Ana içeriğe atla

Trump-Abbas görüşmesi Netanyahu’yu niçin rahatsız etti?

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın dünyanın pek çok önemli liderinden önce Washington’a davet edilmesi Başkan Donald Trump’ın iki devletli çözümde kararlı olduğu konusunda İsrail’de endişe yaratıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
U.S. President Donald Trump shakes hands with Palestinian President Mahmoud Abbas as they deliver an statement at the White House in Washington D.C., U.S., May 3, 2017. REUTERS/Carlos Barria     TPX IMAGES OF THE DAY - RTS1502B

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı Beyaz Saray’da ağırlayan ilk ABD başkanı Donald Trump değildi. Abbas’ın FKÖ lideri Yaser Arafat’ın yanı başında oturduğu Bill Clinton görüşmesinde ve daha sonra George W. Bush ve Barack Obama ile yaptığı görüşmelerde olduğu gibi taraflar, olası bir İsrail-Filistin diplomatik sürecini, terörle mücadele gereğini, Filistin bölgelerindeki ağır ekonomik sorunları ve bölgesel barışa yönelik fırsatları ele aldı. İsrail ile Filistinlileri uzlaştırmak istediğini söyleyen Trump’ın iki tarafı yakınlaştırma çabalarında önceki başkanlardan daha başarılı olup olmayacağını zaman gösterecek. Eski başkanların çabaları Filistinliler için hep hayal kırıklığıyla neticelenmişti. Ancak Beyaz Saray’daki son görüşmede umut vadeden bazı işaretler var.

Bunların ilki, Trump’ın görev süresinin daha başında Abbas’ı ABD’ye davet etmiş olması. Devleti olmayan, kendi topraklarını bile kontrol etmekte zorlanan bir lider, Trump’la fotoğraf çektirmek için sırada bekleyen çok daha büyük ve önemli ülkelerin liderlerinden önce Beyaz Saray’da kabul edildi. Abbas böylece İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Suudi İkinci Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman Abdülaziz, Mısır Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi, Ürdün Kralı II. Abdullah gibi isimlerle aynı kategoride yer aldı. Tüm bu liderler Trump’ın görev süresinin ilk altı ayında Beyaz Saray’a davet edildi.

İkinci umut vadeden farklılık, Netanyahu’nun Trump’la ve Trump’ın danışman ve bağışçı çevresiyle özel ilişkilere sahip olması. Şubatta Beyaz Saray’da krallar gibi karşılanan İsrail Başbakanı aynı zamanda Trump’ı kendi ülkesinde ağırlayan ilk liderlerden biri olacak. Bu özel ilişkiler nedeniyle Netanyahu, favori oyalama taktiği olan statükoyu değiştirmeye çalıştığı için Trump’a kolay kolay çıkışamayacak, Obama’ya yaptığı gibi Trump’ı İslami meyillere sahip olmakla suçlayamayacak.

Trump hem seçim kampanyası boyunca hem göreve başladığı günden itibaren İsrail ve Yahudi sağının görüşlerini destekleyen danışman ve bağışçıların fikirlerini dinlemişti. Şimdi Abbas’a da Filistin tarafının görüşlerini doğrudan aktarma ve Başkan’ın egosunu okşama imkânı verildi.

Üçüncü farklılık Trump’ın nevi şahsına münhasır kişiliğinde yatıyor. Önceki başkanlar İsrail ve Filistin taraflarının pozisyonlarını öğrenmek, altta yatan sorunları analiz etmek ve çözüm önerilerinde bulunmak üzere uzmanlar görevlendirmişti. Tüm bu çabaların nihai sonucu, barıştan daha da uzaklaşılması ve Filistin tarafının müstakbel devleti için talep ettiği topraklarda İsrailli yerleşimcilerin artması oldu. Oysa Trump iş adamı mantığıyla hareket ederek ABD’nin yararına olacak ama her şeyden önce kendi egosunu tatmin edecek bir anlaşma sağlamak istiyor. Trump şikâyet dinlemekten hoşlanmıyor. Başkalarının sorunları onu bunaltıyor. Yani Trump’a engellerden bahsetmeyin, engelleri kaldırın!

Trump Netanyahu ile şubatta yaptığı ortak basın toplantısında çözümün tek devletli mi yoksa iki devletli mi olacağı sorusunun onun için önemli olmadığı yönünde tuhaf bir açıklama yapmıştı. O günden bu yana danışmanlar, Orta Doğu’nun siyasi piyasasında toprakları ikiye bölmenin yaşayabilir tek anlaşma olacağı konusunda Trump’ı ikna etti. Bazı ayarlamalarla birlikte İsrail’in 1967 sınırlarını temel alan, her iki tarafın başkent olarak gördüğü Kudüs’ü de kapsayan bir bölme…

Bu, Abbas’ın öteden beri arzu ettiği çözüm. Netanyahu içinse hem ideolojik hem siyasi açıdan Batı Şeria’dan çekilmek ve Kudüs’ün tamamı üzerindeki İsrail egemenliğinden vazgeçmek kadar vahim bir çözüm olamaz. Dolayısıyla bu tehlikeli dönemece varmamak için Netanyahu yollara engeller döşüyor.

Beyaz Saray’daki görüşmede Netanyahu barış anlaşması için iki şart öne sürdü: Filistin tarafının İsrail’i Yahudi halkının devleti olarak tanıması ve İsrail karşıtı kışkırtmalara son vermesi. Netanyahu’ya göre Filistin tarafı her iki koşulu da kabul etmiyor. Trump’a şikâyetçi bir tonda konuşan Netanyahu “Ne yazık ki Filistinliler geçmişi inkâr etmekle kalmıyor, bugünü de zehirliyor.” ifadesini kullandı.

Oysaki İsrail’in bir Yahudi devleti olarak tanınması konusu çözülmüştü. Filistin Yönetimi ve diğer Arap Birliği üyeleri, ABD eski Dışişleri Bakanı John Kerry’nin aralık 2016’da, görevi sona ererken yaptığı konuşmada sunduğu ilkeler beyanını kabul etti. Kerry'nin ikinci ilkesi, bir Yahudi devleti ile bir Arap devletinin kurulmasını içeren 181 sayılı BM kararının hayata geçirilmesiydi.

Netanyahu’nun kışkırtmalarla ilgili şikâyetine de çözüm bulunmuştu. Aslında bu çözüm 1998’de bizzat kendisi tarafından ortaya konmuştu. Netanyahu’nun her iki tarafta tahrikleri sonlandırmak için önerdiği İsrail-Filistin-ABD komitesi Clinton tarafından kabul görmüştü. Abbas, çoktandır faal olmayan bu komitenin yeniden toplanmasını istediklerini ancak Netanyahu’nun bunu ısrarla reddettiğini basına sık sık söylüyor ve çok muhtemeldir ki Trump’a da söyledi.

Filistin tarafının İsrail’i Yahudi halkının vatanı olarak tanıması, Netanyahu’nun müzakereler için sistematik olarak öne sürdüğü bir koşul. Abbas da geçmişte Netanyahu’yla görüşmek veya müzakereleri yeniden başlatmak için yerleşimlerin durdurulması gibi bazı koşullar öne sürüyordu. Ancak son dönemde bu koşullardan söz etmiş değil.

Abbas Netanyahu’nun ikili görüşme için koyduğu ön koşulları karşılamaya çalışırken Netanyahu yeni koşullar bulmakla meşgul. Filistin lideri Japonya’nın Asahi Şimbun gazetesine 19 Nisan’da verdiği mülakatta Netanyahu’yla görüşmek üzere Trump’tan davet alması hâlinde yerleşimlerin durdurulması ve Filistinli tutukluların serbest bırakılması gibi koşullarda ısrar etmeden bu daveti kabul edeceğini ortaya koydu. Aynı günlerde Netanyahu yeni bir taleple ortaya çıktı: Terör eylemleri gerçekleştirirken ölenlerin ve bu tip suçlardan İsrail’de hapis yatanların ailelerine Filistin Yönetimi’nin yardım etmesini öngören bir yasanın iptali.

İsrail’de 1 Mayıs’ta idrak edilen ölen askerleri anma gününü fırsat bilen Netanyahu, Abbas’ın Trump’la görüşmesine gölge düşürmeye çalıştı ve şöyle konuştu: “Bu hafta Başkan Trump’la görüşecek olan Başkan Abbas nasıl oluyor da İsrail’le barıştan bahsederken aynı zamanda masum İsraillilerin kanını döken katillere para veriyor?” Başka bir deyişle Netanyahu Trump’ı, Müslüman teröristlerin destekçileriyle dostluk kurmakla suçluyordu. Trump bu ithamdan muhtemelen etkilenmedi. Kaldı ki Trump Abbas’ın söz konusu uygulamayı sonlandırması için ısrar ederse Netanyahu’dan da bu kıyak için yerleşimlerin durdurulması gibi esaslı bir karşılık isteyebilir. Koalisyon hükümetinden kaynaklı baskılar nedeniyle Netanyahu’nun böyle bir talebi yerine getirmesi pek mümkün olmaz.

Diplomatik açmazı aşmaya çalışan Abbas ile bu çıkmazı sürdürmek isteyen Netanyahu’nun Trump’ın desteğini kazanmak için oynadığı bu sıfır toplamlı oyunda üstünlük bu hafta Filistin tarafındaydı. Bir sonraki maça kadar…

Join hundreds of Middle East professionals with Al-Monitor PRO.

Business and policy professionals use PRO to monitor the regional economy and improve their reports, memos and presentations. Try it for free and cancel anytime.

Free

The Middle East's Best Newsletters

Join over 50,000 readers who access our journalists dedicated newsletters, covering the top political, security, business and tech issues across the region each week.
Delivered straight to your inbox.

Free

What's included:
Our Expertise

Free newsletters available:

  • The Takeaway & Week in Review
  • Middle East Minute (AM)
  • Daily Briefing (PM)
  • Business & Tech Briefing
  • Security Briefing
  • Gulf Briefing
  • Israel Briefing
  • Palestine Briefing
  • Turkey Briefing
  • Iraq Briefing
Expert

Premium Membership

Join the Middle East's most notable experts for premium memos, trend reports, live video Q&A, and intimate in-person events, each detailing exclusive insights on business and geopolitical trends shaping the region.

$25.00 / month
billed annually

Become Member Start with 1-week free trial

We also offer team plans. Please send an email to pro.support@al-monitor.com and we'll onboard your team.

What's included:
Our Expertise AI-driven

Memos - premium analytical writing: actionable insights on markets and geopolitics.

Live Video Q&A - Hear from our top journalists and regional experts.

Special Events - Intimate in-person events with business & political VIPs.

Trend Reports - Deep dive analysis on market updates.

All premium Industry Newsletters - Monitor the Middle East's most important industries. Prioritize your target industries for weekly review:

  • Capital Markets & Private Equity
  • Venture Capital & Startups
  • Green Energy
  • Supply Chain
  • Sustainable Development
  • Leading Edge Technology
  • Oil & Gas
  • Real Estate & Construction
  • Banking

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial