Ana içeriğe atla

Aşiret kanunları Gazze’de hâlâ revaçta

İhtilafların geleneksel yöntemlerle çözümü Gazze Şeridi’nde hâlâ yaygın. Olumlu katkılarına rağmen bu geleneğin önemli sakıncaları var. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Palestinian Bedouins sit in a tent around woodfire to warm up in a Bedouin area south of Gaza City on January 7, 2015 as a major storm dumped heavy rain, high winds and snowfall on parts of the Middle East. AFP PHOTO/ MAHMUD HAMS        (Photo credit should read MAHMUD HAMS/AFP/Getty Images)

Toplumsal sorunların ve suçların aile büyükleri ile toplumun ileri gelenleri önünde aşiret hakemliğinde çözülmesi Gazze Şeridi ve Batı Şeria dâhil Filistin’de her zaman kabul gördü. Ancak son 10 yılda bu geleneğe yönelim artarken sürecin sakıncaları da gündeme geliyor.

18 Mart’ta Gazze’nin merkezindeki Sabra mahallesinde 18 yaşındaki bir genç 5 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz etmekle suçlandı. Zanlının yakınlarıyla görüşen aşiret hakemleri, mağdurun ebeveynleriyle birlikte çözümün bir koşulu olarak ailenin topluca sürgün edilmesini istediler.

9 Kasım 2017’de Gazze’nin kuzeyindeki El Feluce’de yaşanan bir başka olayda ise Dagas ailesinden 15 yaşındaki bir erkek çocuğu kavga ettiği bir başka erkek çocuğunu kazara öldürdü. Aşiret hakemlerinin kararına göre Dagas ailesi de evini terk etmek zorundaydı.

Suçlanan çocuğun yakınlarından Tarık El Dagas Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Bu bir kasıtsız adam öldürme olayıydı. Ancak maktulün ailesi intikam almaya kalkışır diye ailenin tamamı, oğlanın babası ve amcaları yaşadıkları evden gönderildi. Aşiretler olumsuz bir rol oynuyor. Bu olay daha çözülmedi. Biz kanunların uygulanmasını istiyoruz. Maktulün ailesinin taleplerini kanun ve şeriat doğrultusunda karşılamaya hazırız. Şu anda iki misli cezalandırılıyoruz: Hem suçlanan çocuk hapis cezasıyla karşı karşıya hem de ailesi kan parası ödemek ve buradan gitmek zorunda.”

Kuzey Filistin Çölü Araştırma Merkezi Başkanı Eşref Ebu Rahya’ya göre aşiret hakemleri sorunun büyümesini önlemek için sıklıkla suçlanan kişinin ailesine taşınmayı telkin ediyor. Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Ebu Rahya şöyle diyor: “Kurbanın ailesi intikam alır korkusuyla hakemler ilgili ailelerin sürgün edilmesini istiyor. Geçmişte cinayet, tecavüz ve yaralama olaylarında bu tip intikam eylemleri oldu. Aileler geçici ya da temelli olarak sürgün edilebiliyor.”

Gazze’deki aşiret hakemlerinin her ay binlerce vakayla uğraştığını anlatan Ebu Rahya şöyle devam ediyor: “Aşiret hakemleri ile mahkemeler çatışma halinde değil. Filistin toplumundaki aşiret yapısı nedeniyle insanlar aşiret büyüklerine gitmeyi tercih ediyor. Aşiret büyükleri hızlı karar veriyor ve bu kararların aşiret ve ailelerde güçlü kefilleri oluyor.”

Gazze’deki aşiret büyükleri ve hakemler başsavcılık dâhil resmi makamların desteğiyle çalışıyor. İçişleri Bakanlığı’nın Aşiret İşleri Dairesi bu kişilerle sık sık toplantılar yapıyor.

İçişleri Bakanlığı’na göre Aşiret İşleri Dairesi mayıs 2o16’da 500’den fazla olayla ilgilendi. Bu rakamlar her yıl artıyor. Geçtiğimiz ocak ayında Yerel Yönetim Bakanlığı, FKÖ, El Fetih ve Müslüman Âlimler Birliği’yle bağlantılı aşiret hakemlerine, ayrıca ufak anlaşmazlıkların çözümüne yardımcı olan yerel yöneticilere toplam 632 olay yönlendirildi.

Filistin Demokrasi ve Çatışma Çözüm Merkezi’nde proje yöneticisi olan Abdül Munim El Tahravi’ye göre sağlam bir hukuk devletinin yokluğunda aşiretler düzenin sağlanmasında tamamlayıcı rol oynuyor.

Tahravi Al-Monitor’a şöyle diyor: “Filistinliler sorunların çözümünde gelenek ve görenekleri takip etme eğiliminde. Bu, süreci hızlandırıyor. Bu koşullarda kanun aşiretlerin rolünü ortadan kaldıramaz ama pek çok olayda bunu toplumsal konularla sınırlandırabilir. Aşiret büyükleri ve diğer hakemler kanunu baltalamaya çalışmıyor ama onların yaptığı işler de kurala bağlanmalı. Ben bir kişinin işlediği suç yüzünden bütün ailenin sürgün edilmesini doğru bulmuyorum. Yanlış yapanlar yasal olarak da toplumsal olarak da sorumlu tutulmalı ama maalesef gelenek ve görenekler hâkimiyetini koruyor.”

Avukat Abdullah Şarşara, geleneklere göre sürgünün cinayet veya ciddi bir zarar sonucunda gündeme geldiğini vurguluyor. Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Şarşara şu bilgileri veriyor: “Suçlanan kişinin ailesi ya kendi isteğiyle evini terk ediyor ya da aracılar tarafından buna zorlanıyor. Aracılar pek çok zaman bunun aşiret için en iyisi olacağını düşünüyor. Dolayısıyla gönderilen aileler belli bölgelerden men ediliyor ki bunun gaddarca ve yasa dışı bir şey olduğu aşikâr. Temel Kanun’un 11. Maddesi’ne göre mahkeme kararı olmaksızın kimsenin hareket özgürlüğü kısıtlanamaz. Aynı kanunun 2o. Maddesi de hareket serbestisini ve kişinin istediği yerde yaşama özgürlüğünü güvenceye alıyor.”

Şarşara, bu bağlamda pek çok zaman kanuna göre hareket etmeyen aşiret hakemlerinin yarar sağlamaktan çok zarar verebileceğini vurguluyor: “Hakemlik, uluslararası normlara uyan adil hüküm ve kıstaslara dayanmalıdır. Resmi yargı kanunları davalı taraflara adil yargılama güvencesi veriyor. Normal koşullarda yargıç belli bir siyasi partiye riayet etmeyen, tarafsız bir kişidir. Oysa aşiretlerde durum öyle değil. Aşiretlerde çeşitli siyasi bağlar, aşirete sadakat duygusu hâkim. Kaldı ki normal hukukta mahkeme kararları temyiz edilebiliyor ama aşiret kanunlarında böyle bir şey yok."

More from Mohammed Othman

Recommended Articles