Ana içeriğe atla

Abbas’ın Hamas’a yönelik tehditlerinin arkasında ne var?

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmenin ardından Hamas’a karşı örneği görülmemiş adımlar atacağını söyleyerek birçok soru işaretine neden oldu. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
German President Frank-Walter Steinmeier (L) and Palestinian President Mahmoud Abbas attend a joint news conference in the West Bank city of Ramallah May 9, 2017. REUTERS/Mohamad Torokman - RTS15T53

Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas 3 Mayıs’ta ilk kez Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. Görüşmenin hemen ertesi günü Washington’daki Arap büyükelçileriyle bir araya gelen Abbas, ABD’nin terörist örgüt saydığı Hamas’a karşı örneği görülmemiş, sert adımlar atacağını açıkladı. Hamas’ın Gazze Şeridi’nin idaresini uzlaşı hükümetine vermek istemediğine atıfta bulunan Abbas şöyle konuştu: “(El Fetih’le) uzlaşıyı durdurduğu için Hamas’a karşı daha önce atılmamış adımlar atacağım. Hamas yaptıklarını geri almazsa bu önlemler ağır olacak.”

Beyaz Saray ise ikili görüşmenin ardından yaptığı yazılı açıklamada Trump’ın Filistinli muhatabına “kışkırtıcı söylemleri ve tahrikleri önleme konusunda net bir taahhütte bulunmanın ve terörle mücadelede gayretleri artırmanın önemini” vurguladığını kaydetti.

Filistin kamuoyunda Abbas’ın Hamas’a karşı ne gibi önlemler alacağı, bu tehditlerin niçin Washington ziyaretine denk geldiği konusunda birçok soru gündeme geldi.

Abbas önlemlerin içeriği hakkında herhangi bir şey söylememiş olsa da İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman İsrail Ordu Radyosu’na 4 Mayıs akşamı verdiği mülakatta şu ifadeyi kullandı: “Abbas Gazze Şeridi’ne sağlanan elektrik ve su ödeneklerini kesme konusunda ciddi. Ayrıca Gazze’deki Filistin Yönetimi memurlarına ödenen maaşları durdurma niyetinde.”

Gazze’deki elektriğin yüzde 30’u İsrail’den geliyor. Filistin Yönetimi bu elektrik için İsrail’e her ay yaklaşık 70 milyon şekel (19,4 milyon dolar) ödüyor. Nisan sonunda İsrail’in Kanal 10 televizyonu ve başka bazı medya kuruluşları, Gazze Şeridi’ne elektrik tedarikinin kesilmesi için Filistin Yönetimi’nin İsrail’den talepte bulunduğunu bildirmişti.

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, Abbas’ın tehditlerini kınayarak şöyle konuştu: “Abbas bu tehditleri Washington’dayken savurdu ve bu da onun Amerika’nın taleplerini yerine getirdiğini gösteriyor. Abbas Hamas’ı sıkıştırarak Trump’tan onay almaya çalışıyor. Beyaz Saray’dan davet aldığından beri (…) Gazze’ye yönelik cezalandırıcı adımlardan bahsederek Filistin’in meşru ve egemen lideri olduğunu kanıtlamak istiyor.”

Uzlaşı hükümeti, 4 Nisan’da Gazze’deki Filistin Yönetimi memurlarının maaşlarını yüzde 30 oranında azaltma kararı almıştı. Gözlemciler bu ani kararı Gazze ekonomisini çökertme girişimi olarak yorumladı.

Filistin uzmanı İsrailli yazar Zvi Barel ise Haaretz gazetesinde 29 Nisan’da yayımlanan makalesinde Gazze’ye yönelik adımların Hamas’ın Gazze’yi yönetmesi ve kontrolü uzlaşı hükümetine devretmeyi reddetmesiyle açıklanamayacağını savundu. Barel’e göre Abbas bu tutumuyla terörle mücadeleyi başlıca dış politika ilkesi yapan Trump’ın gönlünü almaya çalışıyordu.

Barel şöyle diyordu: “Abbas, eğer Hamas’ı bir iç politika adımı olarak değil de bir siyasi süreç kapsamında sıkıştırmaya yönelirse terörle gerçekten mücadele ettiğini ve Filistin tarafında barış için muhatap olmadığını iddia eden İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun dünyayı kandırdığına dair Trump’ı daha kolay ikna eder. Abbas’ın bu adımları, onun Gazze’yi temsil etmediğini ve dolayısıyla müzakereci olamayacağını iddia eden İsrail’e de güzel bir cevap olur.”

Hamas Sözcüsü Kasım ise şöyle konuştu: “Müzakereler için kamuoyunda ve uluslararası toplumda ihtiyaç duyulan ivmeyi sağlamak için ABD, İsrail ve Abbas’ın Hamas’ı siyasi sahneden çıkarmak istediği açık. Ancak bu girişimler daha önce olduğu gibi bu defa da başarısız olacak.”

Abbas tehditlerine gerekçe olarak Hamas’ın uzlaşıya yanaşmamasını göstermişti. Bu gerekçeyi reddeden Kasım sözlerini şöyle sürdürdü: “Uzlaşıyı asıl Abbas engelliyor çünkü Gazze’deki memurlar meselesini çözmek istemiyor, 2014’te imzalanan uzlaşı anlaşmasında öngörüldüğü gibi FKÖ için Geçici Yönetim Çerçevesi’ni devreye sokmuyor. Dolayısıyla ben bu tehditlerin uzlaşı sürecindeki çıkmazdan kaynaklandığını düşünmüyorum. Abbas Trump’ı memnun etmeye, bizim reddettiğimiz çözüm müzakerelerini yeniden başlatmaya çalışıyor. Abbas baskı uyguluyor diye Hamas herhangi bir taviz vermeyecek. Abbas’ın kuşatma tehditlerine karşı Hamas ulusal bir halk cephesi oluşturacak, Gazze Şeridi’ne siyasi ve maddi destek toplamak için bölgesel adımlar atacak.”

Filistin Gazetesi’nin eski genel yayın yönetmeni siyasi yorumcu Mustafa El Savaf ise Al-Monitor’a şu değerlendirmede bulundu: “Abbas’ın Hamas’a yönelik tehditleri Trump’a yazılan aşk mektuplarıdır. Abbas, Hamas’ı devreden çıkarmak ve Gazze’yi kendi çözüm projesine mahkûm etmek için ABD-İsrail ittifakına dâhil edilmek istiyor.”

Savaf, bahsi geçen görülmemiş önlemlerin hayatın akışını etkileyen adımlar olmasını bekliyor: “Abbas Gazze halkını Hamas aleyhine çevirmek için elektrik ve suyun kesilmesi, yurt dışı tedavilerinin durdurulması, sosyal yardımların kesilmesi gibi halkın yaşamını etkileyen adımlar atacak. 2010’dan bu yana Filistin devlet başkanı olarak meşruiyetini kaybettiğini çok iyi bilen Abbas, Trump’a Filistin halkının tek temsilcisi, Batı Şeria’yla Gazze Şeridi’nin tek hâkimi ve karar vericisi olduğunu kanıtlamaya çalışıyor.”

Gazze El Ezher Üniversitesi’nde siyaset bilimci olan Telal Okal de tehditlerin arkasında Abbas’ın Gazze’de yeniden meşruiyet kazanma, Hamas yönetimine son verme ve İsrail’le müzakerelerin yeniden başlaması hâlinde son sözün kendisinde olacağını kanıtlama çabasını görüyor.

Al-Monitor’a konuşan Okal şöyle diyor: “Gazze’nin Hamas yönetiminde olması Abbas’ı Trump nezdinde zayıf gösteriyor. Hamas’a yönelik görülmemiş önlemlerden bahsetmesi buradan kaynaklanıyor.”

Trump’ın Filistin-İsrail müzakerelerine damga vuracak bir rol oynamasını kesinlikle beklemediğini belirten Okal, Trump’ın Filistin lehine olan bir dizi uluslararası kararı İsrail’e uygulatabileceğinden kuşkulu. Bunların başında İsrail’in 1967’de işgal ettiği Filistin topraklarından çekilmesini öngören 242 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı geliyor. Okal “Trump himayesinde İsrail ile Filistin arasında yeni görüşmelerin başlaması konusunda benim beklentilerim düşük.” diyor.

Hamas şu an zaten İsrail ablukası altında olduğuna göre Abbas’ın Hamas’a yönelik tehditleri ona fazla bir şey kazandırmayacak gibi görünüyor. 2006 meclis seçimlerinde en çok sandalyeyi alan Hamas, Gazze’deki iktidarını sürdürürken Abbas Filistin halkının tek temsilcisi olduğunu bile kanıtlayacak durumda değil.