Ana içeriğe atla

Öcalan’a yeni disiplin cezası: Spor saatinde sohbet

İki yıldır yakınlarıyla görüştürülmeyen 74 yaşındaki PKK Lideri Abdullah Öcalan’a son olarak “spor saatinde sohbet etti” diye görüş cezası verildiği ortaya çıktı.
A woman holds a flag of jailed Kurdish leader Abdullah Ocalan as she stands opposite Turkish riot police in Diyarbakir on Aug. 1, 2015.

Kürt hareketinin önemli aktörlerinden PKK lideri Abdullah Öcalan son iki yıldır ne yakınlarıyla ne de avukatlarıyla görüştürülüyor. İmralı Adası’nda yüksek güvenlikli bir cezaevinde tutulan Öcalan ve yanındaki üç mahkuma getirilen görüş yasağının son gerekçesi ise spor saatinde kendi aralarında sohbet etmeleri. Kürt siyasetçiler ise bu görüş yasağının asıl nedeninin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kürt sorununun demokratik yollarla çözüm perspektifinden olabildiğince uzaklaşması olduğunu söylüyor. 

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi bu hafta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Osman Kavala’ya dair kararını uygulamayan Türkiye için ihlal sürecini başlattı. Söz konusu kararın alındığı toplantıda Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın yanı sıra Türkiye’deki ağırlaştırılmış müebbet cezası da görüşüldü. AİHM ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan mahkumların, “umut hakkı” kapsamında cezalarının bir süre sonra gözden geçirilmesini sağlayacak mekanizmalar kurulmasını istemiş, aksinin ise işkence ve kötü muamele olacağını öngörmüştü. Öcalan hakkında 2014 yılında verilen bu karar, Bakanlar Komitesi’nin toplantısıyla yeniden gündeme geldi. Komite Türkiye’den ağırlaştırılmış müebbet cezalarının yeniden değerlendirilmesinin önünü açacak tedbirler hakkında bilgi istedi.

Öcalan’ın avukatı İbrahim Bilmez, Türkiye’ye geri bildirim için 2022 yılının Eylül ayına kadar verilen sürenin son süre olduğuna dikkat çekerek Al-Monitor’a “Türkiye’nin acilen bu konu ile ilgili bir şeyler yapması gerekiyor” dedi. Ancak ülkede Öcalan’ın tutulduğu koşullar göz önüne alındığında serbest bırakılması ihtimal dışı görünüyor.

Öcalan’ın 22 yıldır tutulduğu yüksek güvenlikli cezaevi, çözüm sürecinde Kürt siyasi hareketinin liderlerini ve Adalet Bakanlığı müsteşarlarını ağırlamıştı. Çözüm sürecinin sona ermesiyle birlikte adanın kapıları da ziyaretlere kapandı. 

2019 yılında HDP Milletvekili Leyla Güven ve cezaevlerindeki PKK’li mahkumların tecridin kaldırılması için yaptığı açlık grevi üzerine cezaevinde yıllarca süren tecritin kapısı aralandı. Öcalan bu tarihte avukatlarıyla beş ayrı görüşme yaptı. Ama sonra görüş yasakları yeniden başladı. 2019’dan bu yana Öcalan ve diğer mahkumlarla tek temas, 3 Mart 2020’de gerçekleşen üç dakikalık bir telefon görüşmesi oldu. 

Son iki yıldır ne Öcalan’ı ne de yanındaki üç mahkumu gören ya da telefonda görüşen olmadı. Öcalan’ın avukatı İbrahim Bilmez, Al-Monitor’a yaptığı açıklamada, son olarak geçen hafta infaz hakimliğine başvurduklarını söylüyor: “Başvurunca öğrendik ki Sayın Öcalan için ekim ayında avukat yasağı verilmiş. Cezaevi disiplin cezası vermiş. Bu cezaya göre hem avukat hem aile yasağı getirilmiş. Son iki yıldır sürekli disiplin cezaları ile karşı karşıyayız.” 

Abdullah Öcalan ile birlikte aynı cezaevinde kalan Ömer Hayri Konar’ın kardeşi Emin Konar, kardeşini en son iki yıl önce gördüğünü söylüyor. Konar, “Avukatlarla başvuruda bulunduk ve tesadüfen disiplin cezası aldıklarını öğrendik. Disiplin cezasının gerekçesi, ‘dört kişinin bir araya gelip sportif faaliyetlerinde sohbet etmeleri’ olarak sunulmuş” diyor. 

Görüş yasaklarının temelinde bu ve benzeri tuhaf gerekçeler bulunması inandırıcı değil. Avukat Bilmez de “İmralı’da tutulan dört insana sürekli disiplin cezası veriliyor olması, gerçeklikten uzak” diyor. 

Bu durum uluslararası insan hakları raporlarına da girdi. Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) 2019 yılında İmralı’ya yaptığı ziyarete ilişkin olarak 5 Ağustos 2020’de açıkladığı raporda, aile ve avukat görüşmesi kısıtlamalarının kabul edilemez olduğu görüşünü dile getirmişti.

Hem Öcalan’ın hem de Konar’ın yakınları kaygılı. Konar, “Kaygılarımız çok büyük, hiçbir haber alamıyoruz” derken; Öcalan’ın avukatı Bilmez de 74 yaşındaki müvekkilinin  kronik hastalıklarını hatırlatıyor.

Konar, bu kaygılarla geçen hafta Ankara’nın yolunu tuttu, HDP Urfa Milletvekili ve Öcalan’ın yeğeni Ömer Öcalan ile birlikte mecliste bir basın toplantısı düzenledi. Adalet Bakanlığı’na görüşlerin yeniden başlatılması çağrısında bulundular, ancak bir yanıt alamadılar. 

Ömer Öcalan, Al-Monitor’a İmralı cezaevinin aslında bir laboratuar olarak kullanıldığını söylüyor: “Yaklaşık 10 yıl boyunca bir cezaevine avukatların girişini engelleyerek, ailelerin görüşlerini engelleyerek, mevcut tüm kanun rejimini askıya alarak, kolay yönetme tekniğini geliştirdiler. Burası İmralı’ydı. İmralı’da bir laboratuar gibi kolay, hukuku pas geçen ve buna karşı geliştirilen bütün argümanları görmezden gelen bir tekniği yavaş yavaş 2005’ten itibaren geliştirdiler ve bütün alanlara yaydılar.” 

Avukat İbrahim Bilmez de İmralı’nın bu konseptine dikkat çekerek, “Bu bir insan hakları sorunudur, tüm sivil toplum örgütleri buna karşı tepkisini koymalıdır” diyor. 

Öcalan’ın avukatları bu kapsamda geçtiğimiz günlerde Diyarbakır Barosu’na başvurarak, görüş yasağının sona ermesi için harekete geçilmesi talebinde bulundu. 

Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, Türkiye’nin uluslararası mevzuata göre sahip olunan haklar çerçevesinde hükümlülere aile, avukat ve telefon görüş hakkını sağlaması gerektiğini belirtti. Eren Al-Monitor’a şunları aktardı: “Mahpuslara seçtikleri bir avukat ya da hukuki yardım sağlayıcı ile ulusal hukuka uygun olarak gecikmeksizin, sansürsüz ve tam bir gizlilik içinde görüşme, danışma ve görüşme için yeterli fırsat zaman ve kolaylık tanınmalıdır.” 

İmralı Cezaevi’nde iki yıldır kendilerinden haber alınamayan hükümlülerin sağlık durumuna ilişkin kaygılara dikkat çeken Eren, bu kaygıların bir an önce giderilmesi için avukatların ya da Diyarbakır Barosu’ndan bir heyetin cezaevine gitmesi gerektiğini söyledi. Eren, Adalet Bakanlığı’ndan henüz kendilerine bir yanıt gelmediğini de belirtti. 

Bugüne kadar hukuk dernekleri, insan hakları örgütleri, barolar, avukatlar, milletvekilleri pek çok çağrıda bulundu ancak hiçbirinden yanıt alamadılar. Çünkü sorun hukuki değil siyasi. 

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yapıyor: “Tecridin temel sebebi siyasi iktidarın, Erdoğan’ın Kürt sorununun demokratik çözüm perspektifinden uzaklaşmasıdır. Ne zaman ki Kürtleri bastırmak, Kürtlerin demokratik haklarının ve en azından halk olmaktan doğan tüm haklarının müzakere ile demokratik yöntemlerle çözümü terk ediliyor o zaman İmralı’da Sayın Öcalan üzerinde tecrit de derinleşiyor."

More from Sibel Hurtas