Ana içeriğe atla

İstanbul’da mülteciler için sahte pasaport piyasası

Avrupa’ya mülteci olarak giden Iraklılar sığınma hakkı alabilmek için para karşılığında sahte Suriye pasaportları ediniyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Christian Syrian refugee Ghassan Aleid displays his Syrian passport at a terminal at the Charles-de-Gaulle Airport in Roissy, France, October 2, 2015. After the efforts of the mayor of Le Mans and a family member, a doctor residing in Le Mans, France accorded travel visas, requested a year ago, for the family who fled the conflict in Syria.   REUTERS/Stephane Mahe - RTS2S8H

BAĞDAT, Irak — Akdeniz üzerinden kaçak olarak Avrupa’ya gitmek isteyen Arap göçmenlerin ana duraklarından biri İstanbul. Uluslararası Göç Örgütü’nün 22 Aralık tarihli araştırmasına göre 2015’te Avrupa’ya ulaşan 1 milyon insanın çoğu Akdeniz üzerinden geldi. Bunların yüzde 50’si Suriye uyrukluydu. Yüzde 7’si de yani yaklaşık 70 bin kişi Iraklıydı.

Haydar Iraki takma ismiyle anacağımız kişi de Avusturya’da yaşayan bir arkadaşının tavsiyesi üzerine Suriye vatandaşı gibi görünmek için Suriye pasaportu peşinde. İki hafta süren yoğun araştırmalar sonucunda Türkiye’de yaşayan dostlarının yardımıyla İstanbul’da Suriye belgeleri satan bir Suriyeli bulmuş. Bu kişinin aracılığıyla 1250 dolar karşılığında bir Suriye pasaportu edinmiş. Suriyeli aracı bunu ilk defa yapmıyormuş, Iraki’ye anlattıklarına göre daha önce de yedi Iraklı aileye ve bazı genç Iraklı erkeklere Suriye pasaportu satmış.

Al-Monitor’un telefonla ulaştığı Iraki şöyle diyor: “Irak’ta sosyal medyadan ve çevremden Suriye vatandaşlarının Avrupa Birliği’nde gördükleri sempati nedeniyle sığınma hakkı alma şanslarının daha yüksek olduğunu duydum ve Suriye pasaportu aramaya başladım. Bir arkadaşım onlarca genç Iraklı sığınmacının bu şekilde kabul edildiğini söyleyerek beni teşvik etti.”

İstanbul sokakları bunun gibi ilginç vakalar, öyküler ve tiplerle dolu. Mültecilere daha iyi bir gelecek umudu sunan ve onların kaygılarını hafifleten İstanbul’un ara sokaklarında Arapçanın her türlü şivesini, Afrika dillerini duymak mümkün. Buralar Suriyeli çeteler, kalpazanlar, denizde boğulan mültecilerin acı öykülerini anlatan rehberlerle dolu. Son iki yılda İstanbul’a giden herkes mutlaka bu öyküleri dinlemiştir.

İstanbul’da Suriye mafyasından sahte Suriye pasaportu bulmak oldukça kolay ama iş orada bitmiyor. Göçmenleri tehlikeli, zorlu bir yolculuk bekliyor.

Geçtiğimiz haziranın ortasından başlayarak temmuz boyunca süren ve İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük göç dalgası olarak kabul edilen toplu mülteci akışında 100 bini aşkın insan Yunanistan, İtalya ve Macaristan’a giriş yaptı. Bunların içinde çok sayıda Arapça konuşan Iraklı ve Afgan da kabul şanslarını artırmak için Almanya ve Avusturya’daki makamlara Suriyeli olduklarını söylediler. Yanlarında Suriyeli olduklarına dair evraklar vardı.

Iraki gibi İsmail El Fatlavi de Türkiye’de yaşayan Suriyeli bir simsarla temasa geçip üzerinde kendi fotoğrafının bulunduğu sahte Suriye pasaportu almak için anlaşmış.

Irak’tan Türkiye’ye gitme hazırlığında olan Fatlavi Al-Monitor’a şöyle konuşuyor: “Bin 500 dolara Suriye pasaportu satın aldım. Türkiye’ye varır varmaz elime geçecek.” Bu pasaportla birlikte küçük bir tekneye binerek Yunanistan’a, oradan da Almanya’ya geçmeye çalışacağını anlatan Fatlavi, şöyle devam ediyor: “Şu an Suriye’deki vilayetlerin, önemli yerlerin isimlerini ezberliyorum. Ayrıca Arapçanın Doğu Akdeniz şivesini çalışıyorum. (…) Hangi ülkenin bana sığınma hakkı vereceği önemli değil. Tek isteğim huzur içinde yaşamak.”

Fatlavi, Avrupalı yetkililerin sahte pasaportu tespit etmemesini umuyor. Zira o durumda Irak’a sınır dışı edilir ve tüm AB ülkelerine girişi yasaklanır.

Iraklılar sığınma hakkı için Suriyelilere rakip çıksa da onlara karşı kötü bir niyete sahip değiller. Suriye halkı gibi Iraklılar da bunaltıcı ve ürkütücü koşullarda yaşıyor, insan hakları ihlallerine maruz kalıyorlar. Bu durumun Avrupa’ya göç etmek için yeterli gerekçe olduğunu düşünüyorlar.

Almanya’da Suriyeli mültecilerle gönüllü olarak çalışan Suriyeli gazeteci yazar Yara Vehbe Al-Monitor’a şu bilgileri veriyor: “İstatistiklere göre Almanya’dan sığınma isteyenlerin yüzde 20’si Suriyeli. (…) Bazı insanların kendilerini Suriye vatandaşı olarak göstermesi Suriyelilerin kabul sürecini etkilemiyor ama başvuruların inceleme süresini uzatıyor. Irak’taki mevcut güvenlik koşulları nedeniyle Iraklılar da kabul şansına sahip. Bu şansları Suriyelilerinki kadar yüksek olmasa da Doğu Avrupa’dan gelenlere göre daha yüksek.”

Al-Monitor, Fatlavi’nin yardımıyla Iraklılara Suriye pasaportu satan simsarla telefonla görüşme imkânı elde etti. Adının gizli kalması kaydıyla konuşan Suriyeli simsar şunları aktardı: “2015’in ortalarından 15 Kasım’a kadar onlarca Iraklı Suriye pasaportu ya da Suriye vatandaşı olarak sığınma hakkı almalarını kolaylaştıracak başka kimlik belgeleri için bana ve arkadaşlarıma başvurdu. (…) Biz bu insanlara sadece yardımcı oluyoruz. İster Irak ister Suriye olsun herkes bir cehennemden kaçmaya çalışıyor. Bu belgelerin havaalanlarında kullanılmadığından eminiz. İnsanlar onları denizi geçerken çantalarına koyuyor ve mülteci olarak kabul şanslarını artırmak için Avrupa’daki göç makamlarına gösteriyor.”

Irak meclisinde Yerinden Edilme ve Göç Komisyonu’nun üyesi olan Lika Vardi’nin Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre AB ülkelerine ulaşan ve Irak’ın çatışma bölgelerinden geldiğini söyleyen bazı Iraklıların bile doğru bilgi vermediği tespit edilmiş ve başvuruları reddedilmiş.

Vardi şöyle devam ediyor: “Kendilerini Suriyeli mülteci gibi gösterenlerin Avrupalı makamları kandırabileceğini sanmıyorum. Suriyeli numarası yapanlar da neticede sığınma başvurusu yapıyor. Yakalandıkları takdirde kabul edilmeyebilirler. Avrupa ülkelerinin mültecilerin uyruklarını tespit etmek için kendine göre yöntemleri var. Mülteci hangi ülkeden geldiğini söylüyorsa o ülkeden kişilerin yardımıyla mültecinin şivesi teyit ediliyor, o ülke hakkında sorular soruluyor.”

Iraklılar ülkelerini tarumar eden yıkımdan kaçmak için Suriyeli mülteci kılığına girmek de dâhil her yöntemi deniyor. Bu çabalar hem büyük paralara hem de canlara mâl oluyor.

More from Mustafa Saadoun