Ana içeriğe atla

Lübnan’daki Suriyeli mülteci gerginliği yine tırmanıyor

Lübnan ordusu tarafından gözaltındayken hayatını kaybeden dört Suriyeli mültecinin ölümü infial yaratarak Suriye ve Lübnan arasındaki husumeti tırmandırdı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Syrian Refugees are seen at a damaged site after a fire broke out inside their camp in Bar Elias town, in the Bekaa valley, Lebanon July 4, 2017. REUTERS/Hassan Abdallah - RTX39Y5W

Sosyal medyada Suriyeli mültecilere yönelik saldırı çağrıları ve asker tarafından gözaltına alınan mültecilerin işkenceyle öldürüldüğü iddialarıyla çalkalanan Lübnan’da gerginlik giderek tırmanıyor. Başbakan Saad Hariri de 15 Temmuz’da Beyrut’taki devlet başkanlığı sarayında yaptığı açıklamada durumu kabul ederek şöyle dedi: “Suriyeliler ile Lübnanlılar arasındaki gerginliğin giderek artığını gözlemliyoruz. Tüm ülke ağırlığı (mültecilere atfen) hissediyor”

Ekonomik ve toplumsal sorunlarla cebelleşen Lübnan hâlihazırda dünya çapında kişi başına düşen mülteci sayısının en yüksek olduğu ülke. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (BMMYK) verilerine göre Suriyeliler, Lübnan’ın yaklaşık 4-5 milyonluk mütevazı nüfusunun neredeyse dörtte birini oluşturuyor.

Lübnanlılar, özel sohbetlerinde ülkenin durumunu yerel halk ile Filistinli mülteciler arasındaki gerginlikle tetiklenen iç savaşla (1975-1990) kıyaslıyor. Lübnan medyası da sansasyonel haberlerle bu korkuyu sürekli canlı tutuyor. Ad-Diyar’da mayıs ayında yayımlanan ve Lübnan’da 300 bin hamile Suriyeli kadının bulunduğuna ilişkin haber de bunun bir örneği. Haberde bu yılın sonunda ülkedeki Suriyeli mülteci sayısının 2 milyonu aşacağı ima edilmişti.

Tartışmalar son olarak Lübnan ordusunun 4 Temmuz’da dört Suriyeli erkeğin gözaltında öldüğünü duyurmasıyla alevlendi. Maktuller haziran ayı sonunda Arsal’daki Suriyeli mülteci kamplarına düzenlenen baskınlar sırasında 300’ü aşkın kişiyle birlikte gözaltına alınmışlardı. Ordu, dört Suriyelinin -Mustafa Abdülkerim Abse, Halit Hüseyin El Mileys, Anas Hüseyin El Hüseyki ve Osman Merhi El Mileys- “hava koşulları nedeniyle ağırlaşan kronik sağlık sorunlarından mustarip” olduklarını açıkladı.

İnsan Hakları İzleme (HRW) örgütü tarafından yayımlanan ve sosyal medyada geniş ilgi gören fotoğraflarda Suriyelilerin bileklerinde derin morluklar, vücutlarında yanık ve yara izlerinin yanı sıra bir kurbanın kulağında pıhtılaşmış bir yara olduğu görülüyor. HRW’nin fotoğraflar konusunda danıştığı İnsan Hakları İçin Hekimler örgütünün başkanı Homer Venters’in değerlendirmesi şöyle: “Bu adamların gözaltında şiddet nedeniyle öldüğü sonucuna varabiliriz.”

Beyrut Barosu maktul yakınlarının avukatı Diyala Çehade’nin basına bilgi vermesini yasakladı. Avukatın maktullerin cesetlerinden alınan kan ve doku örneklerinin bağımsız bir kuruluş tarafından incelenmesi talebi de ordu tarafından reddedildi.

Lübnan İnsan Hakları Merkezi Başkanı Velid El Esmer ordu ile Filistinli gruplar arasında 2007’de kuzeydeki Trablusşam kenti yakınlarında yaşanan ve 400’den fazla insanın hayatını kaybettiği saldırılarda bile benzer bir olay hatırlamadığını söyleyerek “Lübnan ordusunda gözaltındayken ilk kez bu kadar çok sayıda insan öldü.” dedi. Al-Monitor’a konuşan Esmer geçmiş örneklerin “ordunun istediği zaman pekâlâ uluslararası insan haklarına uygun davranabildiğinin” bir göstergesi olduğunu da ekledi.

Facebook hesabından haziran ayında Arsal’da yapılan baskınları eleştirirken siyasileri hedef aldığı için gözaltında bir gece geçiren gazeteci Fida İtani’ye göre mesaj açık. İtani Al-Monitor’a şöyle dedi: “Toplayabildikleri kadar adam topladılar. Bu da Lübnan ordusunun tüm mültecilerin Arsal bölgesini terk edip Suriye’ye dönmelerini istediğini gösteriyor.”

Bu gelişmeler üzerine yaklaşık 30 üyeli bir sol grup olan Sosyalist Forum 18 Temmuz’da Suriyeli mültecilerle dayanışma amaçlı bir protesto çağrısı yaptı. Ancak Lübnan’daki Suriye Halkı isimli şaibeli bir diğer Facebook grubu da aynı tarihte bir karşı gösteri çağrısı yaparak Sosyalist Forum’un girişimine gölge düşürdü.

Sosyalist Forum üyelerinden Hani Adada durumu Al-Monitor’a şöyle açıkladı: “Lübnan ordusuna ve Lübnan halkına karşı ırkçı videolar paylaşıyorlar ve bu bizi çok zor durumda bıraktı. Biz hiçbir şekilde ırkçılığa destek vermeyiz.” Bu grubun da gizlice kendileri tarafından yönetildiğini iddia eden tehdit mesajları alan Sosyalist Forum üyeleri sonuçta protestoyu iptal etmek zorunda kaldı.

Eski bakanlardan Viyam Vahhab ise öfkeli tweetleriyle halkı “orduya destek ve terörizme karşı çıkmak için” karşı gösteriler düzenlemeye çağırdı. Sonuçta İçişleri Bakanı Nuhat Maçnuk 16 Temmuz’da tüm gösterileri yasakladı.

Tartışmalar alevlenirken sosyal medyada orduya destek veren pek çok paylaşım yapıldı. İnsanlar WhatsApp uygulamasındaki profil fotoğraflarını ordunun amblemiyle değiştirdi.

Aktivist ve blog yazarı Gino Raidy’e göre popülist tepkiler ordunun kamuoyunda sahip olduğu olumlu imajdan kaynaklanıyor: “Komşu ülkelerde ordular baskıcı olarak görülüyor ama Lübnan’da böyle değil. Ordu yolsuzluğun ve mezhepsel sorunların yaşanmadığı tek kurum olarak görülüyor.”

Kerim Çehayeb ise bloğunda WhatsApp üzerinden yayılan ve Lübnanlıları sokaktaki Suriyelilere saldırmaya çağıran sesli mesajları yayımladı. Ancak Lübnanlı erkeklerin bir grup Suriyeli mülteciyi döverek Lübnan ordusuna bağlılık yemini etmeye zorlandığı bir videonun ortaya çıkması üzerine en yılmaz ordu savunucuları bile geri adım attı.

Aktivistlere göre saldırının faillerinin hızla yakalanması, hem bir güvence anlamına geliyor hem de ordunun Hizbullah ve Arsal yakınlarındaki militan örgütlerle yaşanan çatışmalardan sivilleri korumak için sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde olduğunu kanıtlamak için bir şov amacı taşıyor.

Suriyelilere yönelik tepkinin bu olayın ardından azalacağını uman Asmar “Geçen iki hafta içinde gerginliğin en yüksek olduğu sadece dört beş benzer olay duyduk.” dedi.

Ancak hâlen çözüm bekleyen bir sorun var: Lübnan ordusunun dört Suriyelinin ölümüne ilişkin başlattığı soruşturma. Ulusal Haber Ajansı 24 Temmuz’da ordunun sağlık komisyonu tarafından hazırlanan ve Suriyeli mültecilerin “muhtelif sağlık sorunları” nedeniyle öldüğüne hükmeden raporun Askeri Hâkim Sadr Sakır’a gönderildiğini duyurdu. Ordu habere ilişkin bir yorum yapmadı.

HRW’nin Türkiye araştırmacılarından Bassam Havaca ise Al-Monitor’a şöyle dedi: “Ordu bir infial anında hemen bir soruşturma başlatıldığını duyuruyor. Ancak bu soruşturmaların sonuçları pek açıklanmıyor. Silahlı kuvvetlerin titiz bir inceleme yapabilmesi lazım. Bu insanlar doğal sebeplerle öldülerse tüm yönleriyle şeffaf bir araştırma bunu zaten ortaya koyacaktır. Aksi takdirde olayın tüm sorumluları hesap vermeli."