Ana içeriğe atla

Tacizci erkeklere karşı Kampüs Cadıları!

Türkiye’deki birçok üniversitede kendilerine “Kampüs Cadıları” adını veren dövüş eğitimli kızlar tacizci erkeklere saldırıyor.
campuswitch.jpg

Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi kampüsü mart ayı sonunda sıra dışı bir olaya sahne oldu. Masada birkaç arkadaşıyla oturan E.Ç. yanına yaklaşan bir grup kız öğrenci tarafından birkaç saniye içinde kuşatıldı. Eski kız arkadaşını taciz ettiği ve cinsel saldırıda bulunduğunu haykıran kızlar, üniversiteli genci tekme-tokat dövmeye başladı. Kızlara kimse tepki göstermediği gibi E.Ç.’nin arkadaşları da olay yerinden hızla uzaklaştı. Bu sırada cep telefonlarının kameraları kayıttaydı. Olaydan hemen sonra kuşatma ve dayak anının görüntüsü sosyal medyaya düşüp izlenme rekorları kırmaya başladı.

“Bir prense asla güvenme. Mucizeye ihtiyaç duyduğunda bir cadıya bağla umudunu…” Tacize, tecavüze ve şiddete karşı kadınları düşünmeye, seslerini yükseltmeye çağıran üniversiteli kızların oluşturduğu “Kampüs Cadıları” sosyal medyada bu sloganı kullanıyor. 

Üç yıllık geçmişe ve 20 üniversitede “öz savunma” eğitimi almış yüzlerce üyeye sahip topluluğun “Erkek egemenliğinin camını çerçevesini indirene kadar durmayacağız” noktasına gelme nedeni malum: Türkiye cinsiyet eşitliğinde 145 ülke arasında 130. sırada. Ülkede yaşayan her iki kadından biri fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor. Eşitsizlik, tecavüz ve şiddet olaylarının hedefindeki kadınlar en azından üniversitelerde seslerini güçlü bir şekilde çıkararak bu duruma son vermek istiyor. Gönüllü cadılar mücadele için sahada.

Kampüs Cadıları’nın kurucularından Meral Çınar 2013 yılından beri faal olan gruplarının oluşum nedenini şöyle anlatıyor: “Ben 80 erkeğin olduğu bir sınıfta mühendislik okuyan beş kadın öğrenciden biriydim. Hocalarımız bile erkeklere hitap ederek ders anlatırdı. Bunu belaltı espriler ve küfürler izlerdi. Yurtlarda da tacizle karşı karşıya kalıyorduk. Özel güvenlikçiler kaldığımız oda numarasına göre güzel kız listeleri, Top 10 gibi sıralamalar yapıyorlardı. Bu arada Ege Üniversitesi’nde metroya giden yol karanlık olduğu için oradan geçen bütün kadınlar tacize uğruyor. Aynı sorun Mersin Üniversitesi’nde de var. İki kadın öğrenci yalnızca ışıklandırma yapılmadığı için öldürüldü. Bütün bu nedenlerden dolayı, kadınların kendilerini kampüs içerisinde özgürce ifade edebileceği bir ortam yaratmak amacıyla yola çıktık.” 

Al-Monitor’a konuşan Türkiye Büyük Millet Meclisi Eğitim Komisyonu üyesi CHP Milletvekili Prof. Dr. Gaye Usluer eylemlerin perde arkasına bakıyor: “Türkiye’de 14 yıllık AKP iktidarı döneminde öyle bir toplum oluşturuldu ki sosyal medyada parayla desteklenen ekiplerle kadınlara sözlü şiddet uygulanıyor. Kendi görüşlerinin dışındakilere imkân vermiyorlar. Kadınları nasıl hizaya getirebiliriz, düşüncesiyle utandıran politikalar izleniyor. İstenilen korkutmak, sindirmek, içe kapatmak. Üniversiteli kızların dayanışması işte buna duyulan tepkinin bir sonucu.”

Peki, erkek şiddetine şiddetle karşılık vermek doğru mu? Prof. Gaye Usluer’in önerisi şu: “İnsanlık dışı davranışa karşı ‘biz varız, korkmuyoruz, birlikte güçlüyüz’ imajı vermeleri iyi. Aynı şekilde ‘sizin kullandığınız dili biz kullanmayacağız’ demeleri gerekiyor. Ama tacizin, korkunun ana hedefi kadın. Onları eylemci hale getiren siyasi iktidar.”

Kampüs Cadıları’nın kurucularından Juliana Gözen “Bu linç kültürü falan değil, kendimizi savunmadır” diyor. Gözen, “Wen-do” adı verilen bir savunma tekniğini kadınlara ücretsiz olarak öğrettiklerini söylüyor. Meral Çınar ise “Biz sokak ortasında hiç tanımadığımız biri tarafından öldürülmemek için, tecavüze uğramamak için öz savunma öğreniyoruz” diyor.

Erkeklerin kızlar tarafından dövülme olayı sadece Dil Tarih Coğrafya Fakültesi ile sınırlı değil. Kampüs Cadıları Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Antalya’da birçok üniversitede boy gösterdi. Ancak Antalya Akdeniz Üniversitesi’ndeki bir olay tartışma yarattı.

Geçen yıl kasım ayında Güzel Sanatlar Fakültesi’nden bir kız öğrenci aynı fakültedeki S.D. isimli öğrencinin tacizine uğradığı gerekçesiyle cadılardan yardım istedi. Bunun üzerine sınıfı basan 30 Kampüs Cadısı o sırada içeride bulunmayan S.D.’yi “tacizci” olarak ilan ettikten sonra dışarı çıktı. Daha sonra kantinde yakaladıkları S.D. ile tartıştılar. Olayı sindiremeyen S.D. fakülte binası önünde intihar girişiminde bulundu. “Ben tacizci değilim. Bu lekeyi bana atanlar, alın size yaşam hakkı, istemiyorum” yazılı bir not bıraktıktan sonra karnına dört kez bıçak sapladı. Acil müdahale ile kurtarıldı.

Bu istisnai olay tedirginlik yaratsa da Kampüs Cadıları mücadeleyi sürdürmekte kararlı. Eylemler sadece erkekleri korkutmakla sınırlı değil. Kadınları aşağılayan her durumda cadılar ortaya çıkıyor. Ege Üniversitesi’nde bir özel şirketin ağda bandı sattığı stant basıldı. Cadılar bu eylemden dolayı sosyal medyada “çirkin kıllı kadınlar” diye eleştirildi. Ama Meral Çınar eleştirilerden rahatsız olmadı: “Kıllı kadınlar yorumlarına takılmadık. Bizim tavrımız o şirkete değil ürünün sunuş biçimineydi. Stantların yanında Adriana Lima maketi vardı. ‘Adriana Lima gibi olun’ dayatmasına karşı çıktık. Yoksa biz de makyaj yapıp kıllarımızı alıyoruz. Ama bir kadın kıllarını almak istemiyorsa almaz. Bunun bilinmesini istiyoruz. Kadınlar bu güzellik dayatması yüzünden hayatlarını bile kaybediyor. Kaç kadın 90-60-90 propagandası yüzünden anoreksiya hastalığından öldü.” 

Kampüs Cadıları Facebook üzerinden haberleşerek olaylar karşısında hızla organize olup tepki verebiliyor.

28 Şubat’ta Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenledikleri konferansın iptal edilmesi üzerine “kınama bildirisi” yayınlayan cadılar bildiri ile mücadelelerinin manifestosunu da ilan etmiş oldular:

  • Herkes duysun ve bilsin ki; tacize, tecavüze, şiddete, erkek egemen sisteme karşı tüm yaşam alanlarında direnmeye, kız kardeşliğin ve kadın dayanışmasının sesini yükseltmeye devam edeceğiz.

  • Bizler yüzyıllar evvel aynı korku imparatorluğunun erk zihniyetiyle yaktığınız cadıların torunları olarak, tüm baskılara ve engellemelere rağmen inatla ve cüretle cadılık yapmaya devam edeceğiz.

  • Kadınların isyanından, öfkesinden, örgütlülüğünden tir tir titreyen, iktidarın korkusuyla yüzlerce kadını kapı dışarı eden üniversite yönetimi bilsin ki, konferans salonları olmasa da sokaklar, parklar ve bahçeler bizim!

More from Tulay Cetingulec

Recommended Articles