Ana içeriğe atla

Suriyeli Kürtler Türkiye’nin su kesintilerine karşı alternatif kaynak arayışında

Türkiye kuzeydoğu Suriye’de sık sık su kesintilerine neden olurken Kürt önderliğindeki özerk yönetim, Resulayn’daki Aluk su istasyonunun faaliyet dışı kalması üzerine alternatif su projelerine yöneldi.
GettyImages-1228189444.jpg

Türkiye ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) önderliğindeki müttefikleri, Haseke kenti ve civar kırsallarda, Tel Temir, El Hol, Ebu Rasin kasabaları ile çevre köylerde yaşayan bir milyonu aşkın insanı kasten sudan mahrum bırakıyor. Bölge zaten kuraklık ve su kıtlığından mustarip.

Aralık ayı başında Resulayn kırsalında bulunan Aluk su istasyonunun suyu kesildi. Ekim 2019’da Kürt militanlara karşı düzenlediği Barış Pınarı Harekâtı’yla Resulayn ve Tel Abyad’ı kontrol altına alan Türkiye, bölge halkının suyunu 17’nci kez kesmiş oldu. 

Aluk su istasyonu, Suriye’nin başka bölgelerinden kaçarak kamplara sığınan binlerce mülteci dâhil 1 milyon 200 bin kişinin yaşadığı Haseke kenti ile civar kırsallara içme suyu sağlayan tek kaynak. İstasyon, Tel Temir ile çevre köyleri besleyen Mabruka elektrik santraline de su sağlıyordu.

Aluk su istasyonunun sık sık devre dışı kalması, Rojava olarak da bilinen bölgede Kürt önderliğindeki yönetimi alternatif çözümler bulmaya, su tedarik projeleri geliştirmeye itiyor. 

Haseke Yerel Yönetim ve Çevre Komisyonu Başkanı Josef Lahdo, Al-Monitor’a yaptığı açıklamada özerk yönetimin, Habur Nehri’nden alınacak suyun Haseke yakınlarındaki El Himme yapay gölünde depolanmasını öngören 5 milyon dolarlık bir proje geliştirdiğini anlattı.

Lahdo, “Habur’dan su çekme projesi kentin su ihtiyacını karşılayacak ama projenin hayata geçirilmesi zaman alacak” dedi.

Hristiyan ağırlıklı Tel Temir kasabasında özerk yönetime bağlı Su Müdürlüğü’nün başında bulunan Halid Hami ise Al-Monitor’a yaptığı açıklamada, “Özerk yönetim, Tel Temir kırsalındaki Ayn El Abid köyünün kuyulardan içme suyu sağlayarak kasabamızdaki su sıkıntısını çözmeye başladı” dedi.

Hami sözlerini şöyle sürdürdü: “Tel Temir’in içme suyu ihtiyacını karşılamak için iki projeyi daha hayata geçirme sürecindeyiz. Birinci proje [Tel Temir’in doğusundaki] Gülbistan köyünde su kuyularının açılması. İkincisi de [yine Tel Temir’in doğusundaki] Salhia köyünde su kuyularının açılması ve bu iki köydeki kuyulardan Tel Temir’e su çekilmesi.”

Haseke halkı su ihtiyacını tankerlerden karşılıyor ve pek çok zaman temiz olmayan su kullanmak zorunda kalıyor. Haseke’deki bir hastanede çalışan doktor Hevrin Velat’a göre böbrek ve bağırsak hastalıkları büyük bir hızla yayılıyor. Velat Al-Monitor’a şu bilgileri verdi: “Haseke’deki vatandaşlar büyük ölçüde mahallelerde dolaşan su tankerlerine bel bağlıyor. Bunların bazılarını sivil toplum kuruluşları ve Birleşmiş Milletler sağlıyor. Tanker sahipleri de su satıyor. Ancak parası olmayan pek çok aile temiz olmayan kuyu suyu kullanmak zorunda kalıyor. Kendi sağlıkları da çocuklarının sağlıkları da zarar görüyor.”

Doktor, “Koronavirüs salgınından dolayı su kesintileri vahim sonuçlar doğuruyor, özellikle yaz aylarında. Dünya Sağlık Örgütü dâhil uluslararası sağlık kuruluşlarının belirlediği kurallara göre salgınla mücadelede ilk silahımız sudur” diyor.

Uluslararası hukuk uzmanı Said El Baş’a göre Türkiye Suriye’de halkın suyunu keserek savaş suçu işliyor. Baş’ın Al-Monitor’a değerlendirmesi şöyle: “Haseke’nin suyunu kesmek, uluslararası hukuk ve anlaşmaların temel ilkelerini ihlal etmektir. Türkiye Suriyeli sivillere karşı büyük bir suç işliyor ve uluslararası hukuka göre sivillere yönelik her türlü suç hukuki açıdan savaş suçu sayılır. Su kesmek insanlığa karşı suçtur, kadınlara, çocuklara, yaşlılara kasten zarar vermektir.”

Geçtiğimiz aylarda İnsan Hakları İzleme Örgütü de Türkiye’yi, koronavirüsün iyice yayılma riskine karşın Haseke ve civar kırsalların içme suyunu keserek bölge halkına kasten zarar vermekle suçladı. Örgüt, yayınladığı raporda Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’deki kentlere su akışını defalarca kestiğini belirtti ve bölgeyi tehdit eden koronavirüs riskine dikkat çekti.

More from Akhin Ahmed