Ana içeriğe atla

Türkiye-İran tercihli ticaret anlaşmasında hayal kırıklığı

İki ülke arasındaki alışverişi 35 milyar dolara çıkarmayı hedefleyen anlaşmanın ilk yılında ticaret hacmi 9,7 milyar dolara geriledi.
452237201.jpg

İran’a uygulanan ekonomik ambargonun kalkmasıyla ortaya çıkan iş imkânları birçok ülkenin iştahını kabartırken, Türkiye 2015 yılı başında elde ettiği özel bir imkânı dış politika yüzünden iyi değerlendiremedi. Yaklaşık 10 yıl süren müzakereler sonucunda Türkiye ile İran arasında imzalanan ve 1 Ocak 2015 tarihinde yürürlüğe giren tercihli ticaret anlaşmasında hedef iki ülke arasındaki ticaret hacmini 2015 sonunda 35 milyar dolara çıkarmaktı. Türkiye’den 140, İran’dan 125 üründe gümrük vergilerini aşağı çeken anlaşmanın yürürlüğe girdiği gün açıklama yapan dönemin Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, “Bugün Türk ve İran ticari hayatının, dostluğunun, siyasi ve ekonomik işbirliğinin çok önemli bir başlangıcıdır” demişti.

Ancak büyük umutlarla yürürlüğe sokulan anlaşmanın birinci yılında alınan sonuç tam anlamıyla hayal kırıklığı yarattı. 2014 yılında 13,7 milyar dolar olan dış ticaret hacmi, 2015 yılı sonunda 35 milyar dolarlık hedefe karşılık 9,7 milyar dolara geriledi. Böylece 2014 yılındaki 13,7 milyar dolarlık ticaretin bile 4 milyar dolar altına düşüldü. Hedeflenen 35 milyar dolar dikkate alındığında, 25 milyar dolar gibi dev bir sapma olduğu görülüyor. 2015 yılında Türkiye’nin İran’dan ithalatı 2014 yılına göre yüzde 38 gerileyerek 9 milyar 833 milyon dolardan 6 milyar 096 milyon dolara indi. İhracat ise 3 milyar 886 milyon dolardan 3 milyar 665 milyon dolara geriledi.

Yıllık 10 milyar metreküp doğal gaz alımına rağmen ithalatın düşmüş olması, Türkiye’nin İran’dan doğal gaz dışı alımlarını azalttığını gösteriyor. Tercihli ticaret anlaşması ile Türkiye’den İran’a gıda, kimya, otomotiv yan sanayi ve demir çelik ürünleri satışının artması bekleniyordu. Bu beklentinin de gerçekleşmediği anlaşılıyor.

2015 yılı dış ticaret hacminin azalması, Türkiye-İran ilişkilerinin zorunlu ürünler dışında alım yapmama noktasına doğru gittiğini gösteriyor. Çünkü 2012 yılından bu yana iki ülke arasındaki ticaret periyodik olarak azalıyor.

Ticaret hacmi, 2012 yılında ambargoya rağmen 21 milyar 886 milyon dolar düzeyindeydi. 2013 yılında 14,5 milyar dolara geriledi. 2014 ve 2015 yıllarında aşağı doğru seyir devam etti. Ama geçen yıl elde edilen 9,7 milyar dolarlık ticaret hacmi son 4 yılın en düşük seviyesi oldu.

Peki, iki ülke arasındaki ticaret neden geriliyor?

Türkiye ile İran, hem Irak’ta hem Suriye’de karşı cephelerde yer aldı. Yemen’deki olaylarda, İran-Suudi Arabistan geriliminde Türkiye’nin Suudi Arabistan’ın yanında saf tutması da İran’la siyasi ilişkileri olumsuz etkileyince, bu durum ticarete yansıdı. Yüzlerce üründe gümrük vergileri düşürüldüğü, hatta bazılarında sıfıra yakın noktaya çekildiği halde Türkiye-İran ticareti beklenen patlamayı yapamadı. Tam tersine, iki ülkenin alımları azaltarak birbirine “gizli ambargo” uyguladığı dikkat çekiyor.

Türkiye-İran ilişkileri konusunda uzman olan eski AK Parti Milletvekili, yazar Reha Çamuroğlu, ticaretin gerilemesinde Suriye politikasının etkili olduğunu söyledi. Çamuroğlu’nun Al-Monitor’a değerlendirmesi şöyle: “Türkiye’de iktidara yakın çevreler uzunca bir süredir Şiilere karşı dostane olmayan bir dil kullanıyor. Aynı şey, Beşar Esad’a karşı kullanılan dilde de görülmekte. Bu dil nedense Esad’ı mezhebiyle tanımlamayı tercih etmektedir. Aynı şekilde Suriye’de abluka altında tutulan Şii köyleri ve oralarda yaşanan insanlık dramları nedense Türkiye’nin hiç dikkatini çekmemektedir. Öte yandan Suudi Arabistan ve müttefikleriyle birlikte oluşturulduğu iddia edilen ‘İslam ordusu’ her nedense tümüyle Sünnilerden oluşmakta ve rahatlıkla ‘İslam’ adını kullanabilmektedir. Son olarak Suudi Arabistan’da Ayetullah Nimri’nin idam edilmesi ve Türk Dışişleri Bakanlığının ‘kendi iç işleridir’ diyerek örtülü biçimde Suudi Arabistan’ı koruyan açıklaması İran’la Türkiye’nin ilişkilerini soğutucu etki yapmıştır.”

İran yönetiminin ekonomik ilişkilerinde siyasi ilişkilerin önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Reha Çamuroğlu şöyle devam etti: “İran ekonomisinde devletin etkisi büyüktür. Dolayısıyla devletin kararları alış-veriş ilişkilerine doğrudan yansır. Türkiye-İran ilişkiler onarılamazsa bu rakamlar daha aşağı inecektir. Ambargoların kalkması ile birlikte İran’ın ticaret seçeneklerinin arttığı unutulmamalıdır.”

Çamuroğlu, İran’la ticarette nakliye avantajı bulunduğunu belirterek “Eğer Suriye ve Irak’ta İran’la ortak çıkarları dikkate alan bir politika oluşturulabilse yeniden 20 milyar dolarlık hacmi yakalamak mümkün olabilirdi” dedi.

Peki, bundan sonrası için umut var mı?

İran’a tarım makinaları satan Tesmec isimli İtalyan firmasının Türkiye’deki temsilcilerinden Mete Develioğlu 1 ay içerisinde İran’da 5 toplantı yaptıklarını belirtti. Develioğlu, Al-Monitor’a şu bilgiyi verdi: “İran, Türkiye’nin GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) bölgesinde yaptığı gibi büyük tarım arazilerinin tuzunu azaltıp verimini artırmaya çalışıyor. Ayrıca fiber optik alanında 10 bin kilometre kablo döşemek için ihale yapılacak. Türkiye bu alanlarda işbirliği imkânı bulabilir.”

Mete Develioğlu’nun bir de uyarısı var: “Ambargonun kalkmış olması ilk bakışta avantaj gibi görünse de Türkiye’nin şansını azaltabilir. Çünkü İran’ın kapısında bekleyen çok ülke var. Herkes iş almaya çalışıyor ve İran Avrupa’ya sıcak bakıyor.”

Start your PRO membership today.

Join the Middle East's top business and policy professionals to access exclusive PRO insights today.

Join Al-Monitor PRO Start with 1-week free trial