Ana içeriğe atla

Irak: ABD Kürt güçlerini yapılandırmaya devam ediyor

Irak’taki Kürtlere askeri destek sağlayan ABD’nin şimdilik Bağdat’la olan dengeleri gözettiği ve bağımsız bir Kürt ordusu oluşturma niyetinde olmadığı anlaşılıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
A Kurdish Peshmerga soldier is silhouetted while French President Francois Hollande (not pictured) visits a military outpost on the outskirts of the Islamic State-held city of Mosul, outside the Kurdish city of Erbil, Iraq, January 2, 2017.   REUTERS/Christophe Ena/Pool  - RTX2X9YN

Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY), 7 Mayıs’ta “Peşmerge için profesyonel ve entegre bir askeri kuvvet oluşturmak” amacıyla ABD, İngiltere ve Almanya savunma bakanlıklarına bağlı uzmanlardan oluşan bir ekibin “Peşmerge’ye bağlı askeri birlikleri yeniden yapılandırma” çalışması yürüttüğünü duyurdu.

Peşmerge güçleri Genelkurmay Başkanı Cemal İminki de 29 Nisan’da Peşmerge Bakanlığı’nın yapısal bazı değişiklikler düşündüğünü, bu sürecin ilk aşamasında iki tugayın ABD yardımıyla yeniden yapılandırılacağını belirtmişti.

Bundan 10 gün önce ise ABD Savunma Bakanlığı’na bağlı Savunma Güvenlik İşbirliği Ajansı (DSCA), Peşmerge güçlerinden iki piyade tugayı ile iki topçu destek taburunu donatmak üzere 295 milyon dolar tutarında silah ve askeri ekipman satışının onaylandığını duyurmuştu.

KBY’nin ABD Temsilcisi Beyan Sami Abdül Rahman bu sevkiyatların bedelinin ABD tarafından karşılandığını söylerken Peşmerge Genel Sekreteri Cabbar Yaver de anlaşmanın “Amerika’nın Kürt güçlerine süregelen desteğinin parçası” olduğunu belirtti. Yaver, 19 Nisan’da yaptığı açıklamada Washington’ın daha önce iki farklı Peşmerge tugayına da askeri eğitim, silah ve ekipman sağladığını kaydetti.

ABD bugüne kadar 18 bin Peşmerge mensubunun eğitimini tamamladı, 26 bin askere iaşe, yakıt ve başka malzemeler sağladı, ayrıca 36 bin Peşmerge askerinin maaşını karşıladı. İslam Devleti’ne (İD) karşı ABD önderliğinde kurulan koalisyonun komutanı General Stephen Townsend 28 Mart tarihli açıklamasında İD’le mücadelenin Peşmerge ile ABD ordusu arasındaki ilişkileri teşvik ettiğini belirtti.

KBY ve ABD yönetimi temmuz 2016’da ilk kez askeri iş birliğini içeren bir mutabakat zaptı imzalamıştı. ABD’den Peşmerge’ye gelen destek yönetimle sınırlı değil. KBY’nin Bağdat’tan olabildiğince özerk olma girişimleri ABD’nin bazı yasama kuruluşlarından da destek görüyor.

Bu bağlamda Senatör Marco Rubio Peşmerge’nin Irak hükümeti üzerinden silahlandırılmasına ilişkin geçtiğimiz günlerde şöyle dedi: “Kürtler radikalizmle mücadelede inanılmaz bir müttefik olduklarını kanıtladılar. (…) Ben doğrudan yardım fikrine açığım.”

Ancak yönetim bu konudaki tutumunu şu ana kadar değiştirmiş değil ve KBY’ye sağlanan silahların Irak merkezi hükümeti üzerinden gönderilmesi tavrını sürdürüyor. Nitekim ABD Dışişleri Bakanlığı 20 Nisan’da şu açıklamayı yaptı: “ABD’den silah almaya sadece Irak merkezi hükümeti yetkilidir. (…) Silah ve malzeme satışı Irak merkezi hükümetine ve Irak merkezi hükümeti üzerinden yapılmaktadır.”

KBY ise yıllardır askeri yardımları Bağdat’ın onayı aranmaksızın almak için uğraşıyor. Kürtler Washington’ın politikasını bu yönde etkilemek için önemli lobi kuruluşlarından hizmet alıyor. Bu çabalar, merkezi Bağdat hükümetinin İran kontrolünde olduğu yönünde ABD Kongresi’nde baş gösteren kaygılarla birleşince nisan 2015’te ABD yönetiminin yardımları Bağdat’ı baypas ederek göndermesini öngören bir yasa tasarısı hazırlanmıştı. Kürdistan’a devlet muamelesi yapan bu tasarı başarısızlıkla sonuçlansa da ABD ordusuna bağlı özel kuvvetler Bağdat’tan izin almadan Kürt güçleriyle ortak operasyonlara katıldı. Yine de Irak hükümeti iki taraf arasındaki doğrudan ilişkilere sınır koymayı başardı.

Washington Enstitüsü’nün kıdemli güvenlik uzmanlarından Michael Knights konuyla ilgili Al-Monitor’a şöyle konuştu: “2015’te ABD’li bir askerin ölümüyle sonuçlanan meşhur Havice baskınının ardından Bağdat bu operasyondan önceden haberdar edilmediği için sert bir tepki gösterdi. ABD ve Kürt güçlerinin ortak operasyonları artık Bağdat’ın izniyle yapılıyor. ABD’nin operasyonlara devam etmesi bu koşula bağlandı.”

Washington’ın Başbakan Haydar El Ebadi hükümetini İD’le mücadelede stratejik ortak olarak gördüğü aşikâr. İD’e karşı doğrudan savaşmak yerine yerel müttefiklerden yararlanma politikası izleyen ABD, bu politika çerçevesinde merkezi Bağdat hükümetinden vazgeçemez. Dahası ABD yönetimi İran yandaşlarının merkezi hükümet üzerinde kontrol sağlamasından korkuyor ve dolayısıyla Ebadi’nin konumunu zayıflatmak istemiyor. Peşmerge güçleri her ne kadar ABD’nin bölgedeki başlıca müttefikleri arasında görülse de bu durum Peşmerge güçleri ile ABD ordusu arasında doğrudan ilişki geliştirilmesini engelliyor.

ABD ordusuna danışmanlık yapan Knights Kürtlere sağlanan yardımları şöyle değerlendiriyor: “ABD’nin donattığı yeni Kürt birlikleri, İD’le mücadele edebilecek ama Irak ordusu gibi modern bir orduyla savaşmak için gerekli ağır silahlardan yoksun, hafif piyade tugayları şeklinde düzenlenmiştir. Burada uçaksavar silahlar ya da tanklar söz konusu değil. Bu da şunu gösteriyor ki ABD, Irak ordusunu tamamlayan ama tek başına büyük taarruzlar yapamayan bir kuvvet oluşturmaya çalışıyor.”

DSCA da 19 Nisan tarihli açıklamasında “Önerilen destek ve ekipman satışı bölgedeki temel askeri dengeyi değiştirecek nitelikte değil.” dedi.

Görünen o ki ABD şu aşamada Kürdistan Bölgesi’nde Irak ordusuna paralel bir askeri güç oluşturmaya çalışmıyor. Öte yandan ABD için müttefik işlevi görecek örgütlü kuvvetler oluşturmak istendiği ortada. Bu kuvvetler ABD önümüzdeki dönemde öyle gerek görürse kolayca modern bir ordu seviyesine çıkarılabilir.