Ana içeriğe atla

İsrail Batı Şeria’yı parçalamak için yeni adımlara hazırlanıyor

İsrail’in son dönemde attığı bazı adımlar, Batı Şeria’yı parçalamak ve İsrail’in Kudüs’teki sınırlarını genişletmek amacıyla planlanan E1 yerleşimine yeşil ışık yakacağına işaret ediyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Labourers work at a construction site in the Israeli settlement of Maale Adumim, in the occupied West Bank February 7, 2017. REUTERS/Ammar Awad - RC12AE21CA10

İsrail hükümetinin bugüne kadarki en tehlikeli yerleşim girişimlerinden biri olan E1 yerleşimine yeşil ışık yakmaya hazırlandığı anlaşılıyor. Amaç Batı Şeria’yı parçalamak ve İsrail’in Kudüs’teki sınırlarını genişletmek. E1, Ma'ale Adumim ile Kudüs’ün Zeytindağı arasında kalan, seyrek nüfuslu bir bölge. Bu stratejik bölgenin iskân edilmesiyle Batı Şeria kuzey ve güneyden fiziksel olarak parçalanmış olacak.

Al-Monitor’a konuşan İsrailli hukukçu Daniel Seidemann, yıllardır gündemde olan E1 projesinin bugün canlandırılmasının sebebini İsrail’in Washington’un desteğini arkasında hissetmesi olarak açıklıyor. Seidemann’a göre “E1, kalıcı statü anlaşması bakımından yıkıcı sonuçlar doğurur. Çünkü Batı Şeria’yı kantonlar şeklinde parçalayacak ve Doğu Kudüs’ü iyice tecrit edecek.” Seidemann, geçmişte bu fikrin dillendirildiği dönemlerde ABD dâhil olmak üzere uluslararası toplumun İsrail’e çok sert tepki gösterdiğini hatırlatıyor.

İsrail’in bu büyük yerleşimi başlatma düşüncesi ilk olarak 1996’da su yüzüne çıkmıştı. Son olarak kasım 2012’de bir hamle yapıldı ama o günden sonra İsrail hükümeti E1 yerleşimiyle ilgili doğrudan bir karar almış değil. Seidemann’a göre bugün peyderpey projeyi hayata geçirecek adımlar atılıyor.

Kasım 2012’de, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Filistin’i üye olmayan devlet ilan ettikten bir gün sonra New York Times gazetesi üst düzey bir İsrailli yetkilinin şu sözlerini aktarmıştı: “İsrail hükümeti, Kudüs’ten Batı Şeria’nın Ramallah ve Beytüllahim kentlerine olan erişimi Eski Kudüs ve Kudüs merkezinin uzağından geçen dar koridorlarla sınırlayacak şekilde ön imar ve planlama çalışmalarına başlayacak.”

İsrail yönetimi 2012’den bu yana belirgin bir adım atmamış olsa da büyük kararın kısa sürede açıklanacağı ve buna zemin hazırlandığı görülüyor. Başbakan Benjamin Netanyahu yolsuzluk soruşturmalarıyla boğuşurken Al-Monitor’a konuşan uzmanlar E1 yerleşimiyle ilgili açıklamanın çok yakında yapılacağını düşünüyor.

Bunun bir işareti Netanyahu’nun 3 Kasım’da Ma'ale Adumim yerleşiminde sarf ettiği sözlerdi. Netanyahu, İsrailliler için Batı Şeria’da binlerce yeni konut yapılacağını söyledi. “Dünyevi Kudüs” isimli sivil toplum örgütünün yöneticiliğini yapan Seidemann, yerleşimciler için binlerce yeni konutun ancak E1 bölgesinde yapılabileceğini söylüyor ve ekliyor: “Amaç Kudüs sınırları dışında bulunan Ma'ale Adumim’u Kudüs’e bağlamak ve bu arada Doğu Kudüs’ü tecrit etmek olacak.”

Arap Çalışmaları Derneği’nde harita uzmanı olan Halil Tüfekçi’ye göre E1 yerleşimi İsrail’in Kudüs Anakenti projesi kapsamında planlanıyor. Al-Monitor’a konuşan Tüfekçi şöyle devam ediyor: “Kudüs Anakenti projesinin yasama boyutu geçici olarak durduruldu ama bu gecikmenin amacının oylama için doğru zamanı denk getirmek olduğu kuşkusuz.”

ABD’nin baskısıyla askıya alınan Kudüs Anakenti projesi, İsrail’in kuzey, güney ve doğusunda, Batı Şeria topraklarında yer alan büyük yerleşimlerin ilhakını amaçlıyor.

Uygun zaman beklenirken Cebel El Baba bölgesinde yaşayanları buradan çıkarmak için harekete geçildi. Filistin haber ajansı Vefa’nın 17 Kasım tarihli haberine göre Kudüs’ün hemen doğusunda Bedevi bir köy olan Cebel El Baba’da yaşayan 300 Filistinli Bedevi’nin tamamına İsrail ordusu tarafından tahliye bildirimleri dağıtıldı. Tahliye emirleri, 1 Kasım’da İsrail ordusunun Merkezi Komutanlık Komutanı Roni Numa tarafından imzalanmıştı.

Haberde Cebel El Baba’da 100 bina bulunduğu, bunların 58’inin konut, diğerlerinin ise hayvan besiciliğinde kullanılan yapılar olduğu belirtiliyor. Ajansa göre “Cebel El Baba halkı tanınmayan bir topluluk olduğu için elektriksiz yaşıyor, suyu da ancak kamyonlarla doldurulan depolardan alabiliyor.”

İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesine göre Netanyahu tahliye kararını 15 Temmuz’da Kudüs Çeper Forumu ve Binyamin Bölgesel Konseyi ile yaptığı toplantıda verdi. İsrail’in Ynetnews haber sitesi de 16 Kasım’da “Netanyahu’nun Kudüs’ü Ölüdeniz’e bağlayan Otoban 1’de kurulmuş olan Bedevi kamplarının kaldırılması için talimat verdiğini” bildirdi.

Filistin Uluslararası İlişkiler Araştırma Derneği (PASSIA) kurucu başkanı Mehdi Abdül Hadi, Suudi merkezli Arab News’a verdiği demeçte İsrail’in Kudüs ve çevresinde attığı tüm adımlarla üç stratejik hedef güttüğünü söylüyor: “Amaçları, Kudüs’ün yerlisi olan Filistinlileri buradan çıkarmak, Yahudi yerleşimlerini güçlendirmek ve Filistin’in Kudüs’le olan her türlü ulusal ve dini bağını reddetmektir.”

Köyde 25 çocuk kapasiteli bir kreş olarak planlanan bir yapı ağustosta İsrailli makamlar tarafından yıkıldı. Bina izinsiz yapılmıştı. Avrupa Birliği’nin sekiz üyesi İsrail’in yıktığı yapıların bedelini ödemesi gerektiğini söyledi.

Times of Israel gazetesinin 21 Kasım tarihli haberine göre Ürdün Vadisi’nin kuzeyinde yer alan fakat resmi olarak tanınmayan en az iki başka Bedevi köye de tahliye emirleri bırakıldı. Bahsi geçen köyler Eyn El Hilve ve Um El Cemal. Köylüler, tarlalarında buldukları bildirimlerin de 1 Kasım’da Numa tarafından imzalanmış olduğunu söylüyor. Gazeteye göre askeri emirle “köyde her türlü yeni inşaat ve inşaat amacıyla köye her türlü malzeme ve insan girişi” yasaklanıyor.

İsrail’in bu adımlarına Birleşmiş Milletler’den de sert tepkiler geliyor. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi 31 Ağustos tarihli raporunda şöyle diyor: “Kudüs’ün doğusundaki tepelik bölgelerde ve Batı Şeria’nın iç kesimlerinde yaşayan Bedevi topluluklar, İsrail makamlarının yürüttüğü ‘yeniden iskân’ planı çerçevesinde zorla nakil riskiyle karşı karşıya. Yetkililer bu plana gerekçe olarak burada yaşayanların arazi üzerinde tapu sahibi olmadığını ve farklı bir yere iskân edilerek yaşam koşullarının iyileşeceğini öne sürüyor.”

Sonuç olarak İsrail’deki sağcı hükümet, iki devletli çözümü fiilen imkânsız kılacak en kritik, en yıkıcı yerleşim girişimlerinden birini açıklamak için zemin hazırlıyor. Bağımsız bir Filistin devletinin yaşayabilir olması için topraklarının kesintisiz, birbirine bitişik olması kritik önem taşıyor. Bedevi toplulukların tahliyesine yönelik adımlar yerleşim açıklamasının eli kulağında olduğuna dair tehlikeli bir işaret.

More from Daoud Kuttab