Ana içeriğe atla

Enflasyondan büyüğü yok: Yüzde 36

AKP döneminin en yüksek oranına ulaşan yıllık tüketici enflasyonunun mart ayına kadar yüzde 50’yi görmesi muhtemel.
Turkey economy

Çığ gibi gelmekte olduğu tahmin ediliyordu ama bu kadarını çok az kişi bilebildi: Aralık 2021 tüketici fiyat artışı yüzde 13.6 olarak gerçekleşti. Böylece 2020 Aralık ayına göre artış da yüzde 36’yı buldu. Bu, 19 yıldır Türkiye’de iktidarda olan AKP’nin enflasyon rekoru aynı zamanda. 

AKP döneminde en yüksek yıllık enflasyon 2018 Eylül-Ekim aylarında yüzde 25 olarak yaşanmıştı. Hani şu Trump ile yaşanan gerilimin etkisiyle doların fırladığı “tek adam” döneminin ilk yılında... Ama, artırılan TL faizleri ile ekonomi soğutulunca fiyatlar da yatışmış ve 2019’da yeniden tek hanelere dönülmüştü. 

2021 ise öyle olmadı. Enflasyon ateşindeki düzenli artışa rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Merkez Bankası politika faizlerini artırarak harareti soğutmak yerine faiz indirimi dayatınca ve dört ayda 5 puan faiz indirimine gidince negatif faizden kaçanlar dövize sığındı. Sonra da olanlar oldu ve yine dört ayda doların fiyatının yüzde 59 artışı ile fiyatlar hızla tırmandı. Kasım ayında yüzde 3.2’lik, yıllıkta yüzde 21’lik artış bile güvenilmez bulunurken aralık ayı TÜFE’si yüzde 13.6 geldi. Bu, son 20 yılın rekor aylık artışı. 

Aralık ayının rekor tüketici fiyat artışında elbette eylülden beri tırmanan döviz fiyatları ana etken. Tarımdaki yapısal sorunlar, yılın kurak geçmesi ile gıda arzının düşüklüğü de rekor enflasyonda etkili oldu.

1990’lar ve 2000’ler Türkiye’sinde aylık bazda 1994 Nisanı’nda yaşanan yüzde 24’lük enflasyondan sonraki en yüksek tüketici fiyat artışı bu. Ulaştırma grubunun, onun içinde yer alan otomobil ve akaryakıt fiyatlarındaki artışın bu rekor oranda etkili olduğu anlaşılıyor. Dövizdeki sert artış otomobil fiyatlarında ortalama yüzde 38 artışa yol açtı. Akaryakıt fiyatlarındaki artışa Hükümet bir süredir Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ile ayar veriyor ve artışları vergiyi azaltarak dengeliyordu. Ama artık pek öyle yapmıyor. 

Aralıkta gıda ve konut grubundaki artışlar, ulaştırma grubunun arkasından geldi. Gıda fiyatlarındaki aylık yüzde 16’lık artış ile birlikte yıllık gıda enflasyonu yüzde 44’e yaklaştı. Özellikle ekmek ve et fiyatlarındaki artışlar, bu grubun enflasyonunu yukarı çeken ana maddeler oldu. 

Tüketici enflasyonu hesabında kiradan sonra ikinci sırayı yüzde 4,5 ağırlık ile alan sigaradaki aralık artışları da aralık ayı enflasyonunda 0.7 puan ile kayda değer bir yer aldı. 

Saray iktidarı aralık ayının rekor tüketici fiyatlarını “istisnai” buluyor ve bunun ardından sert bir iniş umuyor. Bu, mezarlık yolundan geçerken ıslık çalmaya benzetiliyor. Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Başkanı Prof. Dr. Göksel Aşan Bloomberg HT yayınında "Kurun bu seviyelerde devam ettiği ortamda fiyat düzeltmelerinin etkisiyle ocak ayında eksi enflasyon bekliyorum” dedi. Bu tahminin tutma şansı çok düşük. 

Tarihsel olarak bakıldığında böyle bir deneyim yaşanmadığı görülüyor. TL’nin yüzde 60’ın üzerinde değer kaybettiği 1994 kriz yılında nisanda yüzde 24 ile zirve yapan TÜFE, izleyen ayda yüzde 10’luk bir artış yaşadıktan sonra aylık yüzde 1-2’lere düşmüş ama yine de yılı yüzde 125 TÜFE artışı ile kapamıştı. Bir diğer tarihi kriz yılı 2001’de de TL yüzde 59’a yakın değer kaybına uğramış ve nisan ayında yaşanan yüzde 10’luk TÜFE artışını, mayısta yüzde 5’lik artış izlemiş, sonraki aylarda da pek fazla düşmemişti. 2001’in yıllık TÜFE artışı da yüzde 68,5 olmuştu. 

2022 tüketici enflasyonu, yüzde 36 ile biten 2021’in ardından elbette merak konusu. Saray’ın hissiyatını vermesi açısından yine Aşan’a kulak verelim: “Enflasyon üzerindeki kur baskısının sınırlı kalacağını düşünüyorum. Büyük ihtimalle yüzde 15-18 arasında tamamlayacağız 2022'yi.”

Bu tahminin isabetli olup olmadığını ölçmek açısından Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’ne (Yİ-ÜFE) de bakmak gerekli. Aralık ayında yüzde 19 artışla yılı yaklaşık yüzde 80 ile kapatan üretici ya da sanayici fiyatları, 2001 krizinin yüzde 88’lik artışından bu yana en büyük üretici fiyat artışını oluşturdu. Yüzde 80’lik üretici fiyat artışı ile yüzde 36’lık TÜFE artışı arasındaki makas 44 puana ulaşıyor. Bu makasın böyle açık kalması beklenemez ve mutlaka tüketici fiyatları üstünde basınç oluşturacaktır. 

2022 enflasyonunda kurun nasıl seyredeceği önemli bir parametre. Gıda fiyatlarının seyri de öyle. Kurun kaderini belirlemek için getirilen Kur Korumalı Mevduat’a birikim sahipleri pek güvenmiş görünmüyorlar. Döviz getirisini taahhüt eden bu enstrüman, enflasyon törpüsüne karşı koyabilecek mi? 

Öyle görünüyor ki enflasyonun 2022 Mart ayına kadar yüzde 50’yi görmesi muhtemel. Nitekim 2022’ye girerken elektrikten doğalgaza, şehir içi ulaşımdan akaryakıta kadar yüzde 40-75 arası oranındaki zamlar bunu neredeyse kesinleştiriyor. TÜFE “en büyük” kalacak ve onunla 2021’de baş edenler 2022’nin en azından ilk aylarında, kısa vadede ne döviz getirisi, ne faiz getirileri, hatta altın getirisi olarak baş edemeyecek. Hele ki 2022’de ABD’de başlatılacak faiz artışlarının dolara kazandıracağı küresel güç rüzgârı dikkate alındığında, TL’nin değerini koruması hiç de kolay değil. 

Yüksek enflasyon rüzgârı en çok ücretli kesimi kasıp kavuruyor. 2022 için yüzde 50 artırılarak 4 bin 250 TL’ye çıkarılan asgari ücretin alım gücü bu enflasyon karşısında birkaç ay içinde hızla aşınacağa benziyor. Asgari ücretten en fazla yüzde 30 yüksek seyreden ortalama ücretler ise TÜİK’in açıkladığı son bir araştırmaya göre enflasyonla baş edemiyor. 2012 ve 2020 arasındaki sekiz yılda tüketici fiyatları yüzde 221 artarken aylık ortalama brüt ücret yüzde 197 arttı. Böylece ücretlerdeki artış, fiyat artış oranının yaklaşık 25 puan altında kaldı. 2021’in yüksek enflasyon ikliminde bu erimenin daha da arttığı söylenebilir. 2022’de ortalama ücretler asgari ücrete uygulanan yüzde 50 oranındaki artışı sağlayabilirse biraz olsun dayanma gücü kazanabilir.

2021’in yüzde 36 yıllık TÜFE artışı, memur ve emekli maaşlarını da çok ilgilendiriyor. 2021’in ikinci yarısındaki TÜFE artışı yüzde 25’i buldu. Memur ve memur emeklilerine bu yılın ikinci yarısı için yüzde 3 zam verilmiş ve oluşacak enflasyon farkının ekleneceği belirtilmişti. İkinci yarı için yüzde 25'lik TÜFE artışı yaşanınca bu kesim, 22 puanlık fark alacak. İşçi ve Bağ-Kur emeklileri de ocak ve temmuz olmak üzere senede iki defa zam alıyor ve zam oranı da bir önceki altı aylık dönemde TÜFE’deki artışa göre hesaplanıyor. 2021’in ikinci yarısındaki yüzde 25 TÜFE artışı, bu kesime de uygulanacak. Ama bunlar, yaşanmış kayıpları telafiye yetecek gibi görünmüyor. En zor durumda olanlar ise sayıları 8 milyona yaklaşan ve sıfır gelirli işsizler! Hem gelirleri yok, hem her şey daha pahalı…