettiğine inanmıyorum. Eğer iyi niyetli olsalardı, müzakereler sürerken zenginleştirme yapmazlar ve terör örgütü Hizbullah’ı dünyanın geri kalanına karşı kışkırtmazlardı.”

Engel ve bu girişime destek verenler için Hizbullah’a yönelik yaptırımlar, İran’la Hizbullah’ın Suriye Cumhurbaşkanı Beşar El Esad’a verdiği desteği zayıflatmanın bir yöntemi olabilir.

Bu sütunda ABD’nin Suriye konusunda İran’la görüşmesi gerektiği sürekli savunulmuş ve şöyle denmişti: “İran’la Suriye konusunda yapılacak görüşmeler, Hizbullah konulu daha geniş görüşmelere girizgâh niteliği taşıyacak. ABD’nin İran’ı teröre destek veren devlet olarak sınıflandırmasının özünde Hizbullah yatıyor.” Hizbullah’ın rolünde bir değişiklik olmadığı sürece İran’a yönelik yaptırımlar hafiflemez. Bu sütunda daha önce de ayrıntılı bir şekilde anlatıldığı gibi bu konu Lübnan, Suriye, İsrail ve Rusya’dan bağımsız değildir.

Rusya-Orta Doğu kapsamı genişliyor

Paul Saunders, bu haftaki yazısında, Batı’yla yaşadığı kriz derinleşmediği sürece Rusya’nın Kırım’a karşılık İran konusunda “misilleme” yapma veya tutum değiştirme yönünde adım atmaya henüz hazır olmadığını belirtiyor.

Al-Monitor’un Orta Doğu bağlamında Rusya’ya olan yakın ilgisi, bu hafta başlatılan özel bir bölümle resmen genişliyor. Mısır, Körfez bölgesi, İran, Irak, İsrail, Lübnan, Filistin, Suriye ve Türkiye’nin yanı sıra Orta Doğu bağlamında ABD Kongresi’ne ayrılan bölümlere eklenen Rusya bölümü, Al-Monitor’un bölgeye ilişkin sürekli büyüyen haber kapsamını yansıtıyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Özel etkinlikler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Lobbying newsletter delivered weekly
Bu bölümlerde bulundu: youtube, twitter, turkey, sanctions, iran, elections, congress
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept