Türk harekâtı kuzey Suriye’deki “baskı ve gerileme iklimini” yoğunlaştırıyor

By
p
Article Summary
İran, Suriye Kürtleri nedeniyle yaşanan çatışmayı frenlemek için Ankara ile Şam arasında anlaşma sağlamaya çalışıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Türkiye’nin Afrin’e yönelik “Zeytin Dalı” adını verdiği askeri harekâtı, Moskova, Tahran ve Ankara’nın Astana sürecini sürdürebilme kapasitesini sınıyor ve geçen hafta da vurguladığımız gibi bölgede büyük bir güç mücadelesi riski giderek artıyor.

Bir Al-Monitor muhabiri şöyle yazıyor: “İran açısından Türkiye’nin müdahalesi zaten karmaşık olan Suriye’deki durumu iyice karmaşık hale getirecek ve Soçi barış sürecini zayıflatacak. Suriye muhalefetinin büyük bir bölümünün 28 Ocak’taki toplantıyı boykot etmesiyle Soçi sürecinde zaten önemli bir sekte yaşanmıştı. Bu bağlamda Türkiye, Rusya ve İran liderlerinin İstanbul’da bir görüşme yapması bekleniyor ancak tarih henüz belli değil. Benzer bir üçlü toplantı daha önce 22 Kasım 2017’de Soçi’de yapılmış ve taraflar Suriye krizinde bir iş birliği çerçevesi belirlemişti. Kimliğinin gizli kalması kaydıyla konuşan İranlı bir yetkiliye göre Tahran, Ankara’ya Afrin’de bir yıpratma savaşına çekilme ihtimaline karşı dikkatli olma tavsiyesinde bulundu.”

Yazı şöyle devam ediyor: “İran, Suriye ordusunun Kürt savaşçılar ve İran yanlısı bazı grupların yanında bölgeye konuşlanması amacıyla Kürtler ile Suriye ordusu arasında bir anlaşma sağlamaya çalışıyordu. İran’ın çabaları savaştan en iyi sonuçlarla çıkmayı, hem Suriyeli Kürtlerin hem de Türkiye’nin dostu olarak kalmayı ve aynı zamanda Suriye’deki konumunu güçlendirmek için Afrin’deki savaşa yatırım yapmak isteyebilecek başka tarafların, yani ABD’nin önünü tıkamayı hedefliyor. Afrin yakınlarındaki askeri kaynağın Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre Afrin’i savunan Kürt savaşçıların yanında İran’la bağlantılı olduğu bilinen bazı Suriyeli Arap savaşçılar da var. Kaynak, bu militanların Türk askerinin başka bölgelere geçmemesini sağlamakla görevli olduğunu ve bu tip taarruzları engellemek üzere ellerinde tanksavar mühimmat bulunduğunu anlattı. Türkiye’nin kuzey Suriye’de kâğıtları yeniden karmaya ve her şeyi başa sarmaya çalışacağı konusunda hem Suriye hem İran tarafında ciddi endişeler var.”

Ancak Rusya, Türkiye ve İran arasındaki gerilimler ne olursa olsun üç ülkenin Astana sürecine bağlılığı sarsak da olsa şimdilik devam ediyor. BM Suriye Temsilcisi Staffan de Mistura bir nevi seyirci olarak da olsa geçen ayki Soçi toplantısına katıldı. Çünkü diplomatik kulvarı acilen canlandırma gereği bulunan bir dönemde Cenevre süreci için yegâne can damarı buydu. De Mistura, BM Güvenlik Konseyi’nde 14 Şubat’ta yaptığı açıklamada Suriye’deki mevcut durumu “özel temsilci olarak daha önce gördüğüm dönemlerden farkı olmayan şiddet dolu ve kaygı verici bir an” olarak tanımladı. De Mistura, ayrıca “Kasım 2017’nin sonundan bu yana Birleşmiş Milletler’e ait tek bir insani yardım konvoyu kuşatılmış bölgelere ulaşamadı.” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın geçen haftaki Türkiye ziyareti de Suriye’deki ABD nüfuzunun sınırlarını gözler önüne serdi. Bakanın Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yaptığı üç saatlik maraton görüşmeye rağmen taraflar görüldüğü kadarıyla sadece aralarındaki anlaşmazlıkları görüşmek için yeni “mekanizmalar” üzerinde anlaşabildi. Uzun zamandır süren, apaçık ortada olan ve çözümsüz görünen bu anlaşmazlıkların başında Türkiye tarafından terörist örgüt sayılan ve Zeytin Dalı Harekâtı’yla hedef alınan Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) belkemiğini oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’ne ABD’nin destek vermesi, YPG’nin Menbiç’teki rolü, Türkiye’nin temmuz 2016’daki darbe girişimiyle suçladığı Fethullah Gülen’in ABD’den iadesini istemesi ve yine Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füzesavar sistemini alma niyeti geliyor. Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 16 Şubat’ta Tillerson’la düzenlediği ortak basın toplantısında tam üç kez ABD’nin Suriye’de verdiği sözleri tutmamasından bahsetti.

ABD-Türkiye ilişkilerindeki krizin yanı sıra ABD ile İran arasındaki husumet ve ABD-Rusya ilişkilerindeki soğukluk dikkate alındığında Washington’ın Suriye’deki diplomatik kaldıraçları en iyimser deyimiyle kısıtlı görünüyor.

Erdoğan, Tillerson ile görüşmesinden iki gün sonra 17 Şubat’ta Zeytin Dalı Harekâtı ile Türkiye’de bulunan 3,5 milyon Suriyeli mültecinin dönüşü arasında bir kez daha bağ kurdu. Bu konuya ocakta da değinmiştik. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Eskişehir il kongresinde konuşan Erdoğan “Bize ve ülkemize kurulan tuzakları tek tek sahiplerinin başlarına geçireceğiz.” dedi.

Amberin Zaman ise şu bilgileri aktarıyor: “Fırat Nehri’nin kaynaklarını kontrol eden Türkiye’nin Suriye’de tarımın bel bağladığı Fırat’tan su akışını azalttığı ve hem Suriye halkının sıkıntılarını hem de YPG üzerindeki baskıyı artırdığı bildiriliyor. Türkiye geçen sene de Mercy Corps dâhil kuzey Suriye’ye insani yardım sağlayan bazı yardım kuruluşlarının faaliyetlerini durdurmuştu. Çünkü bu kuruluşların faaliyet alanları YPG kontrolündeki bölgeleri içeriyordu. (...) Türkiye’nin Afrin harekâtı baskı ve ekonomik gerileme iklimini yoğunlaştırıyor. Türkiye bölgeden çıkmak için acele etmiyor. Zeytin Dalı Harekâtı güçlü halk desteğine sahip olduğu için yeni zayiata da katlanabilir. Nitekim YPG’nin Türkiye içinde güvenlik güçleriyle savaşan PKK’dan farklı olmadığı ve dolayısıyla onun da ortadan kaldırılması gerektiği yönündeki hükümet söylemi halkın çoğunluğu tarafından kabul görüyor.”

Zaman şöyle devam ediyor: “Erdoğan’ın YPG’ye karşı Menbiç’e girme ve harekâtı Irak sınırına kadar genişletme tehditleri bazı Arapları taraf değiştirmeye teşvik edebilir. Böyle bir kayma, hâlâ Orta Fırat Vadisi’ndeki İD kalıntılarını temizlemeye ve cihatçılardan kurtarılan kent ve kasabaları istikrara kavuşturmaya çalışan koalisyonunun çabalarını sekteye uğratır. (...) Türkiye için de benzer bir durum söz konusu olabilir. Komşu olarak YPG ile Suriye rejimi arasında tercih yapmak durumunda olan Ankara muhtemelen rejimi seçer."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Özel etkinlikler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Lobbying newsletter delivered weekly
Bu bölümlerde bulundu: rex tillerson, manbij, staffan de mistura, astana, operation olive branch, ypg, afrin, turkey-syria border
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept