Ana içeriğe atla

Şengal’e duvar ve operasyonun arkasında Türkiye mi var?

Şengal’e Irak hükümet güçlerinin yaptığı çıkarma ve sınıra örülen duvar Ezidilerin korkularını diriltti. Bağdat’ın Türkiye’nin operasyon baskısını geçiştirmek ve bölgede kontrolü ele almak için bu adımları attığı düşünülüyor.
Iraqi riot police protect the Turkish embassy in Baghdad on February 18, 2021.

Türkiye’nin “ikinci Kandil olmasına izin vermeyeceğiz” diyerek hedefe koyduğu Ezidi toprağı Şengal’de “kontrol savaşı” büyüyor. Bir taraftan Suriye-Irak sınırında duvar örülürken diğer yandan Türkiye’nin PKK’ye karşı başlattığı Pençe-Kilit Operasyonu’yla eş zamanlı olarak Irak hükümeti ordu güçlerini Şengal’e gönderdi. Irak birlikleri ile Ezidi güçler arasında çatışma yaşanırken hem duvar hem askeri sevkiyat Türkiye’nin Bağdat üzerindeki baskılarına bağlanıyor. 

Şengal Direniş Birlikleri’ne (YBŞ) yakın yerel bir kaynağın Al-Monitor’a verdiği bilgilere göre Irak Başbakanı Mustafa el Kazımi’nin talimatıyla 18 Nisan’da bölgeye gönderilen askeri güç önce Şengal’in kuzeybatısında Digori’de Ezidhan Asayiş merkezini ele geçirmeye kalkıştı ve çatışma çıktı. Aynı günün gecesinde askeri birlikler Şengal’in batısında 47’nci yol üzerinde Cidale ve Sikiniya civarında birkaç noktayı ele geçirdi. Burada da YBŞ ile çatışmalar yaşandı. Karşılıklı olarak ölen ve yaralananlar oldu. Daha sonra Irak ordusu bölgeye tank ve obüs topları gönderdi. Nüfuzlu kişilerin devreye girmesiyle çatışma durdu ama gerilim sürüyor. 

İslam Devleti’nin (İD) bölgeden temizlenmesinin ardından bölgede güç dengesi açısından çok karmaşık bir tablo oluşmuştu. Şengal merkezi ve civar yerleşim birimlerinde YBŞ, Ezidhan Asayişi, Haşd el Şaabi, Haşd el Şaabi içindeki Ezidi birliği, Peşmerge’ye bağlı Ezidi birliği ve Irak ordusu varlık gösteriyor. YŞB’nin Haşd el Şaabi ve Irak ordusu ile yan yana olduğu kontrol noktaları da var. Ezidiler arasında Irak ordusu ve Kürdistan Demokrat Partisi’ne (KDP) bağlı Peşmerge güçlerinin Şengal’i İD’e terk etmiş olmasından kaynaklanan güvensizlik gelişmelere yönelik bütün tepkileri şekillendiriyor. 

Bu güvensizlik PKK ile ilintili YBŞ’nin önünü açarken İD’e karşı bir seferberliğin sonucu doğan Şii ağırlıklı Haşd el Şaabi’yi de dönemsel müttefik hâline getiriyor. Haşd el Şaabi’nin Türkiye’nin sınır ötesi harekâtlar ve askeri varlığını “düşmanca” gören sert tutumu merkezin “idareci” politikasıyla da çelişiyor. Bu çelişki YBŞ’ye yaklaşımı de etkiliyor. 

Beri tarafta 9 Ekim 2020’de Bağdat ile Erbil arasında varılan uzlaşma çerçevesinde Şengal’in etrafında yaklaşık 10 yeni kontrol noktası kurulması gibi kontrolün merkeze geçmesi yönünde adımlar atılıyor. Son olarak Kazımi, Ninova (Musul) Valisi Necm Cuburi’yi Şengal’e vekâleten kaymakam olarak atadı. Yerelden gelen tepkiler üzerine bu karar aynı gün iptal edildi. Bu tür adımlar fiili durumu etkileyecek sonuç üretmedi.

Fakat bundan daha önemlisi Suriye ile geçişleri kapatmak üzere çekilen duvar ve tel örgü. Kazımi’nin ocakta Şengal’i ziyaretinden sonra geliştirilen bir proje çerçevesinde öngörülen duvar inşaatı geçen ay başladı. Kürt kaynaklar 18’nci Sınır Muhafız Tugayı’nın denetiminde 3.75 metre yüksekliğinde, bir metre kalınlığındaki duvarın Türkiye-Irak-Suriye üçgenindeki Fişhabur’dan Şengal’in güneybatı sınırına kadar ineceğini öngörüyor. Bu hattın uzunluğu yaklaşık 200 kilometre. Şimdilik inşaat Suriye’nin Hol kasabasının hizasındaki bölgede ilerliyor. Duvara paralel olarak sınırdan beş kilometre içerde tel örgü çekiliyor. Arap ve Ezidi köylerini ayıran tellere karşı köylüler gösteri düzenledi. 

Ezidilerin katliamdan Suriye’ye kaçarken kullandığı 47’nci yol üzerindeki gayri resmi kapı 2014’te YBŞ’nin kontrolüne geçmişti. Kapının Suriye tarafını Halk Koruma Birlikleri (YPG) tutuyor. Bu kapı ticari geçişler için kullanırken Ezidilerin zihninde “insani koridor” ya da “kaçış koridoru” olarak yer edindi. Kapının kontrolü daha sonra Irak sınır muhafızlarına bırakıldı.

Söz konusu yerel kaynak, “Sınırın bu şekilde kapatılması ticareti kesiyor, YPG ile güç birliğini etkiliyor ve bu yüzden Ezidileri korkutuyor. Çünkü Ezidiler 2014’te kendilerini terk eden Peşmerge ve Irak ordusuna güvenmiyor. Duvar kuşatma çağrışımı yapıyor. 2014’te bu duvarın olduğunu düşünün, Ezidilerin tamamı katliamdan geçerdi. Ezidilerin öfkesi 73’ncü fermanın yarattığı psikolojiyle birlikte ele alınmalı. Yeniden bir katliam olsa nereye kaçacaklar?” diyor.

Türkiye açısından Suriye ve Irak tarafında PKK ilintili unsurların ilişkilerini kesmek için geçişleri kapatmak stratejik bir öncelik. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Habur Sınır Kapısı’nın 15 kilometre batısında Ovaköy’den ikinci bir kapı açıp Tel Afer ve Musul’a kadar yeni bir güzergâh oluşturma ısrarı da bir güvenlik projesiydi. 

Erbil merkezli siyasi gözlemci Sıddık Hasan Şükrü, gelişmelerin Pençe-Kilit’le bağlantılı olduğunu düşünüyor. Al-Monitor’a konuşan Şükrü, “Şengal’de hükümete bağlı güçler zaten vardı. Kimi kimden kurtarıyorlar? Sanki işgal edilmiş bir alanı fethedercesine! Çok tuhaf. Şengal’a giren güçler Erdoğan’ın isteği ve Kazımi’nin talimatıyla geldi. Türkiye ile Irak arasında Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Bağdat ziyaretinden çıkan anlaşma çerçevesinde teröre karşı işbirliği var” diyor.

Şükrü, Şengal’deki gelişmelerin Türkiye bağlantısını şöyle kuruyor: “Türkiye Behdinan’da KDP sahasında çok önemli bir operasyon gerçekleştiriyor. Operasyonu temelli bir başarıya götürmek için Rojava ve Güney Kürdistan hattını tamamıyla kapatmanın şart olduğunu görüyorlar. Şengal’in Türkiye’nin güvendiği güçlerin kontrolünde olmasını istiyorlar. KDP ve Türkiye, YBŞ ve özerk yönetimin yerine Irak hükümet güçlerini tercih ediyor. Rojava’dakine benzer bir modeli kabul etmiyorlar. Aslında Erdoğan, Kazımi ve (KDP lideri Mesut) Barzani aynı siyaseti paylaşıyor. Barzani ve Erdoğan aynı kavgayı veriyor. Ancak Kazımi’nin neyin peşinde olduğunu anlamak zor. Çünkü görev süresi bitmiş sayılır, hükümet kurulunca gidecek. Öyle anlaşılıyor ki Irak güçleri arasında çok derin çelişki ve güvensizlik var. Hükümet güvenliği sağlamak açısından oradaki güçlere güvenmiyor, güvendiği bir gücü Şengal’e sürüyor. Güvenmediği güce ise hem maaş ödüyor hem silah veriyor. Demek ki Haşd el Şaabi’yi Türkiye istedi diye harekete geçiremiyor.”

Haşd el Şaabi, Türkiye’nin operasyonlarına karşı sert çıkışlarıyla biliniyor. Türkiye’nin Başika’daki üssüne düzenlenen roketli saldırılardan da Haşd el Şaabi sorumlu tutuluyor.

Şükrü, Şegnal’de güç dengesinin değişmesine İran’ın da razı gelmeyeceğini, Haşd el Şaabi’nin YBŞ ile ilişkilerini sürdürdüğünü, Türkiye Behdinan bölgesini temizledikten sonra ola ki Şengal’e kara harekâtı başlatırsa buna karşı Ezidi ve Şii güçlerin birlikte direneceğini öngörüp ekliyor: “O zaman ortak düşmanları IŞİD’in (Irak Şam İslam Devleti-İD) yerinde Türk ordusu olacak.” 

Şükrü, Ezidilerin özyönetimi sürdürme ısrarını da şöyle izah ediyor: “Irak ordusu Ezidi halkı ve Şiileri savunamadı. Türkiye ve bölgedeki diğer Sünni devletlerin bu işte parmağı vardı. Bu alanda derin bir yara ve güvensizlik var. Şengal, Haşd el Şaabi’ye güvenebiliyor ama KDP ve Irak ordusuna güvenmiyor. KDP ve Irak ordusu Türk ordusu ve istihbaratıyla işbirliği yapıyor. Onlar YBŞ hedeflerini tespit ediyor, Türk uçakları vuruyor. Sürekli katliam ve soykırımla karşılaşmış bir halk, Irak ordusu ve Türk uçaklarını gördüğünde gözlerinde Şengal soykırımı canlanıyor.”

Şükrü, Kazımi’nin attığı adımların altındaki motivasyonu da “Şengal’de yaptıkları, Türkiye’nin gönlünün alınması ve Türk ordusunun öngörülen operasyondan vazgeçmesini sağlamaya yöneliktir. Bunun yanı sıra herkes kendi mevzisini tahkim etmeye çalışıyor” diye izah ediyor.