Ana içeriğe atla

Türk SİHA’ları işgal tehdidi altındaki Ukrayna’da moral yükseltiyor

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal edeceği korkusu yükselirken Türk SİHA’ları Ukraynalılara büyük moral veriyor.
Ukrainian President Volodymyr Zelensky and his Turkish counterpart Recep Tayyip Erdogan watch honour guards passing by during a welcoming ceremony prior to their talks in Kiev on Feb. 3, 2020.

VİNNİTSİA, Ukrayna — Batılı liderler Ukrayna’ya yönelik olası bir Rus işgalini önlemek için çabalarken Ukrayna’nın güneydoğusunda orta çağlardan kalma bir kasaba olan Vinnitsia’da hava kuvvetlerine mensup iki subay Türkiye’nin dünya çapında nam salan Bayraktar TBT 2 silahlı insansız hava araçlarına (SİHA) övgü yağdırıyor.

Al-Monitor’a 70 dakikalık özel mülakat veren Ukrayna Hava Kuvvetleri Komutanlığı Sözcüsü Yarbay Yuri İgnati, “Bayraktar topçu birliklerine bir tank kolunu imha edecek şekilde hassas hedefleme sağlıyor. Her şeyi otomatik sistemle gerçek zamanlı yapan nitelikli bir insansız hava aracı bu” diye sitayiş ediyor.

İgnati şöyle devam ediyor: “Bu araç koordinatları gösterir ve tamı tamına üç saniye sonra ilerleyen birlikleri bastırma ve imha kararı verilir. Bu araç hem bir silah hem de bir hafiyedir. Ukrayna’ya düşman karşısında yeni, niteliksel bir avantaj sağlıyor.”

Ukrayna ordusunun SİHA programını yöneten diğer subay, “Bu araç Rusların işini zorlaştırıyor” diye araya giriyor. Kimliğinin saklı kalması kaydıyla Al-Monitor’a bilgi veren albay rütbesindeki bu asker, 2019 yılında, Bayraktar’ın üreticisi olan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gözde damadı Selçuk Bayraktar’ın yönettiği Baykar Makina firmasına ait Türkiye’nin batısındaki bir tesiste Ukrayna Hava Kuvvetleri’nden başka subaylarla birlikte üç ay eğitim aldığını aktarıyor ve “Orayı çok sevdim” diyor.

İgnati ise “Ukrayna’nın hepi topu 20 civarında Bayraktar’ı var ama bununla kalmayacağız” diye ekliyor. 

“20 civarında” derken ne kastediyor diye üstelediğimizde İgnati bilgi vermekten çekiniyor. Ancak meslektaşı Ukrayna’nın 2018’de satın aldığı altı SİHA’lık ilk parti için 60 milyon dolar ödediğini ve daha sonra “yüzde 30 indirim” ile altı SİHA daha aldığını açıklıyor. Albay, “Türk SİHA’larından alabildiğimiz kadar almak istiyoruz” diyor.

Turkish Bayraktar TBT 2 drones are seen in Ukraine in this undated picture. (Courtesy of the Air Force Command of the Armed Forces of Ukraine)

Ukrayna’daki bir Bayraktar TBT 2 insansız hava aracının tarihi belirsiz fotoğrafı (Fotoğraf Ukrayna Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan temin edilmiştir)

Ukraynalı subayların bu coşkusu ilk bakışta tuhaf gelebilir. Zira Ukrayna’nın bir numaralı müttefiki, ABD. Rusya’nın Kırım Yarımadası’nı ilhak ettiği ve Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesinde kanlı bir ayrılıkçı isyanı körüklediği 2014 yılından bu yana Pentagon, Javelin tanksavar silahlar ve teknik eğitim dâhil Ukrayna’ya yüz milyonlarca dolarlık askeri yardım sağladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in şimdi Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı bir işgal harekâtı planladığı düşünülüyor. Putin bunu yalanlasa da İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülmemiş çapta bir askeri çatışmadan korkuluyor. 

Bu senaryo gerçekleşirse genel kanı Ukrayna’nın düşeceği yönünde. 

Ancak ABD’li yetkililer ve Kongre üyeleri Kiev’e akın edip Moskova’ya parmak sallarken Ukrayna’ya en çok moral veren ülke olarak ABD değil Türkiye zikrediliyor. SİHA programının yöneticisine göre Türkiye’nin tutumu onun “Rusya’dan korkmadığını” gösteriyor. 

Olumlu duyguların hâkim olduğu bu ortamda Türkiye’nin otoriter lideri 3 Şubat’ta Kiev’e giderek komedyenlikten siyasete geçiş yapan Ukraynalı mevkidaşı Volodimir Zelenski ile görüşmeyi planlıyor. Ziyaret, Karadeniz’de komşu olan Türkiye ve Ukrayna’nın “stratejik ortaklık” olarak tanımladığı derinleşen diplomatik, ticari ve güvenlik ilişkilerini vurgulayacak. Ziyaretin gündemi oldukça iddialı. Uzun zamandır sürüncemede kalan serbest ticaret anlaşmasına ve etkileyici sayıdaki mevcut ikili anlaşmaları pekiştirecek bir dizi başka ticari ve savunma anlaşmasına imza atılması bekleniyor. 

Türkiye’nin Ukrayna’ya Kırım konusunda verdiği kararlı destek yaşamsal önemde görülüyor. Türki bir topluluk olan Müslüman Tatarlar, Stalin tarafından sürülmeden önce Kırım’da çoğunluktu ve milyonlarcası Türkiye’ye göç etti. Rusya’nın Kırım’ı ilhakını Ankara gayrimeşru işgal olarak niteliyor. Türkiye Ukrayna’nın NATO’ya katılma arzusunu da yüksek perdeden destekliyor. Putin ise Ukrayna’nın NATO üyeliğini önlemek için savaşı bile göze almış görünüyor.

Nadiren söz edilen ama sembolik önem taşıyan bir diğer unsur da Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin 300 yılın ardından Rus Ortodoks Kilisesi’nden ayrılmasına Türkiye’nin sessizce destek vermesi. Bu adım, Ekümenik Patrik I. Bartholomeos tarafından onaylandı. Merkezi İstanbul olan patrikhane, Ortodoks dünyasında “eşitler arasında birinci” olarak kabul ediliyor.

Ayrılma kararı Moskova’yı küplere bindirdi. Bir Kilise kaynağı Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Moskova Patrikhanesi [kopuştan önce] hem Rusya’da hem Ukrayna’da uluslararası olarak tanınmış tek Ortodoks kilisesi idi ve bu da onu Moskova için eşsiz şekilde kullanışlı kılıyordu. [Mevcut Patrik] I. Kiril Rusya, Ukrayna ve Belarus’u içine alan Rus milletler topluluğu fikrinin vücut bulmuş hâliydi.”

Günümüz Türkiye’sinde İstanbul Patrikhanesi’nin statüsü yasal olarak tanınmış değil. Bu da hükümete Patrikhane’nin işlerine istediği gibi karışma imkânı veriyor. Dolayısıyla Ankara Bartholomeos’un Ocak 2019’da İstanbul’da Kiev’in genç Metropoliti I. Epifaniy’e bağımsızlık beratını vermesini engelleyebilirdi. Ama engellemedi. Rus Ortodoks Kilisesi İstanbul Patrikhanesi ile tüm ilişkilerini keserek yanıt verdi. Bu, Hristiyanlık tarihinin en büyük çatlaklarından biri oldu.

Ancak Türkiye’nin Ortodoks dünyasındaki güç oyunlarına etkisi, heyecanlı Ukrayna medyasında pek ilgi çekmiyor. Dahası, Rusya’yla bazen dost bazen rakip olan Türkiye’nin bu hassas dengeyi bozmadan Ukrayna’yla dostluğunu ne kadar sürdürebileceği sorusu da göz ardı ediliyor. Buna karşılık Ukrayna’daki televizyon programları, Türk SİHA’larının 2020’deki Dağlık Karabağ savaşında dengeyi Ermenistan aleyhine değiştirdiği gibi şimdi de Rusya aleyhine değiştirebileceğini nefes nefese anlatan yorumcularla dolu.

Ukrayna liderleri de halkın moralini yüksek tutmak umuduyla bu tür söylemleri teşvik ediyor. 

Al-Monitor’un sorularını yazılı yanıtlayan Ukrayna Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye ile stratejik ortaklığı iki tarafın da menfaatine olan, sağlam bir ilişki olarak görüyoruz. Savunma sanayi alanındaki ortaklığımıza özel önem atfediyoruz” ifadesini kullandı. Bakanlığa göre “Bazı ülkeler Ukrayna’nın direnç ve savunması güçlendirmenin Rusya’yı tetikleyebileceği gibi argümanlar öne sürerken Türkiye’nin [Ukrayna’ya SİHA] satışı sıradan bir ticari anlaşma olarak değil, zor günlerde dayanışma ve destek ifadesi olarak görülüyor. Bakanlık “bazı ülkeler” derken muhtemelen Ukrayna’nın silahlandırılmasına karşı çıkan Almanya’yı kastediyordu.

A Russian made Mig-21 fighter jet showcased outside the Officers Club of the Air Force Command of the Armed Forces of Ukraine, Vinnitsyia Ukraine, Jan. 21 2021. (Amberin Zaman/Al-Monitor)

Ukrayna’nın Vinnitsia kasabasında Ukrayna Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na ait subaylar lokalinin dışında sergilenen Rus yapımı MiG-21 savaş uçağı, 21 Ocak 2021 (Amberin Zaman/Al-Monitor)

Orta Doğu Çalışmaları Derneği Başkanı İgor Semivolos da Al-Monitor’a şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye daha net, daha dürüst. Türk silahlarının kullanımında çok daha özgürüz. Türkiye bize [Bayraktarları] hiçbir koşul koymadan sattı. Ve Erdoğan yürekli biri. Putin’den korkmuyor.”

Ukrayna ve Türkiye pek çok bakımdan doğal müttefik. Rus yayılmacılığının durdurulması, iki ülke için tarihten gelen ortak bir menfaat. Tarihsel bağlar, Kırım Hanlığı’nın Osmanlı’ya bağlandığı 15. yüzyıla ve batı Ukrayna’daki Rohatin’den cariye olarak getirilen Roxelana’nın (Hürrem) Kanuni Sultan Süleyman’ın gözdesi olduğu 16. yüzyıla kadar uzanıyor. Bab-ı Ali, Polonya kralları ve Rus çarlarına karşı Ukraynalı Kazaklarla ittifaklar kurarak birkaç onyıl boyunca Ukrayna’nın güneyinde geniş topraklara hâkim oldu.

Sovyet yönetimi Osmanlı dönemini Ukrayna tarihinden sildiği için pek çok Ukraynalı bu bağlardan haberdar değildi. Al-Monitor’a konuşan Osmanlı uzmanı Ukraynalı akademisyen Petro Kraluk, “Tarihi yeniden yazarak ‘Ruslar bu yaban topraklara geldi ve Yeni Rusya’yı kurdu’ dediler. [Ukrayna’da okutulan] tarih kitaplarında bugün halen Türk varlığından bahsedilmiyor” dedi.

Ne var ki 2014 yılında “Muhteşem Yüzyıl” rüzgârı esti. Osmanlı Sarayı’ndaki entrikaları anlatan bu sürükleyici Türk dizisi sayesinde Ukrayna halkı, Hürrem’in, Osmanlı tahtında en uzun kalan padişah olan Kanuni üzerinde ne kadar etkili olduğunu öğrendi. “Lion House” (Aslan Evi) isimli kitabında Kanuni döneminin ayrıntılı bir portresini çizen Christopher de Bellaigue’in dediği gibi “Tahtın veraseti o dönemki Osmanlı siyasetinin tek konusuydu ve o [Hürrem] bu oyunu acımasızca ve ustalıkla oynayarak tahta kimin geçeceğini fiilen belirlemiş oluyordu.”

A promotional image for "The Magnificent Century." (Tims Productions)

“Muhteşem Yüzyıl” dizisinin tanıtım afişi (Tims Productions)

Çağdaş dönemde ise Türkiye Ukrayna ile ilişkilerini Rusya ile ilişkilerinin bir alt kümesi olarak görme eğilimindeydi. Ancak Rusya’nın 2014’te Kırım’ı ele geçirmesi Türkiye için uyarı alarmı oldu. Karadeniz’de kontrolü daralan Türkiye, gözünü Kiev’e çevirdi. Carleton Üniversitesi Çağdaş Türkiye Çalışmaları Merkezi’nde kıdemli araştırmacı olan Ukrayna’nın önde gelen Türkiye uzmanlarından Yevgenia Gaber’in deyimiyle Kırım’ın ilhakına kadar Ukrayna deyince pek çok Türk’ün aklına sadece “güzel kızlar” geliyordu, pek çok Ukraynalı için de Türkiye “plajda tatil” demekti.

2014-2018 döneminde Ankara’daki Ukrayna Büyükelçiliği’nde çalışan Gaber Al-Monitor’a yaptığı açıklamada, “İlişkilere uzun süre karşılıklı bilgisizlik hâkim oldu. Örneğin Ukrayna dilinin Rusçadan ayrı bir dil olduğunu anlatmak zorunda kalıyorduk. Bugün her şey çok farklı” dedi. İki ülke arasında vizesiz seyahat imkânı da karşılıklı önyargıları yavaş yavaş kırıyor. 

Kendisini Ukrayna’da şöhrete kavuşturan “Halkın Hizmetkârı” dizisinde Erdoğan’la “bıyıklı hamamböceği” diye alay eden Zelenski, Nisan 2019’da büyük bir farkla devlet başkanı seçildikten sonra Türkiye’ye tatile gitti. O günden bu yana Erdoğan’la görüşmek için Türkiye’ye dört kez resmi seyahat gerçekleştirdi. 

Ukrayna’nın ilk Yahudi devlet başkanı olan Zelenski’nin Erdoğan’a bir baba gibi saygı duyduğunu söyleyen Semivolos, “Zelenski Erdoğan’a adeta bir enerji kaynağına gidiyormuş gibi gidiyor. Enerji depolamış halde dönüyor” diyor.

Vinnitsia’daki Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda tüm gözler şimdi başkentin 53 kilometre güneybatısından bulunan Vasilkiv kentindeki bir arazinin üzerinde. Arazi, Türk SİHA’larının ortak üretimini gerçekleştirecek bir tesise tahsis edilmiş durumda. Erdoğan temel atma töreni için buraya gider mi? Hava Kuvvetleri Sözcüsü İgnati “Öyle umuyoruz” diyor. Ama hayal kırıklığı yaşayabilir.

The center of the Air Force Command of the Armed Forces of Ukraine, Vinnitsyia Ukraine, Jan. 21, 2022. (Amberin Zaman/Al-Monitor)

Ukrayna’nın Vinnitsia kasabasında Ukrayna Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na ait eğlence merkezinin binası, 21 Ocak 2022 (Amberin Zaman/Al-Monitor)

Erdoğan risk alan biri olmakla beraber pragmatizmle de ün yapmış bir isim. Nitekim Rusya’nın Kırım’ı işgalinin ardından ABD ve AB’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarına katılmadı. Geçtiğimiz eylülde Kiev’de büyük beklentilerle düzenlenen Kırım Platformu’nun birinci zirvesine de gitmedi ve yerine Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu gönderdi.

Gaber’e göre Erdoğan’ın Rusya ile Ukrayna arasında arabuluculuk yapma önerisi olası bir askeri çatışma durumunda Türkiye’yi tarafsız konuma çekme hamlesi olabileceği gibi Türkiye’ye “sorun çözücü” olarak Batı nezdinde yeniden değer kazandırma çabası da olabilir.

Ne de olsa Türkiye’nin Libya’da, Suriye’de, hatta Rusya’nın yakın çevresinde giriştiği askeri maceralarda Rusya’nın kabullenme sınırlarını test etmesi, NATO’nun koruyucu şemsiyesi sayesinde oluyor. 

Ancak Ukrayna Putin’in kırmızı çizgisi ve Erdoğan sınıra geldiğinin farkında. Türkiye’nin Ukrayna krizi sayesinde Batı yanlısı imajını yeniden kazanabileceğine dair heyecanlı yorumlar yapılsa da Washington’un en son istediği şey Türkiye’nin Rusya’ya Ukrayna’ya saldırmak için gerekçe sağlaması.

Philadelphia merkezli Dış Politika Araştırma Enstitüsü’nün araştırma direktörü Aaron Stein aralıktaki makalesinde “Türkiye’nin Ukrayna’ya Moskova için savaş sebebi olacak ancak buna karşı denk bir koruma sağlamayan askeri sistemler satma riskinin” Washington için ciddi bir mesele olduğuna dikkat çekiyor. 

Ukrayna da bu konuda temkinli ve Bayraktar’ı bir çatışmada ilk kez geçtiğimiz sene 26 Ekim’de kullandı. Ayrılıkçı Donetsk bölgesinde yaşanan bu olayda Hranitne köyünden top ateşi açan Rusya destekli güçlerin bir Ukrayna askerini öldürmesine SİHA saldırısıyla yanıt verildi. Saldırının görüntüleri Ukrayna ordusu tarafından paylaşıldı.

İgnati olayla ilgili şu bilgileri verdi: “Saldırı en düşük hücum seviyesi kullanılarak yapıldı ve personel değil, Ukrayna mevzilerine ateş açan ve Minsk Anlaşması uyarınca yasaklı olan D30 havan topu hedeflendi. Amaç, top ateşinin durdurulmasıydı.” Sözcünün bahsettiği Minsk anlaşmaları, Ukrayna, Rusya, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve Donbas’taki ayrılıkçı bölgeler Donetsk ve Luhansk’ın liderleri arasında 2014 ve 2015 yıllarında imzalanmıştı.

Genel Komutanlık’tan provokatif eylemlerde bulunulmaması için emir aldıklarını ve Türk SİHA’larının “kesin surette” Minsk sürecinde belirlenen sınırlar içinde kaldığını söyleyen İgnati, “Ancak her gün top ateşi açılıyor. Keskin nişancılar iş başında. Ukrayna bunları sakinlikle izleyemez, dolayısıyla yanıt veriyor” dedi.

Rusya da öyle. Putin Erdoğan’la yaptığı telefon görüşmesinde olayın provokasyon olduğunu söyledi. Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Çavuşoğlu’yla bilahare yaptığı görüşmede Moskova’nın Ukrayna’nın “askerileşmesinden” duyduğu kaygıların “olabildiğince ciddiye alınması” gerektiğini söyledi.

The Cathedral Church and Mosque - Kamianets-Podilskyi (Amberin Zaman/Al-Monitor)

Ukrayna’nın Kamianets-Podilski kentindeki Katedral Kilisesi ve Cami, 21 Ocak 2021. (Amberin Zaman/Al-Monitor)

Rus menfaatleri öyle gerektirirse Putin’in Türkiye’yi pataklayabileceğinden kimsenin kuşkusu yok. Türkiye Kasım 2015’te Suriye sınırında bir Rus savaş uçağını düşürdüğünde Putin Türkiye’ye milyonlarca Rus turist taşıyan charter uçuşlarını askıya almış, Türkiye’den domates ithalatını durdurmuştu. Şubat 2020’de ise Suriye’de isyancıların kontrolünde olan İdlib vilayetindeki Türk mevzileri Rus jetlerince vurmuş, 37 Türk askeri hayatını kaybetmişti. Ukrayna’nın Bayraktar’ı uçurmasından kısa bir süre sonra da Rusya “aşırı miktarda tarım ilacı” tespit edildiği gerekçesiyle Türkiye’den mandalina alımını durdurmuştu. 

Türkiye’nin Dağlık Karabağ savaşında çok konuşulan müdahalesine gelince, Türkiye’nin sağladığı SİHA’lar ve askeri danışmanlar Azerbaycan’ın 30 yılı aşkındır Ermeni işgali altında olan bazı bölgeleri geri almasında belirleyici rol oynadı. Ancak Ukrayna farklı. Putin, Kremlin’in web sitesinde 12 Temmuz 2021’de yayımlanan makalesinde ortaya koyduğu gibi Ukrayna’yı özünde Rus olarak görüyor. Türkiye Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev gibi Kremlin’le yakın bağları olan, yolsuz ve otokrat bir lidere değil de Zelenski gibi demokratik yollardan seçilmiş, Batı yanlısı, reformcu bir liderin yardımına koşsaydı Rusya yine seyirci kalır mıydı? Çok muhtemel ki hayır.

Askeri analist Sergiy Zgurets Al-Monitor’a şu değerlendirmede bulundu: “Tam teşekkülü bir işgalden bahsedecek olursak Türk SİHA’ları oyun değiştirici bir unsur olmaz, Karabağ’daki kadar etkili olamazlar. Rus ordusu, doğudaki güç konuşlanmasının işaret ettiği gibi altı farklı koldan, Karadeniz’den ve Belarus sınırından saldırırsa Ukrayna’nın direnmesi zor.” 

Kiev merkezli bir düşünce kuruluşu olan Ukrayna Gelecek Enstitüsü’nün uluslararası ilişkiler uzmanlarından İliya Kusa ise şöyle konuştu: “Bizi kimse kurtarmayacak. Bu nedenle [hükümet] Türkiye unsurunu oluşturdu. Bir illüzyon oluşturdular. İnsanlar Erdoğan’da kendilerinde görmek istediklerini görme eğiliminde – sözüne sadık kalan, Türkiye’yi bölgesel süper güç mertebesine çıkaran bir adam.” Kusa’ya göre savaş patlak verirse Türkiye tarafsız kalacak. 

Erdoğan’ın tarafsız kalmaya çalışacağı muhakkak. Son yılların en kötü ekonomik kriziyle boğuşan Türkiye için savaşın etkileri sert ve dolaysız olacak. Rusya’nın Ukrayna üzerindeki kontrolünü daha da artırması Karadeniz’deki Rus hâkimiyetinin de artması anlamına gelecek. Türkiye NATO müttefikleriyle uyum içinde hareket etme ve Erdoğan’ın hiç istemeyeceği bir şekilde Rusya’ya yönelik cezalandırıcı tedbirleri destekleme konusunda ABD ve Avrupa’nın ağır baskısı altında kalacak. Rusya 2021’de Türkiye’nin en büyük 10’ncu ihracat pazarı oldu. Türkiye’nin doğal gaz ihtiyacının yaklaşık yüzde 40’ını da Rusya sağlıyor. İki ülke arasındaki boru hatlarına en son 2020’de Türk Akımı eklendi.

Kusa’ya göre Türk Akımı Ukrayna için “sırtından bıçaklanmak” gibi oldu. Zira Rus gazını Ukrayna üzerinden Türkiye ve Bulgaristan’a taşıyan hat şimdi atıl kaldı ve Ukrayna hem stratejik önemden hem de geçiş gelirlerinden oldu. 

Öte yandan Türkiye’nin Ukrayna’yla ticari ilişkileri de gelişiyor. İkili ticaret hacmi geçen sene 5 milyar dolara ulaşarak rekor kırdı ve Türkiye Ukrayna’nın beşinci büyük ticaret ortağı oldu. Yetkililer bu rakamı iki katına çıkarmak istediklerini söylüyorlar ancak çimento ve tekstil gibi Türk ürünlerinin akın akın piyasaya girmesi yerli iş insanlarını kaygılandırıyor. Bazıları, 2011’den beri gündemde olan serbest ticaret anlaşmasına açıkça karşı çıkıyorlar. Ancak bu tür kaygılar mevcut iklimde daha az karşılık bulabilir.

A Turkish truck carrying commercial goods on the road between Kyiv and Khmelnitsky, southwest Ukraine, April 3, 2021. (Amberin Zaman/Al-Monitor)

Ukrayna’nın güneybatısında Kiev-Hmelnitski yolunda ticari mallar taşıyan bir Türk TIR’ı, 3 Nisan 2021. (Amberin Zaman/Al-Monitor)

Ukrayna’nın üçüncü büyük mobil telefon operatörü Lifecell’in Türk CEO’su İsmet Yazıcı yeni bir çatışma ihtimalinin ciddi olduğunu düşünüyor. 

1100 Ukrayna vatandaşını istihdam eden Lifecell’in tamamına Türkiye’nin en büyük mobil telefon operatörü Turkcell sahip. Şirketin Kiev’deki merkezinde Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Yazıcı, 13 yıl önce faaliyete başlayan Lifecell’in bugüne kadar 3 milyar doları aşkın yatırım yaptığını söyledi. Bu rakam, Ukrayna’daki tüm Türk yatırımlarının yüzde 95’ine tekabül ediyor.

Ancak Donbas’taki çatışma Lifecell için büyük darbe olmuş. Şirket ülkedeki en kârlı pazarı olan doğu Ukrayna’dan çekilmek zorunda kalmış. Yazıcı, “Doğuda çok güçlüydük. Binamızı kaybettik. Baz istasyonumuz [Rusya destekli ayrılıkçılar tarafından] kapatıldı ve bir milyon müşteri kaybettik. Kırım’da da ciddi şekilde etkilendik” diye konuştu.

Yazıcı Rusya’nın fiilen saldırıya geçmesi hâlinde önceliklerinin abonelerin iletişim kulelerine erişimini sağlamak olacağını söyledi. Kulelerin, siber saldırılar da dâhil Rusya’nın hedefinde olacağı aşikâr. 

Öte yandan Türkiye’nin Ukrayna ile askeri ilişkileri kimi Batılı devletleri pek memnun etmiyor. Türkiye’yi ABD yaptırımlarına maruz bırakan Rus S-400 füzelerinin alımı Ankara’nın NATO’ya bağlılığının sorgulanmasına yol açtı ancak Kiev açısından hayırlı oldu. Kongre Türkiye’ye askeri satışlara yasak getirince Türkiye SİHA motorlarının tedariki için Ukrayna’ya yöneldi. 

Kimi NATO diplomatlarına göre Türkiye ittifak içerisinde Moskova’nın maşası gibi işlev görüyor. 

Rus devletinin nükleer enerji şirketi ROSATOM Türkiye’nin Akdeniz kıyısındaki Akkuyu bölgesinde ülkenin ilk nükleer santralini inşa ediyor. Sovyet döneminde nükleer başlıkların konuşlandığı bir bölge olan Ukrayna da nükleer teknolojiye sahip.

Gaber, “Türkiye’yle işbirliğimizi ne ölçüde geliştireceğimiz soruluyor. Avrupalılara diyoruz ki biz Türkiye’yle işbirliği yapmazsak Türkiye Rusya’yla işbirliği yapacak” diye konuştu. Bu kapsamda Türk nükleer teknisyenleri ve mühendislerine “Rusya’dan ne aldıklarını daha iyi anlamaları için” Ukrayna tarafının yardım ettiğini vurguladı.

Ya Ukrayna’ya Rusya’dan ne gelecek? Savaş mı gerilimi düşürme adımları mı? Bu sorunun cevabı ürkütücü derecede belirsiz. Kiev’in Ankara’yla ortaklığının gerçek sınırlarını da bu sonuç ortaya koyacak.