Suriye'nin Nabzı

Suriye Kürdistanı’nda diplomatik trafik hızlanıyor

By
p
Article Summary
Kürtlerin etkin olduğu kuzeydoğu Suriye’de ABD, İngiltere, Fransa ve Suudi Arabistan anlayış birliği içinde hareket ediyorlar. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

KAMIŞLI, Suriye — Suriyeli Kürtler ile yabancı temsilciler arasında yapılan bir dizi üst düzey görüşmenin ardından Suriye’nin kuzeydoğusunda istikrarı sağlama yönünde nihayet mesafe alındığı anlaşılıyor.

Rojava olarak da bilinen Suriye Kürdistanı’nda dış ilişkiler sorumlusu olan Abdülkerim Ömer’in 15 Temmuz’daki açıklamasına göre ABD, İslam Devleti (İD) hücrelerine karşı Kürt ağırlıklı Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) desteğini sürdürecek, ayrıca kuzeydoğu Suriye’ye siyasi destek vermeye, kamusal hizmetlerde yardımcı olmaya devam edecek.

Taraflar 13 Temmuz’da Ayn İsa’da bir araya gelmiş, toplantıya İD’le mücadele eden uluslararası koalisyonun yöneticileri ve koalisyonun ABD’li danışmanı William Robak katılmıştı. Robak ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey 9 Temmuz’da da Rojava’daki özyönetime bağlı Deyrizor Sivil Meclisi’nin temsilcileriyle görüşmüşlerdi. Görüşmeye Deyrizor’un doğusundaki El Ömer petrol sahası bölgesinde yaşayan Arap aşiretlerinin önde gelenleri de katılmıştı.

Tüm bu görüşmelerden önce ise 6-8 Temmuz’da Amuda’da düzenlenen uluslararası konferansta SDG tarafından ele geçirilen ve Kürtlerin kontrolündeki hapishane ve kamplarda tutulan 14 bin civarındaki İD mensubunun akıbeti ele alındı. Konferansa, Kürt yetkililerin yanı sıra çeşitli ülkelerden yaklaşık 200 akademisyen, siyasetçi, eski diplomat ve terör uzmanı katılırken, tutukluları yargılamak üzere Suriye’de uluslararası bir mahkemenin kurulması fikri tartışıldı. 

Haziranda ise Deyrizor ve Rakka’da Suudi Arabistan’ın Körfez işlerinden sorumlu Devlet Bakanı Samir El Sabhan temaslarda bulunmuştu. Sabhan, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Joel Rayburn ve Büyükelçi William Roebuck’ın yanı sıra Arap şeyhleri ve önde gelenleriyle görüştü. Suudi bakan, bölgede istikrar ve güvenliği sağlamak, İD’in yeniden canlanmasını önlemek için Arap aşiretlerin ABD destekli, Kürt ağırlıklı SDG’yi desteklemesini telkin etti. 

Jeffrey 7 Temmuz’da Amerikalı askerlerin çekilme ihtimaline karşı uluslararası koalisyonda yer alan ülkelere kuzeydoğu Suriye’ye kara birlikleri gönderme çağrısı yapmıştı. Bu talebe Fransa ve İngiltere’den olumlu, Almanya’dan olumsuz yanıt geldi. İtalya ve Danimarka ise halen değerlendirme aşamasındalar.

Washington Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi Uluslararası Güvenlik Programı Direktör Yardımcısı Melissa Dalton’a göre ABD’nin Suriye’den çekilmesine paralel olarak İD güçlü bir dönüş yapabilir. Foreign Policy dergisine konuşan Dalton, koalisyonun güvenlik ve istikrar adına sağladığı kazanımlar ABD veya diğer müttefiklerin desteğiyle korunmazsa İD’in “yeniden yapılanabileceği, toprak ele geçirebileceği” uyarısında bulunuyor.

Gazeteci ve insan hakları aktivisti Rana Habaş El Ahmedi, Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede ABD’nin bölgede güvenliğin sağlanmasında Suudi Arabistan ve koalisyon ülkeleriyle işbirliği yapmak istediğini vurguladı.

ABD’nin çekilmesi durumunda, kuzeydoğu Suriye’de planlanan güvenli bölgenin bu güçlerce kontrol edilmesini istediğini belirten Ahmedi şöyle devam etti: “Jeffrey Arap aşiretlerine ve Deyrizor’daki askeri konseye ABD yönetiminin kuzeydoğu Suriye’de siyasi denge arayışında olduğunu ve güvenli bölgeye yönelik saldırıları önleyeceğini söyledi. Jeffrey tabii ki Türkiye’yi kastediyordu. Washington Ankara’nın Fırat’ın doğusunu ele geçirme planını engellemek istiyor.”

Deyrizor Sivil Konseyi’ne bağlı medya merkezinin 9 Temmuz’daki açıklamasına göre Jeffrey, petrol bölgesindeki görüşmede ABD’nin kuzeydoğu Suriye’yi siyasi, askeri ve ekonomik düzeyde desteklediğini, sağlık ve eğitim alanlarında yardım sağladığını söyledi. Amerikalı yetkili, bölgenin siyasi çözüm müzakerelerinde adil şekilde temsil edileceği sözünü verdi.

Lübnan’ın El Modon gazetesi ise aynı gün ağırlıkla Deyrizorlu savaşçılardan oluşan Devrimci Komando Ordusu’nun ABD tarafından yeniden faaliyete geçirildiğini iddia etti. Habere göre uluslararası koalisyon güçleri Irak, Suriye, Ürdün sınırlarının kesiştiği noktada bulunan Tanf bölgesinde top ve roket fırlatıcıları dâhil ağır silahlarla tatbikat yapacak, bu tatbikata Devrimci Komando Ordusu da katılacaktı. Haberde ayrıca Devrimci Komando Ordusu’nun eleman toplayacağı ve yeni üyeler için Ürdün’de eğitim kampları kuracağı belirtiliyordu. 

Devrimci Komando Ordusu’nun Deyrizor’da ve Suriye-Irak sınırında İranlı milislere karşı yerel taarruz gücü olarak kullanılabileceğini belirten gazete, şöyle diyordu: “Bu haberler, ABD’nin doğu Suriye’deki İranlı milisler üzerinde baskıyı arttırdığı bir ortamda geliyor. Baskıya Suudi Arabistan da destek verdi. (…) Sabhan söz konusu vilayetin yeniden inşasına cömert destek sözü verdi.”

Araştırmacı Socrates El Alu’ya göre İran Deyrizor’u, ABD kontrolünde olan Tanf sınır kapısına alternatif güzergâh olarak görüyor. Tanf’ta uluslararası koalisyonun askeri üssü var. 

Alu’nun değerlendirmesi şöyle: “Tahran’ı Irak ve Suriye üzerinden Beyrut’a bağlamak isteyen İran, bu stratejik projesini gerçekleştirebilmek için Deyrizor’u kontrol etmek istiyor. ABD de bunu engellemeye çalışıyor. Deyrizor ABD için Amerikan üslerinin bulunduğu kuzeydoğu Suriye’deki nüfuz alanları (Kürt bölgeleri) arasında bağlantı noktası teşkil ediyor.”

Al-Monitor’a konuşan Asbar Araştırma Merkezi Direktörü Selahaddin Bilal, ABD’nin Türkiye’yi de doğu Suriye’ye girmekten caydırmak istediğini vurguladı.

Bilal’e göre “ABD’nin Fırat’ın doğusunda bir güvenli bölgede varlık göstermesi ve bu bölge üzerinde Türkiye’yle anlaşma sağlaması, özyönetim bölgesi ile SDG’yi Türkiye’nin emellerine karşı bağışık kılacak. Çünkü ABD güvenli bölgede en etkili oyuncu olacak ve Kürt müttefiklerine Türklerin saldırmasına izin vermeyecek.” 

Koalisyon mart ayında İD’in Suriye’deki mağlubiyetini ilan ettikten sonra kuzeydoğudaki Rakka, Deyrizor, Amuda, Kamışlı, Haseke, Derik ve Tel Abyad bölgelerinde askeri konseyler kurulmuştu. 

Gazeteci Nureddin Ömer’e göre “Askeri konseylerin kuruluşu ve bu güçlerin yeniden yapılandırılmasıyla, Ankara’yla Washington arasında varılacak nihai anlaşmadan sonra Fırat’ın doğusunda kurulması beklenen güvenli bölgede bu güçlerin yer alması amaçlanıyor.”

Ankara-Washington temaslarında konseylerin güvenli bölgenin askeri kanadı olma ihtimalinin görüşüldüğünü söyleyen Ömer, şöyle devam etti: “Bu, Suudi Arabistan’ın SDG’yi Suriye Yüksek Müzakere Komitesi’ne dâhil etmek istediği haberleriyle bağdaşıyor. Sızan bilgilere göre SDG Riyad-3 konferansına davet edildi.” 

Kürtlere başka taraflardan da destek geliyor. Gazeteci Ahmedi, Fransa, İsveç ve Norveç’ten gelen diplomatik heyetlerin Rojava yetkilileriyle yaptıkları görüşmelerde kamusal hizmetler ve insani projeler için destek sözü verdiklerini belirtti.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre ise uluslararası koalisyon 14 Temmuz’da lojistik yardımlar, araçlar ve yeniden inşa malzemesi taşıyan 280 TIR’ı Irak’ın kuzeyinden SDG bölgelerine gönderdi. Böylece marttan itibaren Fırat’ın doğusuna ulaşan sevkiyat sayısı 1730’u buldu.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Kürtler ve Kürdistan

Lamar Erkendi is a human rights activist and journalist who works for several Arab and foreign websites. 

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept