Türkiye'nin Nabzı

Yerel seçimler şaibe iddialarının gölgesinde

By
p
Article Summary
31 Mart yerel seçimlerine daha iki ay olmasına karşın özellikle sandıklara yönelik hile ve usulsüzlük iddiaları seçim meşruiyetini şimdiden gölgelemiş görünüyor.

31 Mart yerel seçimlerine daha iki ay olmasına karşın özellikle sandıklara yönelik hile ve usulsüzlük iddiaları seçim meşruiyetini şimdiden gölgelemiş görünüyor. Siyasetçilere göre bu iddialar sadece yerel yönetimleri etkileyecek bir tartışma olarak ele alınacak cinsten değil, “Şaibe kaos doğurur” uyarısı yapıyorlar. 

Yerel seçimler önceki seçimlerden daha farklı geçecek. Hem iktidar hem de muhalefete göre bu seçim, yerel yöneticileri belirleyecek olmanın ötesinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin de ilk imtihanı olacak. 

Muhalefet ve iktidar bloğunun yerel seçimlere yönelik aldığı pozisyonlar da bu görüşü onaylıyor. İktidar bloğunda bir araya gelen AKP ve MHP’ye karşı muhalefet bloğundaki CHP ve İyi Parti yarışacak. Halkların Demokratik Partisi (HDP) ise tek başına seçimlere giriyor. Bloklar bu kadar keskinleşince seçim havası da hayli gergin. İktidar bloğu seçimleri “bekâ sorunu” olarak tanımlarken, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener gerginliği, “Biz yerel seçime gidiyoruz ama sanki savaşa gidiyoruz” diye özetliyor. 

Böyle bir ortamda sandıklara yapılan dışarıdan müdahaleler de gerginliği arttırıyor. Zira müdahale iddiaları, hatta böylesi soruların gündeme gelmesi bile iktidarın meşruiyet sorgulamasını beraberinde getiriyor.

Müdahale tartışmalarının fitilini 2018 yılının aralık ayında parlamentodan çıkarılan bir kanun ateşledi. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) hâlihazırdaki başkan ve beş üyesinin görev süresi 1 Ocak’ta sona erecekti. İktidarın getirdiği teklif ile başkan ve üyelerin görev süreleri uzatıldı. YSK Başkanı Sadi Güven ve üyeler, 16 Nisan anayasa referandumunda mühürsüz oy pusulalarını geçerli kabul etmiş ve seçimin kaderini değiştirmekle suçlanmışlardı. İktidarın aynı üyeleri görevde tutma ısrarı 31 Mart seçimleri için endişe yaratan ilk adım oldu. 

Hukukçulara göre bu kanun bile başlı başına uygulanamaz. Eski Yargıtay Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu seçimlere bir yıl kala seçim yasalarında değişiklik yapılmasının Anayasa ile yasaklandığını söylüyor. Al-Monitor’a konuşan Eminağaoğlu’na göre YSK Başkanı ve üyelerinin verdiği kararlar bu nedenle geçersiz.

Ancak tartışmalara karşın YSK Başkanı ve üyeleri seçim ile ilgili tartışmalı kararlara imza atmayı sürdürüyor. YSK’nın ilk kararı seçime giren siyasi partileri belirlemek oldu. Türkiye’de resmi kayıtlara göre 81 siyasi parti var. Seçimlere ortalama 25 siyasi partinin katıldığı ülkede, YSK 31 Mart seçimlerine sadece 13 siyasi partinin katılabileceğini açıkladı. Daha önce seçimlere girebilirken son iki seçime girmesi YSK tarafından engellenen partilerden biri Emek Partisi.

Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan Al-Monitor’a yaptığı açıklamada YSK’nın kararını haksız ve hukuksuz olarak tanımlıyor, bununla ilgili yargı sürecini başlattıklarını belirtiyor. YSK’nın seçime girmesine izin vermediği partilerin başında Emek Partisi’nin yanı sıra Özgürlük ve Dayanışma Partisi ve Halkın Kurtuluş Partisi gibi sosyalist partilerin gelmesi dikkat çekiyor. 

Siyasi partilerin seçime girmemesinin diğer bir etki alanı ise sandık güvenliği. Bu partiler sandık başlarında müşahit bulunduramayacaklar. YSK’nın kararı ile sandık başındaki denetim de yarıya indirilmiş oluyor. 

YSK son olarak seçmen kayıtlarını açıkladı. Kayıtlara göre 31 Mart’ta 57 milyon 93 bin seçmen oy kullanabilecek. Siyasi partiler tek tek kayıtları inceledi. Korkunç sonuçlar ortaya çıktı. CHP’nin yaptığı incelemeye göre bu kayıtlarda 100 yaş üstü 6 bin seçmen görünüyor. Daha da ilginci bu isimler daha önce hiç oy kullanmamışlar!

Dahası var: Türkiye sandığa en son 24 Haziran 2018’de gitti. O günden bugüne oy kullanacakların sayısı yaklaşık yüzde 2 artmış. Ancak CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’e göre bu artış sadece belli sandıklarda yaşanmış.

Artış sadece il ve ilçelerde değil. Kayıtlarda inanılması güç rakamlar var. HDP’nin ortaya çıkardığı rakamlara göre HDP’nin güçlü olduğu Hakkâri ilinde sadece bir evde kayıtlı olan seçmen sayısı 1108. Ortaya çıkan örneklere göre Mardin’de bir evde 506, Bingöl’de bir evde ise 224 seçmen var. HDP’nin ortaya koyduğu liste uzuyor, bunlar sadece birkaç çarpıcı örnek. Bu örneklerin hemen hepsi de HDP’nin güçlü olduğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde ortaya çıkıyor. 

Usulsüzlük iddialarının hedefindeki YSK Başkanı Sadi Güven ise “Hayali seçmen de sahte seçmen de yok” yanıtıyla kimseyi tatmin edemedi.

Bu durumdan iktidar dahi rahatsız. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da partisinin 10 milyon üyesinden 504 bininin seçmen kütüklerinde kaydının bulunmadığını söyledi. Hem muhalefetin hem de iktidarın seçmen kayıtlarına ilişkin rahatsızlığını parlamentoya getiren ise HDP oldu. HDP, seçmen kayıtları ile ilgili araştırma önergesi verdi ama o da MHP’li ve AKP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. 

Araştırma önergesinin sahibi HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, ellerinde çok sayıda veri olduğunu belirtiyor. Şaibe iddiaları üzerinden bir kaos uyarısı yapan Bilgen Al-Monitor’a şöyle diyor: “O kadar çok rakam var ki elimizde. Sadece artış değil, silme vakaları da var. Seçimi bu kadar erken şaibeli hale getirmenin hiçbir izahı olamaz. (...) AKP Anayasa ihlalini, seçimin uluslararası standartlarını yok saymayı olağan bir şey gibi görüyor olabilir. Ama bir ülkede seçim güvenliği konusu bu kadar kolay askıya alındığında o zaman şu karşılaştırmalar yapılır: Afrika’da da birçok ülkede seçim var ama kimse o ülkeleri demokratik saymıyor. Ya da Orta Asya’da da seçim yapılıyor ama kimse seçim var diye orayı yönetenlere ‘Siz çok iyi hukuk devleti kurdunuz’ demiyor. Türkiye bambaşka bir lige doğru sürükleniyor. Sırf koltukta kalmak adına bunun bedelini, faturasını bütün ülkenin ödeyeceği bir kaosa doğru gidiyoruz.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Türkiye seçimleri

Sibel Hürtaş, Türkiye’nin ulusal çapta yayın yapan gazeteleri Evrensel, Taraf, Sabah ve Haber Türk ile ANKA Ajansı’nda 15 yıl süreyle yüksek yargı muhabirliği yaptı. Haberleri insan hakları ve hukuk alanında yoğunlaşan Hürtaş, 2004 Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü, 2004 Musa Anter Gazetecilik Ödülü ve 2005 yılı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başarı Ödülü sahibi. Makaleleri çeşitli gazetelerde yayımlanan Hürtaş’ın azınlıklar ve faili meçhul cinayetler ile ilgili makaleleri halen failibelli.org isimli sitede yayımlanmaktadır. Hürtaş’ın “Hıristiyanlar Neden Öldürüldü/Kafesteki Türkiye” kitabı 2013 yılında İletişim Yayınevinden yayımlanmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept