İsrail’de kadın sinemacılar yükselişte

2014 İsrail sinemasının son yıllarda geçirdiği dönüşümü yansıtan bir yıl oldu. Kadın sinemacıların ve derinlikli kadın rollerinin sayısı artarken kadınlar görülmemiş sayıda ödül kazandı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor “Viviane Amsalem’in Mahkemesi” filminin 27 Ekim 2014’te Hollywood, California’da yapılan gösterimine katılan Ronit Elkabetz  Photo by Getty Images/Jason Kempin.

İşlenmiş konular

women’s issues, movie, israel, film, female participation, cinema, award, artists

Mar 12, 2015

İsrail sinemasındaki kadın devrimini yansıtan en etkileyici örneklerden biri aslında erkek imzası taşıyan bir filmle beyaz perdeye taşındı. Nadav Lapid’in çektiği “Anaokulu Öğretmeni” dünya çapında övgü alırken İsrail’de de 2014’ün en iyi filmlerinden biri olarak takdir topladı. Evet, erkekler de artık filmlerini zorlu ve karmaşık kadın karakterler üzerine kurmaya başladı. Ancak 2014 İsrail sinemasında kadınlar için muhteşem bir yıl oldu ve bu değişimi erkeklere atfetmek haksızlık olur.

İsrail’in Walla isimli internet sitesinde film eleştirmenliği yapan Avner Şavit bunu şöyle değerlendiriyor: “2014 mükemmel ve benzersiz bir yıl oldu. İsrail film sektörü, kadınların sesini diğer ülkelere kıyasla daha fazla duyuruyor. Oscarlarda en iyi yönetmen adayları arasında bir kadın bile yoktu. Fransa’da (Sezar Ödülleri’nde) en iyi yönetmen için yarışan yedi adaydan biri kadın. İsrail’de ise (Ofir Ödülleri’nde) en iyi film dalında iki kadın yarışıyor. 1980’lerde kadınlar tarafından çekilen tek bir uzun metrajlı filmin olmadığını anımsarsak bu gerçekten inanılmaz bir durum.”

Şavit’in bahsettiği filmler, Ronit Elkabetz ve erkek kardeşi Şlomi tarafından çekilen “Viviane Amsalem’in Mahkemesi” ve Talya Lavie’nin hem gişede hem eleştirmenler nezdinde başarı yakalayan, yurt dışında da gösterime giren ve ödüller alan “Sıfır Motivasyon” isimli filmi.

Liron Ben-Şluş’un senaryosunu yazdığı ve yönetmen eşi Asaf Korman tarafından çekilen “Onun Yanında” da 2014’te gösterime giren filmler arasındaydı. Filmin başrollerini Ben-Şluş ve “Sıfır Motivasyon” filminin muhteşem oyuncusu Dana Ivgy üstlendi. Tal Granit’in Şaron Maymun ile birlikte çektiği “Veda Partisi” ve Keren Yedeva’nın imzasını taşıyan “Harchek Miheadro” da dikkat çeken filmeler arasındaydı.

Bunun da ötesinde 2015 kadınlar adına daha da başarılı bir yıl olabilir. Nitekim Şavit şöyle diyor: “Mayıs ayında büyük bir ihtimalle kadın imzası taşıyan iki filmi birden -- Yaelle Kayam ve Hagar Ben Aşher’in filmlerini -- Cannes Film Festivali’nde göreceğiz.”

Bu yıl gösterime girecek diğer filmler ise şöyle: Şira Geffen’in “Kendim Yaptım”, Efrat Korem’in “Ben Zaken”, Tali Şalom Ezer’in “Prenses”, Yaelle Kayam’ın “Dağ”, Michal Vinik’in “Baraş” ve Ben Aşer’in “Haporetzet”. Yıllarca askeri ve milliyetçi temalı filmler izleyen maço bir toplum için bu gerçekten de inanılması güç bir liste.

Timeout Tel Aviv dergisinin film eleştirmeni Yael Şuv ise şu noktaya dikkat çekiyor: “İsrail Sinema Fonu’nun internet sitesinde de görebilirsiniz. Kadınlara ait filmlerin künyesinde bile ‘yönetmen’ ve ‘senarist’ sözcüklerinin eril hâlleri kullanılıyor. Oyuncular için ‘aktör/aktris’ denirken yönetmenlik ve senaristlik erkeklere ait bir alan. Bunu her kim yaptıysa önemini kavramış değil. Bunların erkeklere ait alanlar olduğu varsayılıyor.”

Kadın filmlerinde 2014-2015’te yaşanan sıçramayı kadın sinemacıların bir platform oluşturmasına bağlayan Şuv şöyle devam ediyor: “İlk iş olarak muhtelif sinema kuruluşlarında erkeklerle eşit sayıda kadın senaryo okuyucusu talep ettiler. Zira kadınların önünü kesen nedenlerden biri senaryo okuyucularının erkek olmasıydı ve bu da kadın filmlerinin desteklenmesini engelliyordu. Bu arada Sinema Fonu’nun maddi destek sağlayan diğer kuruluşlara kıyasla kadınlara daha sıcak yaklaştığını ve süratle erkek sayısı kadar kadın okuyucu işe aldığını belirtmek gerek.”

Rehovot Kadın Filmleri Festivali’nde kadın senaristlere ayrılan bir hibe olduğunu, ancak bu festivalin de 2014’te sonlandırıldığını anımsatan Şuv şöyle devam ediyor: “Kurumların iddialarından biri başvuruların kadınlardan değil, erkeklerden geldiği şeklindeydi. Ama ilginçtir, kadınlara özel bir program başlatıldığı anda sayısız başvuru alındı. Peki, bu kadınlar daha önce neredeydi? Kadınlar, muhtelif fonlarda erkekler lehine haksız bir rekabet olduğu duygusuna sahipti. Nasılsa destek alamayacaklar, neden başvursunlar? Bu durumu kadınlara özel platformlar değiştirdi.”

Şhavit de şu tespiti yapıyor: “İsrail sineması bir bütün olarak cinsiyet, sektör ve coğrafya açısından çoğulculuk sürecine girdi. Bu talep izleyiciden geliyor. Sektör, sinemaseverlerin görmek istediği filmleri üretiyor. Filmler iyi yapılıyor ama bildiğiniz gibi bu, filmlerin başarısını garantilemiyor. Bahsi geçen filmlerin başarılı olmasının sebebi izleyicinin görmek istediği konuları işlemeleriydi.”

Şuv, son döneme kadar İsrail’deki film eleştirmenlerinin de çoğunlukla erkek olduğunu anımsatarak şöyle devam ediyor: “Bütün engelleri aşıyorsun, film nihayet gösterime giriyor, ancak bu sefer de başka bir engel çıkıyor: Eleştirmenler güçlü, aykırı ve ‘sorunlu’ kadınların olduğu hikâyeleri topa tutuyor. Bu alanda da baskı oluşturduk ve bir ‘kadın eleştirmenler listesi’ yaptık. Bir baktık ki aslında bir sürü kadın eleştirmen varmış ama bunlar kamuoyunda öne çıkarılmamış. ‘Biz varız.’ diyen kadınların bir diğer örneği de bu.”

Şavit ise şiirsel bir teşhis koyarak şöyle diyor: “Filmlerin askeri temalara odaklandığı günlerde biz de kahramanlarla birlikte tankların içinde mahsur kalıyorduk. ‘Beşir’le Vals’, ‘Lübnan’ ve ‘Beaufort’ filmlerinde kadınların ekranda göründüğü süre toplam beş dakikaydı. Askeri tema bizde de dünyada da dibine kadar tüketildi. Bizler ‘dünya’dan mali destek almadan bir İsrail filmi çekemiyoruz. Bu yüzden ‘dünya’ farklı temaları işleyen İsrail filmlerini kabul etmeye başlayınca bu tür yapımlara kapı açılmış oldu.”

Şavit’in dikkat çektiği bir diğer nokta ise İsrail’deki sinema okullarının çokluğu: “İsrail’de çılgın sayıda sinema okulu var. Bu da çok çeşitli seslerin serpilmesine olanak sağlıyor. Diğer ülkelerdeki gibi tek bir büyük okulumuz olsaydı bu kaçınılmaz olarak Tel Aviv’de, seçkinci ve pahalı bir okul olurdu. O zaman bu değişim yaşanır mıydı pek emin değilim.”

Değişimin kadın oyuncuları da bir anda başrollere taşıdığını belirten Şavit şöyle devam ediyor: “Erkekler genelde erkekleri anlatan filmler yapar. Geçen yılki İsrail film eleştirmenleri forumunda kadın rollerinin azlığını protesto etmek için en iyi kadın oyuncu dalında oy kullanmadım. Bu yıl senaristi kadın olan daha fazla film vardı ve kadın oyunculuğunda da makul bir çeşitlilik oluştu.”

Mevcut duruma son birkaç yılda yaşanan değişikliklerle gelinmiş olması bu dönüşümün geçici olabileceği kaygısını da doğuruyor. Şuv bu konuda şöyle düşünüyor: “Esas mesele para. Kadın filmleri son zamanlarda sadece eleştirmenlerin takdirini kazanmıyor para da getiriyor. Bu da algının değişmesinde etkili oluyor. Gidişat olumlu ama kadın festivalinin sonlandırılması kötü bir darbe oldu.”

Şavit ise pek umutlu değil: “Uzun vadeli tecrübelerime göre sizin gibi bugün ‘Ne harika durumdayız!’ şeklinde makaleler yazanlar çok geçmeden ‘O müthiş trende ne oldu?’ diye yazmaya başlar.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Mahabad’dan Diyarbakır’a İranlı Kürt sanatçının öyküsü
Mahmut Bozarslan | Mülteciler | Nis 16, 2018
Suriye’de geleceğin anahtarı kadınlar olabilir mi?
Khaled al-Khateb | | Haz 21, 2017
433 sinemacıya “barış” soruşturması
Sibel Hürtaş | | Oca 19, 2017
Mısırlı erkekler niçin Suriyeli kadınlarla evlenmek istiyor?
Nahla ElNemr | | Ara 11, 2016
Burada habere sadece kadın ele değiyor
Mahmut Bozarslan | | Mar 14, 2016

Recent Podcasts

Featured Video

More from  İsrail'in Nabzı

al-monitor
İsrail-BAE barışı büyük bir ekonomik potansiyeli ortaya çıkarıyor
Ben Caspit | Israeli-Gulf relations | Eki 27, 2020
al-monitor
Türk-İsrail ilişkileri ticaret ve sanatta ivme kazanıyor
Rina Bassist | | Eki 22, 2020
al-monitor
İsrail iç savaşa mı gidiyor?
Ben Caspit | | Eki 6, 2020
al-monitor
İsrailli turistler koronavirüse rağmen Türkiye’den vazgeçmiyor
Mordechai Goldman | Turizm | Ağu 5, 2020