Ana içeriğe atla

IŞİD Türk-Kürt çatışmasını körüklemeye mi çalışıyor?

Analistlere göre Diyarbakır’da ortaya çıkarılan IŞİD grubunun amacı Türk-Kürt çatışması çıkarmak. Bir başka görüşe göre ise PKK ve Hizbullah Güneydoğu’da IŞİD’e engel oluyor.
Members of Turkish police special forces take part in a security operation in Diyarbakir, Turkey, October 26, 2015. Two Turkish policemen and seven Islamic State militants were killed in a firefight after police raided more than a dozen houses in Turkey's southeast early on Monday, security sources and government spokesman Numan Kurtulmus said on Monday. The clash took place in the Kayapinar district of the mainly Kurdish city of Diyarbakir. It was the first such shoot-out between Turkish security forces an

DİYARBAKIR -- Temmuz ayından beri silah sesinin eksik olmadığı Diyarbakır’da, 26 Ekim’in ilk saatlerinde silah ve bomba sesleri yankılanmaya başladı. Aynı anda 17 farklı adrese baskın yapan anti terör timleri, bir villada dirençle karşılaştı. Villanın bahçesine giren polis timinin arasına dalan iki kişi üzerindeki bombaları patlattı. 2 polis olay yerinde yaşamını yitirdi, 5’i ise yaralandı. Bu saldırının ardından başlayan çatışma aralıklarla 6 saat sürdü.

Villanın bulunduğu Kayapınar ilçesi sakinleri saatlerce silah seslerini dinledi. İnsanlar operasyona çok da dikkat kesilmedi. PKK’ya yönelik operasyonlardan biri sandılar. Operasyon sürerken herkes birbirine aynı soruyu soruyordu “Kim bunlar?”, “Bizim çocuklar (PKK militanlarına halk arasında verilen ad) mı acaba?” Çatışmanın yaşandığı villadan tekbir seslerinin yükselmesi kafaları karıştırmıştı. Çok geçmeden sızan bilgiler kuşkuları daha da arttırdı. Villadakilerin IŞİD militanı olduğu söyleniyordu. Resmi açıklama olmadığı için kimse tam olarak inanmıyordu. 6 saatin sonunda silahlar sustuğunda geriye 7 ölü, 15 gözaltı ve harabeye dönmüş bir villa kaldı.

Diyarbakır Valiliği çok geçmeden operasyonla ilgili detayları kamuoyu ile paylaştı. Al-Monitor’un da ulaştığı açıklama şöyleydi: “Diyarbakır’da DAEŞ terör örgütü mensuplarının yakalanmasına yönelik 26.10.2015 günü sabah saatlerinde çok sayıda ev ve işyerine eş zamanlı olarak operasyon düzenlenmiştir. 7 terörist etkisiz hale getirilmiş ve 15 örgüt mensubu yakalanarak gözaltına alınmıştır.” Operasyonun IŞİD’e karşı yapıldığı kesinleşmişti. 

Bu kadar büyük bir grubun Diyarbakır gibi Kürt siyasetinin etkin olduğu bir kentte ortaya çıkması herkesi şaşırtmıştı. En çok şaşıran da bitişik evlerde yaşayanlar oldu. Hemen yan villada yaşayan Sevdet Gerkez, grubun 2 ay önce taşındığını söyledi. Al-Monitor’a konuşan Gerkez, “Durumlarından hiç şüphelenmedik. Arada bir bahçeye çıkıyorlardı. Geçenlere bahçede görünce Kürtçe seslendim ve ‘hayırlı olsun eviniz’ dedim. Beni anlamdılar. Sonra gençlerden biri Türkçe, Zaza olduğunu ve Kürtçe bilmediğini söyledi. Bazen geceleri bahçeyi kazıyorlardı. Kendi aralarında Zazaca ve sanırım Arapça konuşuyorlardı” dedi.

İlk operasyonun yapıldığı evin sahibi R.E. ise evi haziran ayında bin liraya Batman nüfusuna kayıtlı 28-30 yaşlarında bir gence kiraladığını söyledi. R.E evi kiralayan gencin evli ve 1 çocuk sahibi olduğunu söylediğini aktardı.

Operasyondan sonra kamuoyunu merak ettiği, militanların kimlikleriydi. Zira daha birkaç gün önce güvenlik birimleri 4 intihar bombacısının kimlik ve fotoğraflarını açıklamış, yakalanmaları için kamuoyundan yardım istemişti. Öldürülenler arasında bunlar var mıydı?

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgilere göre ölenlerin tamamı intihar bombacısı. Herkesi şaşırtan bilgi ise, kimliği belirlenen 5 kişinin Bingöllü olmasıydı. Adıyaman’la birlikte adı IŞİD’le en çok anılan kentti Bingöl.

Diyarbakır gibi Kürt kentinde, yine üyelerinin tamamı Kürtlerden oluşan IŞİD hücresi ne anlama geliyor? Türkiye’nin her yerinden aranan militanların Diyarbakır’da ortaya çıkması, IŞİD’in kentte örgütlendiği şeklinde yorumları beraberinde getirdi.

Bu yorumları Al-Monitor için değerlendiren, İslami çizgideki Kürtlerin oluşturduğu Azadi Hareketi’nin Genel Sekreteri Avukat Sıtkı Zilan, bu görüşlere katılmıyor. Türkiye’de 2000’li yıllarda Hizbullah’a yönelik operasyonda yakalananların avukatlığını yapan Zilan, IŞİD’in taban bulamayacağı görüşünde.

IŞİD’in PKK ve Hizbullah’tan dolayı taban bulamayacağını savunan Zilan, “PKK ve Hizbullah ve Hüda-Par’dan dolayı bulamaz. Çünkü onlar Şafii’dir, Selefi değiller. Hizbullah’ın onlara desteği yoktur. Hizbullah İran yanlısıdır ve İran etkisi bu dönemde iyi oldu. Etki Hizbullah’ı El Kaide’den uzaklaştırdı. Hizbullah’ta Kürtlük var. Pratiği yanlış olsa da Kürtlük bilinci var” dedi.

Operasyona şüpheyle yaklaşan Zilan, “Acaba bunlar eylem hazırlığındaydı, Türkiye bunu kaldıramazdı onun için mi operasyon yapıldı, yoksa gidip birkaç IŞİD’li yakalayıp dünyaya reklam yapmak mı istediler, bomba bunu sabote mi etti? İki polis ölünce sanki infaz ettiler gibime geliyor” şeklinde konuştu.

Londra Queen Mary Üniversitesi'nde doktora sonrası araştırmalarını "Doğu ve Güneydoğu'da İslamcı sivil toplum ve radikalleşme" konusunda yürüten Bingöl Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Kurt, bölgede bu yapılanmaları iyi bilen bir isim.

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Kurt, 5 militanın Bingöllü olmasına şaşırmıyor. Kurt, Adıyaman’daki “Dokumacılar” grubunun benzerlerinin Bingöl’de de olduğuna dikkat çekerek ”Bunlar bilinmeyen tipler değil. Halkla konuştum, mesela diyorlar ki ‘şurada dükkânı var falancanın’. Hatta gözaltına alınanlardan birinin bugün (28 Ekim) düğünü varmış. Millet gayet iyi biliyor, şehirde biliniyorlar. Şehirde biliniyorlarsa bunların faaliyetleri konuşuluyorsa, sıradan vatandaşın bildiğini devlet de bilir. Bingöl’de radikalizmin, cihadi Selefizmin bir temeli var zaten. Bingöl ve Adıyaman’da bu mesele sık sık dile getiriliyor. Adıyaman’da Mustafa Dokumacı olarak tanımlanan şahıs ve onun etrafında örgütlenenler var. Bingöl’de belli hücre yapılanmaları, belli kişiler etrafında vaziyetlerden bahsediliyor. Özellikle bu konuda ekstra çalışan birimlerden veya birkaç birimden bahsedebiliriz. Mesele sadece Bingöl ve Adıyaman gibi iki şehir değil. Sorulması gereken soru ‘Neden daha çok Kürtler arasında?’ Kürt meselesinin bir tezahürü ve sonucu olarak ifade etmemin nedenlerinden bir tanesi de bu. Kürt toplumu travmatik bir toplum. Tarihsel olarak çok ciddi sıkıntılar çekti. Çeşitli tepkiler nedeniyle bu tip radikal fikirler doğuyor. Haksız mağduriyet, gerici tepkiler veren oluşumlar ortaya çıkıyor ve gayet de taban buluyor. Diyarbakır’daki herkes Kürt siyasal hareketi taraftarı değil. Onlarla çelişen çatışan, onları sevmeyen oldukça ciddi bir nüfus var. Haliyle şu anda daha çok gündeme gelen Bingöl, Adıyaman ve belki Diyarbakır ama her yerde böyle bir tabanın varlığından bahsedebiliriz” şeklinde konuştu.

Ancak IŞİD’in bölgede geniş taban bulamayacağını belirten Kurt, örgütün Türk-Kürt çatışması çıkarmayı amaçladığını vurguladı. Kurt, “Taban toplumsal harekete dönüşecek taban olmaz ama hücreler olacaktır ve vardır. Hepsi yok edilmemiştir. 90’larda biraz İslami radikallikti, şimdi Selefi radikalliğe döndü. Bu tür etkiler giderek artıyor, gittikçe daha da radikalleşiyor. Yeraltına çekilip başka bir canavara dönüşüp geri geliyor. IŞİD’in stratejisi şöyle: Ulus devletlerinin kılcal damarlarını, etnik çatışmaları, dini, mezhebi çatışmaları, oradaki gerginlikleri iyi analiz edip, oradan devşirdikleri tipleri ortaya sürüp kontrolsüz şiddet, kaos ve gerginlik yaratmak. Tarafları mezhepler, din, inanç, yaşam biçimi ve etnik temeller üzerinde birbirine düşürmeye yönelik stratejileri var. Bunun için en uygun zemin ne yazık ki Diyarbakır” dedi.

Kurt, IŞİD üyelerini yer altına çekildiği yönünde bilgiler aldığını da sözlerine ekledi.

More from Mahmut Bozarslan