Ana içeriğe atla

İslam Devleti gitti, Kürtler Sincar için kavgaya başladı

Sincar İslam Devleti’nden temizlendikten sonra Kürt gruplar arasında bölgeyi kimin yöneteceği kavgası patlak verdi. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
P3.jpg

SİNCAR, Irak — Sincar, Kürt ve Ezidi güçlerin düzenlediği harekât ve ABD öncülüğündeki koalisyonun aralıksız hava bombardımanının yardımıyla 13 Kasım’da hızlı bir şekilde İslam Devleti’nden (İD) temizlendi. Ancak birbirine rakip menfaat ve hedefler Ezidi ağırlıklı bölgenin gelecekteki istikrarına büyük tehdit oluşturuyor.

Çok yönlü harekâtın esas itici gücü Iraklı Kürt Peşmerge güçleri oldu. Zira Peşmerge güçleri diğer gruplardan hem sayıca hem de zırhlı araç, tank ve roketatar gibi teçhizatlar bakımından üstünler. Kürdistan Bölgesi Güvenlik Konseyi’nin 11 Kasım’da verdiği bilgiye göre taarruza 7 bin 500 kadar Peşmerge mensubu katıldı.

Bu sayıya, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde hâkim konumda olan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile birlikte hareket eden Ezidi lider Kasım Şeşo’ya bağlı Ezidi taburlar da dâhildi. Ezidi liderin kıdemli teğmenlerinden Cedan Derviş’in verdiği bilgiye göre Şeşo şu an Peşmerge saflarında yer alan ve her biri 400 ila 450 savaşçıya sahip 13 birliği komuta ediyor.

Sincar’da farklı güçler arasındaki rekabet öncelikle bölgede dalgalanan bayraklardan görülüyor.

KDP ve Peşmerge’nin başlıca rakibi Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ve onunla birlikte hareket eden Ezidi ve Suriyeli Kürt gruplar, yani Sincar Direniş Birlikleri (YBS) ile Halk Savunma Birlikleri (YPG).

Üst düzey Iraklı Kürt siyasi ve askeri isimler taarruzun karadaki ayağının Peşmerge tarafından tek başına gerçekleştirildiğini iddia etse de PKK, PKK ile birlikte hareket eden gruplar ve Ezidhan Savunma Gücü (HPE) gibi daha küçük Ezidi grupları İD’in Sincar’dan çıkarılmasında önemli bir rol oynadı.

PKK ve uzantılarının Sincar’ın kuzey girişinde, ağustos 2014’te İD’den kaçan binlerce Ezidi’ye sığınak olan simgesel dağın hemen yamacında bir üssü bulunuyor. Al-Monitor’un PKK ve Peşmerge kaynaklarından edindiği bilgiye göre Peşmerge öncülüğündeki taarruz başladığında PKK güçleri de Sincar kentinin içinde ve dışında İD unsurlarıyla çatışmaya başladı.

Ancak Al-Monitor’a konuşan Peşmerge komutanlarına göre kendi güçleri olmadan Sincar’ı almak mümkün olmazdı. Komutanlar PKK ve müttefiklerinin Sincar’ın kuzey girişi de dâhil bazı bölgelerde varlık gösterdiğini, ancak bir yıldan fazla zaman geçmesine karşın bölgeyi tek başlarına İD’den temizleyemediklerini anlatıyor. Peşmerge Komutanı Tümgeneral Gazi Salih şöyle diyor: “Taarruzun asıl cephesi Sincar’ın doğu tarafındaki cepheydi ama orada PKK güçleri yoktu.”

Resmi iddialara ve karşı iddialara rağmen muhtelif PKK ve Peşmerge kaynaklarından gelen bilgilere göre iki taraf arasında belirli bir eş güdüm, hatta sınırlı bir iş birliği söz konusuydu.

Sincar’ın Kürdistan ve PKK bayraklarının dalgalandığı tahıl silosunda savaşçılarıyla birlikte çayını yudumlayan kıdemli PKK komutanı Dilşer Harakul Peşmerge ile aralarındaki anlaşmazlığın o kadar da büyük olmadığını söylüyor.

Sincar savaşından birkaç gün sonra soğuk bir sabah vaktinde konuşan Harakul şöyle diyor: “Gittiğimiz her yerin koordinatlarını Peşmerge’ye verdik ki savaş uçaklarının hedefi olmayalım.”

Ezidi gücü YBS’yi de PKK kurdu. Harakul’un Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre Sincar bölgesinde yaklaşık 2 bin PKK ve YBS savaşçısı bulunuyor.

Harakul bu konuda şöyle diyor: “YBS güçlerine eğitim verdik. Bu bizim için bir görevdi. Yardıma ihtiyacı olan herkese yardım ederiz. Türkiye, İran, KDP ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (PUK) ile savaşarak kazandığımız uzun bir savaş tecrübemiz var. Şimdi de İD’le savaşıyoruz.”

Harakul bunları anlatırken aniden silodan ayrıldı. PKK güçleri ile Peşmerge arasında yaklaşık bir kilometre ötede gerilim çıkmıştı.

Olay şöyle yaşanmış: PKK’ye bağlı güçler İD’e ait bombalanmış bir tankı çekiciyle çekmek istemiş ama zırhı araçlar ve yüksek kalibreli makineli silahlarla donanmış Peşmerge güçleri Sincar’ın Irak Kürdistanı toprağı olduğunu ve tankı kendilerinin alması gerektiğini söyleyerek buna izin vermemiş.

Harakul olay yerine geldikten sonra bir süre daha devam eden gerginlik, eli silahlı savaşçıların olay yerine koşturmasıyla kaotik bir hâl aldı.

Harakul ve bir Peşmerge yetkilisi tankı Peşmerge’nin alması konusunda anlaştı. Anlaşma sağlanır sağlanmaz iki tarafın da yüzü güldü, savaşçılar yan yana poz vererek cep telefonlarıyla resim çekmeye başladı. Bu tablo iki taraf arasındaki ilişkinin öngörülemez doğasının bir tezahürü gibiydi.

Sincar’ın batı cephesinde savaşan bir Peşmerge yetkilisi de Peşmerge güçleri ile PKK arasında sınırlı da olsa bir eş güdüm olduğunu doğruluyor. Harekât sırasında birkaç yüz askerden oluşan bir birliği komuta eden ve konunun hassasiyeti nedeniyle isminin açıklanmasını istemeyen Peşmerge subayı şöyle diyor: “Benim birliğimin ilerlediği bölgede PKK’li yoktu. Ama bazı bölgelerde bizim güçlerimizle birlikteydiler. Aramızda karşılıklı anlayış var ve inşallah bir sorun çıkmayacak.”

Peşmerge ve PKK’nin dışında Sincar’da savaşan bir diğer grup da HPE’ydi. Eskiden Sincar Savunma Gücü olarak bilinen HPE’nin lideri Haydar Şeşo, Kasım Şeşo’nun yeğeni ama siyaseten amcasına zıt bir kampta yer alıyor.

Haydar Irak Hükümeti ile İran tarafından desteklenen ve silahlandırılan Halk Seferberlik Birlikleri’ne katılması için birkaç ay Bağdat’tan para aldı. Ancak nisanda KDP’ye bağlı güvenlik güçleri tarafından tutuklandıktan sonra bu iş birliğine son verdi. Kasımda ise PKK destekli YBS ile ittifak kurduğunu anlatan Haydar Al-Monitor’a bu ittifakın da yalnızca birkaç gün sürdüğünü söylüyor.

Ağustos 2014’teki İD taarruzunun ardından örgüte karşı yerel Ezidi direnişine önderlik eden Haydar, kendisine bağlı 3 bin kişinin nisandan bu yana para almadığını ve gönüllü olarak savaştığını anlatıyor: “Bize güçlerimizin Peşmerge saflarına katılacağına dair söz verilmişti ama bu maalesef olmadı. Umuyoruz bu sözler gerçekleşir.”

İD 2014’te Sincar’a saldırdığında mevzilerini terk eden Peşmerge güçleri, cihatçı örgütün Ezidi azınlığına karşı hunharca suçlar işlemesine yol açtı. Bu felaketle birlikte Kürdistan Bölgesi Başkanı olarak görev süresi dolduğu gerekçesiyle başkanlığı şu an tartışma konusu olan Mesud Barzani’nin KDP’si ile bazı Ezidi kesimler arasında çatlaklar oluştu. KDP o günden bu yana Ezidilerle arasını düzeltmeye çalışıyor.

Bu kapsamda Kasım Şeşo gibi isimlere daha önemli görevler ve yetkiler verildi. Sincar’ın güneyinde yer alan bir düzineye yakın Ezidi ilçe ve köy hâlen İD’in elinde ama Kürtler ve Ezidiler arasında İD sonrası Sincar’ın idaresine ilişkin anlaşmazlıklar şimdiden başladı.

13 Kasım’da Sincar kenti yakınlarında bir zafer konuşması yapan Barzani, Sincar’ın Irak Kürdistanı içinde ayrı bir vilayet olması için çalışacaklarını söyledi. Sincar’ı gören bir tepede basına konuşan Barzani şöyle devam etti: “Sincar Peşmerge’nin kanıyla kurtarıldı ve hâlen her açıdan Kürdistan bölgesinin parçasıdır.”

Haydar Şeşo da Sincar’ın vilayet olmasını destekliyor. Bu sayede yoksul bölgeye daha fazla kaynak ve kamu projesi çekilebileceğini söyleyen Şeşo sözlerini şöyle noktalıyor: “Sincar halkı Kürdistan yönetimine mi, yoksa Bağdat’a mı bağlı olmak istediğine ondan sonra karar verir.”