Ana içeriğe atla

İran gaz krizi: Tedbirsizlik ve riski yönetememe

İran gazında yaşanan kesinti Türkiye’nin 2022 kışına hazırlığı ve alternatif üretme kapasitesi konusunda sorgulamalara neden oluyor.
An Iranian worker stands in front of gas pipelines next to the flags of Turkey (R) and Iran.

İran ile Türkiye arasında yaşandığı söylenen teknik bir arıza 20 Ocak’tan itibaren Türkiye’nin İran’dan gaz almasını engelledi. Türkiye’de kış koşullarının ağır seyretmesi nedeniyle krize dönüşen kesinti, BOTAŞ’ın ilk olarak organize sanayi bölgelerinde gaz kullanımını yüzde 40 azaltmasına, ardından elektrik üretim santrallerine gaz verilememesine neden oldu. Bunu, organize sanayi bölgelerinde üç gün boyunca elektrik kesintisi kararı izledi. BOTAŞ 28 Ocak’taki açıklamasında İran’dan gaz arzının test amaçlı sınırlı miktarda başladığını, sanayi işletmelerine uygulanan kısıntı oranının 31 Ocak itibarıyla yüzde 20’ye düşürüldüğünü duyurdu. Türkiye’de üretim kesintilerine neden olan bu süreç, İran ile Türkiye’nin enerji ilişkileri ve Türkiye’nin enerji politikasının mercek altına alınmasına yol açtı.

Türkiye yıllık doğal gaz tüketimi 55-60 milyar metreküp arasında değişen güçlü pazarlardan biri. Yalnızca ısınma değil, elektrik üretiminde de yüzde 40’a yakın payı olan doğal gazda, Ankara boru hatlarının yanı sıra sıvılaştırılmış doğal gaz alarak talebi karşılamaya çalışıyor. Türkiye’nin genel tedarik resmi içerisinde İran’ın payı yüzde 8-10 arasında. Örneğin, Türkiye 2020’de 48 milyar metreküp gaz tüketirken bunun 5.3 milyar metreküpü İran’dan tedarik edilmişti.

Tahran ve Ankara arasında 1990’larda başlayan gaz görüşmeleri 2001’de İran’dan Türkiye’ye gaz aktarımının başlamasını sağladı. Bununla beraber Rusya ve Azerbaycan gibi tedarikçilerden farklı olarak İran ile Türkiye arasındaki gaz alışverişi kesintilerle geçti. Örneğin İran’ın Türkiye’ye gaz aktarmaya başladığı 2001’in ertesi yılında Türkiye İran’ın istenen basınç ve hızda gaz aktarımı yapmadığını ifade ederek yeniden görüşmelere başlamış bu süreçte yine gaz kesintisi yaşanmıştı.

İki ülke siyasi olarak farklı zeminlerde yer alsa da İran 21 yıldır Türkiye’ye gaz aktarıyor. Bu, Türkiye’nin enerji ile küresel siyaseti birbirinden ayırmasının örneğini sunuyor.

Türkiye’nin İran’dan doğal gaz almasının en önemli gerekçelerinden biri tek bir tedarikçiye bağlı kalmadan alım yaptığı merkezleri çeşitlendirmek. Rusya yüzde 33 payla Türkiye’nin ana doğal gaz tedarikçisi. Türkiye tüm gazı Rusya’dan almak yerine Azerbaycan ve İran’dan da boru hatları üzerinden gaz alıyor. Ayrıca Cezayir ve Nijerya’dan uzun dönemli anlaşmalarla sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve ABD, Mısır gibi ülkelerden anlık ihtiyaca göre spot piyasasından LNG alıyor. Tedarikçi çeşitlendirmenin yanında İran gazı Rusya’nınki kadar uygun fiyatlı olmasa da TANAP’tan gelen Azeri gazına göre daha ekonomik.

Türkiye, İran ile siyasi sorunları ayırarak enerji ilişkilerini sürdürüyor olmakla beraber yaşanan son kesinti ve yarattığı etki ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdi. Tahran’ın, Türkiye’nin İran’a doğal gaz borcunu ödemediği için gaz kesintisine gittiği iddiası da bu çerçevede gündeme geldi. Borç iddiasını Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez kesin bir dille yalanladı. Benzer biçimde BOTAŞ’ta üst düzey görevde bulunan ve ismini açıklamak istemeyen bir yetkili Al-Monitor’a BOTAŞ’ın yalnızca İran’a değil, diğer tedarikçilere de bir borcunun olmadığını söyledi.

Türkiye’nin borç yok açıklamasını destekleyen bir diğer unsur İran’ın borç krizi varsa bunu söylemekten çekinmeyecek olması. Hiçbir tedarikçi kendisinden kaynaklanmayan bir sorunu üstlenmek ve güvenilir olmayan bir piyasa oyuncusu imajı çizmek istemez. Örneğin İran Aralık 2020’de Irak ile yaşadığı borç krizi nedeniyle Irak’a gaz akışını azaltmıştı. İki ülke arasında yaşanan görüşmeler ve borcun yapılandırılmasıyla gaz akışı yeniden başlamıştı.

Türkiye’nin İsrail ile yakın dönemde yakınlaşması ve İran’ın bundan duyduğu rahatsızlık nedeniyle gaz akışını durdurduğu da bir diğer iddia. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz hafta İsrailli mevkidaşı Isaac Herzog’un şubat başında Türkiye’ye geleceğini söyledi. İsrail gazının Türkiye’ye aktarımının masada olacağı tahmin edilen bu sürecin İran ile enerji ilişkilerine etki edeceği iddiası, enerji piyasasının ve İran’ın genel koşulları dikkate alındığında çok mantıklı değil. 

İlk olarak, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler 2009’dan sonra tıkanmaya başlamıştı ama ilişkilerin iyi olduğu dönemde İran’dan Türkiye’ye gaz akışı sürüyordu. İkincisi, BM ve ABD yaptırımları nedeniyle dövize erişmekte sorun yaşayan İran için gaz ihracatı önemli bir döviz kaynağı. Türkiye ve Irak gibi iki tüketici bu anlamda İran için önemli. Bir başka anlatımla, Türkiye-İsrail yakınlaşmasından rahatsızlık duysa dahi Tahran’ın güvenilir tedarikçi imajını riske atıp döviz gelirlerinden olacak şekilde gaz kesintisine gitmesi daha ziyade kendisine zarar verir. Son olarak, dünya siyasetinde enerjinin silah olarak kullanıldığı örnekler olsa da Türkiye’nin doğal gaz tedarikinin yüzde 10’unu üstlenen İran’ın doğal gazı bir şantaj aracına dönüştürmesi verilerle örtüşmüyor. 

Peki, kesinti neden yaşandı? Aslında yanıt önceki yıllardaki kesintilerle benzer. Kesintinin temel nedeni İran’ın üretimi ile tüketimi arasındaki fark. İran, Rusya’nın ardından dünyada en fazla doğal gaz rezervine sahip ülke. Ancak üretim oranları aşırı düşük. S&P Global Platts’ın son verilerine göre İran günlük olarak 800 milyon metreküp gaz üretiyor. Ancak bunun büyük bir kısmı iç tüketime gidiyor. Isınmanın yanı sıra İran elektriğinin yüzde 80’ini doğal gazdan üretiyor. Ocak ayında İran iç piyasası 700-750 milyon metreküp arasında gaz tüketti ve bu da Petrol Bakanı Javad Owji’nin halka tüketim tasarrufu çağrısı yapmasına neden oldu. Ancak İran’dan Türkiye’ye günlük 20-25 milyon metreküp arasında gaz akışının kesilmesiyle durumun krize dönüşmesinde Türkiye’nin bu yıla hazırlıksız yakalanması etkili oldu.

Türkiye aralarında Rusya, Azerbaycan’ın da olduğu ülkelerle bu yıl biten doğal gaz sözleşmelerini yenilemeye çalışıyorken BOTAŞ da yeraltı depolarını doldurmaya çalıştı. Arzın talebin üstüne çıktığı zaman dilimlerinde BOTAŞ Tuz Gölü ve Silivri’deki depoları doldurdu. Şirketin yaptığı resmi açıklamaya göre Tuz Gölü deposu yıla 1.2 milyar metreküp gazla girmiş ancak talepteki artış uyarınca bu gaz kullanılmış. Benzer bir durum Silivri deposu için de geçerli. 

BOTAŞ’ın konutlarda ve tüm sanayide gazı kesmemesi BOTAŞ eski Genel Müdürü Gökhan Yardım’a göre yanlış bir politika değil. Yardım BOTAŞ’ın bu krizi öngörememesinde, yazın aşırı artan gaz fiyatlarının düşeceğine dönük beklentinin etkili olduğunu ifade ediyor.

Pek çok enerji uzmanına göre İran’ın gaz aktarımını aksatması değil, Türkiye’nin bunu öngörememesi sorun. Tarihsel olarak İran ile Türkiye arasında daha önce de benzer kesintiler yaşanmıştı. Ancak bu yıl kış koşullarının sert olacağı, artan fiyatlar nedeniyle gaz bulmanın zorlaşacağı bilindiği halde tedbir alınmaması soruna neden oldu. 

Özetle, Türkiye tedarik çeşitliliği açısından belli bir denge gözetiyor, ancak yaşanacak koşullar uyarınca olası bir aksilik, tedarik cephesinde görülebilecek bir arızaya yeteri kadar hazır değil. Alternatif bir tedarik zinciri veya satıcılarla masaya oturulmamış olması, kesintinin krize dönüşmesine neden olmuş durumda. Bu durum, örneğin, şubat ayında yaşanacak olası bir sıkıntıda da yeni bir krizin kapıda olduğunun işaretini veriyor. 

Türkiye krizin çözümü için Azerbaycan’dan ek talepte bulundu. Ancak bir noktada uzmanların yaptığı “Kışa dikkat” uyarısı yeteri kadar dikkate alınmamış görünüyor. Türkiye’nin önümüzdeki kış için İran ile gaz ilişkilerini devam ettirmekle beraber, benzer bir krizin yaşanmaması için bu krizden ders çıkarması gerekli.