Ana içeriğe atla

Suriye: Rusya-İsrail koordinasyonunun kuralları değişiyor mu?

Son dönemdeki bazı gelişmeler, Rusya’nın Suriye’de İsrail’e yeni oyun kuralları koymaya hazırlandığının işareti olarak görülüyor.
LOUAI BESHARA/AFP via Getty Images

İsrail’de Benjamin Netanyahu iktidarının sona ermesi, Suriye’deki Rusya-İsrail koordinasyonun bundan nasıl etkileneceği sorusunu gündeme getirdi. İsrail, Lübnan, Suudi ve Rus medyasında iki ülke arasında kriz ihtimali tartışılmaya başlandı bile. 2018 sonbaharında, İsrail’in saldırıları sırasında Suriye hava savunmasının bir Rus II-20 keşif uçağını vurması üzerine Rusya ile İsrail arasında patlayan kriz hafızalarda hâlâ taze.

Al-Monitor yazarı Ben Caspit, Rusya’nın Suriye’de tutum değiştirmesi ihtimalinin İsrail’de tedirginlik yarattığını belirtiyor. Böyle bir değişikliğe işaret eden resmi beyanlar, büyük ölçüde Rusya Savunma Bakanlığı’nın, geçtiğimiz günlerde İsrail tarafından atılan füzelerin Rusya-Sovyet yapımı hava savunma sistemleriyle engellendiği yönündeki iddialarından ibaret. Caspit’e konuşan İsrail güvenlik kaynakları, Rusya’nın sertleşen söylemini taktiksel bir oyun olarak değerlendiriyor ancak bunun hedefinin ve stratejik amacının tam olarak anlaşılamadığını söylüyorlar. Dahası, İsrail füzelerinin Şam ve Halep’te vurduğu hedeflerin görüntüsü, Rusya’nın iddialarıyla çelişiyor.

Moskova’nın İsrail’e karşı tutum değiştirdiği iddiası, Lübnan’daki Suriye yanlısı medya ve Rusya Savunma Bakanlığı’yla bağlantılı olan Russian Spring isimli internet sitesi tarafından da körüklendi. Her iki mecrada Rusya ve Suriye’nin İsrail hava saldırılarına karşı askeri tatbikat yaptığı ve Moskova’nın yakında Suriye’ye ilave hava savunma sistemleri sağlayacağı iddia ediliyor. Şarku’l Avsat’a göre Rusya, Suriye hava sahasını İsrail hava saldırılarına kapatmaya çalışıyor.

Tüm bunlar, Moskova’nın, İsrail ordusuna bölgesel oyunda yeni kurallar kabul ettirmek üzere İsrail’e karşı yaklaşımını revize etmeye hazırlandığının işareti gibi görünüyor. Böyle bir değişiklik, Rusya’nın Suriye’ye verdiği güvenlik garantilerine ve süper güç imajına meydan okuyan İsrail ordusunun Rus propagandası için yarattığı sıkıntıyı hiç kuşkusuz ki hafifletir. Suriye’deki İsrail operasyonlarına yönelik oyunun kurallarını değiştirmek, 2015 nükleer anlaşmasının asli parametrelerine dönüş için görüşmeler yapan Rusya’nın müttefiki İran’a kalkan sağlanmasına da yardımcı olur. 

Ancak Suriye’deki Rusya-İsrail ilişkilerine dair bazı faktörleri göz ardı etmemek gerekir. 

Her şeyden önce Rusya İsrail ordusunun faaliyetlerini 2017’den beri dizginlemeye çalışıyor. Bir İsrail füzesinin Rus hava savunma sistemince düşürüldüğüne dair Rus basınında çıkan iddialar da dâhil bu çabanın ilk amacı, Suriye hükümetinin ülkedeki hâkimiyetini yeniden tesis ettiği görüntüsünü vermekti.

Netanyahu taraftarları Suriye’de İsrail-Rusya sürtüşmesinin derinleşmesini iki ana sebebe bağlıyor. Birincisi, Ruslarla etkili bir iletişim stratejisi oluşturamayan yeni hükümetin tecrübesizliği. İkincisi de ABD yönetiminin İsrail yanlısı söylemlerini aşağı çekmesi.

Peki, bu açıklamalar isabetli mi? Burada bazı kuşkular söz konusu. İsrail’in Suriye’deki faaliyetleri, 2018’deki krizin aşılmasının ardından bile Vladimir Putin ile Benjamin Netanyahu arasında değişmez ve sancılı bir gündem maddesi olmaya devam etti. Anlaşmazlık yaratan yeni hassasiyetler ortaya çıktı. Örneğin Netanyahu 2019’da Rusya’yı ziyaret ettiğinde Kremlin İsrail’in Suriye’deki bombardımanlarından hoşnutsuz olduğunu gizlemedi. Moskova’nın Şam Havaalanı’nda yeni bir terminalin inşasına Rus yatırımcıları ve yabancı havayolu şirketlerini dâhil etme çabası, anlaşmazlıkların önemini daha da arttırdı. Putin’in Ocak 2020’deki Suriye ziyaretinde daha önce yaptığı gibi Hmeymim Hava Üssü’nü kullanmak yerine Şam Havaalanı’na inmesi, bu girişimin altını çiziyordu.

Rusya Savunma Bakanlığı’nın İsrail’e yönelik iddiaları da yeni bir şey sayılmaz. Bakanlık geçtiğimiz yıl İsrail ve Türkiye’nin büyük bir plan yaptığı ve Türkiye’nin İsrail hava saldırılarını kalkan olarak kullanarak İdlib’e askeri konvoy soktuğuna dair oldukça abartılı bir açıklama yapmıştı. Oysa söz konusu olaylar eşanlı cereyan etmemişti.

Bakanlık ayrıca F-16 uçaklarınca düzenlenen saldırıların, 172 yolcusuyla İran’dan gelen Suriye şirketi Cham Wings’e ait bir uçağın güvenliğini tehlikeye attığını ve uçağın Hmeymim’e acil iniş yapmak zorunda kaldığını iddia etmişti. Cham Wings’in daha önce üst düzey İranlı isimleri ve milisleri taşıdığı biliniyordu. Ancak bu olayın ardından da Rusya İran’dan gelen pek çok uçağın Hmeymim Hava Üssü’nü kullanmasına izin verdi ve öne sürülen İsrail tehdidi İranlıların askeri kargo indirmesine mani olmadı.

İkincisi, Suriye’de konuşlandırılan Rus hava savunma sistemleri görece düşük bir etkinliğe sahip. Bunun başlıca nedeni sistemlerin gelişigüzel tertiplenmesi. Komplike, kapsamlı bir hava savunması oluşturmak büyük miktarlarda silah sevkiyatını gerektiriyor ve bu, ekonomik açıdan Rusya’nın işine gelmiyor. Suriye’ye sağlanan Pantsir-S1 sistemlerinin bedelini Şam’ın nasıl karşıladığı hâlâ muamma. 

Al-Monitor’a konuşan Rus güvenlik analisti Yuri Lyamin’e göre ilave hava savunma sistemlerinin sağlanması İsrail’in Suriye’deki faaliyetlerini bir ölçüde zorlaştırabilir ancak Şam halen temel bazı sorunlarla karşı karşıya. Lyamin’in değerlendirmesi şöyle: “İsrail Suriye’nin derinlerindeki hedefleri vurmak için Lübnan hava sahasını veya Ürdün’ü ya da pratikte halen ABD kontrolünde olan doğu Suriye hava sahasını kullanıyor. Böyle olunca Suriye hava savunma sistemleri fazlasıyla defansif bir konumda çalışıyor, roket ve güdümü bombaları savuşturuyor. Bu bağlamda İsrail genel bir avantaja sahip ve İsrail ordusu sahip olduğu kabiliyetler sayesinde Suriye hava savunmasını aşan saldırı taktikleri kullanabiliyor.”

Üçüncüsü, Moskova’nın yeni İsrail hükümetiyle etkili bir iletişim stratejisi oluşturmak gibi genel bir sorunla karşı karşıya olduğu anlaşılıyor. Netanyahu’nun Putin’le sağladığı diyalogu övmesi Kremlin’i memnun ediyordu. Moskova şimdi ikili ilişkilerin sadece Putin’le Netanyahu arasındaki kişisel uyuma dayanmadığını göstermek istiyor ama kurumsal temeli pekiştirmekte zorlanıyor. Öte yandan, Moskova’nın çok yönlü bir diplomasi yürütme çabaları onu zaman zaman zor durumda bırakıyor. Hatırlanacaktır Rusya’nın İsrail Büyükelçisi Anatoli Viktorov, İsrail’in Orta Doğu’daki istikrar bozucu etkisinin İran’dan fazla olduğunu söylemişti. Oysa bu açıklamadan kısa bir süre önce Putin Kudüs’te İkinci Dünya Savaşı’nın kurbanlarına ithaf edilen bir anıtın açılışına katılmış ve tarihin tahrif edilmemesi gerektiğini vurgulayan duygusal bir konuşma yapmıştı. Putin ilk kez bir dış gezide İkinci Dünya Savaşı tarihi hakkında konuşuyordu.

Bir diğer nokta, İsrail’in Netanyahu döneminde Ukrayna’yla yakınlaşmış olması. Nitekim Naftali Bennett’in yeni İsrail başbakanı olarak aradığı ilk yabancı liderlerden biri, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenski oldu. Bu bağlamda, Rusya Devlet Başkanlığı Dış Politika Dairesi’nin iki numarası Filip İliçev’in görevden alınacağına dair bazı gazetecilerin dillendirdiği iddialar, pekâlâ İsrail-Ukrayna yakınlaşması ve İsrail’le ilişkilerde yapılan ihmallerle ilgili olabilir. Yuri Uşakov’un başında bulunduğu daire, Dışişleri Bakanlığı ve güvenlik birimlerinden görüş toplayan bir tür düşünce kuruluşuna evrilmiş durumda. İddialara göre buradaki değerlendirmelerde İsrail’deki son seçimleri Netanyahu’nun kazanacağına dair yanlış bir öngörüde bulunuldu. 

Tüm bunlar bir yana, İsrail politikasının etkisi de göz ardı edilmemeli. Stratejik savunmasında derinlikten mahrum olan İsrail, olası tehditleri sınırlamak için önleyici tedbirler almak zorunda. İsrail ordusunun Suriye topraklarında hava saldırılarına devam etmesi bu ihtiyat durumundan kaynaklanıyor. Ancak İsrail’in bir saldırıya girişmeden evvel Rusları ne kadar önce uyaracağı, bu sürenin değişip değişmeyeceği sorusu henüz cevaplanmış değil. İsrail siyasetindeki değişim böyle bir değişikliğe yol açabilir, özellikle de İsrail’in, güneybatı Suriye’de muhalifler ile Şam arasında 2018’de sağlanan anlaşmada Hizbullah’ın kültür merkezleri ile İran tesislerine kısıtlama konulmaması nedeniyle şikâyetçi olduğu düşünülürse.

More from Anton Mardasov

Recommended Articles