Rusya ve Orta Doğu

Putin-Erdoğan anlaşmasının ardından Rus ordusunu bekleyen zorlu görevler

By
p
Article Summary
Putin-Erdoğan mutabakatının ardından Rus ordusu, çözümünde zorlanabileceği bir dizi kritik meseleyle karşı karşıya. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

MOSKOVA — Rusya ve Türkiye liderlerinin Soçi’de sağladığı anlaşmanın ardından iki ülke sahada pratik adımlar atmaya başladılar. Ancak hâlâ diğer taraflara verilecek siyasi mesajlar ve girişimin planlandığı gibi gitmesi için sahada yapılacaklar var.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov ABD’nin Suriye Temsilcisi James Jeffrey’ye tepki olarak şöyle konuştu: “ABD son yıllarda Kürtlerin en yakın müttefiki oldu ama neticede Kürtleri yalnız bıraktı, aslında onlara ihanet etti. ABD sınırda Kürtleri yalnız bırakmayı seçerek onları adeta Türklerle savaşmaya zorladı.” 

Jeffrey Rusya-Türkiye mutabakatının “boşluklarla dolu” olduğunu söylemiş, Rusya’nın Türkiye’ye taahhütlerine de “fazlasıyla muğlak” demişti. Başkan Donald Trump ise Putin-Erdoğan görüşmesinin ardından Suriye’yle ilgili “güzel haberler” geldiğini belirtmişti.

Putin Erdoğan’la anlaşmanın detayları hakkında Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’a bilgi verdi. Kremlin’e göre “Cumhurbaşkanı Esad Vladimir Putin’e teşekkür etti, bu çalışmanın sonuçlarına tam destek ifade etti ve sınıra, Rus askeri polisiyle beraber çalışmak üzere Suriyeli sınır muhafızlarını göndermeye hazır olduğunu belirtti.”

Soçi’deki görüşmenin hemen ardından Suriye ordusunun İdlib’de saldırıya geçebileceği iddia edildi ve bu da İdlib konusunun Putin-Erdoğan mutabakatında yer alıp almadığına dair spekülasyona neden oldu.

Mutabakatı büyük bir çaba ve inisiyatifle sağlayan Rus tarafı, Washington’dan gelen eleştirel açıklamalara tepkili.

Üst düzey bir Rus askeri yetkilisi isminin saklı kalması kaydıyla 23 Ekim sabahı Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Sanırım basbayağı haset duyuyorlar. Kendi girişimleri akamete uğradı. Başarısız oldular ve şimdi tek istedikleri bizim Türklerle kavga etmemiz. Sahadaki durumu düzeltmekte pek yaratıcı olamadılar ama bize ve Türklere sorun çıkarmakta epey yaratıcı olacaklar. Mesele bu kadar basit.” 

Kremlin Sözcüsü Peskov Moskova’nın taahhütlerinde ciddi olduğunu ve Kürt güçlerinin de kendi iyilikleri için uyum göstermesini arzuladığını söyledi. Sözcüye göre Kürt güçleri anlaşmanın gerektirdiği gibi silahlarıyla birlikte çekilip Suriyeli sınır muhafızlarıyla Rus askeri polisinin görevini yapmasına izin vermezlerse “Türk askeri aygıtı tarafından ezileceklerdir.” 

Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da benzer bir mesaj vererek, “Operasyon sona eriyor. Şimdi her şey anlaşmalara riayet edilip edilmediğine, yani güçlerin ve teçhizatın geri çekilmesine, Kürt askeri oluşumların çekilmesine bağlı olacak” dedi.

Arsenal Oteçestva” (Ulusal Cephanelik) isimli askeri derginin editörü emekli Albay Viktor Murahovski Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Türkiye-Suriye sınırında yaklaşık 320 kilometre uzunluğunda ve 10 kilometre derinliğinde iki ayrı bölgede devriye yapılması gerekiyor. Bunun için en az üç askeri polis taburuna, üç insansız hava aracı bölüğüne, en az üç karakolun kurulmasına ihtiyaç var. Taşıma mesafesi de oldukça uzun olacak.”

Murahovski oluşan duruma dair üç endişe dile getirdi. 

Birinci endişe olarak “Büyük çaplı bir kara operasyonunun içine çekilme riskimiz var ki son dört yılda bunu önlemeyi başarmıştık” diyen Murahovski, sözlerini şöyle sürdürdü: “Operasyon resmiyette barışı koruma ve terörle mücadele operasyonu ama bunun tatbiki için Rusya’nın, Hmeymim ve Tarsus’taki askeri üslerinin epey uzağına daha fazla güç ve teçhizat konuşlandırması gerekiyor. Bu, hava kuvvetlerinin askerlere destek vermesini zorlaştıracak.”

Murahovski ikinci endişesini de şöyle anlattı: “Objektif konuşursak, Rus tarafının kara operasyonunda yer alması Amerikan kartını oynamak anlamına geliyor. Fırat’ın doğusundaki hava sahası halen Amerikalıların kontrol bölgesidir ve bizim bu konuyla uğraşmamız gerekecek.” 

Murahovski’ye göre üçüncü endişe de şu: “Rus güçleri, Suriye Milli Ordusu’ndaki çeşitli grupların radikal ve terörist unsurları ve ayrıca Kürtler için hedef hâline geliyor. Ruslar Türk güçlerine yönelik ‘yan saldırılara’ yakalanabilir.”

Nitekim Rusya Savunma Bakanlığı da taahhütlerin yerine getirilmesi için ilave asker gerekip gerekmeyeceği sorusuyla boğuşuyor. 

Savunma Bakanı Sergey Şoygu bu konuda şöyle konuştu: “İlave askerlere gelince, doğal olarak şuna inanıyoruz ki (…) devriye görevi ilave teçhizat gerektirecek. Zira oldukça uzun bir sınır söz konusu ve ciddi olayları önleyebilmek için devriyelerin ciddi olması lazım, hele de bunların ortak yapılacağı düşünülürse.”

Rus ordusunu uğraştıracak başka ucu açık sorular da var. Örneğin, Rusya-Türkiye anlaşmasında belirlenen alanlardan herhangi bir sebeple çekilmeyen Kürt güçlerine ne yapılacak? Anlaşmanın açıklık getirmediği bir başka konu da ortak Rus-Türk devriyesi dışında kalan alanları, özellikle Barış Pınarı Harekâtı’nın kanatları ve güneyinde kalan alanların kim tarafından kontrol edileceği.

Rusya Savunma Bakanlığı’nı meşgul eden bir diğer soru da anlaşmanın kapsadığı alanlara mülteci dönüşünü düzenleyecek özel bir birim kurmak gerekir mi? 

Şoygu Soçi’de basına yaptığı açıklamada “Uluslararası hukukun düzenlemediği pek çok hukuki mesele ortaya çıkıyor. Doğal olarak özel bir birimin kurulması gerekecek ya da Birleşmiş Milletler’in bu konuyla yakından ilgilenmesi lazım” demişti. 

Bakan, Rus ordusunun değerlendirmesine göre kuzey ve doğu Suriye özerk yönetimi diye adlandırılan bölgede İslam Devleti yandaşlarının tutulduğu yedi hapishane ve militanların eş ve çocukları da dâhil yerinden edilmiş insanların kaldığı en az sekiz kamp bulunduğunu söyledi. Şoygu sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi bu kişileri ülkelerine geri gönderme meselesi var. Bu mesele göründüğünden çok daha çetrefilli. Bu kişiler ne olarak dönecekler? Yabancı bir ülkeye gitmiş turistler olarak mı yoksa savaşa katılmış kişiler olarak mı?” 

Bu arada Moskova Ankara’yla diyalogu sürdürmek ve Türkiye’nin önem verdiği başka alanlar üzerinden işbirliğini pekiştirmek istiyor. Soçi görüşmesinin ardından Rusya’nın savunma sanayi satışlarından sorumlu kurumu Ankara’yla yeni S-400 sevkiyatı için görüşmeler yapıldığını belirtti.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: operation peace spring, russian military, tartus, vladimir putin, turkish-syrian border, s-400, recep tayyip erdogan, syrian kurds

Maxim A. Suchkov, Al-Monitor’un Rusya-Orta Doğu bölümünün editörüdür. Doktora derecesine sahip olan Suchkov, Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi’nde görev almakta, ayrıca Kuzey Kafkasya’daki Pyatigorsk Devlet Üniversitesi’ne bağlı Uluslararası İlişkiler Okulu’nda öğretim görevlisi ve araştırmadan sorumlu müdür yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Fullbright programı kapsamında 2010-2011’de Georgetown Üniversitesi’nde, 2015’te de New York Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olan Suchkov, “Kafkasya ve Orta Doğu’daki Rus Dış Politikası Üzerine Denemeler” isimli kitabın yazarıdır. Twitter hesabı: @Max_A_Suchkov

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept