Ana içeriğe atla

“Erdoğan Türkiyesi”nin en gözde mesleği: Kayyumluk

Asgari ücretin 1300 TL olduğu Türkiye’de tüm gençler yüksek maaş ve statü sağlayan kayyum olmanın hayalini kuruyor.
Finansbank headquarters is seen between Tekfen (2nd L) and Sapphire (R) towers in Istanbul, Turkey, June 9, 2016. REUTERS/Murad Sezer - RTSGPQH

Resmi işsiz sayısının 3.2 milyon ile Umman nüfusuna eşit olduğu Türkiye’de binlerce genç ‘kayyum’ olmanın hayalini kuruyor. Google Trends verileri geçen yıl ekim ayından bu yana binlerce kişinin ‘nasıl kayyum olabilirim?’ sorusuna cevap aradığını ortaya koyarken, bu durum Türk ekonomisinin içinde bulunduğu durumu da gayet iyi özetliyor.

Türk ekonomisi son iki yıldır sürekli olarak küçülüyor. 2013 yılında 823 milyar olan Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) geçen sene sonunda 720 milyar dolara geriledi. Türk ekonomisi 103 milyar dolar küçülürken, vatandaşların cebine giren para da 1561 dolar azaldı. Üç sene önce dünyanın 17. büyük ekonomisine sahip olan Türkiye yine geçen yıl sonu itibarıyla 19. sıraya geriledi. Bu yılın ilk beş ayında açıklanan ekonomik veriler de çok parlak bir tablo çizmiyor.

Türkiye’nin ihracatı ocak-mayıs döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6.5 geriledi ve 57.4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Hükümet tarafından açıklanan Orta Vadeli Program’da ihracatın bu yıl 155.5 milyar dolar olması hedeflenmişti. Ancak ilk beş aylık tablo bu hedefin tutmayacağını açıkça gözler önüne serdi.

Ekonomideki durgunluk artıyor

Öte yandan Türk ekonomisi açısından hayati öneme sahip turizm sektöründe ağır bir bunalım hakim. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre nisan ayında ülkeye gelen turist sayısı yüzde 28 azaldı. Bu rakam, aylık bazda son 17 yılın en sert düşüşü olurken, turizmciler bu yıl en az 5 milyar dolarlık gelir kaybına uğrayacak.

IŞİD ve PKK saldırıları ile Rusya’yla yaşanan kriz, turizm sektörü kadar ticari hayatı da olumsuz etkiledi. Türkiye’nin gözde alışveriş mekanlarından Kapalıçarşı o ihtişamlı günlerinden oldukça uzak. Eminönü, Sultanahmet ve Taksim’de artık çok fazla turist göremiyorsunuz. Şehirde ticari hayatın kalbi olarak kabul edilen Laleli, Osmanbey, Merter ve Kadıköy’de dükkan sahiplerinin keyifli olduğunu söylemek güç.

Ekonomi açısından bir diğer önemli sorun da ülkenin güneydoğusunda devam eden şiddetli çatışmalar. Terör örgütü PKK ile Türk güvenlik güçleri arasında şehir ve ilçelerde yaşanan şiddetli çatışmalarda 500’den fazla asker ve polis hayatını kaybetti. TSK’nın yaptığı açıklamalara göre çatışmalarda 3600 militan etkisiz hale getirildi.

Devam eden çatışmalar yüzünden 200 binden fazla insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı. Bölgede ticari faaliyetler dibe vurdu. Birçok işyeri kapanırken, ayakta kalan işletmeler Türkiye’nin diğer şehirlerinden mal ve ürün tedarik etmekte zorlanıyor.

İflas erteleme taleplerinde tarihi artış

Türk ekonomisinde yaşanan durgunluk yüzünden son dört ay içinde iflastan korunmak için başvuran şirket sayısı tüm zamanların rekorunu kırdı. Adalet Bakanlığı verilerine göre ticaret mahkemeleri geçen yıl 492 şirket hakkında iflas erteleme kararı verdi. Bu yılın ilk dört ayında mahkemeler 240 şirket için iflas erteleme kararı vererek yeni bir rekora imza attı.

İflas erteleme şirketin varlıklarını korumak için alınan bir yasal önlem. İflas erteleme kararının ardından tüm takip ve haciz işlemleri duruyor. Kamu alacakları dahil tüm borçlar zamana yayılıyor ve şirket bu sayede normal faaliyetlerine devam edebiliyor. Mahkeme kötü yönetildiği için zor duruma düşen şirketlere yeni yönetim atıyor. Atanan bu kişiler Türk hukukunda ‘kayyım’ olarak tanımlanıyor. İşte bizim hikayemiz tam da burada başlıyor. ocak-nisan döneminde iflas erteleme için başvuran şirketlere atanan geçici yönetici sayısı 800’ü geçti.

Erdoğan hasımlarının malvarlıklarına el koyuyor

Ancak kayyumluk mesleğini bu kadar popüler hale getiren en önemli faktör Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘paralel bir devlet yapılanması’ kurmakla suçladığı Gülen Cemaati’ne karşı başlattığı acımasız savaş. İktidar partisinin kırbacı haline gelen sulh ceza hakimlikleri son iki sene içinde Gülen Cemaati’ne mensup olduğu gerekçesiyle öğretmen, akademisyen, işadamı, polis ve askerlerden oluşan 4011 kişiyi gözaltına aldı. Bu kişilerden 822’si tutuklanırken, aralarında holdingler, eğitim kurumları, hastaneler ve irili ufaklı işletmelerin de yer aldığı 350’den fazla şirketin yönetimine el konuldu. Bu şirketlere tamamı hükümet yanlısı 1200 kayyum atandı.

Bu konuda ilk adımı Ankara 5.Sulh Ceza Hakimliği attı. Mahkeme geçtiğimiz yıl ekim ayında Türkiye’nin en büyük altın üreticisi Koza İpek Holding’e Fethullah Gülen Cemaati’ne mali yardım sağladığına dair ‘kuvvetli şüphe’ olduğu gerekçesiyle kayyum atadı. Mahkeme kararına dayanak oluşturan bilirkişi raporunda ‘Koza İpek Holding’in mükemmel bir muhasebe sistemine sahip olması’ bir suç olarak gösterildi.

Türkiye kurumlar vergisi rekortmenleri arasında yer alan Koza Altın İşletmeleri’nin sahibi Akın İpek’in tüm şirketlerine el koyan mahkeme gruba ait basın kuruluşlarına hükümet yanlısı isimleri atadı.

Holding operasyonları ilerleyen günlerde hızlanarak devam etti. Yine benzer bir soruşturma kapsamında Kaynak Holding’e yapılan kayyum ataması Google’da ‘Nasıl kayyum olunur?’ ve ‘Kayyum nasıl atanır?” aramalarını zirveye taşıdı. Anadolu Sulh Ceza Hakimliği Kaynak Holding’e kayyum olarak İmran Okumuş’u atadı. Mahkeme Okumuş’a görev yaptığı her şirket için aylık 5000 lira maaş ödenmesini karara bağladı. Holding bünyesinde bulunan 19 şirket ve iki vakıf sayesinde 105 bin lira maaşa kavuşan Okumuş dolaylı ilişkisi olan şirketlere de el konulmasıyla bir anda 129 bin lira maaşa kavuştu.

Sulh Ceza Hakimliği sayesinde bir anda Türkiye’nin en çok kazanan CEO’su haline gelen Okumuş, sosyal medyada da en çok konuşulan isim haline geldi.

Sulh Ceza hakimleri, yılbaşından itibaren verdikleri el koyma ve kayyum atama kararlarıyla Cumhuriyet tarihinde bir rekora imza attı. Kayyum atama kararları artık çılgınlık boyutuna ulaşırken, Zonguldak Sulh Ceza Hakimliği, Zonguldak ve ilçelerinde beş şubesi bulunan Vera Pastaneleri’ne kayyum atanmasına karar vererek ‘yok artık’ dedirtti.

Ticari mahkemeler tamam, sulh cezalar sıkıntılı

Al Monitor’un sorularını cevaplandıran Marmara Üniversitesi Ticaret Hukuku Anabilimdalı Başkanı Prof. Dr Sami Karahan sulh ceza hakimlikleri eliyle holding, şirket ve özel eğitim kurumlarına el konulmasının Cumhuriyet tarihinde daha önce görülmemiş bir uygulama olduğuna dikkat çekti. Karahan, Anayasa’nın mülkiyet hakkını tanımlayan 35. Maddesi’nin ve özel şahıslara ait malların kamulaştırılmasını düzenleyen 128. Maddesi’nin açıkça ihlal edildiğini belirterek, “Ceza Muhakemesi Kanunu’nda son derece istisnai şekilde uygulanması gereken bir düzenleme keyfi şekilde genelleştirilerek uygulanmakta, böylelikle hükümete muhalefet edenler terbiye edilmeye çalışılmaktadır.” dedi.

Karahan sözlerini şöyle sürdürdü: “Sulh ceza hakimlikleri kapalı devre çalışan ve hak arama imkanının sınırlı ve hatta imkansız olduğu hakimlikler olarak görev yapmakta ve Anayasa hükümlerini açıkça ihlal eden kararlara imza atmaktadır. Sulh ceza hakimliklerinin verdiği kararlar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne de aykırıdır. Türkiye’nin kayyum atamaları yüzünden AİHM nezdinde tazminata mahkum olacağını ve bunun faturasını 77 milyon vergi mükellefinin ödeyeceğini unutmamak gerekiyor...”

Son altı ay içinde ticaret mahkemeleri ve sulh ceza mahkemeleri eliyle 2000 kişinin kayyum olarak atanması ve görevlendirilen kayyumlara 5 ila 100 bin TL arasında değişen maaşlar takdir edilmesi, asgari ücretin 1300 TL olduğu Türkiye’de gençleri de heyecanlandırmış görünüyor.

More from Ufuk Sanli