Ermeni kilisesi çatışmalardan sonra talancıların kurbanı

Diyarbakır’da bulunan ve Orta Doğu’nun en büyük Ermeni kilisesi olan Surp Giragos Ermeni Kilisesi’nin başı bugünlerde hırsızlarla dertte. Kilisenin bulunduğu bölgede sokağa çıkma yasağı olsa da birileri girmeyi başarıyor.

al-monitor .
Mahmut Bozarslan

Mahmut Bozarslan

@mahmutbozarslan

İşlenmiş konular

Kültürel Miras

Ara 21, 2017

DİYARBAKIR -- Surp Giragos Ermeni Kilisesi 1950’li yıllarda yeniden ibadete açıldı. Ancak 500 yıllık kilise 1980’lerin başında cemaat kalmayınca yeniden kaderine terk edildi. Camları kırıldı, çatısı çöktü, içi toprakla doldu.

Sadece duvarları ayakta kalan kilisenin kaderi 2008 yılında başlanan restorasyonla değişti. Restorasyon üç yıl sürdü. Kilisenin her köşesi titizlikle onarıldı. Horan denilen ve din adamlarının ayin yaptığı bölüm için dünyadaki üç horan ustasından biri Diyarbakır’a getirildi. Altı buçuk ay çalışan usta yedi horan inşa etti. Üç yıl süren yenileme Rusya’dan getirilen çanın yerine takılmasıyla tamamlandı.

Dünyanın dört bir yanına savrulan Ermeniler, kilise sayesinde bir kez daha Dikranagerd dedikleri Diyarbakır’da buluştu. Kilise yeniden ayinlere başladı, kente gelen turistlerin de uğrak yeri oldu.

Kilisenin dönüşümü hem Ermenileri hem de Diyarbakır halkını memnun etti. Ancak bu mutluluk kısa sürdü. Halk arasında “hendek çatışmaları” olarak bilinen süreç kiliseyi de etkiledi. PKK’nın şehir yapılanması YPS’nin kazdığı hendekleri ve barikatları kaldırmak için başlatılan operasyonun yürütüldüğü yerlerden biri de kilise çevresiydi.

Kilise önce YPS militanları tarafından mevzi ve revir olarak kullanıldı. Çatışmalardan sonra kilise içinde bırakılan tıbbi atıklar bunun en somut kanıtıydı. Güvenlik güçleri ilerledikten sonra militanlar kiliseyi terk etti. Kilise bu kez de güvenlik güçlerine ev sahipliği yaptı.

Çatışmalara sahne olan kilisedeki ağır hasar olaylar sona erdikten sonra ortaya çıktı. Yüzlerce merminin isabet ettiği bahçe duvarları yıkıldı. Ancak tüm bunlara rağmen Ermeni cemaati kilisenin yıkılmamasıyla teselli buldu. Yetkililerin kilisenin yeniden onarılarak cemaate verileceğini söylemesi de acıları hafifletti.

Kilise yasaklı bölge içinde bulunduğu için korunduğu sanılıyordu ama öyle olmadığı anlaşıldı. Çatışmaları hafif yaralı atlatan kilise bu kez de hırsızların hedefi oldu. Kiliseye iki kez giren hırsızlar birçok eşya çaldı. Kilise vakfı çalışanlarının bile izinle girdiği bölgeye hırsızların nasıl girdiği anlaşılamadı. Cemaat rahatsız olsa da “buna da şükür” demekten başka çaresi yoktu.

Ancak kilisenin başına gelenler bununla da sınırlı kalmadı. Sivillerin girmesinin yasak bölgedeki kiliseye yeniden girildi. Amaç bu sefer hırsızlık değil tahribattı. Elinde balyozu, hiç tedirgin olmadan içeri giren şahıs ya da şahıslar binayı tahrip etti. Kabartmalar, ayinlerin yapıldığı horanlar paramparça edildi.

Kilisede üç yıl çalışan Armen Demirciyan’ın “duyunca yüreğim parçalandı” dediği tablo ortaya çıktı. Demirciyan duygularını Al-Monitor’a şöyle anlattı: “İçimiz yanıyor; çok üzüldüm. O kadar değerli eşyalarımız vardı hepsi gitti. Bir antika tüfeğimiz vardı onu çalmışlar. Horanları kırmışlar, kitapları çalmışlar. Kısacası tarumar etmişler. O kadar uğraştık, restore ettik, bütün emeklerimiz boşa gitti. Orası bizi bir araya getiren bir yerdi.”

Olayın duyulmasının ardından Türkiye Ermenileri Patrik Genel Vekili Başpiskopos Aram Ateşyan Diyarbakır'a geldi. Kilisede incelemelerde bulunan Ateşyan tahribata tepki gösterdi: "Her tarafını balyozla kırmışlar. O el işlemeleri üç yıl sürdü. Horan dediğimiz yerler paramparça oldu. (...) Bu eserlerin bir seferde kendini bilmez kişiler tarafından yok edilmesi aynı zamanda ülkeye zarardır. Bu eserler ülkenin zenginliğidir. Burası sadece bize ait değildir. Bu devlete, bu topraklara ait."

Surp Giragos Ermeni Kilisesi Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Gaffur Türkay da tepkiliydi. Kilisenin bir harabeden yeniden doğuşuna bizzat tanıklık eden Türkay Al-Monitor’a şunları söyledi: “Surp Giragos’u o ihtişamlı haline çevirdikten sonra hakikaten çok duygulanmıştık, umutlanmıştık. Farklı bir duyguyla her gün giderdik, otururduk, sahip çıkardık.”

Sokak çatışmalarının ardından kilise içindeki tahribata da tanıklık eden Türkay şöyle devam etti: “Kilise ayaktaydı. En azından duvarı, çatısı, çan kulesi gibi temel noktaları duruyordu. Dükkânlar ve içi hırpalanmıştı ama teselli kaynağıydı. Çünkü öte tarafta camiler yıkılmış, Katolik Ermeni kilisesi yıkılmıştı, biz bunu ayakta görünce teselli buluyorduk.”

Türkay Sur'da belirsizlik süreci uzayınca zaman zaman izin alarak gidip kiliseye baktıklarını da belirtti: “Özellikle son üç-dört aydır her gittiğimizde kiliseye daha farklı zararlar verildiğini gördük. Biraz ürktük. Bunu, değişik zamanlarda yetkililere, ilgililere anlattık ve bir çözüm bulunsun istedik ama maalesef önce sütunlardaki bilezikler sökülmüştü sonra gittiğimizde horanlar çekiçlerle yıkılmıştı. Bütün figürler, kiliseyle alakalı kabartmalar, resimler, materyaller maalesef talan edilmiş durumda.”

Türkay kendileri bile ancak izinle bölgeye girerken eli balyozlu saldırganların kiliseye nasıl girebildiklerine anlam veremediğini de ekledi.

Nitekim gazetecilerin bile Surp Giragos’da fotoğraf çekmek için Diyarbakır’dan Ankara’ya birçok kurumdan izin alması gerekiyor. Hatta geçen yıl izin aldıktan sonra bölgede çekim yapmaya gelen yabancı bir televizyon kanalının çalışanları kilisenin yanında nöbet tutan polis ekipleri tarafından uzaklaştırılmıştı. Ama kiliseye girişler nedense bir türlü engellenmiyor.

Türkay sözlerini şöyle noktaladı: “Oraya sadece inşaat işçileri girebiliyor. Girenler çok sınırlı sayıda. Girenlerin hepsi devletin kontrolünde girenler. (...) Bu güzelim yapı her gittiğimizde bir yerlerinden bir şeyler gidecekse bu çok ciddi bir sorun."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Suriyeli Kürt komutana göre Biden yönetiminde Türkiye ile gerginlik azalabilir
Amberin Zaman | Suriye çatışması | Kas 9, 2020
Türkiye, Kürtleri kardeş savaşına itiyor
Fehim Taştekin | | Kas 2, 2020
Yunanistan’ın Suriye açılımı Türkiye’yi mi hedef alıyor?
Sean Mathews | | Eki 20, 2020
Ürdün ve Irak ile bağlarını güçlendiren Mısır, Türkiye’ye ne mesaj veriyor?
Mohamed Saied | ekonomi ve ticaret | Eyl 5, 2020
Irak’la komşulukta kötüye doğru bir milat
Fehim Taştekin | türk-kürt çatışması | Ağu 16, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Türkiye Barış Pınarı’nda yeni bir sayfa mı açıyor?
Fehim Taştekin | türk-kürt çatışması | Kas 25, 2020
al-monitor
Döviz-faiz sıkışması ve yeniden küçülme
Mustafa Sönmez | | Kas 20, 2020
al-monitor
Azerbaycan’a asker tezkeresi ne anlama geliyor?
Fehim Taştekin | | Kas 19, 2020
al-monitor
Erdoğan’ın Avrupalı fedaileri: Bozkurt ve Hilal
Fehim Taştekin | | Kas 13, 2020