İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencileri 27 Haziran günü mezuniyet törenlerinde öyle bir pankart açtılar ki, “Türkiye’de sonunda bu da mı oldu” dedirtti. Pankartta “Sanattan, bilimden nefret ediyorlar; tecavüz, hırsızlığa ses etmiyorlar” yazılıydı. Öğrenciler bu pankartla, AKP iktidarını hedef aldılar.
Peki, nasıl oldu da sanat, ‘tecavüz’ sözcüğü ile birlikte anılır oldu? Yanıtın hikâyesi uzun ama özetlemeye çalışalım. Bunun için önce 22 yıl geriye gideceğiz.
Refah Partisi adayı Melih Gökçek küçük bir oy farkı ile 1994’de Ankara Belediye Başkanı seçilince ‘çıplaklık’ gerekçesiyle parklardaki, sokaklardaki heykellere savaş açtı, onları toplatıp bodrumlara hapsetti. Türkiye’nin en önemli sanatçılarından Mehmet Aksoy’un iki dansçı kadın heykeli de bunlardan biriydi. Gökçek o eseri gördü, beğenmedi ve tarihe geçen, “Tükürürüm ben böyle sanatın içine” sözünü etti. O dönem İstanbul Belediye Başkanı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan da Gökçek’e “dört dörtlük katıldığını” açıkladı. Erdoğan 2011 yılında da Kars Belediyesi’nin Ermenistan sınırına diktirdiği dev barış heykelini “ucube” buldu. Hangi sanat değeri ile bu sözcüğü kullandığını tartışmak dahi anlamlı olamadı. Erdoğan’ın dediğinin gereği yapıldı, o ‘ucube’ parçalanarak yok edildi. İlginçtir ki bu ‘ucube’ ile ‘içine tükürülen’ eser de ünlü sanatçı Mehmet Aksoy’undu. Aksoy ‘ucube’ sözcüğü için açtığı tazminat davasını kazansa da sonucu değiştiremedi.
AKP’nin bu iki siyasetçide vücut bulan sanat yaklaşımı sonuçlarını bugün Ankara’da ve Türkiye’nin her yanında göstermeye hızla devam ediyor. Örnekleme için önce Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin pankartındaki sözcük buluşmasına gidelim.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.