Ana içeriğe atla

Mısır-Türkiye ilişkileri: Doğu Akdeniz’de söz dalaşı kızışıyor

Mısır, doğu Akdeniz’de doğal kaynaklardan yararlanma konusunda Kıbrıs’la yaptığı anlaşmanın meşru olmadığını söyleyen Türkiye’ye sert uyarıda bulundu. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Egyptian President Abdel Fattah al-Sisi and Cypriot President Nicos Anastasiades shake hands outside the Presidential Palace in Nicosia, Cyprus November 21, 2017. REUTERS/Yiannis Kourtoglou - RC1CEEA6B170

KAHİRE — Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Ebu Zeid, 7 Şubat’ta yaptığı açıklamada Mısır’la Kıbrıs arasında deniz sınırını belirleyen anlaşmaya itiraz edilmesine tepki gösterdi. Sözcü, Mısır’ın buradaki egemenlik haklarının ihlaline karşı uyarıda bulundu, bu yöndeki girişimlerin kabul edilmez olduğunu ve bunlara karşı konulacağını vurguladı.

Mısır’ın bu açıklaması, Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Yunan Kathimerini gazetesine verdiği mülakata yanıt niteliğindeydi. Çavuşoğlu, 4 Şubat’ta yayımlanan mülakatta Mısır ve Kıbrıs arasında aralık 2013’te imzalanan ve iki ülkenin doğu Akdeniz’deki münhasıran ekonomik bölgeleri (MEB) arasında kalan hatta hidrokarbon arama çalışmalarının ortaklaşa yürütülmesini öngören anlaşmanın “yok hükmünde” olduğunu söylüyordu. Bakan “Anlaşmanın Türkiye’nin kıta sahanlığını ihlal ettiğini açıkça beyan ettik.” diyordu.

Mısır parlamentosunun Milli Savunma ve Güvenlik Komisyonu Başkanı Tümgeneral Kemal Amir, 7 Şubat’taki basın açıklamasında Dışişleri Bakanlığı’nın tepkisini takdirle karşıladı ve yapılan açıklamayı “Mısır’ın tutumunu dile getiren, bilhassa da Mısır’ın MEB’deki egemenlik haklarına yönelik ihlallerin kabul edilmeyeceğini ortaya koyan güçlü bir yanıt” olarak niteledi.

Mısır ve Kıbrıs Doğu Akdeniz’de gaz ve petrol arama çalışmalarını ilgilendiren birkaç ikili anlaşma imzalamış durumda. Bunların arasında deniz sınırını belirleyen 2003 tarihli anlaşma ve özellikle Mısır-Kıbrıs sınırına bitişik derin sularda petrol ve gaz aramalarında iş birliğini öngören 2012 tarihli anlaşma yer alıyor.

Helvan Üniversitesi’nde uluslararası hukuk alanında öğretim üyesi olan Salah El Tahavi Al-Monitor’a şu değerlendirmede bulundu: “2013 anlaşması, Birleşmiş Milletler Şartı ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi doğrultusunda imzalanmış uluslararası bir sözleşmedir. Mısır ve Kıbrıs parlamentolarının onayının ardından bu uluslararası sözleşme iki ülkede de iç hukuk haline geldi. Sözleşme imzalandığı andan itibaren yürürlüktedir. (...) Mısır ve Kıbrıs iki egemen devlettir. Türkiye’nin doğu Akdeniz’de doğal kaynaklar üzerindeki iddiası kabul edilmez ve uluslararası hukuka göre suç sayılıyor, uluslararası barışı ve güvenliği tehdit ediyor.”

Tahavi, Türkiye’nin MEB’deki olası mütecaviz eylemlerine karşı Mısır’ın BM Şartı’nın 51. Maddesi uyarınca kendini savunma hakkı olduğunu vurguladı.

Önceki Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi döneminde Mısır Türkiye ile yakın ilişkiler geliştirmişti. O günlerde başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan kasım 2012’de Mısır’ı ziyaret etmiş ve taraflar ekonomik anlaşmalar imzalamıştı. Bunun yanı sıra iki ülke Filistin davası başta olmak üzere müşterek bazı konularda eş güdüm halinde olmuştu.

Ancak Mursi’nin temmuz 2013’te devrilmesiyle birlikte Mısır-Türkiye ilişkileri gerilimli bir döneme girdi. Türkiye Mursi’nin devrilmesini reddetti ve “darbe” olarak niteledi. Erdoğan Mursi’nin “Mısır’ın tek meşru cumhurbaşkanı” olduğunu savundu.

Türkiye’nin bu tutumu Mısır yönetiminin öfkesini körükledi. Kahire, Türkiye’deki diplomatik temsilini maslahatgüzar seviyesine düşürdü, Türkiye’deki büyükelçisini geri çağırdı ve Mısır’daki Türk büyükelçisini “istenmeyen kişi” ilan etti.

Bu arada Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi’nin iktidarı ele aldığı 2014 yılından bu yana Mısır’ın Kıbrıs’la ilişkileri giderek gelişti. Sisi 2015’te Kıbrıs’a resmi ziyarette bulunan ilk Mısır cumhurbaşkanı oldu, kasım 2017’de de Kıbrıs’a ikinci bir ziyaret gerçekleştirdi.

Mısır, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarından asgari ölçüde yararlanma bakımından verimli bir iş birliği diplomasisi yürüttü. Bu çabalar, ekim 2016’da Mısır’ın Kıbrıs ve Yunanistan’la üçlü bir zirveye ev sahipliği yapmasıyla doruğa ulaştı. Üç ülkenin çeşitli anlaşmalar yoluyla kendi deniz sınırları içinde doğal gaz arama ve taşıma çalışmalarında iş birliğini artırması zirvede kabul edilen Kahire Deklarasyonu’nun odak noktası oldu.

Kahire Üniversitesi’nde siyaset bilimci olan Tarık Fehmi, Çavuşoğlu’nun açıklamalarını hasmane sözler olarak görüyor. Fehmi Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Bu açıklama hiçbir şey ifade etmiyor, Mısır’la Kıbrıs arasındaki mevcut anlaşmayı etkilemiyor. (...) Zamanlamanın bazı alt anlam ve boyutları var. Türkiye’nin bu açıklaması, doğu Akdeniz’de keşfedilen en büyük gaz yatağı olan Zohr sahasında Mısır’ın ocak sonunda üretime başlaması ışığında yorumlanabilir. (...) Mısır deniz kuvvetleri Mısır’ın doğu Akdeniz’deki haklarını koruyabilecek güçte. Türkiye bunu çok iyi biliyor. Global Firepower’ın 2017’deki değerlendirmesine göre Mısır dünyanın en güçlü altıncı donanmasına ve Afrika ile Arap dünyasının en büyük askeri gücüne sahip.”

Fehmi, Türkiye’nin tutumunun sadece Mısır’la alakalı olmadığını, Kıbrıs’la yaşadığı ciddi sorunlardan da kaynaklandığını vurguladı. Fehmi’ye göre “Türkiye’nin Mısır ve Kıbrıs’ın haklarını zedeleyecek olası teşebbüslerini püskürtmek için Mısır ve Kıbrıs eş güdüm halinde olmalı.”

31 Ocak’ta Zohr sahasındaki açılış töreninde konuşan Sisi, sahanın ağustos 2015’te İtalyan enerji şirketi Eni tarafından keşfedilmesinde Kıbrıs’la deniz sınırının belirlenmiş olmasının etkili olduğunu belirtti. Petrol Bakanı Tarık El Molla ise törende yaptığı konuşmada Zohr gaz sahası sayesinde Mısır’ın yılda 3 milyar dolarlık gaz ithalatından kurtulacağını söyledi. Bakan “Bu yılın sonuna kadar kendi kendimize yeterli hale geleceğiz.” dedi.

Mısır-Türkiye ilişkilerinin ısınması önümüzdeki dönemde zor görünüyor. Görüldüğü kadarıyla Ankara Kahire ile sorunlarını çözmek istemiyor. Doğu Akdeniz’in de iki ülke arasında yeni bir anlaşmazlık kaynağı olacağı anlaşılıyor.