Helikopter para: Batı’da bol, Türkiye'de kıt

COVID-19 salgınına mali barutunu tüketmiş hâlde yakalanan Türkiye, ekonominin dış finansörler karşısındaki görünümünü daha da bozmak pahasına sosyal desteği sağlamak için para basmaktan kaçamayacak gibi.

al-monitor .

İşlenmiş konular

unemployment, stimulus package, cash, turkish economic policy, turkish economy, public health, covid-19, coronavirus

Mar 30, 2020

Daha çok 2008-2009 finansal krizinde konuşulan ve ABD Merkez Bankası Fed’in o dönemdeki Başkanı Ben Bernanke’ye “Helikopter Ben” lâkabı takılmasının kaynağı olan “helikopter para,” korona virüs (COVID-19) salgınının yol açtığı yaraları sarmada, en çok başvurulan ekonomik, sosyal önlem; bundan sonra da öyle olacağa benzer.

Salgının tüketici talebini bıçak gibi kesmesi ile hizmetlerden başlayan ve öteki sektörlere sıçrayan sert düşüş, hanelerin, firma ve bankaların çöküş tehlikesini de büyütüyor. Bunu önlemek üzere ücretlilere, yoksul yurttaşlara sağlanan “helikopter para” desteği, ABD’de, İngiltere’de ve daha birçok ülkede başvurulan önlemler arasında yer aldı. Türkiye'de ise Erdoğan rejimince açıklanan 100 milyar TL'lik “kalkan paketi,” sosyal boyutuyla çok yetersiz kaldı, sıkça eleştiriliyor. 

Destek, zordaki firmaların işçilerine ödenen kısa çalışma ödeneğinin şartlarının yumuşatılması, en düşük emekli maaşının sınırlı ölçüde yükseltilmesi, sosyal yardımların göstermelik artışı gibi birkaç kozmetik önlemden ibaret kaldı. 

Büyük boyutlu genişleme programları, 2008-2009 krizinin panzehri olarak uygulanırken o dönemde önlemler daha çok başta Fed olmak üzere dünyanın merkez bankalarının parasal genişlemeye gitmeleri şeklinde gelişti, hükümetlerin mali genişleme programları, kamusal harcama paketleri geride kaldı. Bugün ise parasal genişlemeler paniği pek yatıştırmıyor ama genişlemeci maliye politikaları, devletin harcama vaatleri, daha çok işe yarıyor. Ücretlilere, işini kaybedenlere, yoksul yurttaşlara “helikopter” ile para dağıtma fikri büyük destek görüyor.

Neoliberal makro-ekonomik politikaların ana dayanağı olan denk bütçe, “malî disiplin” anlayışı, 2008 krizinde sadece şirket kurtarma operasyonları için delinmiş, tahvil alımları ile şirketlere destek verilmişti. Bugün bu yine yapılıyor ama farklı olarak alt sınıflara kaynak transferi, dibe vurmuş talebi biraz olsun canlandırmak için etkili bir önlem umuduyla kullanılıyor. ABD Başkanı Donald Trump ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson, alt sınıflara para dağıtarak bütçe açıklarını artırmaktan çekinmiyorlar. 2019’da bütçe açığının milli gelire oranı ABD’de yüzde 5,6’yı bulmuşken, Trump bunun yüzde 10’lara kadar çıkmasını dert etmiyor. Aynı oran İngiltere’de yüzde 1,5, Fransa’da yüzde 2,5. 2019 Almanya bütçesi yüzde 1 fazlada ama Başbakan Angela Merkel artık açık bütçeyi göze almış durumda.

Tüm yönetimler, korona virüs salgınının piyasacı anlayışla yönetilemeyeceği, devlet müdahalesinin bütçe açıkları vererek, para basmayı göze alarak, hatta kamulaştırmalara giderek kullanılmasının gerekliliğinde mutabıklar. Üstelik bu “zoraki sosyallik”, anti-kapitalist, örgütlü bir sol muhalefetin ciddi bir basıncı olmadan gerçekleşiyor.

“Helikopter para” ile çöküşü yatıştırmanın iki önemli aktörü şimdilik ABD ile İngiltere. ABD Senatosu 25 Mart’ta yılda 75 bin doların altında geliri olanlara ayda 1200 dolar ödenmesini kararlaştırdı. Ama vergi mükellefi olmayan yoksulların ne olacağı henüz bilinmiyor. Britanya ise ABD’den bonkör çıktı. İngiltere Maliye Bakanı Rishi Sunak iş yerlerine gidemeyen çalışanların 2 bin 500 sterline kadar olan maaşlarının yüzde 80'inin ayda devlet tarafından karşılanacağını duyurdu. “Helikopter para” şimdiden daha birçok başka ülkede de uygulamaya geçti.

Türkiye’de ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 18 Mart’ta açıklanan ve 100 milyar TL boyutunda (yaklaşık 15 milyar dolar) olduğu savunulan destek paketinde son derece küçük bir yer tuttu. Sosyal önlemlerden biri, İşsizlik Sigortası Fonu’nun rutin desteklerinden olan “kısa çalışma ödeneği” ile ilgili. İşyeri geçici kapatıldığında işçilere üç ay boyunca yapılan ödemeden yararlanmak için son üç yıl içinde 600 gün çalışmak ön şart. “Kalkan paketi”ndeki destek, bu süreyi 450 güne indirmekten ibaret kaldı. Eleştiriler bu olağanüstü günlerde destek için koşul aranmaması yönünde.

Paketteki kozmetik bir destek ise şu an 1258 lira olan en düşük emekli maaşının 1500 liraya (ayda 307 dolar) çıkarılması oldu.

Paket, muhtaç kişilere destek sağlayan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına merkezi bütçeden aktarılan kaynak tutarının 2 milyar TL (307 milyon dolar) artırılmasını da içeriyor. Böylece her ay düzenli olarak bu vakıflara aktarılan kaynak tutarı 135 milyon liradan 180 milyon liraya çıkarıldı.

Sosyal destekler genelde pek memnuniyet yaratmazken, muhalefet partilerince de eleştirildi. Ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), uzun zamandır programında yer alan “aile sigortası”nın uygulanmasını, özel durumlar da dikkate alınarak muhtaç ailelere salgın süresince aylık en az 2 bin TL ödeme yapılmasını önerdi.

Eski başbakan Ahmet Davutoğlu'nun başkanlığını yaptığı Gelecek Partisi, hazırladığı “korona tahvili” isimli pakette sosyal yardım vakıflarına öngörülen ek bütçenin 2 milyar TL değil, 10 milyar TL olması gerektiğini savundu. Ayrıca, 7,5 milyon düşük gelirli işçiye üç ay boyunca 1752 TL kısa çalışma ödeneği verilmesi gerektiği, bunun da 40 milyar TL’lik bir fon gerektireceği belirtiliyor.

Helikopter para ya da gelir transferi, özellikle merkez ülkelerde krizin asli destek ögesi olacağa benzerken Türkiye'de eksikliği, daha çok eleştiri konusu olmaya devam edecek. Hele ki 4.5 milyon işsiz varken ve COVID-19 ile işsizliğin katlanması kaçınılmazken… İşi olanlar ise işsiz, dolayısıyla yardıma muhtaç kalmamak için her gün risk altında şantiyelere, madenlere, fabrikalara tıkış tıkış araçlarla taşınıp virüs tehlikesini göze almaya mecbur bırakılıyorlar.

Dar gelirli çalışan, işsiz, aday işsiz, tüm alt sınıflara salgın şartlarında bir sosyal kalkan sağlanması kaçınılmazken, Erdoğan rejiminin bu konuda göz boyayan önlemlerle sorunu geçiştirmesi, Türkiye ekonomisinin kırılganlığının salgın sonrası iyice artmasıyla ilgili.

2018-2019 döneminde yaşanılan ekonomik kriz ile büyüme hızı yüzde 1’in altına indi ama küçülmenin daha da derin yaşanmaması, ancak Hazine ve Merkez Bankası kaynaklarının bonkörce kullanılmasıyla mümkün oldu. Merkez Bankası’nın kârlarının yanı sıra 42 milyar TL’lik yedek akçesi Hazine’ye aktarılarak kullanıldı. Ekonomi krizde olduğu için tüketimden gelen vergi gelirleri azaldı, buna karşılık Suriye serüveni nedeniyle askeri harcamalar başta olmak üzere “güvenlik” harcamaları bütçeyi eritti. Görülmedik açıklar ve borç yükü 2020’ye taşındı.

Merkez Bankası’nda rezerv olarak durabilecek 40 milyar dolar, döviz fiyatları artmasın diye kamu bankaları aracılığıyla piyasaya verildi, dövizin artışı bu yolla baskılandı.

Ekonomi 2020’ye mali barutunu tüketmiş olarak girerken, COVID-19 salgını Türkiye’yi bağışıklık sistemi hâyli zayıf, hâyli kırılgan yakaladı. Pek çok ülke bütçe açıklarını dert etmeyip “helikopter para” saçarken Türkiye’nin boynu bükük eli sıkılığı, işte bu bitap düşmekten.

Ancak kamuoyunda sosyal yardım sağlanması konusunda giderek artan ağır bir basınç var. İş yerleri kapanıp işsiz sayısı çığ gibi artarken rejimin, sosyal destek talebine kayıtsız kalması zor. Eninde sonunda yönetim, Türkiye ekonomisinin dış finansörler karşısındaki görünümünü daha da bozmak pahasına sosyal desteği sağlamak için para basmaktan kaçamayacak gibi.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Sosyal mesafe kuralları: Tedbir mi cezalandırma mı?
Sibel Hürtaş | | Eyl 2, 2020
Ürdün ve Irak ile bağlarını güçlendiren Mısır, Türkiye’ye ne mesaj veriyor?
Mohamed Saied | ekonomi ve ticaret | Eyl 5, 2020
Koronavirüs ölümleri artarken Türkiye Haseke’nin suyunu yine kesti
Amberin Zaman | Su sorunları | Ağu 24, 2020
Sıra, borca karşılık varlık satmada
Mustafa Sönmez | ekonomi ve ticaret | Ağu 24, 2020
Ekonomide ısınmadan soğumaya geçiş
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Ağu 14, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
İdlib’deki zamansız gerilimden savaş çıkar mı?
Fehim Taştekin | Suriye çatışması | Eyl 25, 2020
al-monitor
BAE-İsrail anlaşması Türkiye’ye niçin olumsuz yansıyacak?
Amberin Zaman | Israeli-Gulf relations | Eyl 17, 2020
al-monitor
Türkiye Libya’da neden Mısır’ın rolünü kabulleniyor?
Fehim Taştekin | | Eyl 18, 2020
al-monitor
Mali’de Fransız hezimeti Türk’ün hesabına bir zafer mi?
Fehim Taştekin | | Eyl 14, 2020