Ana içeriğe atla

Libya’nın petrol zenginliği ve Hefter’in uzun vadeli oyunu

Libya’nın petrol ihracatında artış yaşanması beklenirken siyasi iktidar mücadelesi de mali konulara kayıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
A general view of pipelines at the Zueitina oil terminal in Zueitina, west of Benghazi April 7, 2014. REUTERS/Esam Omran Al-Fetori/File Photo - RTSN8GP

Birleşmiş Milletler, dokuz aydır Libya’ya Genel Ulusal Mutabakat (GUM) ismiyle anılan yönetimi kabul ettirmeye çalışıyor. Uluslararası toplumun çok sayıdaki destek beyanına rağmen GUM hükümeti bir türlü tutunamıyor. Bölgesel çekişmeler, meşruiyetini etkileyen anayasal zorluklar ve kurumsal kapasite eksikliği nedeniyle GUM hükümeti yol alamıyor. Tüm bu nedenlerin ötesinde ise GUM hükümetinin gelir sorunu var. Libya’nın önemli petrol üretim ve ihracat tesisleri asla onun kontrolünde olmadı.

GUM hükümetinin başlıca rakibi General Halife Hefter’le ittifak eden güçler, 11 Eylül’de İbrahim Cadran’ın geri kalan adamlarını da temizleyerek Libya’nın Petrol Hilali bölgesindeki limanların çoğunu ele geçirdi. Bu kritik gelişmenin ardından Ras El Unuf, Sidra ve Zuveytina’dan petrol ihracatı iki yıllık aranın ardından hızlı bir şekilde yeniden başladı. Tankerler şimdi çoğunlukla derin depolarda tutulmuş olan ham petrolle yükleniyor ve petrol tesislerinin onarımı için kaynak ayrılıyor. Bu petrol sevkiyatlarının geliri çok yakında Libya’ya akmaya başlayacak. Peki, Libya’nın bu girift ve parçalanmış kurumsal ortamında kaynaklar kime gidecek ve bu paranın akmasına niçin izin veriliyor?

2014’ten bu yana ilk ham petrol sevkiyatı 21 Eylül’de Ras El Unuf’tan İtalya’ya yola çıkarken Ulusal Petrol Şirketi de GUM yönetiminin yürütme organı olan BM destekli Başkanlık Konseyi’nden petrol tesislerinin onarım ve bakımı için 310 milyon Libya dinarı (224 milyon dolar) aldığını ve yıl sonuna kadar 620 milyon dinarı daha iki eşit ödenek şeklinde alacağını duyurdu. Ertesi gün aralarında Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar ve Rusya gibi kilit oyuncuların bulunduğu 22 ülke ve uluslararası kuruluş Libya’yla ilgili ortak bir açıklama yaptı. Açıklamada Fas’ta geçen yıl imzalanan Libya Siyasi Anlaşması’na destek yinelenirken Petrol Hilali’ndeki limanların görünürde Ulusal Petrol Şirketi’ne devredilmesi ve ihracatın yeniden başlaması olumlu karşılandı.

Aylar süren aksilik ve kazalar, Ulusal Petrol Şirketi’nin parasızlığı ve petrol gelirlerinin azalmasının ardından limanların açılmış olması Libya’nın içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar da düşünüldüğünde adeta milli bayram gibi kutlanabilirdi.

Ancak unutulmamalı ki bu canlanmanın mimarı Hefter’den başkası değil. GUM hükümetine ve BM sürecine ısrarla karşı çıkan, Başkanlık Konseyi’nin yetkisini tanımayan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi gibi askeri liderlere hayranlığını gizlemeyen Hefter… Anlaşılan o ki Hefter’in mümkün kıldığı petrol geliri, Başkanlık Konseyi’nin kontrolünde olan Trablus’taki Libya Merkez Bankası üzerinden aktarılıyor. Peki, bu para Hefter’in ortadan kaldırmak istediği siyasi yapıyı güçlendireceğine göre Hefter buna niçin izin veriyor?

Birinci neden şu: Hefter’in Petrol Hilali’ndeki limanları ele geçirip tekrar faaliyete açması ona doğuda ve batıda daha önce kendisini desteklemeyen Libyalılar nezdinde önemli bir siyasi meşruiyet kazandırdı. Hefter bu hamleyi mükemmel bir zamanlamayla yaptı. Zira Hefter’in Misurata’daki hasımları son günlerde Sirte’de İslam Devleti’ne (İD) karşı zemin kazanmış ve liman altyapısına yönelik terör tehdidini büyük ölçüde azaltmıştı. Hefter şimdi petrol akışına izin vererek siyaset üstü hareket ettiğini ve Libya halkının menfaatini gözettiğini iddia edebilir. Uluslararası toplum da bu iddianın aksini savunmakta zorlanacak. Zira Hefter’in, limanları Ulusal Petrol Şirketi’ne devrettiği anlaşılıyor.

Hefter, petrol gelirlerini başka tarafa yönlendirerek veya devlet kasasına el atıp Merkez Bankası’nı alenen kontrol etmeye çalışsaydı lider olarak güvenilirliğini zedelemiş oldurdu.

Libya Siyasi Anlaşması gereği istişari bir yapı olarak kurulan Yüksek Devlet Konseyi, 21 Eylül’de Hefter’in darbesini destekleyen Temsilciler Meclisi’nin tüm yasama yetkilerini almak “zorunda kaldığını” duyurdu, ayrıca Merkez Bankası’na yeni başkan atayacağını belirtti. Konseyin bu adımı gerçeklerden kopuk olarak görüldü ve tepki topladı. Zira Merkez Bankası Başkanı Sadık El Kabir, Hefter hayranı olarak değil Trablus yanlısı olarak biliniyor. Hefter karşıtlarının ivme kazanamaması da Libyalıların bölünme ve “kısasa kısas” siyaseti yerine giderek birlik ve güce önem verdiğini gösteriyor.

İkinci neden ise şu: Başkanlık Konseyi’nin muhtaç olduğu petrol gelirleri artık Hefter’in kontrolünde, dolayısıyla Hefter istediklerini almak için bunu pazarlık unsuru olarak kullanabilir. Hatta Cadran tarzı taktiklere başvurarak vanaları kapatıp Başkanlık Konseyi’ne şantaj yapabilir.

Geçtiğimiz ay Libya’nın günde 260 bin varil olan ham petrol üretimi şimdiden 450 bin varile yükselmiş görünüyor. Ancak bu rakamlar yanıltıcı. Zira artışın büyük bölümü, depolarda tutulan sabit miktardaki ham petrolün nihayet ihraç edilmesinden kaynaklanıyor. Yine de kimi sahalar yeniden faaliyete geçeceği için üretimin zaman içinde gerçekten artması mümkün görünüyor.

Son gelişmelerin GUM hükümetinin selameti açısından muazzam önem taşıdığını Başbakan Fayiz El Sarac da 27 Eylül’deki açıklamasıyla teyit etmiş oldu. Sarac, Hefter veya ona yakın olan isimlerin Başkanlık Konseyi’nin hâlen üzerinde çalıştığı yeni hükümette yer alacağını açıkladı. Ne var ki böyle bir adımın Libya’nın bu kudretli komutanını bir anda siyasi sürecin destekçisi hâline getirmesi zor.

Hefter'in Petrol Hilali’nin kontrolünü bu kadar hızlı ele geçirmesi Başkanlık Konseyi’nin sahadaki gücünün ne kadar az olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla Hefter muhtemelen Libya Siyasi Anlaşması’nın tümden gözden geçirilerek kendisine muktedir bir konum isteyecek ve bunun gerisinde kalan herhangi bir seçenekten tatmin olmayacak.

Üçüncüsü, şunu akılda tutmak önemli: Libya’daki çatışmalar ve parçalanmaya rağmen Merkez Bankası, Hefter'e bağlı Libya Ulusal Ordusu’nun çoğu unsuru da dâhil olmak üzere birçok karşıt milis gücüne maaş ödemeyi sürdürüyor. Dolayısıyla Hefter’in kısa vadeli parasal öncelikleri, çok muhtemeldir ki maaş ödemelerine değil silah ve mühimmat alımına odaklanıyor. Merkez Bankası kaynaklarına erişim silah ve mühimmat alımı açısından fazla bir fayda sağlamaz.

Hefter silah tedariki için uluslararası müttefiklerinden yardım umuyor. Nitekim son dönemdeki mülakatlarında başında bulunduğu Libya Ulusal Ordusu’na Mısır tarafından sağlanan istihbarat ve rehberlik desteğine teşekkür etti. Buna karşılık Mısır da Hefter’e desteğini teyit etti. Hefter, adamlarına daha fazla silah ve askeri teçhizat sağlamak için bir diğer müttefiki olan Rusya’dan da BM silah ambargosunun kaldırılması için yardım istiyor.

Kısaca Hefter’in amaçları Merkez Bankası’nın belli miktardaki kaynaklarına erişmenin çok ötesine geçiyor. Görünen o ki Hefter meşruiyetini, etki gücünü ve nüfuzunu kademe kademe artırarak uzun vadeli bir oyun oynuyor. Libya’nın eski lideri Albay Muammer Kaddafi’ye karşı ayaklanmanın başından beri Hefter, çeşitli taktik ve dalaverelere başvurarak ülkenin yeni muktediri olmaya çalışıyor. Dolayısıyla Petrol Hilali’ndeki askeri manevralarını ve GUM hükümetine gösterdiği bonkörlüğü de bu çerçevede değerlendirmek lazım. Hefter’in nihai hedefinin Libya’nın yönetimini ele geçirecek kadar güçlenmek olduğu aşikâr. Bu, siyasi müzakereler yoluyla da olabilir ama askeri güçle olması daha yüksek bir ihtimal.

Anayasal yönetim isteyen Libyalılar şimdilik müsterih kalabilir. Zira Hefter henüz o noktaya gelmiş değil ve çok sayıda güçlü düşmana sahip. Bu düşmanların başında Misurata’daki milisler geliyor. Bunların İD’e indirdiği darbeler şu an Hefter’in de işine geliyor. Ancak Hefter iktidarı ele geçirmeye yeltenirse Misuratalılar, sert bir İslamcı karşıtı olan bu eski rejim temsilcisine kolay kolay yol vermez ve onunla sonuna kadar savaşır.

Öte yandan ülkenin çatışma ve kaostan kurtulamaması Libya halkını giderek usandırıyor. Hefter Mısır, BAE ve Rusya gibi güçlü müttefiklerin desteğiyle daha istikrarlı bir ülke için gerçek bir alternatif olduğunu gösterebilirse ve bilhassa kasımdaki ABD seçimleriyle uluslararası siyaset sahnesinde büyük değişimler yaşanırsa Libyalı komutanın hayaline kavuşması şaşırtıcı olmaz.

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial