Ana içeriğe atla

Körfez uzlaşısı Suriye muhalefetinin lehine mi?

Körfez uzlaşısı Suriye’nin kuzeybatısındaki muhalif grupları ikiye böldü.
Saudi Foreign Minister Faisal bin Farhan al-Saud holds a press conferece at the end of the 41st Gulf Cooperation Council (GCC) summit, in the city of al-Ula in northwestern Saudi Arabia on January 5, 2021. - Gulf leaders signed a "solidarity and stability" deal after the leaders of Saudi Arabia and Qatar publicly embraced, bringing Doha back into the regional fold after a three-year rift. (Photo by FAYEZ NURELDINE / AFP) (Photo by FAYEZ NURELDINE/AFP via Getty Images)

HALEP, Suriye — Suriyeli sanatçı Aziz Esmer, Körfez ülkeleri arasında varılan uzlaşıyı ülkenin kuzeybatısında muhaliflerin kontrolünde bulunan İdlib kırsalındaki yıkık bir duvar üzerine çizdiği resimle anlatıyor. Katarlı ve Suudi bir çift kolun el sıkışırken görüldüğü resmin üzerinde İngilizce “Kan hiçbir zaman suya dönüşmez” yazısı yer alıyor. 

Esmer’in resmi 5 Ocak’ta Suudi Arabistan’ın El Ula kentindeki Körfez İşbirliği Konseyi zirvesinde imzalanan uzlaşı anlaşmasının Suriye muhalefeti için ne anlama gelebileceğini tartışıyor. 

El sıkışan ellerin yanında İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in ahtapot şeklinde tasvir edilen bir portresi de yer alıyor. Ahtapotun kolları füzeler taşıyor, ateşler saçıyor. Tasvir Körfez uzlaşısının, muhaliflerin Suriye rejiminin başat müttefiki olarak gördüğü İran için ne denli endişe verici olduğunu simgeliyor.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Katar, Suriye devriminin başladığı 2011’de rejime yönelik bir bakıma ortak tavır içindeydi. Dört ülke de sivillerin öldürülmesini, dökülen kanı ve barışçıl gösterilerin bastırılmasını protesto ederek rejimin üzerindeki baskıyı artırmak için 2012’de Şam’daki büyükelçiliklerini kapatmışlardı. 

Ancak Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır’ın Katar’la ilişkileri kopardığı 2017’deki Körfez kriziyle birlikte Suriye rejimine yönelik tutum da değişmeye başladı.

Bahreyn ve BAE Aralık 2018’de Suriye’deki büyükelçiliklerini yeniden açtılar. BAE Veliaht Prensi Muhammed Bin Zayid El Nahyan 27 Mart 2020’de Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı arayarak ülkesinin Suriye devleti ve halkına desteğini iletti.

Bu değişimler, Suriye muhalefetinin tamamen aleyhineydi ve Körfez krizinin etkileri üç buçuk yıl boyunca muhalif saflarda hissedildi.

5 Ocak’taki KİK zirvesinin kapanış bildirgesinde Suriye’de çözümün siyasi yollarla ve Cenevre Sözleşmesi’nde belirlenen prensipler ile BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı doğrultusunda sağlanmasının önemi vurgulandı.

Suriye muhalefetinin kontrolünde yaşayan bölgelerdeki halk ise Körfez uzlaşısının Suriye devrimine etkisi konusunda bölünmüş durumda. Bir grup, uzlaşının ülkenin kuzeybatısında muhalefetin elinde kalan sınırlı alanlara olumlu yansıyacağı ve hem siyasi hem insani düzeylerde olumlu sonuçlar doğuracağı kanısında. Diğer grup ise uzlaşının kaydadeğer bir olumlu ya da olumsuz değişime yol açmayacağı görüşünde. 

Körfez uzlaşısından oldukça memnun olan İdlib kırsalından Gazeteci Macit Abdulnur uzlaşan ülkelerin eskiden Suriye davasına verdiği desteği yenilemelerini ve Esad rejimine karşı ortak bir tutum geliştirmelerini umuyor. 

Gazeteci Al-Monitor’a şunları aktarıyor: “BAE hariç Körfez ülkelerinin Suriye meselesine bakışlarında büyük bir değişim olmadı. Suudi Arabistan Krallığı hâlen Suriye rejimine yönelik tavrını koruyor ve muhalefeti destekliyor. Körfez krizi bu ülkelerin Suriye devrimine verdikleri desteği ve ortak tavrı zayıflatmıştı.” 

Abdülnur’a göre bu uzlaşı, Türkiye ile Körfez ülkeleri arasında bir uzlaşıya da önayak olursa muhalifler daha da büyük fayda sağlar. 

İdlib’de yaşayan askeri uzman ve araştırmacı Abdüsselam Abdurrezzak ise Al-Monitor’a şöyle diyor: “Uzlaşı, Suriye sorununa ortak bir Körfez tutumu geliştirilmesinin önünü açıyor. Ancak bu, her konuda görüş birliği sağlanacağı anlamına gelmiyor. (…) İran ve bölgedeki uzantılarına karşı Körfez çabalarının ortaklaşacağını umuyoruz. Bu sağlanırsa Suriye muhalefeti olarak bizim de lehimize olur, zira Suriyeliler yıllardır Esad rejimiyle aynı safta savaşan İran ve İran destekli milislerden muzdarip.”

Halep’in kuzey kırsalından siyasi aktivist Bilal Sattuf ise farklı bir görüşte: “Kimileri Körfez uzlaşısının Suriye devrimine etkisini abartma eğiliminde. Bu uzlaşının bizi devrimin ilk zamanlarına geri götüreceğine, Arap Körfez devletlerinin devrimci güçlere desteğini yenileyeceklerine inanıyorlar.”

Uzlaşının bu denli olumlu bir etki yaratacağını düşünmediğini belirten Sattuf şöyle devam ediyor: “Bilhassa da sahaya böyle bir yansıması olmaz, zira Suriye’de başat hakim güçler var. Ayrıca Körfez devletlerinin Suriye devrimindeki etkinliği gerilemiş durumda. Bu ülkeler gidişatı etkileme, bir değişim yaratma güçlerini kaybettiler. Dahası sahadaki hakim güçler arasında mevcut statükoyu korumaya yönelik anlaşmalar yapıldı. Bunların, Körfez devletlerinin devrime eskisi gibi destek vermelerine engel olacağı kanısındayım. Dolayısıyla da Körfez uzlaşısının muhaliflerin kontrolündeki bölgelere olumlu yansıyacağını düşünmüyorum.”

Halep kırsalından bir diğer gazeteci Mahmud Talha’nın değerlendirmesi ise şöyle: “Körfez krizinin Suriye muhalefeti ve devrimine etkisi yıkıcı oldu, askeri ve maddi desteğin büyük bölümü kesildi. Bu da muhaliflerin siyasi pozisyonunu zayıflattı. Dolayısıyla Katar ve diğer Körfez devletleri arasındaki uzlaşı doğal olarak muhalefetin lehine, hasımlarının, bilhassa da İran ve desteklediği milislerin aleyhine olacak.”

Hama’nın kuzeybatısından Gazeteci Mahmud Raşid de Körfez uzlaşısının olası etkilerine temkinli yaklaşanlardan. Raşid Al-Monitor’a şöyle diyor: Körfez’in Suriye devrimine ve muhaliflere verdiği destek canlanır ama eskisi gibi olmaz. Körfez devletleri eskisi gibi Özgür Suriye Ordusu savaşçılarına silah ve para göndermeyeceklerdir. Bunun yerine siyasi destek vererek, muhaliflerin istenilen doğrultuda bir çözüme ulaşmalarına katkı sağlayacak siyasi kazanımlar elde etmeleri için çabalayacaklardır. Körfez’in muhalefete hizmet ve kalkınma alanında da destek vermesi beklenebilir. Böylelikle Suriye’nin kuzeybatısında, muhalefetin kontrolünde bulunan bölgeler devrimi destekleyen ülkeler arasındaki uzlaşıdan fayda sağlamış olur, ki bunlar en çok desteğe ihtiyaç duyulan alanların başında geliyor.”

Körfez’in tek başına Esad rejimiyle siyasi ve askeri çatışmanın gidişatını değiştiremeyeceğini belirten Raşid, “Körfez desteğinin etkili olması, ABD’nin de hızla Suriye devrimi ve muhalefetini destek için harekete geçmesine bağlı” diyor.

More from Khaled al-Khateb

Recommended Articles