Ana içeriğe atla

Ürdün için Suriye sınırında tehlike çanları

Radikal İslamcı grupların güney Suriye’deki ilerleyişinden endişe duyan Ürdün, kuzey sınırlarında İslam Devleti’ne bağlı bir emirliğin kurulmasından korkuyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Soldiers stand guard at the Jordanian-Syrian border, near Mafraq, August 16, 2015. Commander of the Jordanian Border Guard, Brigadier General Saber Mahayrah said on Sunday that there was no sign of Nusra Front or Islamist State fighters on the border between Jordan and Syria. REUTERS/Muhammad Hamed - RTX1OEMO

Haziran 2016’da İslam Devleti’ne (İD) biat açıklaması yapan Halid İbn El Velid Ordusu, Suriyeli muhalif grupların Dara kırsalındaki Yermük havzasında yıllardır sürdürdüğü kuşatmayı delerek 16 Şubat’ta Suriye’nin güneyinde bir dizi köyü ele geçirdi. Bu olaylar Ürdün tarafındaki sınır köylerinin birkaç kilometre ötesinde gerçekleşti ve o günden sonra Ürdün’ün kuzey sınırda hareketlilik arttı.

Halid İbn El Velid Ordusu 16 Şubat’ta bölgeye çok sayıda militanını sürmüş ve Suriyeli isyancıların 12 Şubat’tan itibaren başka bir çatışmayla meşgul olmasından yararlanmıştı. “Küçük Düşmektense Ölüm” adı verilen bu çatışmada Hayat Tahrir El Şam grubu Suriye rejimiyle çarpışıyordu.

Güney Cephesi Devrim Ordusu sözcüsü Hasan Ebu Bekir’e göre Halid İbn El Velid Ordusu, aralarında El Şacara, Camla, Abidin, Kuseyr, Nafa, Ayn Tekar, Tasil, Advan, Cillen ve Sahm köylerinin de olduğu onlarca köy üzerinde kontrol sağladı.

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Ebu Bekir şu bilgileri aktardı: “Halid İbn El Velid Ordusu muhaliflerin 27 kilometre menzilli 130 milimetrelik toplarını ve az miktarda bir mühimmatı ele geçirdi. Ayrıca T-55 tanklarına, 122 milimetrelik sahra toplarına, orta ve hafif silahlara el koydu. Dolayısıyla şu an Ürdün’ün kuzeyinde 1 milyon insanın yaşadığı (Ürdün’ün ikinci büyük şehri) İrbid ve Ramsa gibi büyük kentleri tehdit etmektedir.”

Güney Cephesi sözcüsü İsam El Rayes ise Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Halid İbn El Velid Ordusu, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) kontrolündeki köylerde uyuyan hücrelerini kullandı ve ÖSO’nun rejim güçleriyle çatışıyor olmasından yararlandı. İlerlemesinin ve mevzi kazanmasının açıklaması budur. (…) Bahsi geçen köyleri geri almak için çatışmalar devam ediyor.”

Ürdün makamları, Askeri Harekât Merkezi’nden (AHM) destek alan gruplarla iş birliği yaparak 2012’den bu yana İD’i Dara tabanından uzak tutmayı başardı. Ancak İD’in geçtiğimiz aralık ayında Suriye Çölü’ne mücavir doğu sınırlarına ulaşması ve 2016’da Halid İbn El Velid Ordusu adıyla bir çatı altında toplanan İslami Musanna Hareketi, Yermük Şehitleri Tugayı, Ceyş El Mücahidin gibi radikal grupların İD’e biat etmesiyle bu taban sarsıldı.

Ürdünlü uzman ve yorumcular arasında bu grupların ilerlemesinden dolayı endişe hâkim. Ülkenin kuzey sınırında radikal bir emirliğin kurulmasından ve Suriye ile Irak’ta zemin kaybeden radikal örgütlerin buraya yönelmesinden korkuluyor.

Siyasi yorumcu Emir El Sabayla’ya göre “Güney Suriye’deki radikal gruplar burada kök salıp emirliğe dönüşmeden önce ortadan kaldırılmalı.”

Al-Monitor’a konuşan Sabayla şöyle devam etti: “Ürdün sınırı yakınlarındaki radikal gruplar çok büyük bir tehdit oluşturuyor. Bu gruplar, Ürdün kentlerine füze atarak, Rukban eylemine benzer niteliksel eylemler planlayarak konvansiyonel olmayan saldırlar gerçekleştirebilir.” Haziran 2016’da meydana gelen Rukban saldırısında Ürdün sınırındaki bir askeri kontrol noktasında bomba yüklü araç patlatan İD militanları yedi Ürdünlü askerin ölümüne, 14 askerin de yaralanmasına neden olmuştu.

Ürdünlü yetkililer de güney Suriye’deki radikal grupların Ürdün’ün ulusal güvenliğine tehdit oluşturduğunu kabul ediyor. Genelkurmay Başkanı Korgeneral Mahmud Freyhat 30 Aralık’ta BBC’ye verdiği demeçte “İD’e biat ettiğini açıklayan Halid İbn El Velid Ordusu Ürdün sınırının sadece bir kilometre ötesinde ve ordunun ileri hatlarını hedef alabilir.” ifadesini kullanmıştı.

Al-Monitor’a konuşan Ürdünlü bir hükümet yetkilisi Ürdün’ün kendini savunacağını vurguladı: “Sınıra yaklaşan herkes ölür. Dünyadaki en iyi sınır koruma sistemlerine sahibiz.”

Sabayla’nın görüşü ise şöyle: “Sınırlarını korumak için Ürdün’ün gerçekçi ve pratik bir seçeneği var. Suriye topraklarında gerçek bir ortakla, yani Rusya veya Suriye rejimiyle koordinasyon yapabilir, özellikle de uluslararası koalisyonun hava operasyonları sonrası için bir vizyondan yoksun olduğu düşünülürse.”

Kral II. Abdullah’ın ocakta Moskova’ya giderek Suriye’yi ve terörle mücadeleyi görüşmesi Ürdün’ün Suriye meselesinde Rusya’ya meylettiğine işaret ediyor.

İslamcı grupları yakından takip eden Ürdünlü araştırmacı Hasan Ebu Haniye Al-Monitor’a şu değerlendirmede bulundu: “Mesele Suriye konusundaki uluslararası stratejinin, bilhassa da ABD stratejisinin tepe taklak olması. Silah konusunda Batı’ya bel bağlayan güney Suriye’deki ılımlı gruplara Batı’dan gelen destek azaldı. Ürdün’ün AHM aracılığıyla güney Suriye’deki muhalifler üzerinde sağladığı denetim de zayıflamış durumda.”

Haniye’ye göre desteğin azalması, ılımlı grupları Hayat Tahrir El Şam’ın temsil ettiği El Kaide saflarına ya da Halid İbn El Velid Ordusu’na katılmaya itiyor. Haniye, güney Suriye’deki ılımlı muhalif grupların orta vadede daha da zayıflamasını bekliyor.

Emekli Tümgeneral Feyiz El Duveyri ise askeri durumu Al-Monitor’a şöyle değerlendirdi: “Halid İbn El Velid Ordusu’nun ilerleyişi Ürdün sınırından ziyade Suriye’nin içlerinde oldu. Dolayısıyla örgüt ile Ürdün arasındaki çizgi Yermük havzasından kuzeydeki kasabalara doğru uzandı. (…) Halid İbn El Velid Ordusu’nun artan nüfuzu ve makineli tüfekler, toplar, havan topları ile Ürdün’e erişen kapsamlı ateş gücü nedeniyle bu ilerleyiş Ürdün için tehlikeli.”

Haniye, Ürdün ile örgüt arasında bir çatışma çıkması hâlinde Ürdün’ün ateş ve hava gücüyle tepki vereceğini öngörüyor. Ancak kara birliklerinin kullanılmasını ve Ürdün ordusunun Suriye’ye girmesini beklemiyor.

Güneydeki ÖSO kaynaklarının Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre Halid İbn El Velid Ordusu 300’ü “şeriat kadısı” olmak üzere yaklaşık bin 500 savaşçıdan oluşuyor. Ürdün uyruklu Ebu Muhammed El Makdisi’nin başında bulunduğu örgüt, kontrol ettiği köylerde insanları maddi mükâfatlarla kendine çekiyor ve onlara cihat eğitimi veriyor.

ÖSO çatısı altında ise güneyde 120 grup var. ABD’nin finanse ettiği AHM üzerinden maddi destek alan bu grupların bazıları şöyle: Suriye Devrimcileri Cephesi, Ahrar Nava Tümeni, Liva Tevhit El Canup, Hareket Fecir El Şam, 46’ncı Tugay, Alviye El Furkan, Kuneytra’daki askeri konsey ve Özgür Aşiretler Ordusu.

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial