İsrail İran füzelerine karşı “gözünü kırpmayacak”

By
p
Article Summary
İsrail İran için yeni kırmızı çizgiler belirliyor. Erdoğan’ın Rusya’yla iş birliği yaparak Kürt konusunda kazanım sağlama beklentisi hâlâ gerçekleşmiş değil. Rusya Suriye’de özel askeri şirketleri daha fazla kullanmayı düşünüyor. İslam Devleti ve El Kaide Sina Yarımadası’nda savaşa gidiyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İran telaşının başlıca kaynağı Netanyahu

Ben Caspit bu haftaki yazısında İsrail’in bölgesel siyasetini ele alıyor ve şu bilgileri aktarıyor: “İsrail, bölgede son yıllarda attığı askeri adımlara zemin hazırlayan yazılmamış kırmızı çizgilerini yeniden şekillendirip güçlendirme olasılığını düşünüyor. Hatta İran’ın Suriye ve Lübnan’da hassas roket üretim tesisleri kurmak için ileride yapacağı teşebbüsleri önlemek, İran’ın buralarda askeri üsler oluşturmasını engellemek için geniş kapsamlı bir önleyici saldırı ihtimalini de değerleniyor. Her zaman olduğu gibi bu kaygılar ve (İran konusundaki) genel alarmcı yaklaşım askeri komuta kademesinden ziyade siyasal iktidardan, siyasi karar vericilerden kaynaklanıyor ve bunların başında Başbakan Benjamin Netanyahu geliyor.”

Capit, İsrailli komutanları rahatsız eden başlıca konunun İran’ın “hassas füze projesi” olduğunu belirtiyor ve bu projenin amacını “Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad ile Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’a stratejik hedefleri metrelerle ifade edilen bir hassasiyetle vurabilecek roket ve füze üretme kabiliyeti kazandırmak” şeklinde tanımlıyor.

Caspit, kimliğinin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan kıdemli bir İsrailli bakanın şu sözlerini aktarıyor: “Bu konuda savaşı göze almamız gerekecek. Bu bizim için parıl parıl parlayan bir kırmızı çizgi olmalı. Bölgedeki tüm karar vericiler de İsrail’in gözünü kırpmayacağını, kendisine ekonomisine, hava üslerine, başka tesislere hassas saldırılarla zarar verilmesini engellemek için elinden gelen her şeyi yapacağını hesaba katmalı. Nokta.”

Erdoğan Ruslardan karşılık bekliyor

Türk-Rus ilişkilerindeki ivmeyi değerlendiren Cengiz Çandar şu tespitlerde bulunuyor: “Adım adım ilerleyen Türk-Rus yakınlaşmasını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD politikalarından memnuniyetsizliğini yansıtan taktiksel bir hamlesi olarak görenler yanıldı. Bu görüşte olanlar, 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünün ardından oluşan yeni güç konfigürasyonunu anlamaktan uzak. Erdoğan’ın ulusalcılar, geleneksel milliyetçiler ve Müslüman milliyetçilerden oluşan bir koalisyonun başını çektiği, en azından sözcüsü olduğu yönünde giderek güçlenen bir kanı var. Bu yeni güç konfigürasyonunun tüm bileşenleri Batı karşıtı ve katı bir şekilde Avrasyacı. Türkiye’de Avrasyacılık, NATO’dan Avrupa Birliği’ne kadar ülkenin Batı dünyasıyla resmi ve kurumsal bağlarına karşı Rusya yanlısı, İran yanlısı ve sonuçta Çin yanlısı olan bir dış politika ekolü olarak biliniyor. Dolayısıyla Erdoğan’ın taktik gereği Ruslarla flört ettiği, bunu Washington’la AB’ye karşı baskı unsuru olarak kullandığı düşüncesinin bir hezeyandan ibaret olması muhtemel.”

Çandar şöyle devam ediyor: “Kürt meselesi Ankara’nın bu dış siyasetinde itici güç işlevi görüyor ama Rusya’dan bu konuda fazla bir yardım gelmiş değil. Soçi zirvesinden bir gün önce Putin tantanalı bir şekilde Soçi’de Esad’ı ağırladı. Bu, Esad’ın Suriye’deki meşru otorite olacağının ve herhangi bir barış anlaşmasında yer alacağının işareti. (…) Türkiye’nin, yani Erdoğan’ın dış politikası hiç olmadığı kadar Amerikan çekici ile Rus örsü arasında sıkışmış görünüyor. Kürt meselesi, Türkiye’nin Suriye’de, Orta Doğu’da ve dünyadaki zayıflayan konumunu gösteren katalizörlerden sadece birisi.”

Rusya’nın Suriye’deki paralı askerleri

Metin Gürcan Suriye’de bir başka gelişmeye dikkat çekiyor: “Rus Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov 23 Kasım’da Suriye’deki Rus askerlerinin bir kısmının yıl sonunda geri çekilebileceğine yönelik dikkat çekici bir açıklama yaptı. Rusya Suriye’de silahlı çatışmaların azalması ve siyasi geçiş sürecinin hızlanmasına paralel olarak Suriye’deki askeri varlığını bir miktar azaltmayı düşünüyor. Ancak Suriye’de herhangi bir güvenlik açığına meydan vermemek için Moskova bazı işleri, modern orduların taktik muharebe kabiliyetlerine sahip özel askeri şirketlere (ÖAŞ) yaptırtacak.”

Gürcan konuyla ilgili şu bilgileri aktarıyor: “Suriye’de Şii kökenli Türki taşeronlar kullanmak Moskova’ya stratejik avantaj kazandırıyor. Çünkü bu askeri taşeronlar Suriye hükümet güçleriyle daha kolay kaynaşabiliyor. Ayrıca Şii kimliği Selefi cihatçılıkla mücadelede birleştirici bir unsur oluyor. Sovyet ordusunda paraşütçü olarak görev yapan Sünni-Özbek kökenli Cuma Namangani’nin Afganistan görevi sırasında Selefi cihatçılığı benimsemesi ve sonra 1998’de radikal Özbekistan İslami Hareketi’ni kurarak şeriat düzeni getirmek amacıyla Özbek hükümetine cihat ilan etmesi Rusya’yı Suriye’de dikkatli davranmaya zorluyor olsa gerek.”

Gürcan şöyle devam ediyor: “Sonuç olarak Moskova, Suriye’deki askerlerinin bir kısmını geri çekmesine paralel olarak çok muhtemeldir ki ÖAŞ sayısını artırma imkânlarını arayacak. Suriye güvenlik güçlerinin zayıflığı aşırı yük üstlenen Rus askerlerini azaltma ihtiyacıyla birleşince Suriye’de güvenlik açıkları doğuyor. Bu açıkları ÖAŞ’ler ile kapatmak, Moskova açısından inandırıcı inkâr imkânı tanıyan, ekonomik olarak elverişli, siyaseten de uygun, sürdürülebilir ve esnek bir seçenek teşkil ediyor. Ayrıca Ukrayna ve Libya’da olduğu gibi yerel savaş ağalarına, silahlı gruplara ve suç şebekelerine bel bağlamaktan farklı olarak Suriye’de eski Rus özel harekâtçılar tarafından yönetilen ÖAŞ’ler kullanmak Moskova’ya komuta kontrolünü ve savaş etkinliğini artırma imkânı veriyor.”

El Kaide Sina Yarımadası’nda zemin mi kazanıyor?

Sina Yarımadası’ndan bildiren Al-Monitor muhabirine göre “İslam Devleti (İD) ve El Kaide’yle bağlantılı gruplar Sina Yarımadası’nda birbiriyle savaşacakmış gibi görünüyor. Mevcut durumda böyle bir mücadele oldukça orantısız olur.”

Muhabirimiz şu bilgileri aktarıyor: “El Kaide’ye bağlı Cund El İslam grubu 11 Kasım’da yayımladığı ses kaydında kendisinden çok daha büyük olan İD bağlantılı Sina Vilayeti örgütüne savaş ilan etti, ayrıca 11 Ekim’de bir Sina Vilayeti aracına yapılan saldırıyı üstlendi. Saldırı araçta bulunan dört kişinin ölümüyle sonuçlanmıştı. Cund El İslam, Sina Vilayeti mensuplarının nedamet getirmesini ve ‘Bağdadi kanunlarından’ vazgeçmesini istiyor, aksi halde onları yok edeceğini söylüyor. Cund El İslam’a göre sivilleri ve Müslüman dindaşları hedef alan ‘Bağdadi kanunları’ şeriata aykırı.”

24 Kasım’da Sina Yarımadası’nda bir camiye düzenlenen saldırıda 300’ü aşkın insanın hayatını kaybettiğini, en az 100 kişinin yaralandığını anımsatan muhabirimiz şöyle yazıyor: “Saldırıyı henüz hiçbir grup üstlenmemiş olsa da Sina Vilayeti baş şüpheli konumunda. Bölgedeki köylüler, saldırıdan bir hafta önce örgüt tarafından tehdit edildiklerini söylüyorlar.”

Muhabirimiz şöyle devam ediyor: “Cund El İslam’dan yapılan açıklamaya bakılırsa örgüt, Sina Vilayeti’nin her gün gerçekleştirdiği şiddet eylemlerinden, eziyet ve katliamlarından bunalan insanları yanına çekmeye çalışıyor. (...) Örgüt ayrıca Mısır ordusunun ihlallerinden mağdur olan, bilhassa Refah’tan göç ettirilen kişileri saflarına katmayı umuyor. Açıklamada ‘Zalimler Refah halkını yerinden yurdundan ederken mürtetler de Sina’nın her köşesine kontrol noktaları dikiyor.’ ifadesi kullanılıyor. Örgüt Filistinli savaşçıları ve İsrail’e düşmanlık duyanları da yanına çekmek istiyor. Buna yönelik şu cümle kullanılıyor: ‘Yahudiler hiçbir engelle karşılaşmadan halkımızı bombalıyor.’ Sina’daki gelişmeler Cund El İslam’ın henüz zayıf bir grup olduğunu gösteriyor ancak örgüt son açıklamasıyla yeni yandaşlar kazanmayı başarırsa denklem değişebilir."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept