Ana içeriğe atla

Özgür Suriye Ordusu’nu hafife almayın

Özgür Suriye Ordusu Suriye’deki mücadelede medyanın yansıttığından daha büyük ve başarılı bir rol oynuyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
RTX1M0HG.jpg

Suriye meselesi her biri ayrı ideolojilere sahip çok oyunculu bir oyunun rehini oldu. Kimi basın kuruluşları sadece Nusra Cephesi ve İslam Devleti’nden (İD) bahsederek devrimi radikallerden ibaretmiş gibi göstermeye çalışıyor. Uluslararası basın kuruluşları da sadece cihatçı örgütlerle ilgili haberlere yer veriyor.

Devlet kontrolündeki basın ise dört yıldır devrimi görmezden geliyor, ordudan kaçan subayları bile söylemiyor. Oysa bu subaylar devrimin silahlı gücü Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) temel direği oldu. Rejim, sadece Nusra Cephesi ve İD gibi radikal örgütlerle mücadelesinden bahsediyor. Bu örgütlerin tüm Suriye topraklarını kontrol ettiği, Suriye ordusunun da gece gündüz bunlarla mücadele ettiği havası veriliyor.

Ne var ki gerçek bambaşka. Sahada gerçekten neler yaşandığını takip eden herkes Suriye ordusu ile İD arasında herhangi bir çatışma olmadığını biliyor. İD kontrol ettiği toprakları geniş arazi ve depolar için yapılan kısa süreli savaşlarla kazandı. Örgütün Suriye’nin ikinci büyük mühimmat deposunu ele geçirdiği Palmira’da da böyle oldu.

Bu arada ÖSO medyanın gündeminden tamamen dışlanmış durumda. Devrimin başlarında oluşan bu hareket, rejim kontrolünden çıkan bölgelerde sivil halkı koruyan bir orduya dönüştü. Zamanla bir savunma gücünden bir saldırı gücüne evrildi ve rejimin kontrolünde olan bir dizi bölgeyi ele geçirdi.

Son olarak İdlib ve kırsalını İD’den tamamen temizleyen ÖSO şubat sonlarında da Halep’te aynı başarıyı sergilemişti. Halep’in kuzey kırsalında bulunan Mare kenti ve eteklerindeki çatışmalar ise hâlen sürüyor. Rejim güçlerinin bölgeyi almasını önlemeye çalışan ÖSO 10 Ağustos’ta burada 30’dan fazla savaşçısını kaybetti. ÖSO’nun İD’le mücadele eden gruplarından biri olan 101. Tümen’in pek çok savaşçısı da cephede rejim ve İD’le savaşırken öldü.

Yeterli mühimmata ve bir ülkeyi yönetecek disipline sahip olan ÖSO marjinalleştirilemez. Ne var ki yürüttüğü harekâtlarda uçak kullanamadığı için hâlen bir milis gücü addediliyor. Oysa 101. Tümen hem teknik hem yapısal açıdan herhangi bir askeri birlikten farksız. Yaklaşık 2 bin savaşçıdan oluşan bu grubun saflarında Suriye ordusundan kaçan 35 komutan yer alıyor. Diğer savaşçılar da ya ordudan kaçan askerler ya da başvuru yoluyla birliğe seçilen kişiler. Birlik bir iç yasa ve tüzüklere göre yönetiliyor.

101. Tümen’in komutan yardımcısı ve Suriye ordusundan kaçan bir subay olan Mamun El Ömer Al-Monitor’a Suriye’den telefonla yaptığı açıklamada şu bilgileri veriyor: “Faaliyetlerimizi iç yasamız doğrultusunda yürütüyoruz. Liderlerin ve diğer mensupların, hatta bizimle çalışan gazetecilerin bile nasıl hareket edeceği bu yönetmelikle belirleniyor. İç yasamız, resmi savaşçılar olarak tüm mensupların görev ve yetkilerini tanımlıyor. Mensuplarımızın bizimle çalışırken ve ayrıldıktan sonra sahip olduğu haklar böylelikle güvenceye alınıyor. Şehit ailelerine tazminat ödüyoruz, çatışmada yaralananları tedavi ediyoruz. Bu, mensuplarımıza onlara her koşulda destek vereceğimiz konusunda güven aşılıyor. (...) Savaş hukukunu düzenleyen Cenevre Sözleşmelerine, tutuklularla ilgili BM insan hakları belgeleri ve anlaşmalarına uyuyoruz. Yeni gelen savaşçıları da bu kurallar hakkında bilgilendirmeye çalışıyoruz.”

Devrimin başlarında ÖSO mensupları savaş tecrübesini yalnızca rejimle girdikleri gerçek çatışmalardan edinebiliyordu. Artık ÖSO’nun kendine ait eğitim kampları var. Yeni gelenler burada deneyimli subay ve spor eğitmenleri tarafından askeri ve fiziksel eğitimden geçiriliyor.

101. Tümen Suriyeli gençlerden katılım başvuruları alıyor. Ömer ÖSO’nun saflarına kattığı gençlere bir yön kazandırdığını ve radikal örgütler tarafından kandırılmalarını önlediğini söylüyor. Ömer’e göre Suriyeli gençler bu örgütlerin gerçek ideolojilerini benimsemiyor hatta anlamıyor. Ancak örgütler gençleri kâh beyin yıkayarak kâh para ve güçle cezbederek kontrol altına alıyor, sonra da kanlı çatışmaların içine atıyor.

ÖSO’nun genç insanları ülkede tutmak ve yeteneklerinden yararlanmak istediğini söyleyen Ömer bu gençlerin ileride Suriye topraklarının bütünlüğünü korumak ve demokratik bir devlet kurmak için çalışacak ulusal bir ordunun temel direkleri olacağını belirtiyor.

101. Tümen eylül sonunda kendi kamplarında eğittiği 50 kişilik ilk savaşçı grubunu mezun etmeye hazırlanıyordu.

101. Tümen ılımlı bir grup olarak görüldüğü için uluslararası destek de alıyor. Birliğin kurucusu ve lideri Hasan Hamada eskiden Suriye hava kuvvetlerinde albay olarak görev yapıyordu. Al-Monitor’la Türkiye’de görüşen Hamada şöyle diyor: “Suriye halkının, askeri gücünü halk devrimini bastırmaya vakfeden bu suç rejimini mağlup edebileceğinden eminiz. Halk iradesinin terörizmin, radikallerin ve yabancı savaşçıların üstesinden geleceğine de eminiz. Bunları ancak Suriye halkı ortadan kaldırabilir. Biz İD’le çarpıştığımız bölgeleri bu örgütten temizledik, buralara asla dönemeyecekler. Ancak uluslararası koalisyonunun aylardır bombaladığı bölgeler hâlen terör örgütlerinin yuvası.”

Suriye hava kuvvetlerinden haziran 2012’de kaçan Hamada, kullandığı MiG 21 tipi askeri uçakla Ürdün’e geçmiş ve ülkenin kuzeydoğusundaki Kral Hüseyin Askeri Üssü’ne inerek Ürdün’den siyasi sığınma istemişti. Hamada daha sonra yine askeriyeye dönmüş ama bu sefer rejimin değil Suriye devriminin saflarına katılarak 101. Tümen’i kurmuştu.

More from Asaad Hanna