Ana içeriğe atla

Krizden kaçan Lübnanlıların göç tercihlerinden biri Türkiye

Lübnan, vahim sosyo-ekonomik koşullar ve derinleşen siyasi kriz ortamında tarihinin en büyük üçüncü dış göç dalgasına sahne oluyor.
Members of the Abi Haidar family depart from Beirut International Airport on their way to Cyprus, Lebanon, Sept. 2, 2021.

Geçmişte Lübnanlıların en çok göç ettikleri ülkelerin başında ABD, Avustralya ve Batı Avrupa ile Körfez ülkeleri gelirdi. Lübnan 1975’teki iç savaştan 1991’e kadar kitlesel bir dizi dış göç dalgası yaşadı. Dış göç ülkedeki güvenlik, siyasi ve ekonomik koşullara bağlı olarak yeniden artıyor ancak bu kez ülke tercihleri farklı.

Lübnanlı gençler son birkaç yıldır Türkiye, Gürcistan, Ermenistan ve son olarak da Sırbistan’a göç etmeye başladılar.

Beyrut Merkezli danışmanlık şirketi Uluslararası Bilgi’nin araştırmacılarından Muhammed Şam El Din Al-Monitor’a şunları aktarıyor: “2019’daki 17 Ekim devriminin ardından Lübnan’ı terk edenlerin sayısı arttı ve dış göç 2020’de 17 bin 720’ye ulaştı. Son 10 ayda yaklaşık 65 bin kişilik bir artış kaydettik.” 

El Din’e göre resmi veriler bu rakamın 2022’de ikiye katlayacağını gösteriyor zira pasaport yenileme talepleri yüzde 150 artmış durumda ve vatandaşlar yeni bir kriz daha çıkmadan ülkeden ayrılmayı umuyor.

Pasaport taleplerindeki olağanüstü artış Lübnan Emniyet’ini bir ay kadar önce yeni bir düzenleme yapmaya sevk etti ve aciliyeti olmayan pasaport yenilemeleri ertelendi. 

Vatandaşların pasaport alabilmek ya da yenilemek için seyahat edecekleri yabancı ülkeden geçerli vize ya da oturum hakkına sahip olduklarını kanıtlamaları; yanı sıra uçak biletleri ve otel rezervasyonlarını ibraz etmeleri gerekiyor.

El Din şu bilgileri veriyor: “Emniyet Lübnan’daki pasaport sayısını her emniyet merkezinde günde azami 40 pasaport düzenlenecek şekilde sınırlamaya çalışıyor. Zira 150 bin bekleyen talep var ve süreç hem uzun zaman alıyor hem de pasaportların basımı büyük bütçe gerektiriyor.” Araştırmacıya göre bu durum, Mart 2022’deki parlamento seçimlerine kadar böyle devam edecek. 

Beyrut Amerikan Üniversitesi Kriz Gözlem merkezine göre ülke tarihinin en büyük üçüncü göç dalgası olan son genç göçünün hedefinde artık sadece geçmişte tercih edilen Fransa, Almanya, İsveç gibi ülkeler yer almıyor. 

El Din şöyle diyor: “2021’de en az 5 bin Lübnanlı Türkiye’ye göç etti. Bu insanların yüzde 70’i 20 ilâ 40 yaşları arasında. Gürcistan ve Ermenistan’a giden çok sayıda Lübnanlı da var. Uluslararası Bilgi olarak henüz resmi verilere ulaşabilmiş değiliz. Zira söz konusu ülkeler giden gençlere dair istatistiki bir veri sunmuyor. Gençlerin büyük bölümü bu ülkeleri Batı Avrupa’ya geçebilecekleri bir kapı olarak gördükleri için tercih ediyorlar.”

Türkiye merkezli Lübnan Kültür ve Dostluk Derneği Tulyp yetkililerinden Lyne Jida ise şunları aktarıyor: “Lübnan’daki yaşamdan kaçan vatandaşların çoğu Türkiye’yi tercih ediyor. Çünkü vize gerekmiyor ve turist ikâmeti olarak bilinen yıllık oturum izinleri 130 ilâ 160 dolara alınıyor. Dahası Türkiye biletleri de diğer ülkelerden daha ucuz.”

Jida şöyle devam ediyor: “Türkiye’de şu an yaklaşık 10 bin Lübnanlı var. Bu sayı, 2020’de 5 bin 500’dü. Bir yıl içinde Türkiye’den ayrılarak Lübnan’a dönen ya da başka ülkelere yerleşenlerin sayısı ise 500. Türkiye’deki Lübnanlıların çoğu İstanbul, Antalya, Mersin, Ankara, Adana, İzmir ve Isparta’da ikâmet ediyorlar. Son aylarda daha fazla Lübnanlı aile buraya yerleşmeye başladı. (...) Ağırlıklı olarak Müslümanlar ve Sünniler var. Çoğu, kuzey Lübnan, Beyrut ve diğer bölgelerden geliyorlar. Yaşları 18 ilâ 23 arasında değişen gençler özel üniversitelerde okuyan öğrenciler; devlet üniversitelerine kayıt yaptırma hakları yok.”

Lübnan vatandaşlarının “genellikle özel şirketler, restoranlar ya da eğlence yerlerinde iş bulduklarını” kaydeden Cida, “ancak turist vizesiyle geldikleri için çalışmaları yasal değil. Büyük şirketler Lübnanlıları işe almak için çalışma izni almak zorunda kalıyorlar. Kimi Lübnanlılar ise fırın gibi müşterisi çok olan küçük işler kuruyorlar. Daha büyük sermayeyle gelenler turizm sektörüne yatırım yaparak lokantalar, oteller açıyorlar ya da ithalat-ihracat işine giriyorlar” diye konuşuyor.

Çoğu Ermeni bir kısım Lübnan vatandaşı ise 2020 yılının ortalarından itibaren Ermenistan’a yerleşmeye başladı. Bu dalgada, 4 Ağustos 2020’de Beyrut limanında meydana gelen patlamanın yanı sıra art arda gelen ekonomik krizler, işsizlik, yoksulluk, açlık, Lübnan lirasının devalüasyonu ve siyasetteki çöküş etkili oldu.

Beyrut’ta banka müdürlüğünden istifa ederek 2021’in başında Erivan’a taşınan Annie Aznavuryan Al-Monitor’a şunları aktarıyor: “Lübnan’dan umudu kestikten sonra, yaklaşık bir yıl kadar önce iki oğlumla birlikte buraya taşındım. Lübnan lirası aşırı değer kaybettiği için 18 yıllık iş hayatımın ardından aldığım emekli ikramiyesinin hiçbir değeri kalmamıştı.”

Ermenistan’da küçük bir iş kurmaya çalışan Aznavuryan şöyle devam ediyor: “Bu yıl buraya pek çok Lübnanlı geldi. Ermenistan’da yaşayan Lübnanlı sayısı en az 7 bin. Pek çoğu buraya gelerek küçük ya da orta büyüklükte işler kuruyorlar. Bunun dışında tek istihdam olanağı çağrı merkezlerinde, özellikle gece vardiyalarında [aylık] yaklaşık 350 dolara çalışmak. (...) 10 bin dolarla küçük bir iş kurmanız mümkün. Devlet de resmi makamlardan alınacak izinler konusunda yardım sağlıyor; her şey elektronik ortamdan hallediliyor. (...) Artan talepten dolayı ev fiyatları yükseldi ama gıda, diğer hizmetler ve ilaç çok ucuz. Birçok Lübnanlı yatırımcı, iş insanı, sanayici ise arsa satın alıyor. Özellikle fındık bahçeleri, büyük ve küçükbaş hayvancılığın yapıldığı çiftlikler tercih ediliyor.”

Aznavuryan oturum hakkı konusunda da şu bilgileri veriyor: “Ermenistan’da oturum almak çok kolay. Lübnanlılar koronavirüs pandemisinden önce vizesiz girebiliyorlardı. Şimdi de elektronik ortamdan kolayca vize alınıyor. Ermeni anneden doğanlar doğrudan vatandaşlık alıyor. Ermenistan vatandaşıyla evli olanlar oturum için yıllık 100 dolar, Ermenistan vatandaşı olmayan Lübnanlılar ise 200 dolar ödüyorlar.”

Lübnanlı gençlerin Ermenistan’daki üniversitelere başvurduklarını anlatan Aznavuryan şöyle devam ediyor: “Özellikle de Amerikan Üniversitesi tercih ediliyor çünkü okul ücretleri Lübnan’a oranla çok daha ucuz. Mesela bazı başlıca bölümlerin ücretleri Lübnan’da yıllık 8 bin ilâ 12 bin dolar arasında değişirken burada yurt ücreti de dahil azami 3 bin dolar.”

Aznavuryan “Ermenistan’daki Lübnanlıların yüzde 95’inin Hristiyan ve doğal olarak büyük bölümünün Lübnanlı Ermeni olduklarını da” ekliyor.

Gürcistan Arap Toplumu’nun yetkililerinden Hasan Kadra ise Gürcistan’a dair şu bilgileri aktarıyor: “Gürcistan, Irak ve Mısır’dan sonra en geniş Lübnan nüfusuna ev sahipliği yapıyor. Gürcistan’a göç dört yıl önce okul ücretleri daha ucuz olduğu için buraya tıp ve mühendislik okumaya gelen öğrencilerin akınıyla başladı. Burada tıp okumanın maliyeti yıllık 6 bin dolar, Lübnan’a göre çok daha ucuz. (...) 2021 öncesi Gürcistan’da en fazla 700 Lübnanlı vardı, çoğu da turizm sektöründeki yatırımcılardı. Gürcistan’daki Lübnanlıların çoğu dini özgürlükler bakımından Türkiye yerine burayı tercih eden Hristiyanlar.”

Şu an Gürcistan’da yaşayan Lübnanlı sayısının bin 500’ü aştığını kaydeden Kadra şöyle devam ediyor: “Aralarında Malezya yahut Türkiye’den yeni göç edenler var. Hayat daha ucuz ve istikrarlı olduğu için burada yaşamayı ve yatırımlarını burada yapmayı istiyorlar. Lübnanlılar, başta öğrenciler, ağırlıklı olarak başkent Tiflis'te ikamet ediyorlar. Yatırımcılar da turistik bir kent olduğu için Batum’u tercih ediyorlar. (...) Küçük bir iş kurmak için 10 bin dolar yeterli. Beş yıl önce bu meblağa ev de alınabiliyordu ancak Araplar Gürcistan’a akın edince fiyatlar yükseldi.”

Kadra sözlerini şöyle tamamlıyor: “Birçok Lübnanlı genç 15 bin dolarlık bir bütçeyle berber açıyor. Daha fazla sermayesi olan turistlerin çok rağbet ettiği Lübnan lokantalarına yatırım yapıyor.”