Ana içeriğe atla

Gazze’deki tarihi eserler sahipsiz bırakılıyor

Hükümetin Gazze’deki tarihi anıtlara kayıtsızlığı halkın bilinçsizliğiyle birleşince dünya çapında eserler kaderine terk ediliyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
RTR20HOA.jpg

GAZZE ŞEHRİ, Gazze Şeridi — Gazze Şeridi’nde tarihi eserlerle dolu onlarca arkeolojik alan, Kenanlılar, Firavunlar, Bizans, Roma ve İslamiyet dönemlerine ait büyük mermer ve taş sütunlar halkın ilgisini çekmiyor. İnsanlar eserlerin tarihi ve maddi değerinin farkında değil. Toplumsal bilinçsizliğin neden olduğu ihmal uzman ve araştırmacıları korkutuyor.

Gazze Şeridi’nde keşfedilmiş ve keşfedilmeyi bekleyen sayısız arkeolojik alan var. Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı’nın araştırma sorumlusu Hayam Albetar Al-Monitor’a şu bilgiyi veriyor: “Gazze antik kentler, duvarlar, kaleler ve eserlerle dolu bir arkeolojik alan. Araştırma çalışmaları yer altındaki kalıntıların yüzde birini bile kapsamıyor.”

Güneydeki Han Yunus kentinin yakınlarında yer alan El Zana pek çok arkeolojik alanın bulunduğu bir bölge. Burada toprak sahibi olan Ekrem Kaud arazisinde dolanırken pek çok kırık çanak çömleğe rastlamış ama pek ilgilenmemiş. Kaud Al-Monitor’a şöyle diyor: “Bu bölge bin yıl önce bir kentmiş. Araziyi farklı derinliklerde kazsam onlarca eser çıkar. Ama sonuçta ben bunları ne yapabilirim ki?”

Albetar ise El Zana’nın önemini şöyle anlatıyor: “Han Yunus’un kuzeydoğu bölgesi Maber El Hicret (Hicret Geçidi) olarak biliniyor. Çünkü burası Gazze’nin güney giriş kapısıymış. Bölge Kenanlılara, Perslere, Romalılara, Müslümanlara hatta Bizans köylerine ev sahipliği yapmış. Burada yaşayan halk toprağı birkaç metre kazsa birçok madeni ve toprak esere ulaşır.”

Bölgeyi ziyaret eden Al-Monitor muhabiri, halkın birçok antik sütunu değerinden bihaber evlerin girişine diktiğine ya da saksı olarak kullandığına tanık oldu. Ancak kalıntıların büyük kısmı hâlen yer altında.

Amatör bir antikacı olan Filistinli gazeteci Saadettin Askul şöyle konuşuyor: “Bu bir delilik. Yer altındaki hazineler öylece duruyor, yer üstündekiler ise evlerde süs olarak kullanılıyor. Öte yandan eserleri satarak ya da uluslararası müzelere kiralayarak servet yapan insanlar da biliyorum.”

Al-Monitor, keşişlerin babası olarak bilinen Aziz Antuan’ın müritlerinden Aziz Hilarion’un adını taşıyan manastırı ziyaret etti. Manastır Gazze Şeridi’nin iç kesimlerinde Tel Um El Amr’da bulunuyor. 329 yılında inşa edilen ve Orta Doğu’nun en eski manastırlarından bir olan Aziz Hilarion Manastırı’nda Demir Devri, Bizans, Roma ve İslamiyet sonrası dönemlere ait mezarlıklar, sütunlar, mozaikler, mermerler ve bir kilisenin kalıntıları var. Manastırın içinde Hilarion’ın tabutunun kalıntıları da bulunuyor. Buradaki kazı çalışmaları kazıyı yapan Fransız uzmanların 2014’te Gazze’den ayrılması üzerine durdu.

Albetar manastıra ilişkin şu bilgileri veriyor: “Filistin Yönetimi 1995’te UNESCO’nun desteğiyle Kahire’deki Fransız Doğu Arkeolojisi Enstitüsü’yle bir anlaşma imzalamıştı. Fransız uzmanlar manastırın mozaik tabanını, hizmet ve yaşam alanlarını ortaya çıkardılar. Ancak Hamas’ın 2007’de Gazze Şeridi’ni ele geçirmesiyle çalışmalarını durdular ve Hamas’a bağlı bakanlıkla çalışmayı reddettiler. Ayrıca İsrail bilim adamlarına Gazze Şeridi’ne giriş izni vermedi.”

Manastırın yakınlarında oturan çoban Ammar Şalat bölgenin pek ilgi çekmediğini anlatıyor: “İnsanlar buraya pek nadir gelir. Yıllar önce gelen yabancı heyetler hariç bölge kimsenin ilgisini çekmiyor. Şimdi siyasi durum yüzünden yabancılar da gelmez oldu.”

Kudüs Açık Üniversitesi’nde tarih dalında öğretim üyesi olan Reşat El Madani halkın tarihi eserlere ilgisizliğini eserlerin bakımsız bırakılmasına ve okullarda bilinçlendirme çalışmalarının olmamasına bağlıyor. Al-Monitor’a konuşan Madani şöyle devam ediyor: “Gazzelilerin karşılaştığı günlük sorunlar yani işsizlik, savaş, olumsuz siyasi şartlar bu ilgisizlikte büyük rol oynuyor. Ayrıca Gazze’ye uygulanan abluka da turizmi engelliyor. Abluka tarihi öldürdü.”

Ancak genel ilgisizliğe rağmen kimi şahıslar yetkililerin ve halkın gözünden ırak kaçak kazılar yaparak çıkardıkları eserleri çalıyor. Turizm ve Tarihi Eserler Bakan Yardımcısı Muhammed Hella Al-Monitor’a şu bilgileri veriyor: “El altından yapılan kazılar var. Bakanlık bu konuda Gazze’deki Genel Soruşturma Birimi’yle iş birliği yapıyor. El koyduğumuz pek çok tarihi eser var ancak henüz bu işin önüne geçemedik. Örneğin Refah’ın güneybatısında yer alan Tel Refah arkeoloji alanında bir vatandaştan değeri bir milyon doları bulan bir Roma testisiyle bin 300 sikkeyi ele geçirdik.”

Hella tarihi anıtlara yönelik ihmali ve halkın bilinçsizliğini değerlendirirken kazı çalışmaları, tarihi mirasın özel koruma altına alınması, bilinçlendirme kampanyaları ve yeni müzeler açma konusunda ulusal birlik hükümetiyle ve uluslararası kuruluşlarla iş birliği yapılamadığına dikkat çekiyor.

Filistin hükümeti tarihi eserleri tek bir çatı altında toplayamasa da Gazze’deki bazı insanlar topladıkları yüzlerce eserle kendi müzelerini kurmuş durumda. Bazıları sadece eserleri korumayı, bazıları da bunları ileride uluslararası müzelerde sergileyip kazanç elde etmeyi amaçlıyor.

Han Yunus’ta kendi müzesini kuran Mervan Şahvan 30 yıl boyunca binlerce tarihi eser biriktirmiş. Kimilerini satın almış, kimilerine de kazarak ulaşmış. Geçtiğimiz yıllarda pek çok yabancı konuk Şahvan’ı ziyaret etmiş. Bunların arasında Norveç’in Filistin Büyükelçisi Hans Jacob Frydenlund, Çin enformasyon bakanı, Fransız ve İngiliz heyetleri ile bir UNESCO heyeti de varmış.

Şahvan şöyle konuşuyor: “15 dönümlük bir müze kurulması için Kuveyt’ten, Katar’dan, Fransa’dan pek çok teklif aldım ama hiçbiri gerçekleşmedi. Eğer müze kurulabilirse hem yerli halk hem yabancılar gelir. Beni burada ziyaret edenlerin tümü ya gazeteci ya da resmi yetkililer. Yerli halktan kimse kapımı çalmıyor.”

Muazzam arkeolojik zenginliğine rağmen Gazze’de devlet eliyle yapılan sadece bir müze var. Başa Müzesi isimli bu ufak müze Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı’na bağlı. Gazze Şehri’nin merkezinde Tarım Bakanlığı’yla birlikte bir kamu binasının içinde yer alan müze ufak bir apartman dairesinde hizmet veriyor. Bakanlık verilerine göre müzeyi 2015’in başından bu yana 6 bin kişi ziyaret etmiş.

Bu makale Ağustos 2015'teki Orta Doğu'nun kültürel mirası yazı dizimiz kapsamında yayımlanmıştır. Yazı dizisinde yer alan diğer makalelere buradan ulaşabilirsiniz.

More from Moath al-Amoudi