Başbakan Ahmet Davutoğlu 9 Nisan’da katıldığı bir toplantıda Osmanlı İmparatorluğu’nun baş mimarı Mimar Sinan’ın neredeyse bir asırdır Türkiye tarihinde utanç vesikası haline gelen köken tartışmasıyla ilgili ilginç bir ayrıntıyı gün yüzüne çıkardı. Davutoğlu Cumhuriyet’in ilk yıllarında Sinan’ın Türk kökenli olduğunun ispatlanması için kafatasının mezarından çıkarılıp üzerinde ölçüm yapıldığını söyledi ve ardından kaybolan kafatasının bulunması için talimat verdi.
AK Parti iktidarı boyunca Cumhuriyet’in tek partili döneminde gerçekleşen bu ve benzeri ırkçı akımları zaman zaman Türkiye gündemine taşımıştı. Bu çıkışlar, tarihin ırkçı ve faşizan uygulamaları ile yüzleşmek adına bir şans olarak görülse de bugüne kadar hepsi söylemde kaldı, bir süre tartışıldıktan sonra unutulup gitti. Örneğin, 1938 yılında Dersim’de Alevilere yönelik toplu katliam da AK Parti iktidarı döneminde tarihin tozlu raflarından çıkarılıp gündeme getirilmiş ama Aleviler için tatmin edici bir durum yaşanmamıştı.
Başbakan Davutoğlu’nun Mimar Sinan’ın kafatasının bulunması için verdiği talimat aynı zamanda bir yüzleşmeye ortam sağlar mı şimdiden söylemek çok zor. Davutoğlu’nun gündeme getirdiği Sinan’ın hikâyesi ise Türkiye’yi anlamak için önemli. Mimar Sinan Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşayan ve saray, camii, medrese, kervansaray gibi 400’e yakın eser ortaya koymuş bir mimar. Onun inşa ettiği yapıların sırrı aradan geçen yüzyıllarda çözülemedi. 1588 yılında hayatını kaybeden Mimar Sinan’ın silüetini yarattığı bu topraklarda kendi kafatasına yer bulamamasının hikâyesi ise hayli hüzünlü.
Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan tarihçi Ayşe Hür 1935 yılında yani Sinan’ın ölümünden tam 347 yıl sonra mezarının nasıl açıldığını ve kafatasının alındığını şöyle anlatıyor: “Bilindiği gibi 1930'lar ırkçılığın tüm dünyada yükselişte olduğu yıllar. Türkiye'de de bu konuda araştırmalar yapılıyor. Atatürk’ün direktifleriyle kurulan Türk Antropoloji Tetkikat Merkezi, mezarlıklardan Türk, Ermeni, Rum ve Musevi gibi farklı ırki kökendeki çocuklar üzerinde karşılaştırmalı araştırmalar yapıyor. Çalışmayı yürütenlerden biri de Atatürk’ün manevi kızı Afet İnan. İnan Türklerin brakisefal Alpin ırkının mükemmel temsilcileri olduğunu göstermek üzere İsviçreli antropolog Pittard’ın himayesinde doktora çalışması yapıyor. Nitekim tam 64 bin kişiyi kapsayan bu dev ‘ırkçı’ çalışma -- ki Nazi Almanya’sında bile böylesi yapılmamıştır -- devlet desteği ile yürütülüyor. Türk Tarih Kurumu mensupları da tarihteki ünlü şahsiyetlerin ırkını merak ediyorlar. Daha doğrusu bunların Türk ırkından olduğunu peşinen kabul edip onu fiziksel kanıtlarla ispata soyunuyorlar. Sinan’ın mezarı da bu amaçla ölümünden yüz yıllar sonra 1 Ağustos 1935 yılında açılıyor.”
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.