Ana içeriğe atla

Nusaybin’deki çatışmalar “ikiz kardeş” Kamışlı’yı da etkiliyor

Suriye’nin kuzeyindeki Kamışlı kenti, komşu Türkiye’deki Kürt soydaşlarının güvenlik güçleriyle çatışmalarını aylardır çaresizlik içinde izliyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
508568998.jpg

KAMIŞLI, Suriye — Kuzey Suriye’nin Kamışlı ilçesinde bulunan inşaat hâlindeki beton bir binanın en üst katı geçen hafta bir grup gazeteciyi ağırlıyordu. Gazeteciler, birkaç yüz metre ötede sınırın Türkiye tarafındaki Nusaybin’i çeken bir kameranın etrafında dolanıyordu. Nusaybin’deki bombardımanı belgelemek için toplanan gazeteciler, bitmeyen patlama sesleri eşliğinde sigara ve çay içip sessizce sohbet ediyor, arada balkona çıkıp fotoğraf çekiyordu. Bu esnada bir dizüstü bilgisayardan da yaşananların görüntüsü naklen akıyordu.

Ekranda inşaat teçhizatı da görünüyordu. Gazetecilere göre bu, Türkiye’nin Nusaybin’le Kamışlı arasında ördüğü duvarı uzatmaya başladığının işaretiydi. Kamera şiddetli bir patlamanın ardından hızla yükselen beyaz dumanı yakalamak için yıkık evlerin bulunduğu bölgeye zum yaptı.

Türkiye’nin güneydoğusunda PKK sempatizanı Kürt militanlar ile güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmaları izlemek devletin koyduğu sokağa çıkma yasakları yüzünden kolay değil. Ancak Kamışlı halkı ve yerel basın, kardeş kent Nusaybin’in mahallelerinde iki ayı aşkındır süren kuşatmaya ilk elden tanıklık ediyor. Kamışlı’nın hâkim gücü Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile Suriye rejim güçleri arasındaki çatışmaların görece durulmuş olması, Kamışlı halkına Türkiye tarafındaki çatışmaları daha yakından izlemek için eşsiz bir pencere açtı.

Yerel Suriyeli gazeteciler tarafından nisanda kurulan Sessizliğe Son grubunun üyeleri, Kamışlı’daki noktalarından 12 saatlik vardiyalarla kayıt yapıyorlar. Gazeteciler Nusaybin’deki Kürt kaynaklarından bilgi alıyor, zaman zaman da Türk tarafından mermi ve tacizlere maruz kalıyor.

Al-Monitor’a konuşan Sessizliğe Son üyesi Abdülselam Muhammed, grubun amacını “dünyanın Bakur’a, yani genel olarak Güneydoğu Türkiye’ye ve özel olarak Nusaybin’e yönelik sessizliğini kırmak” şeklinde anlatıyor. Nusaybin’le Kamışlı’nın “ikiz kardeş” olarak görüldüğünü vurgulayan Muhammed “Tüm Kamışlı halkının Nusaybin’de akrabaları vardır. Herkes birbiriyle konuşuyor, birbirinden haber alıyor.” diyor.

Ölü ve yaralı sayısını kesin olarak bilmek olanaksız ama Muhammed sayının yüzlerle ifade edildiğini tahmin ediyor. İlçede mahsur kalanlar için ise yaşam koşulları vahim bir hâl almış durumda. Elektrik yok, bazı insanların yağmur suyu içtiği söyleniyor. Muhammed bazı evlerin sıra hâlinde yıkıldığını, kuşatılan mahallelerden çıkmaya çalışanların keskin nişancılar tarafından hedef alındığını anlatıyor.

Grubun derme çatma izleme noktasının hemen karşısındaki tarlada çalışan çiftçiler de çatışmaları izlediklerini, hatta Türk sınır birlikleri tarafından tehdit edildiklerini anlatıyor.

Otuz yılı aşkındır Nusaybin sınırındaki bu bölgede yaşayan çiftçi Eymed İbrahim şöyle diyor: “Çocuklarımız bize sürekli bu seslerin ne olduğunu, orada neler olduğunu soruyor. Onlara korkmamalarını, bunların çatışma sesi değil havai fişek olduğunu söylüyoruz.”

Kürt ağırlıklı Kamışlı ve Nusaybin ilçeleri köklü tarihi bağlara sahip. İbrahim çatışmalardan önce Türk sınırındaki askerlerle dostça ilişkiler içinde olduklarını söylüyor. Ancak çiftçiler vurulma korkusu yüzünden artık sınırdan uzak duruyor. Sessizliğe Son grubuna göre bazı çiftçiler Türk sınır birliklerinin hayvanları vurduğunu ve halkı tehdit ettiğini iddia ediyor.

İbrahim “Geceleri uyuyamaz olduk. Bazen gece yarısı gelen seslerden uyanıyoruz. Hayatımız cehenneme döndü.” derken yanında duran traktörün yatağında oynayan çocuklar aralıksız bombardıman sesine alışmış görünüyor. İbrahim “Korkumuz yok çünkü burada güçlü bir birliğimiz var ancak tepemize düşen kovanlardan ve mermilerden korkuyoruz.” diye ekliyor.

Sessizliğe Son grubu ve basında çıkan haberlere göre nisan başından bu yana gelen mermi ve toplar nedeniyle iki kişi öldü, en az 14 kişi de yaralandı.

Evinin önünde arkadaşlarıyla çay içen bir kadın da şöyle diyor: “Her patlama sesinde içimiz burkuluyor çünkü orası da bizim kentimiz, orada akrabalarımız yaşıyor. Sadece bir Kürt kenti olduğu için değil, orada yaşayanlar da insan olduğu için… Orayı (Nusaybin’i) savunanlar kendi hayatlarını savunuyor. Bizimkiler intikam alsın istiyoruz çünkü Türkiye her şeyi yıktı. Biz de burada, onların (Türk askerlerinin) karşısında oturup onlarla dalga geçeceğiz. Burada oturmamız da bir direniştir.”

Al-Monitor’un konuştuğu Kamışlılara göre Türkiye, halkları birbirinden ayırmak için bir duvar örüyor. İlçe sakinlerinden Abdül Bari şöyle diyor: “Erdoğan İsrail’in duvar örmesine karşıydı. Şimdi kendisi duvar örüyor. Erdoğan ikiyüzlü. Bizim irademizi yok edemezler, kıramazlar. Bu, Rojava’yı (Suriye Kürdistanı) kuşatmanın bir yolu. Avrupa’nın demokrasisi nerede? Burada kaç şehir gözlerinin önünde yok oluyor ama seslerini çıkarmıyorlar.”

Sivil Savunma Birlikleri 26 Mayıs’ta Nusaybin’den çekildiklerini açıkladılar. Örgüt bu kararın geçtiğimiz aylarda Cizre’de yaşanan sivil kayıpların tekrarlanmaması için verildiğini söyledi. Ancak çekilme kararına rağmen Nusaybin’den hâlen patlama sesleri duyuluyor.

Çekilme kararının bir gün ardından Kamışlı tarafında dayanışma gösterisi düzenlendi. Büyük hoparlörlerden Türkiye yönüne doğru devrimci Kürt marşları çalındı. Ellerinde YPG ve Rojava bayrakları ile PKK lideri Abdullah Öcalan’ın resimlerini taşıyan yaklaşık 40 kişilik grup “Yaşasın Bakur direnişi!” diye slogan attı. Bir grup çocuk ise ellerindeki mikrofonla “Eşkıya kim? Eşkıya Erdoğan!” diye bağırıyordu. Ufuktaysa fırtına Nusaybin’in bir mahallesinde yaşanan patlamanın ardından gri bir duman bulutunu taşıyordu.

More from Justin Higginbottom